6. Hukuk Dairesi 2025/4168 E. , 2026/1562 K.
\n\"İçtihat Metni\"MAHKEMESİ\t:Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI\t: 2019/238 E., 2025/4 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; dava dışı ...'in davalı kooperatifteki ... no'lu üyeliğini .... Noterliği'nin 04.12.2008 tarihli ve ... no'lu devir sözleşmesi ile ... isimli kişiye devrettiğini ...'nin de .... Noterliği'nin 09.03.2009 tarihli kooperatif hisse devir sözleşmesi ile davacıya satıp devrettiğin, davacının bu durumu ve sözleşmeyi davalı kooperatife bildirmesine rağmen devir işleminin kooperatifçe kayıtlara işlenmediğini kooperatifin yine kooperatif üyesi olan davalı ...'e 7. bloktan daire vermeyi taahhüt etmişse de, söz konusu yeri tamamlayamadığı için davacının üyeliğine tekabül eden 19 no'lu bağımsız bölümü davalı ...'e verdiğini ve tapusunun da bu davalı adına tescil edildiğini belirterek, tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, olmadığı takdirde taşınmazın rayiç değerinin tespiti ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 10.000,00 TL'nin tahsili ile davacıya verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı kooperatif vekili; davacının hiçbir zaman kooperatif üyesi olmadığını, hiçbir genel kurula katılmadığını ve aidat ödemediğini bu nedenle davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, davacının kooperatif üyesi olan ... ile aralarında yapmış oldukları 07.03.2009 tarihli tellaliye sözleşmesi ve 09.03.2009 tarihli hisse devir sözleşmesinin davalı ... bağlamadığını kooperatifin belirtilen işlemlerden resmi olarak hiçbir şekilde haberdar edilmediğini, kooperatifin muhatabının halen üye gözüken ... olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı ... vekili; taşınmazın müvekkili tarafından ferdileşme ile edinildiği tarihten sonraki tarihlerde yapılan tapu dışı sözleşmeler ile tapulu taşınmazın mülkiyetinin kazanılmasının mümkün olmadığını, davacının dayandığı sözleşmelerin üçüncü kişilerle yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 20.10.2015 tarihli kararıyla; dava dışı ...'ın davaya konu 19 numaralı daire için kooperatif üyesi olduğu, söz konusu üyeliğin 21.12.2008 tarihli ve 469 yönetim kurulu kararı ile ...'a, ...'ın aynı yönetim kurulu kararı ile ...'e, ...'in de aynı yönetim kurulu kararı ile ...'ye devredildiği, ...'nin ise bu üyeliğine .... Noterliği'nde düzenlenen 09.03.2009 tarihli Kooperatif Hisse Devir Sözleşmesi ile davacı ...'e satıp devrettiği, davalı ... temsilen . ... tarafından imzalanan tarihsiz belgede dava dışı ...'in davalı kooperatife tapu masrafı dışında borcu olmadığının belirtildiği, buna rağmen davaya konu bağımsız bölümün 22.08.2007 tarihinde ferdileşme yoluyla davalı ... adına tapuya tescil edildiği, oysa davaya konu taşınmazın dava dışı ...'ye ait olup onun da kooperatif üyeliğini noter sözleşmesi ile davacıya devrettiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin 20.10.2015 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı kooperatif vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi'nin 03.04.2019 tarihli ilamıyla; yapılan araştırma ve inceleme ile hükme dayanak alınan bilirkişi raporlarını hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olmadığı, öncelikle kura çekimine ilişkin tüm tutanaklar dosyaya getirilerek dava konusu taşınmazın kime isabet ettiğinin saptanması gerektiği, yeniden oluşturulacak mali müşavir, hukukçu ve kooperatifler konusunda uzman bilirkişi heyeti tarafından belirtilen tüm bu kayıt ve belgeler ile kooperatif kayıtları üzerinde yapılacak inceleme ile kooperatif üyeliğinin kimde olduğunun belirlenmesi, üyenin kooperatife borcu bulunup bulunmadığının tereddüte yer vermeyecek şekilde saptanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozmaya uyularak, kooperatif kayıtlarına üyelik devirlerinin sağlıklı şekilde işlenmediği, ...'