1. Ana Sayfa
  2. Mevzuat Merkezi
  3. Yargıtay
  4. Yargıtay Kararları
Yargıtay Kararı

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/2235 E., 2026/621 K.

Yargıtay 18.02.2026 Sayı: 2025/2235 E. - 2026/621 K. 6. Hukuk Dairesi

6. Hukuk Dairesi 2025/2235 E. , 2026/621 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2022/505 E., 2025/83 K.

ASIL VE BİRLEŞEN DAVADA

Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

1. Asıl davada davacı vekili; müvekkili şirket ile davalı ... arasında lokal ve hamam kompleksi yapım işi sözleşmesi imzalandığını, müvekkili şirket tarafından ilave imalâtlar yapıldığını, yapılan işin kesin olarak kabul edilmesine ve bir kısım ödemeler yapılmasına rağmen özellikle fazla imalâtlara ilişkin ödemelerin yapılmadığını, müvekkili tarafından fazla imalâtların bedeli konusunda tespit yaptırıldığını ileri sürerek bilirkişi raporunda tespit edilen 176.434,76 TL'nin geçici kabul tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

2. Birleşen davada davacı vekili; müvekkili şirket ile davalı ... arasında lokal ve hamam kompleksi yapım işi sözleşmesi imzalandığını, müvekkili şirket tarafından ilave imalâtlar yapıldığını, yapılan işin kesin olarak kabul edilmesine ve bir kısım ödemeler yapılmasına rağmen özellikle fazla imalâtlara ilişkin ödemelerin yapılmadığını, müvekkili tarafından fazla imalâtların bedeli konusunda tespit yaptırıldığını, bunun üzerine açılan davada taleple bağlı kalınarak 176.434,76 TL'nin kabulüne karar verildiğini, dosyada aldırılan 27.11.2006 tarihli bilirkişi raporunda fazla imalât bedelinin 265.852,99 TL olduğunun tespit edildiğini ileri sürerek hüküm altına alınan miktar dışında kalan 89.418,23 TL'nin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

Asıl ve birleşen davada davalı vekili; davacı şirketin sosyal tesis ve hamam kompleksinin yapımında gerekli olan betonu belediye şirketi olan ...Dağıtım Ltd. Şti'den aldığını ve şirkete faizler hariç 102.409,00 TL borçlandığını ve bu borcunu ödememesi nedeniyle aleyhine icra takibi yapıldığını, davacı şirketin itirazı üzerine itirazın kaldırılması davası açıldığını ve bu nedenle bu dosyanın beklenmesi gerektiğini, davacının yaptığı işlerin dükkânlarda tavan ve duvarlarda su sızıntısı olduğundan eksik ve ayıplı işler olduğunu ve müvekkili belediyenin dükkân sahiplerine tazminat ödemek zorunda kaldığı taktirde bu zararın tazmini için işi yapan davacı şirkete rücu edebileceğini, mevcut arızaların davacı şirket tarafından giderilmesi gerektiğini ve bu konuda belediyeye karşı açılmış davaların beklenmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI

Mahkemenin 24.01.2007 tarihli kararıyla; yapılan fazla imalât ve değişikliklerin davalı ... tarafından kabul edildiği, işin bu haliyle teslim alındığı ve belediye yararına olduğu bu nedenle bilirkişi raporunda yapılan fazla imalât ve değişikliklere ilişkin işin yapıldığı tarihte müteahhit kârsız bedeli olan 265.852,99 TL'nin davacı şirkete ödenmesi gerektiği gerekçesiyle taleple bağlı kalınarak davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

1. Mahkemenin 24.01.2007 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin 16.04.2009 tarihli ilâmıyla, mahkemece davalının ayıplarla ilgili savunması incelenerek, açılan davalar da gözetilerek gerektiğinde sonucu beklenmesi, varsa ayıp tutarı davacı alacağından düşülerek hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

2. Mahkemenin 26.03.2012 tarihli kararıyla; bozmaya uyularak, sözleşme kapsamında yapılan işler değerlendirildiğinde ayıplı olduğu iddia edilip açılan tazminat davaları yönünden davacının herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı, eksik ve ayıplı olduğu belirtilen işlerin yapımının davacıya ihale ile verilen işlerle ilgisi olmadığı, bu nedenle davalının mahsup talebinin haksız olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Mahkemenin 26.03.2012 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin 13.12.2012 tarihli ilâmıyla, bozma ilâmında belirtildiği şekilde davalının ayıplarla ilgili savunmasının incelenerek, açılan davalar gözetilip gerektiğinde sonucunun beklenmesi, belirlenecek ayıp tutarının davacı alacağından düşülerek hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

3. Mahkemenin 23.01.2019 tarihli kararıyla; bozmaya uyularak, Orhangazi 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/690 Esas sayılı dosyasının sonucunun beklenildiği ve anılan dosyanın kesinleştiği, anılan dosyada davalının anılan dosyanın davacılarına toplam 48.132,84 TL ödemede bulunduğu, alınan bilirkişi raporunda meydana gelen ayıplı imalâtlar için piyasa rayiçleri ile takriben inşaat maliyet keşfinin %20'si kadar bir harcama gerektiği, bu miktarın 108.523,80 TL olduğu, toplam alacak miktarının toplam yapılan ilâve işlerin tutarından ayıplı imalât bedelinin düşülmesi sonucunda, müteahhit kârı hariç, yüklenici genel gideri dahil 157.329,19 TL olduğunun belirtildiği, bu miktardan davalının ayıp nedeniyle bekletici mesele yapılan dosyalara yaptığı toplam 48.132,84 TL ödemenin mahsubu neticesinde kalan 109.196,35 TL üzerinden davanın kabulü gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkemenin 23.01.2019 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin 12.12.2019 tarihli ilamıyla, mahkemece birleşen dosya bakımından olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulmadığı, 16.04.2007 tarihli “İbraname” başlıklı belge de değerlendirilerek açılan iki davanın talepleri incelenmek suretiyle açılan davalar hakkında hükümde karışıklığa meydan vermeyecek şekilde karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

