3. Hukuk Dairesi 2025/2386 E. , 2026/701 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1606 E., 2025/735 K.
DAVA TARİHİ : 18.03.2016
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 8. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/408 E., 2024/17 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin davalılardan ... ve ... ile 28.01.2014 tarihinde yaptıkları 8 adet adi yazılı sözleşme ile bir kısım projelerin yapımı hususunda anlaştıklarını, bu sözleşmelere göre proje bedellerine karşılık gelen 1/3 oranındaki kısmı davalı ... Şirketine yatırılacağını ve her projede farklı oranlarda hak sahibi olunacağının kararlaştırıldığını, bu adi ortaklık sözleşmeleri gereğince müvekkilinin üzerine düşen edimlerini eksiksiz yerine getirdiğini, projelere maddi ve manevi destek sunduğunu, daha sonra mevcut projelerle ilgili olarak yeterli bilgi alamadığını, bunun üzerine inşaatların hali hazır durumları hakkında bilgi verilmesini içerir ihtarnameler keşide ettiğini, ihtarnamelere olumsuz yanıtlar verildiğini ileri sürerek; müvekkili ile davalılar arasında imzalanan 18.01.2014 tarihli adi ortaklık sözleşmesi gereğince adi ortaklığa ait tüm mal varlığının tespiti ile adi ortaklığa ait olup davalılar adına kayıtlı taşınmazların, ortaklık sözleşmesi gereğince müvekkilinin hissesine düşen 1/3 kısmının tapu kaydının iptali ile adına tesciline, tescil edilecek taşınmaz kalmamış veya tescil talebi uygun görülmez ise rayiç değerlerinden şimdilik müvekkili hissesine düşen 1/3 miktarının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili; ...İnşaat Ltd. Şti. tarafından gönderilen ihtarnamelerde şirketin tüm kayıtlarının ortaklarına açık olduğu belirtilerek kayıtların inceleyebileceğinin bildirildiğini, davacı kendisine açık olan kayıtları inceleme girişiminde bulunmadığını, şirket ve müvekkilleri tarafından verilen ihtarname cevaplarında dava konusu projelerle ilgili gereken tüm izahatın yapıldığını, projelerin durumları ve kâr etme ihtimallerinin bildirildiğini, müvekkillerinin, davacının tüm kötü niyetli davranışlarına hatta haksız rekabet oluşturan davranışlarına bile katlanarak şirketin devam eden projeler açısından zor günler yaşamasını engellediğini, şirketin ve ortaklarının ticari itibarlarını muhafaza ettiğini, davacı aynı tarihlerde yani ...İnşaat Ltd. Şti.ne ortak olduktan sonra ... İnşaat Ltd. Şti. isimli bir şirket kurarak, müvekkillerin ortağı olduğu şirketin ticari itibarı ve müşteri portföyünden yararlanıp menfaat temin ettiğini, şirkete zarar verebilmek için imza aşamasındaki bazı projelere de toprak sahiplerini caydırdığını, davacının bu şirketi aynı mahallede kurduğunu, şirketin projelerini sekteye uğratıp ticari itibarını zedelediğini, dava konusu olan adi sözleşmelerde yer alan edimlerinin hiçbirini yerine getirmediğini, davaya konu sözleşmelerde "tutarındaki masraflara istinaden ..., ... ve ...'ye TL ödeme yapacaktır. Bu tarihten sonra yapılacak masraflar da bu üç ortak tarafından karşılanacaktır." denilmesine rağmen, davacının ne sözleşmede yer alan bedelleri müvekkillerine ödediğini, ne de sonrada yapılan masraflara katıldığını, davacının haksız davranışları sebebiyle müvekkillerinin, 18.05.2015 tarihli ihtarnameyi düzenleyerek davacıya gönderdiğini, bu ihtarnamede ortaklık sözleşmelerinde yer alan ve davacı tarafından yerine getirilmesi gereken edimlerin hatırlatıldığını, bu edimleri yerine getirmesi için banka hesap numarası bildirildiğini, ancak davacının bugüne kadar herhangi bir ödeme yapmadığını, sözleşmelerden de anlaşılacağı üzere davacının ortaklıktan pay alabilmesinin tek koşulunun sözleşmede belirlenen ve daha sonradan ortaya çıkacak masrafların üçte birini ödemek olduğunu, davacı bunun dışında bir emek sarfetmeyeceğini, müvekkillerinin hem emeğini hem de davacının koyduğu