1. Ana Sayfa
  2. Mevzuat Merkezi
  3. Yargıtay
  4. Yargıtay Kararları
Yargıtay Kararı

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2012/8888 E., 2012/12380 K.

Yargıtay 27.09.2012 Sayı: 2012/8888 E. - 2012/12380 K. 6. Hukuk Dairesi

6. Hukuk Dairesi 2012/8888 E. , 2012/12380 K.

\n\"İçtihat Metni\"MAHKEMESİ\t:Ticaret Mahkemesi

DAVA TÜRÜ\t: İtirazın iptali

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

Uyuşmazlık, kira alacağının tahsiline yönelik olarak başlatılan icra takibine itirazın iptali ve tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1-Dosya kapsamına, toplanan delillere hükmün dayandığı gerekçelere göre temyiz eden davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2-Davacı vekilinin faize yönelik temyiz itirazlarına gelince; Takibe dayanak yapılan ve karara esas alınan 1.9.2001 başlangıç tarihli, 10 yıl süreli yazılı kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmede aylık kira miktarının ilk iki yıl için 8.500 USD, ikinci yıldan sonra aylık 9.000 USD olduğu, özel şartlar 4.maddesinde ise ödemelerin en geç ayın 10.günü yapılacağı ve birbirini takip eden herhangi iki aya ait kira bedelinin zamanında ödenmemesi halinde o yıla ait kalan kira bedellerinin tümünün muaccel olacağı kararlaştırılmıştır. Bu koşul geçerli olup, tarafları bağlar. Davacı tarafından 7.1.2009 tarihinde başlatılan icra takibinde 2008 yılı Ekim ve Kasım ayları kira paralarının süresinde ödenmemiş olması nedeniyle muaccel hale gelen 143.442,90 TL kira alacağının ödeme emrinin tebliğinden itibaren uygulanacak avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi istenilmiştir. Davalı vekili kira paralarının düzenli olarak elden ödendiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile itirazın iptaline asıl alacak olan 122.274,90 TL ye takip tarihinden itibaren değişen oranlarda yasal faiz uygulanmasına karar verilmiştir.

3095 sayılı Kanunun 2. maddesinin birinci fıkrasında, bir miktar paranın ödenmesinde temerrüde düşen borçlunun, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça, geçmiş günler için 1 inci maddede belirlenen orana göre temerrüt faizi ödemeye mecbur olduğu açıklandıktan sonra aynı maddenin ikinci fıkrasında, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranı, yukarıda açıklanan miktardan fazla ise, arada sözleşme olmasa bile ticari işlerde temerrüt faizinin bu oran üzerinden istenebileceği, söz konusu avans faiz oranı, 30 Haziran günü önceki yılın 31 Aralık günü uygulanan avans faiz oranından beş puan veya daha çok farklı ise yılın ikinci yarısında bu oranın geçerli olacağı açıklanmıştır. Türk Ticaret Kanununun 21. maddesi hükmüne göre de, tacirin borçlarının ticari olması asıldır. Anılan hükümler birlikte değerlendirildiğinde, avans faizi istenebilmesi için borçlunun tacir olması ve borcun da ticari işletmesi ile ilgili olmasının yeterli olduğunu ayrıca alacaklının da tacir olması gibi bir zorunluluğun bulunmadığını kabul etmek gerekir.

Taraflar arasında 01.09.2001 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi hususunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, kira alacağına avans faizi uygulanıp uygulanamayacağı noktasında toplanmaktadır. Kira sözleşmesi taraflar arasında işyeri olarak kullanılmak üzere kiralanmıştır. TTK ‘nun 3. maddesi gereğince ticari bir işletmeyi ilgilendiren bütün muamele,fiil ve işler ticari işlerdendir. Aynı Yasa’nın 21/2. maddesi gereğince, taraflardan yalnız biri için ticari iş mahiyetinde olan sözleşmeler, kanunda aksine hüküm olmadıkça diğeri için de ticari iş sayılır. Bu açıklamalar karşısında davacı taraf ödeme emrinin tebliğinden itibaren alacağa avans faizi yürütülmesini istemiş olup davacı ve davalının tacir olması ve işin de ticari işletmeye ilişkin bulunması nedeniyle asıl alacağa davacının istemi gereği ödeme emrinin tebliğ tarihinden itibaren avans faizine hükmetmek gerekirken talebe de aykırı olarak takip tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmek suretiyle takibin devamına hükmedilmesi doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Yukarıda 2 No’lu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 27.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu belge hakkında bize yazın Metinde hata mı gördünüz, sorunuz mu var?
Mesaj türü

İletişim bilgileri isteğe bağlı — size dönüş yapmamızı isterseniz doldurun.

Mesajınız yalnızca ekibimize iletilir, sayfada yayımlanmaz.
Kopyalandı