4. Mahkemenin 19.03.2021 tarihli kararıyla; bozmaya uyularak, ibranamenin borcu sona erdiren taraf işlemi olduğu ve yine davacı tarafın ibraname altındaki imzaya bir itirazının olmadığı, ibraname metninde borcun hangi dosya alacağı için imzalandığının açık ve tartışmaya yer vermeyecek şekilde açık olduğu, bu nedenle ibraname ile davacının davalı taraftan alacağının kalmadığı ve asıl ve birleşen davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davalar yönünden ayrı ayrı karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Mahkemenin 19.03.2021 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 02.06.2022 tarihli ilâmıyla, mahkemece ibraname birleşen davadaki talebi kapsamadığından, konusunda uzman teknik bilirkişiden rapor alınarak fazladan yapılan imalâtların yapıldıkları yıl piyasa fiyatlarına göre piyasa fiyatları içerisinde KDV ve müteahhit kârı olduğundan ayrıca eklenmeksizin bedellerinin tespit edilip bu bedelden davacı yüklenicinin yaptığı işlerdeki ayıpların tespiti ile ayıpların ortaya çıkmasından sonraki makul süredeki piyasa fiyatları ile piyasa fiyatları içerisinde KDV ve müteahhit karı olduğundan ayrıca eklenmeksizin ayıp giderim bedelinin tespit edilerek mahsup edilmesi ve sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

5. Mahkemenin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozmaya uyularak, ibranamenin, asıl davada 24.01.2007 tarihinde 176.434,76 TL’nin tahsiline yönelik verilen ilk hükmün icraya konulması nedeni başlatılan takip dosyasına yönelik olduğu, dava açıldıktan sonra taraflar arasındaki ibraname ile davacının davalı taraftan alacağının kalmadığı, bu nedenle asıl davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle asıl dava yönünden karar verilmesine yer olmadığına, birleşen davaya yönelik olarak da ibranamenin birleşen davadaki talebi kapsamadığı, fazladan yapılan imalâtların yapıldıkları yıl piyasa fiyatlarına göre piyasa fiyatları içerisinde KDV ve müteahhit kârı olduğundan ayrıca eklenmeksizin bedellerinin tespit edilip bu bedelden davacı yüklenicinin yaptığı işlerdeki ayıpların tespiti ile ayıpların ortaya çıkmasından sonraki makul süredeki piyasa fiyatları ile piyasa fiyatları içerisinde KDV ve müteahhit kârı olduğundan ayrıca eklenmeksizin ayıp giderim bedelinin tespit edilerek mahsup edilmesi yönünde alınan bilirkişi raporunda alacağın 161.733,54 TL olarak tespit edildiği gerekçesiyle taleple bağlı kalınarak birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Asıl ve birleşen davada davalı vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişi raporunun hatalı ve eksik inceleme ile hazırlandığını, davacı tarafın müvekkili Belediyeyi ibra ettiğini, asıl davadaki fazla imalât bedellerinin ödendiğini fakat bilirkişi raporunda bunun göz ardı edildiğini, davacının alacağının bulunmadığını beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre asıl ve birleşen dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak talebine ilişkindir.

Dairemizin 02.06.2022 tarihli ilamıyla; birleşen dava yönünden, konusunda uzman teknik bilirkişiden rapor alınarak fazladan yapılan imalâtların yapıldıkları yıl piyasa fiyatlarına göre piyasa fiyatları içerisinde KDV ve müteahhit kârı olduğundan ayrıca eklenmeksizin bedellerinin tespit edilip bu bedelden davacı yüklenicinin yaptığı işlerdeki ayıpların tespiti ile ayıpların ortaya çıkmasından sonraki makul süredeki piyasa fiyatları ile piyasa fiyatları içerisinde KDV ve müteahhit kârı olduğundan ayrıca eklenmeksizin ayıp giderim bedelinin tespit edilerek mahsup edilmesi ve sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir.

Mahkemece bozmadan sonra hükme esas alınan bilirkişi raporlarında, fazla imalâtların yapıldıkları yıl piyasa fiyatlarına göre hesap edilen 284.283,54 TL bedelden, davacı yüklenicinin yaptığı işlerdeki ayıpların ortaya çıkmasından sonraki makul sürede piyasa fiyatlarına göre hesap edilen 122.550,00 TL ayıp giderim bedelinin mahsup edilmesi sonucu davacının alacağının 161.733,54 TL olduğu tespit edilmiştir. Asıl davada ibra edilen 176.434,76 TL’nin de hesaba katılarak inceleme yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda bozmaya uyulmasına rağmen bozma gerekleri yerine getirilmemiştir. Asıl davada ibra edilen 176.434,76 TL’nin de mahsup edilmesiyle davacının davalıdan alacağının kalmadığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda Mahkemece, yukarıda açıklanan sebeplerle davacının davalıdan alacağı bulunmadığı gerekçesiyle birleşen davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle tekrar bozulması gerekmiştir.

VII. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Asıl ve birleşen davada davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

18.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu belge hakkında bize yazın Metinde hata mı gördünüz, sorunuz mu var?
Mesaj türü

İletişim bilgileri isteğe bağlı — size dönüş yapmamızı isterseniz doldurun.

Mesajınız yalnızca ekibimize iletilir, sayfada yayımlanmaz.
Kopyalandı