ın payını kime devrettiğinin kooperatif kayıtlarından anlaşılamadığı, dosyada dava konusu taşınmaza isabet eden üyeliğin devir yapanlar arasında ilk sahibi olarak görünen ... ile ... arasında devir yapılıp yapılmadığının anlaşılamadığı, ancak 25.03.2005 tarihli yönetim kurulu kararı ile ...'ın 384 sayılı Yönetim Kurulu kararıyla 5. blok, 5. kat, 19 numaralı dairesinin üyesi olduğu, söz konusu üyeliğin ...'a, ...'tan ...'e, ...'den ...'ye, ...'nin de davacı ...'e devrettiğinin sabit olduğu, Her ne kadar davacı taraf kooperatifin başkanlarından ...'ın ...'in kooperatife tapu masrafları dışında herhangi bir borcunun bulunmadığını, tapu masrafları dışında herhangi bir ödeme talep edilecek olursa bedelin müteahhit ... tarafından karşılanacağını, hisseyi ...'in ...'ye, ...'nin ise müvekkiline devrettiğini bu nedenle kooperatife borcu olmadığını yönünde yazı vermişse de kooperatif kayıtları nazara alındığında kooperatif başkanının kooperatif kayıtlarında uygun olmayacak şekilde belge verme yetkisinin bulunmadığı ve verilen belgenin kooperatif yönünden bağlayıcılığı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kooperatif üyesi olduğunu, kooperatife borcu bulunmadığını, tapunun müvekkiline tescil edilmesi gerektiğini, eksik araştırma ile karar verildiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre; kooperatif üyeliğinden kaynaklanan tapu iptal tescil ve tazminat istemine ilişkindir.
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere mahkemece uyulan bozma kararı gereğince inceleme yapılarak hüküm verilmiş olmasına ve bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşen yönlere ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinin artık mümkün olmamasına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacı vekilinin; tapu iptal ve tescil, bunun mümkün olmaması halinde konutun rayiç değerine hükmedilmesi talebiyle açtığı terditli davada, yargılama devam ederken davalı kooperatifin 13.11.2017 tarihinde iflas etmesi üzerine dava, kayıt kabul davasına dönüşmüştür.
Kooperatifler Kanunu'nun 28. maddesine göre, Anasözleşme'de aksine hüküm bulunmadıkça kooperatiflerin, kooperatif alacaklarına karşı yalnız mamelekleriyle sorumlu oldukları belirtilmiştir. Yapı Kooperatifleri Anasözleşmesi'nin 20. maddesinde ise, her ortağın kooperatif borçlarına karşı taahhüt ettiği pay kadar sorumlu olduğu hükme bağlanmıştır. Bu hükümlere göre, özellikle yapı kooperatiflerinde, üyenin fiilen koyduğu sermaye ötesinde taahhüt ettiği pay nispetinde kooperatif borçlarından sorumlu olduğu açıktır. Bir başka deyişle üyenin koyduğu ve/veya taahhüt ettiği pay tutarı(sermaye) kooperatif alacaklılarının teminatı mahiyetindedir.
Kooperatifin iflası halinde, üyelerin kooperatif sermayesiyle ilgili nasıl bir işlem yapılacağına dair Kooperatifler Kanunu'nda açık hüküm bulunmamaktadır. Ancak 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 98. maddesinde ''Kooperatifler Kanunu'nda açık hüküm bulunmayan hallerde Türk Ticaret Kanunu'nun anonim şirkete ilişkin hükümleri uygulanır.'' hükmü gereğince TTK'nın 480/3. maddesi hükmünü kooperatiflere uygulamak mümkündür. Bu hükme göre, pay sahipleri şirkete sermaye olarak verdiklerini geri isteyemez; tasfiye paylarına ilişkin hakları saklıdır. Dolayısıyla, kooperatifin iflasına karar verilmesi halinde, kooperatifin iflas masasına kaydedilmesini isteyemezler. Zira üyelerin kooperatif sermayesi mahiyetinde ödedikleri meblağlar öncelikle ''kooperatif borçlarının'' ödenmesi için kullanılır. Şayet iflas tasfiyesi sonucunda artan meblağ kalırsa, kalan bu meblağ üzerinde kooperatif üyeleri payları oranında hak sahibi olurlar. Bu nedenlerle iflas sıra cetvelinin düzenlenmesi aşamasında üyelik aidatı olarak kooperatife konulan sermayenin masaya kayıt-kabulü mümkün değildir.
