(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2009/13435 E. , 2010/10436 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, primi ödenen tüm sürelerde 1479 sayılı Yasaya tabi sigortalı olduğunun tespitiyle, emeklilik talebinin kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı, primi ödenen tüm sürelerde 1479 sayılı Yasa'ya tabi sigortalı olduğunun tespiti ile emeklilik talebinin kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, istemin kabulü ile davacının af yasası kapsamında ödediği primlerin isteğe bağlı prim olarak kabul edilmesine ve davacıya 1.5.2001 tarihinden itibaren 506 sayılı Yasa hükümlerine göre emekliliğine hak kazandığının tespitine karar verilmiştir.
Mahkemenin, 27.2.1992 gün ve 3780 sayılı Yasanın l.maddesi gereğince 1992 yılındaki yapılandırma yasasından yararlanarak yapmış olduğu ödemesi karşısında, davacının yasal kayıtlarının bulunmadığı ancak ödemesinin olduğu, 1.1.1987- 17.10.1988 ve 1.1.1989- 12.2.1990 tarihleri arasındaki toplam 2 yıl 10 ay 27 günlük süreyi 1479 sayılı Yasa gereğince sigortalılık süresi olarak değerlendirmesi doğrudur. Ancak davacının 1479 sayılı Yasa'ya tabi sigortalılık süresi yönünden Kuruma prim borcunun olduğu ve son 7 yıllık fiili hizmet süresi içinde en fazla fiili hizmeti 1479 sayılı Yasada olmasına rağmen 506 sayılı Yasa gereğince aylık bağlanmasına karar verilmiş olması aşağıdaki gerekçelerle doğru görülmemiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davacının 506 sayılı Yasaya tabi olarak, 5.4.1976- 30.11.1977 tarihleri arası 110 gün, 1.1.1978- 31.1.1978 tarileri arası 30 gün, 1.11.1978- 31.12.1978 tarihleri arası 50 gün, 10.1.1979- 31.12.1980 tarihleri arasında 361 gün ve 1.5.1983- 30.9.1983 tarihleri arasında 150 günlük sürelerde zorunlu sigortalılığı, 1.2.1992-30.4.1988 tarihleri arasında da 2250 gün primi ödenmiş isteğe bağlı SSK sigortalılığının bulunduğu, 27.7.2000 tarihinde SSK'dan tahsis talep ettiği görülmekte olup, davacının 1479 sayılı Yasaya tabi sigortalılığının ise; kahvecilik faaliyetinden dolayı, 1985 yılında, 20.6.1984 tarihinden itibaren kapsama alındığı, 20.6.1984- 31.12.1986, 18.10.1988-31.12.1988, 13.2.1990- 9.4.1990 ve 25.6.1994- devam şeklinde vergi kaydının, 25.10.1984- 10.4.1990 tarihleri arasında esnaf oda Kaydı ile 6.4.2001 tarihine kadar devam eden Esnaf sicil kaydının bulunduğu, Kurumca 506 sayılı Yasaya tabi sigortalılık süreleri dışında kalan, 20.6.1984- 31.12.1986, 18.10.1988- 31.12.1988,13.2.1990- 9.4.1990 ve 1.5.1998- 27.7.2000 tarihleri arasında sigortalı olduğunun kabul edildiği ve 1.5.1998 ila 27.7.2000 tarihleri arasında kalan sigortalılık süresi içinde, 2009 yılı itibariyle 9.345,00 TL prim borcunun olduğu, Kurumca kabul edilmeyen 1.1.1987- 17.10.1988 ve 1.1.1989- 12.2.1990 tarihleri arasında kalan süreye ilişkin primlerin de 1992 yılı Af Yasası kapsamında alındığı anlaşılmaktadır.
Davada ki uyuşmazlık, davacının zorunlu ... sigortalısı olduğu 1.5.1998- 27.7.2000 tarihleri arasında kalan sigorta süresine ilişkin prim borcu var iken aylık bağlanmasının mümkün olup olmadığı ile hizmet birleştirmesine esas 2829 sayılı Yasanın 8.maddesi gereğince son 7 yıllık fiili hizmet süresi içinde 1260 günlük fiili hizmet süresinin 1479 sayılı Yasaya tabi olduğu halde, 506 sayılı Yasaya tabi isteğe bağlı prim ödemelerinin 2829 sayılı Yasa'nın 8.maddesi gereğince son yedi yıllık fiili hizmet süresi hesabında dikkate alınarak aylık bağlanıp bağlanamayacağı noktasındadır.
