1. Ana Sayfa
  2. Mevzuat Merkezi
  3. Yargıtay
  4. Yargıtay Kararları
Yargıtay Kararı

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/2021 E., 2025/3380 K.

Yargıtay 14.10.2025 Sayı: 2025/2021 E. - 2025/3380 K. 6. Hukuk Dairesi

6. Hukuk Dairesi 2025/2021 E. , 2025/3380 K.

\n\"İçtihat Metni\"MAHKEMESİ\t: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi

SAYISI\t: 2025/274 E., 2025/395 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ\t: İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI\t: 2023/894 E., 2024/5 K.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin .... Barosuna kayıtlı avukat olarak görev yaptığını ve davalı şirket yetkilisi tarafından verilen vekaletname uyarınca dava dışı şirket ile aralarında vekalet ilişkisi kurulduğunu, Avukatlık Ücret Sözleşmesi'nde ödenecek ücretin %25'lik oran üzerinden kararlaştırıldığını, sözleşmenin alt boşluğunda % 25'lik oranın şirketi temsilen davalı ...tarafından %15 olarak düzeltilerek imza edildiğini, davalının ise şirketin temsilcisi olduğunu, müvekkilinin işini gereği gibi ifa etmesine rağmen azledildiğini, müvekkilinin doğan hak ve alacaklarının ise ödenmediğini, iflas için İİK'nın 177. maddesinde sayılan 4 koşulun tamamının mevcut olduğunu, bu nedenlerle TTK'nın 238/2. maddesi uyarınca şirket ortaklarının da iflasına karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek, davalının doğrudan iflasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafa müvekkilinin bir borcunun bulunmadığını, davacının avukatlık hizmetini özenle yerine getirmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 10.01.2024 tarihli kararı ile davacının gerçek kişi davalı yönünden iddiasını TTK’nın 238/2. maddesine dayandırdığı, anılan maddeye göre icra emrinin şirkete tebliğine rağmen borç ödenmezse alacaklının, şirketle birlikte ortakların da doğrudan iflasını isteyebileceği, bu düzenlemenin uygulama alanı bulması için ilama dayalı olan bir alacağın varlığı ve ilamlı icra takibinin yapılmasının ve icra emrinin asıl borçluya tebliğ edildiği halde ödenmemiş olmasının gerektiği, davacının alacağının ilama dayalı olmadığı gerekçesiyle davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin 10.01.2024 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 30.10.2024 tarihli kararı ile davalı gerçek kişi yönünden dayandığı TTK'nın 238. maddesinin, kollektif şirkete ilişkin hükümlerin düzenlendiği kısımda yer aldığı, davalının ..... İnşaat AŞ'nin temsilcisi olduğunun iddia edildiği, anonim şirket kurucularının, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerinin ve tasfiye memurlarının sorumluluğunun TTK'nın 553. maddesinde düzenlendiği, anonim şirketler sermaye şirketi olduğundan, yöneticilerinin ve ortaklarının TTK'nın 553. maddesi hali dışında sorumluluklarının düzenlenmediği gibi şirket borçları nedeniyle iflaslarının istenebileceğine dair bir hükme ya da kollektif şirketlere ilişkin TTK'nın 238. maddesinin anonim şirketler yönünden de uygulanacağına dair bir atfa yer verilmediği, davalılar yönünden TTK'nın 238. maddesinin uygulanma imkanı bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

Bölge Adliye Mahkemesinin 30.10.2024 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, İlk Derece Mahkemesi kararında, davalının doğrudan iflasının istenebilmesi için TTK’nın 238. maddesi gereğince ilama dayalı bir alacağın bulunması gerektiği ancak ilama dayalı bir alacağın bulunmadığı gerekçesine dayanıldığı, Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddi kararında ise dava dışı şirketin anonim şirket olduğu, kollektif şirket olmadığı, davalının doğrudan iflasının istenemeyeceği gerekçesine dayanıldığı görülmüştür. Bu durumda, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi'nce, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinin tamamiyle değiştirildiği anlaşıldığından HMK’nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca davanın esasıyla ilgili olarak gerekçesi düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekirken, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi doğru olmadığı gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyulmasına davalı gerçek şahısların, yönetim kurulu üyesi oldukları şirket, anonim şirket olması, anonim şirket kurucu ortaklarının, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve tasfiye memurlarının sorumluluğu TTK'nın 553. maddesinden kaynaklandığı, bu nedenle kolektif şirket ortaklarının sorumluğuna ilişkinin düzenlenen TTK'nın 238/2. maddesinin somut olayda uygulama imkanı bulunmadığından davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken hukuki yanılgı ile ilama dayalı bir alacağın bulunmadığından TTK’nın 238. maddesi şartları gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi hatalı olduğu gerekçesi ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davacı temyiz dilekçesinde:

a. Davalının sadece yönetim kurulu üyesi değil aynı zamanda şirketin tüm mali ve ticari faaliyetlerini yöneten kişi olduğunu ve mal kaçırdığını,

b. Doğrudan iflas nedenlerinin gerçekleştiğini,

c. TTK’nın 553. maddesi kapsamında yöneticilerin şahsi sorumluluğu olduğunu beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalıların ödemelerini tatil ettiği ve hileli muamelelerde bulunduğu iddiasına dayalı 2004 sayılı İİK'nın 177. maddesi uyarınca doğrudan iflas istemine ilişkindir.

Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Alınması gereken temyiz harcı peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,14.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu belge hakkında bize yazın Metinde hata mı gördünüz, sorunuz mu var?
Mesaj türü

İletişim bilgileri isteğe bağlı — size dönüş yapmamızı isterseniz doldurun.

Mesajınız yalnızca ekibimize iletilir, sayfada yayımlanmaz.
Kopyalandı