3. Hukuk Dairesi 2024/3342 E. , 2025/2694 K.
\n\"İçtihat Metni\"MAHKEMESİ\t: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI\t: 2024/654 E., 2024/1761 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ\t: Büyükçekmece 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI\t: 2022/433 E., 2023/1074 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
\tDavacı vekili; 27.02.2018 tarihinde yediemin otoparkı olarak ... Otopark Çekici Otomotiv ve Gıda Ltd. Şti. isimli şirketin davalı ile dava dışı ... tarafından kurulduğunu, tescil kayıtlarına göre davalının 518.000,00 TL, dava dışı ...'ın 1.036.000,00 TL ve ..., ..., ..., ... ve ...'ın 13.000,00 TL, ... ve ...'nın 10.000,00 TL, ...'ın 39.000,00 TL sermaye sahibi olarak göründüğünü, şirketin ünvanının 28.07.2021 tarihinde ... olarak değiştiğini, aralarındaki sözlü anlaşmaya göre dava dışı ...'ın hissesinin 1/2'si yani 518.000,00 TL sermaye ile ortak olduğunu, böylece fiili olarak üç eşit hisse oranında davalı ve dava dışı ... ile birlikte şirkete ortak olduklarını, Türk asıllı ortakların sembolik ortak olduklarını, müvekkilinin o tarihte Türk vatandaşı olmaması sebebiyle yediemin otopark işletmeciliğine resmi ortak olamadığını, o tarihteki tüm ortakların bu durumu bildiğini ve onay verdiğini, tüm ortaklarla adi ortaklık ilişkisi kurulduğunu ve davalının da yönetici ortak sıfatını aldığını, davalı ile whatsapp yazışmalarında da ortaklık ilişkisinin olduğunun anlaşıldığını, adi ortaklık kapsamında edimini yerine getirmek amacıyla dava dışı ... hesabına adi ortaklık ilişkisinde kullanılmak üzere emaneten 2020 yılından itibaren para gönderdiğini, dava dışı ... da gelen parayı farklı açıklamalarla ortaklık ihtiyaçları için şirket hesabına gönderdiğini, buna rağmen müvekkiline hiçbir kazanç ve gelir verilmediğini, resmi olarak davalı ile dava dışı ...'ın müştereken şirketi temsile yetkili kılındıklarını, bir süre sonra Türk asıllı ortakların etkisi altında kalan davalının başka birilerine yönetim yetkisi verdiğini ve ortaklığın zarar ettiğini, 11.01.2022 tarihinde yapılan toplantıda kavga çıkması üzerine şirketin yediemin olarak işletme izninin iptal edildiğini, olay sonrasında şikayet üzerine savcılıkça soruşturma başlatıldığını, 14.03.2022 tarihinde ticaret sicil kayıtlarında temsil ve ortaklıkta değişiklik yapılarak davalının hisselerini ...'e, dava dışı ...'ın ise ...'a devrettiğini, böylece davalı ve dava dışı ...'ın resmi olarak ortaklık sıfatını kaybetmeleri ile müvekkilin kazanç elde etme amacıyla onlarla birlikte kurduğu adi ortaklığın fiilen sona erdiğini, davalı müvekkilin ortak olduğu şirketi ve aralarındaki adi ortaklığı temsil yetkisinde özensiz davranarak şirketi zarara uğrattığını, müvekkilinden sermaye alındığını, bu ortaklık ilişkisinde temsil yetkisi davalıda olduğunu ileri sürerek; adi ortaklık ilişkisinde yönetici ortak olan davalının özen yükümlülüğüne aykırılık sebebiyle oluşan zararının yatırılan sermaye miktarına göre bilirkişi tarafından belirlenmesini ve şimdilik 10.000,00 TL müspet ve menfi zararın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
\tII. CEVAP
\tDavalı vekili; davada Ticaret Mahkemesinin görevli olduğunu, arabuluculuk sürecinin işletilmediğini, belirsiz alacak davasının açılmasının doğru olmadığını, davalı ile aralarında sözlü ya da yazılı adi ortaklık ilişkisinin bulunmadığını, aralarında borç doğurucu ilişki gerçekleşmediğini, davayı kabul etmemekle birlikte şirketin zarara uğramasınında kusurunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
\tIII. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
\tİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalının yönetici ortak sıfatına sahip olmadığı, ortaklık işlerini yönetirken özen borcuna aykırı davrandığı, kusurlu sayılıp bu eylem ve işleminden ortaya çıkan zarardan davacıya karşı sorumlu olduğuna dair iddianın ispatlanamadığı gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
\tIV. İSTİNAF
\tBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının, dava dışı ...'ın yine dava dışı olan ... Limited Şirketindeki hissesini yarı oranında devraldığını ve dava dışı ...'ın gizli ortağı olduğunu ileri sürdüğü, davacının resmi olarak Limited Şirketin ortağı olmadığı gibi davalının da söz konusu Limited Şirketinin yöneticisi olmadığı, Mahkemenin gerekçe bölümünde yer verdiği adi ortaklığa ilişkin açıklamaların davacı ile dava dışı ... arasındaki ilişki kapsamında olup davalıya karşı ileri sürülmesinin mümkün bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
\tV. TEMYİZ
\tA. Temyiz Sebepleri
\tDavacı vekili; aralarındaki sözlü anlaşmaya göre müvekkilinin dava dışı ... hissesinin yarı oranında sermaye ile ortak olduğunu, böylece fiili olarak davalı, dava dışı ... ve müvekkilinin üç eşit hisse oranında ayrı bir ortaklık modeli ile adi ortaklık kurulduğunu, bu ortaklık ilişkisinde davalının yönetici olarak kabul edildiğini, Türk asıllı diğer ortakların şirkete sembolik olarak ortak edildiklerini, şirketin asıl sahiplerinin davalı, dava dışı ... ve müvekkilinin olduğunu, şirketin yediemin otoparkı olarak faaliyet göstermek üzere kurulduğunu, fiilen yöneticilik yapan davalının ortaklık yönetiminde basiretsiz davrandığını, müvekkili tarafından adi ortaklık kapsamında yaklaşık 2 yıl boyunca yapılan ödemelere rağmen bir kazanç ve gelir verilmediğini, adi ortaklığın fiilen sona erdiğini, adi ortaklık ilişkisinde yönetici ortak olan davalının kişisel kusurlarıyla sebep olduğu zararı karşılaması gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
\tB. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, taraflar arasında kurulduğu ileri sürülen adi ortaklığın tasfiyesi istemine ilişkindir.
