6. Hukuk Dairesi 2025/487 E. , 2025/1361 K.
\n\"İçtihat Metni\"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ\t: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI\t: 2024/991 E., 2024/2181 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ\t: Söke 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI\t: 2023/221 E., 2024/40 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 2016 yılı Ekim ayında kooperatif üyelerinin bir kısmına hisselerine düşen taşınmazların teslim edildiğini öğrendiğini, kendisine tebliğ edilen parasal yükümlülükleri eksiksiz olarak yerine getirdiğini, davalı kooperatif tarafından gönderilen ihtarname ile 2007 yılında taşınmazların dağıtımı için kura çekileceğinin kendisine bildirildiğini, ancak kooperatifin yükümlülüklerini tam olarak yerine getiremediğini, usulsüz ihraç kararları ile haksız menfaat elde edilmeye çalışıldığını belirterek, kooperatif üyeliğinin tespiti ile hissesine tekabül eden taşınmazın teslimine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının parasal yükümlülüklerini yerine getirmemesi sebebiyle hakkında kooperatif üyeliğinden ihraç kararı verildiğini, davacının alınan karara itiraz etmediğini, hak düşürücü sürenin geçmesiyle kararın kesinleştiğini, davanın yasal süresi içinde açılmadığını, davacının ödemeleri de zamanında yapmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 21.06.2006 tarihli ve 03216 yevmiye numaralı ikinci ihtarnamenin davacının kooperatife beyan ettiği adresine yollandığı ve davacıya usule uygun olarak tebliğ olmadığı, davacının 2005 yılı Olağan Genel Kurul toplantısı dışında toplantılara katılmadığı ve ihraç kararından sonra 09.04.2007 tarihinde 1.000,00 TL, 24.05.2007 tarihinde 1000,00 TL aidat ödemesi yaptığı, bununla beraber davacının 09.04.2007 tarihinde son aidat ödemesinden sonra dava tarihine kadar yaklaşık 10 yıl boyunca hiçbir şekilde kooperatifle iletişime geçmediği, herhangi bir ödeme yapmadığı, aidat borcu olup olmadığını sorgulamadığı, herhangi bir toplantıya katılmadığı, kooperatifle hiçbir suretle iletişim kurmadığı, dava tarihi itibariyle de halen kooperatife borçlu olduğu, bu nedenle davacının kooperatif üyeliğinden zımnen vazgeçtiği, eldeki davayı açmasının dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekilinin temyiz dilekçesinde:
a. 30.11.2023 tarihli bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere 1. ihtarname, 2. ihtarname ve ihraç kararının içeren ihtarnamenin usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğini,
b. İhraç kararından sonra davacının aidat ödemesi yapmaya devam ettiğinden, davacının kooperatif üyeliğinin devam ettiğine karar verilmemesi gerektiğinin 22.08.2019 tarihli bilirkişi raporunda da tespit edildiğini, bilirkişi raporlarına rağmen davanın reddine karar verilmesinin dosya içeriğine uygun düşmediğini, davacının mağdur olduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, kooperatif üyeliğinin tespiti istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Davacıdan alınması gereken harç peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.04.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Dava kooperatif üyeliğinin tespiti ve hisseye tekabül eden taşınmazın teslimine karar verilmesine ilişkindir.
Davalı taraf cevap dilekçesinde davalının ihraç kararı bulunduğu belirtilmiş ancak bu iddia ispat edilememiştir. Dosya kapsamına göre de ihraca ilişkin ikinci ihtarnamenin usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda davacı usulüne uygun olarak ihraç edilmediğinden kooperatif üyeliğinin devam ettiği konusunda bir tereddüt bulunmamaktadır.
Her ne kadar yerel mahkemece davacının 09.04.2007 tarihinde son aidat ödemesinden sonra kooperatifle hiç iletişime geçmediği ve bu nedenle kooperatif üyeliğinden zımnen vazgeçtiği kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş ise de davalı taraf davanın hiçbir evresinde bu şekilde bir savunmada bulunmamıştır. Kamu düzenine ilişkin bir yönü de bulunmayan ve davalının da hiçbir şekilde savunmasında ileri sürmediği bir hususun mahkemece resen dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi usulen mümkün değildir.
Kooperatif ortaklığından çıkma Kooperatifler Kanununun 10. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Kanunun 12. Maddesi gereğince, çıkış, ancak bir hesap senesi sonu için ve en az 6 ay önceden haber verilerek yapılır. Anasözleşmede daha kısa bir süre belirtilip hesap senesi içinde çıkışa müsaade edilebilir. Kanunun 16. Maddesinde de kooperatif ortaklığından çıkma ve bunun koşulları düzenlenmiştir.
Kanunun ortaklıktan çıkma ve çıkarılmaya ilişkin hükümleri içerisinde ve başka maddelerinde ortaklıktan zımni çıkmaya ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Kooperatif hukuku gerek kooperatifi gerek üyeleri gerekse bu kurumu korumak için açık düzenlemeler getirmiştir. Bu açık düzenlemelere rağmen zımni üyelik kaybının kabulü mümkün değildir.
Kooperatif üyeliği aynı zamanda üyenin mülkiyet hakkına dayanır. Mülkiyet hakkı Anayasanın 35. Maddesi ile güvenceye alınmıştır. Anayasanın 35. Maddesi gereğince mülkiyet hakkı ancak kanunla sınırlanabilir. Anayasa gereği ancak kanunla sınırlanacak olan bir hakkın zımni kabulle kaybını kabul etmek mülkiyet hakkının ihlali olacaktır.
Kooperatifler kanunen bir takım organlara sahip olup yine kanunen bu organların bir takım yükümlülükleri yerine getirmesi gerekir. Kooperatif üyesinin aidat borcunun tahsilini sağlamak ve bunun ödenmemesi halinde gerekli işlemleri yerine getirerek yönetim kurulunun grevdir. Bu durum KK’nın 16/2. Maddesinde açık bir şekilde belirtilmiştir. Kooperatif yönetim kurlunun bu görevini usulüne uygun olarak yerine getirmeyip uzun süre kooperatifle irtibata geçmedi diye üyenin üyeliğinin sona erdiğini kabul etmek kooperatifler hukukunun temel mantığına uymadığı gibi hukukun temel ilkelerine de uymamaktadır.
Tüm bu hususlar dikkate alındığında davacının talebinin kabulü ile üyeliğinin tespitine karar verilmesi gerektiği düşüncemizle sayın çoğunluğun aksi yöndeki görüşüne katılmamaktayız.