(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2010/8190 E. , 2011/12061 K.
\n\"İçtihat Metni\"
MAHKEMESİ\t:İş Mahkemesi
Davacı, kurumca tescil edilen hizmetin geçerliliğine 5763 sayılı yasadan yararlandırılmasına, aksi yöndeki kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının mahkemece hükmedilen ve Kurumca tescil edilen hizmetlerinin geçerliliğine, şartları oluşmadan uygulanan 5510 sayılı Yasa'nın Geçici 17.maddesinin uygulanmasına ilişkin işlemin ortadan kaldırılmasına, 5763 sayılı Yasa'dan yararlandırılması gerektiğinin tespiti ile aksine Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulü ile davallı Kurumun 5510 sayılı Yasa'nın Geçici 17.maddesinin uygulanmasına ilişkin işleminin ortadan kaldırılmasına,davacının prim borcu için 5510 sayılı Yasa'ya 5763 sayılı Yasa ile eklenen prim borcunun yapılandırılması hakkından yararlanabileceğinin tespitine,aksine Kurum işleminin iptaline karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının aynı mahkemede 11.02.2008 tarihinde açtığı Tarım ... sigortalılığının tespitine ilişkin davasının 16.04.2009 tarihinde kabul edilerek davacının 01.06.1995-31.12.2007 tarihleri arasında Tarım ... sigortalısı olduğunun tespitine karar verildiği ve kararın 09.09.2009 tarihinde Dairemizce onanarak kesinleştiği,11.07.2008 tarihinde 5510 sayılı Yasa'ya 5763 sayılı Yasa ile eklenen yapılandırmadan yararlanmak için yaptığı başvurunun Kurum sigortalısı olmadığı gerekçesiyle Kurumca reddedildiği,tescil davası kesinleştikten sonra Kurumca davacının tescilinin mahkeme kararına göre 01.06.1995-31.12.2007 şeklinde işlenerek prim ödemesi olmadığı için 5510 sayılı Yasanın Geçici 17.maddesi gereğince sigortalılığının 01.06.1995 tarihi itibariyle durdurulduğu anlaşılmaktadır.
Davanın Yasal dayanağı 5510 sayılı Yasanın Geçici 17.maddesi olup anılan maddede; Kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlarla tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan, 1479 ve 2926 sayılı kanunlara göre tescilleri yapıldığı halde, bu maddenin yürürlük tarihi itibarıyla beş yılı aşan süreye ilişkin prim borcu bulunanların, bu sürelere ilişkin prim borçlarını, prim borçlarının ödenmesine ilişkin Kurumca çıkarılacak genel tebliğin yayımı tarihini takip eden aybaşından itibaren 6 ay içerisinde ödememeleri halinde, prim ödemesi bulunan sigortalıların daha önce ödedikleri primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibarıyla, prim ödemesi bulunmayan sigortalıların ise tescil tarihi itibarıyla sigortalılığı durdurulur. Prim borcuna ilişkin süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve bu sürelere ilişkin Kurum alacakları takip edilmeyerek, Kurum alacakları arasında yer verilmez.
Ancak, sigortalı ya da hak sahipleri daha sonra müracaatları tarihindeki 80 inci maddenin ikinci fıkrasına göre belirlenecek prime esas kazanç tutarı üzerinden hesaplanacak borç tutarının tamamını, borcun tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde ödedikleri takdirde, bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir.
Sigortalılıkları önceki kanunlara göre durdurulanlar için de bu maddenin ikinci fıkrası hükmü uygulanır.
Öte yandan, 15.5.2008 kabul tarihli 5763 sayılı Yasa’nın 27. maddesi ile 5510 sayılı Yasa’ya eklenen Geçici 24. maddeye göre de 1479 sayılı Yasa ve 2926 sayılı Yasa’ya göre sigortalı olanların 31.3.2008 tarihine kadar olan prim ve sosyal güvenlik destek primi borçlarının bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden iki ay içinde yazılı olarak başvurulması kaydıyla belirtilen şartlarla peşin veya yirmidört aya kadar eşit taksitler halinde ödeneceği, 31.7.2008 kabul tarihli 5797 sayılı Yasa’nın 4. maddesi ile 5510 sayılı Yasa’ya eklenen Geçici 25. maddeye göre de, sigortalıların Geçici 24. madde kapsamına giren ve bu madde hükümlerine göre prim borçlarını yapılandırmamış olmaları halinde maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yirmi gün içinde yazılı olarak başvurulması kaydıyla belirtilen şartlarla peşin veya oniki aya kadar eşit taksitler halinde ödeneceği belirtilmiş ve son başvuru tarihi 8.9.2008 tarihine kadar uzatılmıştır.