\t1. Adi ortaklık sözleşmesi, iki yada daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir. (TBK. 620/1 md.)
\tAdi ortaklık ilişkisi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 639. maddesinde sayılan sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesi ile sona erer. Bu şekilde ortaklığın sona ermesinin başlıca iki sonucu ortaya çıkar. Bunlardan ilki, yöneticilerin görevlerinin sona ermesi, diğeri de ortaklığın tasfiyesidir.
\tTasfiye, ortaklığın bütün malvarlığının belirlenip, ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan doğan tüm ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sonlandırılması, malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkarılmasıdır. Diğer bir anlatımla tasfiye memuru tarafından yapılacak bir arıtma işlemi olup; hesap ve işlemlerin incelenip, bir bilanço düzenlenerek, ortaklığın aktif ve pasifi arasındaki farkı ortaya koymaktır.
\tDava konusu olan hak, birden fazla kişi arasında ortak olup da bu hukuki ilişki hakkında mahkemece bütün ilgililer için aynı şekilde ve tek bir karar verilmesi gereken hallerde dava arkadaşlığı maddi bakımdan mecburidir. Diğer bir ifadeyle bir hakkın birden fazla kişi tarafından birlikte kullanılmasının (veya birden fazla kişiye karşı kullanılmasının) zorunlu olduğu hallerde, bu hak dava konusu edildiği zaman o hakla ilgili birden fazla kişi zorunlu dava arkadaşı durumundadır. Dava arkadaşlığının hangi hallerde mecburi olduğu maddi hukuka göre belirlenir. Zorunlu dava arkadaşlığında; dava arkadaşları arasındaki ilişki çok sıkı olduğundan, davada birlikte hareket etmek durumundadırlar. Mahkeme ise, dava sonunda zorunlu dava arkadaşlarının hepsi hakkında aynı ve tek bir karar verir. Zorunlu dava arkadaşlığında dava konusu olan hak tektir ve dava arkadaşı sayısı kadar müddeabih yoktur.
\tBu kapsamda adi ortaklığın tüzel kişiliği olmadığından, adi ortaklığa karşı açılan dava, diğer ortakların tümüne karşı yöneltilmiş demektir. Başka bir anlatımla, aktif ve pasif taraf ehliyeti tüm ortaklara aittir. Bu açıdan ... arasında mecburi dava arkadaşlığı vardır. Adi ortaklık, adına üçüncü kişiler aleyhine açılacak davaların bütün ... tarafında açılması gerekir. Keza, bir ortağın diğer aleyhine açtığı davada da, tüm ... davaya dahil edilmelidir.
\t
Davacı vekili işbu davada; müvekkilinin davalı ve dava dışı ... arasında yediemin olarak kullanılan otoparkın işletmeciliği hususunda adi ortaklık kurulduğu, adi ortaklık kapsamında davalının yönetici ortak olduğu yönetici ortak olan davalının özen yükümlülüğüne aykırılık sebebiyle oluşan zararının yatırılan sermaye miktarına göre bilirkişi tarafından belirlenecek müspet ve menfi zararını talep ettiği anlaşılmıştır. Davacı bu talebiyle ortaklığın tasfiyesini istemektedir.
Davacı iddiasında taraflar arasında otopark işletmeciliğine yönelik olarak adi ortaklık kurulduğu, söz konusu ortaklıkta, taraflar haricinde ... 'in de ortaklığa dahil olduğunu belirtmiştir.
\tŞu durumda, adi ortakların tümünü ilgilendiren böyle bir davada, dava dışı ... 'in de taraf olarak yer alması zorunludur. Nitekim, 6098 sayılı Kanun'un 644/1 maddesinde tasfiyenin bütün ortakların el birliği ile yapılması gerektiği belirtilmiştir.
O halde; İlk Derece Mahkemesince dava dışı ortak ... 'in de davaya taraf olarak katılımının sağlanması, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, taraf teşkili sağlanmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
\t
2. Bozma sebebine göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun'un 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA,
3. Bozma nedenine göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.05.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.