kadar masrafı ortaklığa koyarak projelerin gerçekleşmesini sağlayacağını, davacı üzerine düşen bu yegane sorumluluğu da yerine getirmemekle esasında ortaklık sözleşmelerini de anlamsız hale getirdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; katılım payları belirlenip adi yazılı sözleşmelere konu inşaat projelerinin tamamlanması amaçlanarak taraflar arasında adi ortaklık sözleşmesinin kurulduğu, davacının ortaklığa katılım payı koyma borcunu ifa ettiğini yasal delillerle kanıtlayamadığı, davalıların ise dava açılmadan önce bu sebepten fesih iradesi ortaya koymadığı, bu durumda davacının tasfiye sırasında katılım payını taahhüt ettiği oranda alamayacağı gözetilerek, davacının koyması gereken katılım payı tutarının davalı gerçek kişiler yararına değerlendirilmesi suretiyle tasfiyenin yapılması gerektiği 09.01.2020 tarihli bilirkişi ek raporu ile söz konusu projelerden yalnızca 23 parsel sayılı taşınmazda inşaat faaliyetinin bulunduğu ancak müteahhidin ... İnşaat olduğu, davalılar ile ilgisinin tespit edilemediği bildirildiği, sözleşmeye konu projelerin gerçekleştirilememiş olması ve aksinin davacı tarafça ispatlanamamış olmasıyla adi ortaklık sözleşmesinin koşulunun da gerçekleşmediği, dava tarihi itibariyle tasfiyeye konu gayrimenkul bulunmamakla adi ortaklık sözleşmesinin hüküm ifade etmediği, davacının katılım payı getirmediği, fikir ve eylem birliği içerisinde ortak amaç için çaba gösterilmediği, en önemlisi de ortaklığın paylaşılacak değerinin bulunduğunun ispat edilemediği gerekçesiyle; ...İnşaat Ltd.Şti. yönünden açılan davanın husumetten reddine, diğer davalılar yönünden esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dayanılan sözleşmelerde proje bedellerinin ortaklar tarafından eşit olarak ödeneceğinin kararlaştırıldığı, davacı tarafça proje bedeli ödendiğinin kanıtlanamadığı, yapılan ödemenin borç açıklamasıyla şirket hesabına yapılmış olduğu, dayanılan sözleşmelerin gerçek kişiler arasında adi ortaklık hükmünde olduğu, katılım payının istenmesi ile sözleşme gereği kazancın istenilmesinin adi ortaklığın tasfiyesi talebini de kapsadığı, sözleşmeler gereği ödeme yapıldığı ve projelerin gerçekleştirildiği iddialarının davacı tarafça kanıtlanamadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; ön inceleme duruşmasının yargılama boyunca yapılmadığını, görevsizlik kararı verilen İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/293 Esas sayılı dosyasında tarafların delillerini ancak ön inceleme aşamasında tamamlayabileceklerine karar verildiğini ve bu tensip dışında taraflara tüm delillerini açıklamak ve bildirmek üzere yargılama boyunca süre verilmediğini, görevsiz mahkemede yapılan ilk celsede ön inceleme yapılmaksızın görevsizlik kararı verildiğini, ön inceleme duruşması yapılmadığından tanıklar bildirilemediğini, ihtarnamelerde ortak sıfatıyla yer alan müvekkille davalı ... Ltd. Şti. müdürü olan diğer davalı ... arasında, şirket ortaklığına iş ve işleyişine ilişkin bir takım anlatımlar bulunduğunu, davalı ... tarafından, müvekkilin ortak sıfatıyla yer almakta olduğu ... aleyhine limited şirket müdürlerinin bağlılık yükümlülüğü ve rekabet yasağı ilkeleri gereğince, davacının ortağı olduğu şirket aleyhine haksız rekabet oluşturacak şekilde yaptığı iş ve işlemlerin de haksız rekabet hükümleri çerçevesinde tazminat olarak değerlendirilebileceğini, taraflar arasında akdedilmiş ve imzası ile içeriği inkar edilmemiş sözleşmelerin ve eldeki davanın; borçlar hukuku kapsamında sonuca katılmalı sekiz adet ödünç sözleşmesinden kaynaklı, banka dekontlarıyla sabit olmak üzere sözleşmelerde yer alan müvekkile ait edimler ifa edildiği halde, hukuki nitelendirmenin ödünç sözleşmesi olarak ele alınması halinde esasen toprak sahibi veya proje ismiyle yazılı dava konusu taşınmazların davalılar adına