Somut olayda, davacı ile davalı Kurum arasındaki uyuşmazlık davacının 01.06.1995-31.12.2007 tarihleri arasında sigortalılık şartlarının bulunup bulunmadığı konusunda değil prim borcu bulunması nedeniyle 01.06.1995 tarihi itibariyle sigortalılığının durdurulup durdurulamayacağı noktasındadır. Davacının prim borcu bulunduğundan 5510 sayılı Yasa'nın Geçici 17.maddesi uyarınca Kurumca davacının sigortalılığının 01.06.1995 tarihi itibariyle durdurulması doğrudur.
Davacının bu dönemde sigortalı sayılabilmesi için 5510 sayılı Yasanın Geçici 17. maddesi gereğince davalı Kurumca kendisine bildirilen prim borcunun tamamını tebliğden itibaren üç ay içinde ödemesi gereklidir.
Ne var ki; dosya içinde davalı Kurumun davacıya ödemesi gereken prim borcunu tebliğ ettiğine ilişkin bir belge bulunmadığı gibi, davacının da bu borcu tebliğden itibaren üç ay içinde ödediğine ilişkin bir belge de yoktur.
Ancak, 6111 sayılı Yasanın 16. maddesinde \"Kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlar ile tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan mülga 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu ve mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununa göre tescilleri yapıldığı halde prim borçları nedeniyle ilgili kanunları uyarınca sigortalılık süreleri durdurulmuş ve bu sigortalılık süreleri bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ihya edilmemiş olanların kendileri veya hak sahipleri, bu sigortalılık sürelerinin ihyası amacıyla 5510 sayılı Kanunun geçici 17 nci maddesinin ikinci fıkrasına istinaden bu Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen ikinci ayın sonuna kadar yapacakları yazılı müracaatlarında, durdurulan bu sigortalılık süreleri için ödeyecekleri prim tutarının, sigortalılık süreleri durdurulmamış gibi değerlendirilerek bu Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrasına göre hesaplanmasını talep edebilirler. Bu şekilde hesaplanan prim borç tutarının tamamı bu Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen beşinci ayın sonuna kadar ödendiği takdirde, bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir. Bu maddede belirtilen süre içinde hesaplanan borç tutarının tamamının ödenmemesi halinde ihya işlemi geçerli sayılmaz ve bu madde kapsamında ödenmiş olan tutarlar ilgilinin bu madde kapsamı haricinde başkaca prim borcunun bulunmaması kaydıyla faizsiz olarak iade edilir.\"
Kanunların geriye yürümesi konusunda mevzuatımızda genel bir düzenleme bulunmamaktadır. İlke olarak her yasa yürürlüğe girdiği andan itibaren derhal hukuksal sonuçlarını doğurmaya başlar. Bunun doğal sonucu da yasaların yürürlüğe girmelerinden önceki olayları etkilemeyeceği, başka bir anlatımla geriye yürümeyecekleridir. Ancak devam eden uyuşmazlıklarda, tamamlanmamış hukuki durumlara yeni yasa veya düzenleyici kural “derhal yürürlüğe girme” niteliği nedeniyle uygulanacak ve hukuki sonuçlarını doğuracaktır. Bu gibi durumlarda kanunların geriye yürümesi değil ani etkisi söz konusudur. Sosyal güvenlik hukukunun ilgi alanı kamusal olup otoritesi kamu düzenini ilgilendirmektedir. Bu nedenle sosyal güvenlik hukuku ile ilgili yasalar yürürlüğe girdiği andan itibaren derhal hukuksal sonuçlarını doğurur.
Bu açıklamalar karşısında mahkemenin karar tarihinden sonra yürürlüğe giren 6111 sayılı Yasanın 16. maddesinin tamamlanmamış hukuki durumlara uygulanacağının kabulü gerekir.
Yapılacak iş; davacıya 6111 sayılı Yasa’nın 16. maddesinden yararlanmak isteyip-istemediğini açıklattırmak, istediği taktirde süresinde yapılmış bir başvuru kabul edilerek bir karar vermek kabul etmez ise davalı Kurumca davacıya 5510 sayılı Yasanın Geçici 17. maddesi gereğince prim borcunu ödemesi için yazı yapılıp tebliğ edilip edilmediğini, edilmiş ise süresi içinde ödeyip ödemediğini araştırıp çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 01.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.