3. Hukuk Dairesi 2026/69 E. , 2026/3262 K.
\n\"İçtihat Metni\"MAHKEMESİ\t: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI\t: 2025/718 E., 2025/2603 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ\t: İstanbul Anadolu 42. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI\t: 2024/175 E., 2025/2 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı/birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
\t1.Asıl davada davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında 03.01.2022 tarihinde noterde adi ortaklık sözleşmesi ile \"börekçilik, hazır yemek ve kafe faaliyetleri\" konulu adi ortaklık kurulduğunu, müvekkilin davalının banka hesabına ortaklık bedeli olarak havale ile değişik tarihlerde ve miktarlarda olmak üzere toplam 107.500,00 TL gönderdiğini, ancak müvekkilin iş yerine girmesinin engellendiğini, kar payı verilmediğini, müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmadığını, işlerin ilerleyişi hakkında bilgi verilmediğini, ortaklığın feshine dair ihtarname gönderildiğini, ihtarnameye cevap verilmediğini, arabuluculuğa başvurulduğunu ancak görüşmelerin olumlu sonuçlanmadığını ileri sürerek; adi ortaklığın feshine, 2022 yılına ait kâr payına reeskont faiz işletilerek hesaplanacak miktarın davalıdan tahsiline ve ortaklığın tasfiyesine karar verilmesini talep etmiştir.
\t2.Birleşen davada davacı vekili; müvekkilinin hali hazırda işleyen börekçi dükkanına davalının ortak olduğunu, adi ortaklığa ayni olarak mevcut müşteri portföyü, işletme ve tabela değeri, börek fırını ve sunumu için makina ve teçhizatları ile iş bilgisini koyduğunu, davalının ise nakdi sermaye koyduğunu, davalı tarafın adi ortaklıktan ayrılmak istediğini, müvekkilinin kabul etmediğini, davalının katılım payını tasfiye sonucu ortaklıktan isteyebileceğini, ortaklığa koyduğu sermayenin iadesi için davalının müvekkili aleyhine icra takibi başlattığını, ödeme emrinin muhtara tebliğ edildiğini, müvekkilinin haberi olmadığını, icra takibine itiraz edemediğini, takibin kesinleştiğini, müvekkilin borcunun bulunmadığını ileri sürerek; aleyhine açılan icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespiti ile davalı aleyhine tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
\tII. CEVAP
\t1.Asıl davada davalı vekili; iddiaların doğru olmadığını, sözleşmenin 8. maddesinde hesap döneminin yıl sonu olduğunun belirtildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
\t2.Birleşen davada davalı vekili; davacının haksız olduğunun asıl davada görülen adi ortaklığın feshi davasında ortaya çıkacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
\tIII. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
\tİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; börekçilik, hazır yemek ve kafe faaliyetleri hakkında taraflar arasında noterlikte düzenlenen adi ortaklık sözleşmesi ile adi ortaklığın kurulduğu, ortaklığın 03.01.2022 tarihinden başlamak üzere süresiz olduğu, tarafların bu sözleşmeyi haklı sebepler dışında tek taraflı olarak feshedemeyecekleri, sermayesinin 5,000,00 TL olup ortakların eşit sermaye koyduğu, ortaklığı idareye, temsil ve ilzam etmeye, sulh ve ibraya müşterek (çift imza ile) yetkili olunduğu, taraflar arasındaki güvenin sarsıldığından ortaklığın fesih ve tasfiyesine karar verilmesi gerektiği, tasfiye memuru mali müşavir tarafından yapılan tespitlerin denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, adi ortaklığın 2022 yılından sonra faaliyete devam etmediği, ortaklığın 2022 döneminde 7.381,15 TL zararının bulunduğu, %50 oranında ortaklık nedeniyle zarardan ortakların eşit oranda 3.690,58 TL ile sorumlu tutulması gerektiği, davacı tarafından sunulan ödeme belgelerine göre davalıya toplamda 107.500,00 TL gönderildiği, davalının bu ödeme karşılığı olarak adi ortaklığa katkıda bulunduğu yahut demirbaş aldığına ilişkin verilen kesin sürelere rağmen somut bir delil ileri sürülmediği, bu nedenle davacı tarafından gönderilen bedelin borç mahsup edildikten sonra iadesinin gerektiği, davacının aynı ödeme dekontlarına dayalı olarak ... . İcra Müdürlüğü 2022/10286 E. sayılı dosyasında takip başlattığı, icra takibinin adi ortaklığın tasfiyesi davasından önce açıldığı, alacaklının takip başlatmasında hukuki yararının bulunduğu, dosyaya sunulan ödeme dekontlarıyla birleşen dosya davalısı alacaklı olduğundan menfi tespit davasının reddine, adi ortaklığın tasfiyesine ve davacının alacağının tahsiline karar verilirken ... . İcra Müdürlüğü 2022/10286 E. sayılı dosyasındaki alacak ile tahsilde tekerrür oluşturmamak şartıyla asıl davanın kabulü ile, adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine,103.809,42 TL'nin (... . İcra Müdürlüğü 2022/10286 Esas sayılı takip dosyasındaki alacak ile tahsilde tekerrür olmamak şartıyla) davalıdan tahsiline, birleşen davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davalı/birleşen davada davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
\tIV. İSTİNAF
\tBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, davalı/birleşen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
\tV. TEMYİZ
\tA. Temyiz Sebepleri
\tDavalı/birleşen davada davacı vekili; davacının iddialarını ispatlayamadığını, adi ortaklığın tasfiyesinin hatalı yapıldığını, müvekkilinin ortaklığa ayni olarak mevcut müşteri portföyü, işletme ve tabela değeri, fırın ve börek sunumu için gerekli makine ve teçhizatları ile iş bilgisini koyduğunu, davacının ise para gönderdiğini, börekçi dükkanı halihazırda işletildiğinden ek bir makina yahut teçhizat ihtiyacının da bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydı ile paraların adi ortaklığa avans olarak gönderildiğinin kabulü halinde bile bilançoya dahil edilerek paylaştırılması gerektiğini, yargılama giderlerinin müvekkile yükletilmesinin hatalı olduğunu, adi ortaklık devam ederken yapılacak bir icra takibi ile adi ortaklığa sermaye payı olarak konulduğu iddia olunan paranın iadesinin istenmesi mümkün olmadığını, adi ortaklığın ortağı, ortaklık devam ederken ortaklığa koyduğunu iddia ettiği sermaye için alacaklı pozisyonda olmadığını, ortağın alacaklı olabilmesi için adi ortaklık için mahkemece verilecek bir tasfiye kararı olması gerektiğini, adi ortaklık devam ederken karşı yanın alacaklı sıfatı olması mümkün olmadığından takip tarihi itibariyle müvekkilin karşı yana borcu da olmadığından menfi tespit davasının kabulü gerektiğini, takip tarihi itibariyle adi ortaklık devam ettiğinden, takip tarihi itibariyle karşı yanın alacaklı, müvekkilin borçlu sıfatının olmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, asıl davada adi ortaklığın tasfiyesi, birleşen dava ise menfi tespit istemine ilişkindir.
Temyiz edilen kararın dayandığı bilgi ve belgelere, temyiz sebepleri gözetilerek yapılan incelemede, hükme esas alınan raporun denetlenebilir nitelikte olup hüküm kurmaya elverişli olduğunun anlaşılmasına göre, davalı/birleşen davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.