Yukarıda açıklandığı üzere, davacının kooperatif üyesi olduğu ve ödediği bedelin sermaye payı olduğu, bu nedenle davacının sermaye payını iflas masasına alacak olarak kaydettiremeyeceği dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir,
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca Mahkeme kararının gerekçesinin yukarıda izah edildiği şekilde re'sen düzeltilerek onanması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı vekilin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Açıklanan nedenlerle resen temyiz olunan kararın gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,20.04.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Dava, kooperatif üyesi tarafından açılmış, tapu iptal-tescil olmazsa bedel alacağına ilişkindir.
Mahkemece talep reddedilmiş, Dairenin sayın çoğunluğu tarafından bu kararın gerekçesi düzeltilerek onanmıştır.
Sayın çoğunluk ile aramızda oluşan uyuşmazlık, kooperatifin iflas etmesi halinde, kooperatif üyesinin alacağının iflas masasına kaydının mümkün olup olmadığına ilişkindir.
Bilindiği üzere kooperatifler tacir niteliğinde olup Kooperatifler Kanununda açık hüküm bulunmayan hallerde TTK hükümleri uygulanacaktır.
TTK nın 480/3.m.si “pay sahipleri sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler; tasfiye payına ilişkin hakları saklıdır.” Şeklinde düzenlenmiştir.
Buna benzer uyuşmazlık Yargıtay Hukuk Genel Kurulunda tartışılmış, 17.12.2025 tarihli, 2024/705E, 2025/835K sayılı ilam ile “.. Yukarıda açıklandığı üzere kooperatif; ortaklarının belirli ekonomik menfaatlerini ve özellikle meslek veya geçimlerine ait ihtiyaçlarını işgücü ve parasal katkılarıyla sağlayıp korumak amacıyla gerçek ve tüzel kişiler tarafından kurulan ortaklıklar olup, somut olayda davalı ... kooperatifinin amacı da, ortakların parasal yükümlülüklerini yerine getirmesi karşılığında kendilerine sözleşmeye uygun konut teslim etmektir.
25. Türk Ticaret Kanunu’nun 480/3. maddesinde, pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyecekleri, tasfiye payına ilişkin haklarının saklı olduğu düzenlemesine yer verilmiş ise de, anonim şirketlerin sermayenin korunmasını amaçlayan yapısı ile ortakların parasal yükümlülükleri yerine getirmek suretiyle kooperatifin amacının gerçekleştirilmesinin sağlanmasına yönelik yapısı aynı değildir. Bu nedenle TTK’nın 480/3. maddesinin somut olayda uygulanma imkânı bulunmamaktadır.
26. Sermaye şirketi ortaklığı ile kooperatif ortaklığı aynı olmayıp, kooperatiflerde ortakların amacı karşılıklı yardım ve dayanışma ile kooperatifin amacını gerçekleştirmek iken, sermaye şirketlerinde asıl amaç kâr ve kazanç elde etmektir. Bu nedenle kooperatif ortağının kendisine konut verilmemesi nedeniyle isteyebileceği tazminatın iflas masasına kaydı mümkün alacaklardan olduğunun kabulü gerekir.” Şeklinde oy çokluğu ile görüş oluşmuştur.
Diğer yandan Mahkemece, Davacı dışındaki kooperatif ortaklarına taşınmaz verilip verilmediği, üyeler arasındaki eşitliğin bozulup bozulmadığı da araştırılmamıştır.
Yukarıda açıklanan gerekçelerle, eksik araştırmayla usul ve yasaya aykırı olarak verilen kararın bozulması düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun düzelterek onama görüşüne katılmıyorum.
\t\t\t\t\t\t