olup olmadığının da bir öneminin bulunmadığını, esas olanın, karşılıklı borç yükleyen sözleşme hükümlerine göre müvekkilin zararı ve davalı edimlerinin ifa bedeli olduğu veya davalıların sözleşmelerdeki kendi edimlerini ifa etmemeleri nedeniyle, edimlerin ifası yerine geçen alacağın tahsilinin talebi olarak değerlendirilebileceğine ilişkin görüşe de katıldıklarını, usul kuralları ve taleple bağlı ilkesi gereği mahkeme, önüne gelen uyuşmazlıkta tarafların talepleriyle bağlıysa da, dava konusu ihtilafa uygulanacak hukuk kurallarının takdiri yönünden taraf talepleriyle bağlı olmadığını, uyuşmazlıkta, adi ortaklıktaki taleplerinden bağımsız olarak davacının yaptığı ödemeler bulunduğunu, banka kanalıyla yaptığı ödemelerin sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamında tazmin edilmesi gerektiğini, ortaklık sözleşmelerinde bahsi geçen taşınmazlara ilişkin tapu pasif kayıtlarına bakıldığında, davalılar tarafından bir dönem için bile geçerli olsa hissedar ve malik olunduğunu, bu sebeple de söz konusu tapuların muvazaalı şekilde üçüncü kişilere devredilip devredilmediği hususlarının araştırılmadığını, davacı adına .... Katılım ve ...Bankası banka kayıtlarıyla, dava konusu sözleşmelerde yazılı ödeme borcunu yerine getirdiğini özellikle taraflar arasında imzalanan sözleşmelerin tarihleri, yapılan ödemelerin tarihleri ile yine dosya kapsamında bulunan ihtarnamelerin keşide tarihleri kronolojik olarak göz önüne alındığında, ödemelerin adi ortaklığa ya da taraflar arasındaki sözleşmeler için yapıldığının anlaşılacağını, ortada bir adi ortaklık tasfiyesi durumu değil, kurulan ortaklık çerçevesinde davalılar tarafından sebepsiz zenginleşme teşkil eden devir eylemlerle, bazı inşaat projelerinin tamamlanmasına, hatta yukarıda zikredilen taşınmazların bazılarının apartman isimlerinde doğrudan davalı şirketin adının dahi bulunmasına rağmen, dava konusu taşınmazlara yönelik keşif ve bilirkişi incelemesinin yerel Mahkemece yapılmadığını, dosya kapsamına tanzim edilen bilirkişi raporlarında, yukarıda anlatılan hususların değil, yalnızca sehven celbedilen tapu kayıtlarına yönelik keşif ve bilirkişi incelemesinin yapıldığını, sonraki tarihlerde tanzim edilen bilirkişi raporlarında ise yalnızca dosya üzerinden inceleme yapıldığını, söz konusu taşınmazlara ilişkin inceleme yapılmadığı hususunun da davacı tarafından dosyaya sunulan 23.03.2021 UYAP tarihli beyan dilekçesi ile müteakip dosya safahatinden açıkça anlaşılabileceğini, dekont açıklamalarında "borç" ibaresinin yazmadığını, derece mahkemelerince davacının yapmış olduğu ödemelerin akıbetinin araştırılmaksızın, yalnızca dekont açıklaması bulunmaması üzerinden "borç" hükmünde gönderildiğinin kabul edildiğini, söz konusu banka hesaplarında diğer davalıların ödemelerinin bulunup bulunmadığının akıbeti de araştırılmadığını, banka hesap hareketlerindeki muvazaalı para transferlerinin, bilhassa davacının yapmış olduğu ödemelerin ardından, ödemelerin gerçekleştirildiği şirkete ait banka hesap hareketlerinin ehil bir bilirkişi vasıtasıyla incelenmesinin gerektiğini, tarafların sözleşmelerde yazılı projeler yönünden ortaklık kurmuş olduklarını, sözleşme tarihleri ile davacının yapmış olduğu ödeme tarihleri göz önüne alındığında, davalıların bu sözleşme ilişkileri devam ederken ... Bilişim İnşaat San. ve Dış Tic. Ltd. Şti. unvanlı şirketin davalı gerçek kişiler tarafından kurulduğunu, bu aşamadan sonra sözleşme konusu projelerin para akışları ve inşaat faaliyetlerinin devamı muvazaalı olarak bu şirket üzerinden devam ettiğini, davacının banka kayıtlarıyla bedellerin ödendiğinin sabit olduğunu, ancak bunun karşılığında herhangi bir bedel ya da tapu hissesi almadığını, eksik bir tahkikat yürütüldüğünü ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi istemine ilişkindir.
