3. Hukuk Dairesi 2025/2645 E. , 2025/6128 K.
\n\"İçtihat Metni\"MAHKEMESİ\t: Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI\t: 2025/508 E., 2025/651 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ\t: Denizli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI\t: 2023/1382 E., 2024/948 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; dava dışı ...,.................. ile davalı şirket yetkilisi ......nın geçmişte, resmi kayıtlarda farklı olmakla birlikte müvekkili şirket, davalı şirket, dava dışı.... Ltd. Şti, .... Ltd. Şti.nin her birinin %25 pay ile ortak olduğu adi ortaklığın tasfiyesi ve varlıklarının paylaşılmasına ilişkin 30.04.2021 tarihinde taraflar arasında sözleşme akdedildiğini, davalı şirketin o tarihte piyasa değeri 206.823,25 USD TL, değeri 1.800.000,00 TL olarak belirlenmiş olan, eldeki dava tarihi itibarı ile yaklaşık değeri 6.000.000,00 TL olan iplik stokunu müvekkili şirkete teslim etmeyi taahhüt ettiğini, ancak teslim etmediğini, müvekkili şirket tarafından davalı şirkete 21.10.2021 tarihinde ihtar gönderildiğini, ihtarnamenin davalı şirkete 25.10.2021 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen davalı şirket tarafından gereğinin yerine getirilmediğini, davalı şirketin 04.11.2021 Tarihinde temerrüde düştüğünü belirterek; öncelikle sözleşmenin aynen ifası ile aynı miktar ve özellikteki ipliklerin davalıdan alınıp davacıya verilmesini, bu taleplerinin kabul görmemesi halinde ise ipliklerin dava tarihi itibarı ile piyasa rayiç değerinin tespit edilerek fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydı ile şimdilik 500.000,00 TL tutarın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunu, 31.04.2021 tarihli Adi Ortaklık Tasfiyesi Ön Protokolünün ...,........................ ve dava dışı .... arasında düzenlendiğini, müvekkili şirketin ve davacı şirketin bu ön protokolün tarafı olmadığını, müvekkili şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, müvekkili şirketin davacı şirkete bir borcu bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 31.04.2021 tarihli Adi Ortaklık Tasfiyesi Ön Protokolünün...,...................... ve .... arasında düzenlenmiş olduğu, davacı şirket ve davalı şirketin sunulan ön protokolün tarafı olmadığı, davacı şirket ve davalı şirketin ayrı ayrı tüzel kişiliğinin bulunduğu, bu suretle tarafı olmadığı bir sözleşme yönünden davacının dava açmakta aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle, davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; adi ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığından, ortaklardan biri tarafından ortaklığa karşı açılacak davaların ortakların tamamına karşı açılması, tüm ortakların davaya dahil edilmesi gerektiği, dava konusu olayda, davacı ve davalı şirketin ortakları ...,...,..., ve........ arasında %25'er eşit hisseyle adi ortaklık kurulduğu, taraflar arasında imzalanan 30.04.2021 tarihli sözleşme ile bu adi ortaklığın tasfiyesi için ön protokol hazırlanarak ortaklar tarafından imzalandığı, davaya konu istemin adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi talebini kapsadığı, ortaklık ilişkisinin devamının artık mümkün olmadığı, davacı şirket tarafından davalı şirket aleyhine açılan işbu davanın ortaklardan biri ya da birkaçı tarafından diğer ortakların tümüne karşı yöneltilmesi gerektiği, İlk Derece Mahkemesince davanın aktif husumet yokluğundan usulden reddine karar verilmesinde isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; Adi Ortaklık Tasfiyesi Ön Protokolünün tüzel kişiliklerin temsilcileri arasında imzalandığını, sözleşmenin ilk sayfasında yer alan \"Bundan sonra...,....,.... hepsi birlikte: ..... Kimya olarak adlandırılacak, ....Kimya olarak adlandırılacaktır.\" ifadesinin protokolün tüzel kişileri temsilen imzalandığını gösterdiğini, Mahkemece sözleşmenin hukuki mahiyetinin ön protokol olarak değerlendirilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Gerekçe ve Değerlendirme
Uyuşmazlık, adi ortaklığın tasfiyesine ilişkin imzalanan protokol hükmüne dayanan alacak istemine ilişkindir.
Medeni hakları kullanma ehliyetine sahip olan bütün gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine sahiptirler. Mahkemenin taraflar arasında dava konusu hakkın esası hakkında bir karar verebilmesi için, bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatlarına sahip olmaları gerekir. Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, taraflardan birinin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatı yoksa davanın esası hakkında bir karar verilemez; dava, sıfat yokluğundan (husumetten) reddedilir.
\tGörüldüğü üzere, taraf sıfatı usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu sübjektif hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunu olduğundan taraf sıfatının yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için defi değil, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülmesi mümkün ve Mahkemece de kendiliğinden nazara alınması zorunlu bir itiraz niteliğindedir.
\tUygulamada sıfat yerine genel olarak \"husumet\", davacı bakımından \"aktif husumet ehliyeti\", davalı bakımından \"pasif husumet ehliyeti\" tabirleri kullanılmaktadır.
Husumet dava şartı olup, kamu düzenine ilişkin bulunduğundan, yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmesi gereken bir husustur.
\tBu düzenlemeler ışığında somut olay incelendiğinde, dava konusu Adi Ortaklık Tasfiyesi Ön Protokolünün ilk sayfasında \"Bundan sonra...,...,..............hepsi birlikte:..... Kimya olarak adlandırılacak, ....Kimya olarak adlandırılacaktır.\" ifadesinin yer aldığı, adı geçen şahısların davacı şirket ve davalı şirketin temsilcisi olarak sözleşmeyi imzaladıkları anlaşılmaktadır.
O halde, İlk Derece Mahkemesince; tarafların davada aktif ve pasif husumet ehliyetlerinin bulunduğu kabul edilerek işin esasına girilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca yukarıda açıklanan nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.