Prim ödeme sistemine dayalı olan sosyal güvenlik uygulamamızda, primi ödenmeyen hizmet süresinin sosyal haklar yönünden işleme alınamayacağı açık olup, davacının primini ödemediği 1.5.1998- 27.7.2000 tarihleri arasında ki süreyide yaşlılık aylığı süresinde değerlendirerek toplam 5844 gün üzerinden yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmesi 1479 sayılı Yasanın 35/a maddesine aykırıdır.
Davacının, tahsis talep tarihine göre, son 7 yıllık fiili hizmet süresinde 1260 günlük hizmetinin 506 sayılı Yasaya tabi isteğe bağlı sigortalılık olduğu açıktır. Bu yönden uyuşmazlığın çözümü için "isteğe bağlı sigortalılığının" niteliği üzerinde durmak gerekir. 506 sayılı Yasa sistemi; sigortalı ve işverenlerin katkılarıyla oluşan temel de bir fon oluşturma ve buradan risklerin gerçekleşme durumuna göre, sigortalıları güvenceye kavuşturmayı amaçlar. Kısaca; 506 sayılı Yasa sistemi, hizmet akdine göre çalışanların işveren katkılarıyla oluşturdukları sosyal nitelikli bir ortaklıkdan ibarettir.
İsteğe bağlı sigortaya olanak sağlanmasının amacı, zorunlu sigortaya tabi olarak çalışanların sonradan işsiz kalmaları halinde sosyal güvenlik haklarından yoksun bırakmamaktadır. Bu sigorta kanun koyucunun bu kişilere atıfet niteliğinde tanıdığı bir haktır.
Sosyal sigortanın ayırıcı ve belirleyici özelliği zorunlu oluşu ve sigortalının iseğe bağlı bulunmayışıdır. Zorunlu sosyal sigortalığın niteliği "fiili hizmete" dayalı olup isteğe bağlı sigortalılıkla "fiili hizmet " unsuru yoktur.
2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına tabi olarak geçen hizmetlerinin birleştirilmesi hakkındaki Kanunun 8.maddesinde birleştirilmiş hizmet süreleri toplamı üzerinden, ilgililere son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan Kurumca, hizmet sürelerinin eşit olması halinde ise eşit hizmet sürelerinden sonuncusunun tabi olduğu Kurumca kendi mevzuatına göre aylık bağlanacağı belirtilmiştir. Madde de " fiili hizmet" süresinin esas alınacağı, özellikle vurgulanmış olup, isteğe bağlı sigortalılık sürelerinin fiili hizmet süresinden sayılamayacağı açıktır.
Mahkemece, 2829 sayılı Yasa gereğince, aylığı bağlayacak olan Kurum, başka bir anlatımla, birleştirilmiş hizmet süreleri toplamı üzerinden son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan Kurum belirlenirken, isteğe bağlı sigortalılık sürelerinin fiili hizmetten sayılamayacağı dikkate alınmaksızın sonuca gidilmiştir. 2829 sayılı Yasanın 8.maddesi uyarınca, son yedi yılın hesabında isteğe bağlı sigortalılık süreleri nazara alınamayacağından fiili hizmet süresi fazla olan 1479 sayılı Yasa'ya tabi sigortalılık süresi esas alınarak sonuca gidilmesi gerektiği, bu durumda davacıya 506 sayılı Yasa'daki mevzuata göre aylık bağlanamayacağı ortadadır.
Yapılacak iş; davacıya zorunlu ... sigortalısı olup primini ödemediği 1.5.1998- 27.7.2000 tarihleri ile tüm 1479 sayılı Yasaya tabi sigortalılık sürelerine ilişkin varsa prim borçlarını yatırması için süre verildikten sonra, borcun yatırıldığı ayı takip eden aybaşından itibaren 1479 ve 506 sayılı Yasa'ya tabi primi ödenmiş tüm hizmetleri üzerinden 1479 sayılı yasa gereğince yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönüne alınmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 25.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.