1.İlk Derece Mahkemesince; taraflar arasında adi ortaklık kurulduğu, adi ortaklığın tasfiyesinin yapılmasına karar verildiği, bu doğrultuda keşif yapıldığı, keşif sonucu hazırlanan 09.01.2020 tarihli bilirkişi ek raporunda, söz konusu projelerden yalnızca 23 parsel sayılı taşınmazda inşaat faaliyetinin bulunduğu ancak müteahhidin ... İnşaat olduğu, davalılar ile ilgisinin tespit edilemediğinin bildirildiği, sözleşmeye konu projelerin gerçekleştirilemediği, aksinin davacı tarafça ispatlanamadığı, adi ortaklık sözleşmesinin koşulu da gerçekleşmediğinden dava tarihi itibariyle tasfiyeye konu gayrimenkul bulunmadığı, adi ortaklık sözleşmesi de hüküm ifade etmediği, davacının katılım payı getirmediği, fikir eylem birliği içerisinde ortak amaç için çaba gösterilmediği, en önemlisi de ortaklığın paylaşılacak değerinin bulunduğunun ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Tarafların ve Derece Mahkemelerinin kabulünde olduğu üzere, davacı ile davalılardan ... ve ... arasında adi ortaklık kurulduğu hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Yapılan keşif sonucu hazırlanan ve hükme esas alınan 09.01.2020 tarihli bilirkişi ek raporunda; söz konusu projelerden yalnızca 23 parsel sayılı taşınmazda inşaat faaliyetinin bulunduğu ancak müteahhidin ... İnşaat olduğu, davalılar ile ilgisinin tespit edilemediği, diğer parsellerde inşai faaliyet olmadığından kazançtan bahsedilemeyeceği belirtilmiştir.
Hükme esas alınan 09.01.2020 tarihli bilirkişi ek raporunda; keşfi yapılan taşınmaz ile davacı tarafça dava dilekçesine ekli 28.01.2014 tarihli "sözleşme" başlıklı belgelerle birlikte sunulan ve ada parsel numaraları belirtilen yazı ile davacının bilirkişi ek raporuna verdiği 13.03.2023 tarihli itiraz dilekçesinde sunduğu taşınmaz ada parsel numaralarının birbiriyle tam olarak uyuşmadığı görülmüştür.
Diğer taraftan, davalılar tarafından sunulan cevap dilekçesinde ve davacı adına keşide edilen ihtarnamelerde devam eden projeler ile ilgili davacıya bilgi verildiği belirtilmiştir. Bu durumda, dava konusu projelerin davalılarca yürütüldüğü anlaşılmakla, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşılmıştır.
Bu itibarla İlk Derece Mahkemesince; taraflar arasında mevcut adi ortaklık ilişkisinin tasfiyesi ile dava konusu mal varlıklarının hep birlikte değerlendirilmesi suretiyle çözüme kavuşturulabilmesi için, davacının dava dilekçesine ekli sözleşmeler ile birlikte sunduğu ada ve parsel numaraları ile 13.03.2023 tarihli itiraz dilekçesinde sunduğu taşınmaz ada parsel numaraları birlikte değerlendirilip, anılan taşınmazlarda keşif yapılması ve adi ortaklığın tasfiyesine ilişkin usul ve yöntem izlenerek hüküm tesisi yoluna gidilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
2. Bozma sebebine göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA,
3. Bozma sebebine göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.