(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2009/7482 E. , 2009/13088 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın ... yönünde reddine diğer davalı yönünüden kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı ve davalı ... avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalılarla yapılan 5.08.1996 tarihli adi ortaklık sözleşmesi ile davalıların 4902 nolu parselde inşa ettikleri 20 dairelik inşaatın 7 dairesinin kendisine verileceğinin kararlaştırıldığını, davalılara bu amaçla toplam 34000 DM ile 2516 YTL ödeme yaptığını, ancak davalıların yaptıkları daireleri 3.kişilere sattığını ileri sürerek, payına isabet eden dairelerin bedeli 69.500 YTL nin ödetilmesini istemiş, bilahere de ödediği bedelin tahsilini istemiştir.
Davalı, Enver sözleşmede taraf olmadığını, bu nedenle husumetten red gerektiğini, davalı ... da kar-zarar hesabı yapılmadan daire bedelinin istenemeyeceğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece 16.06.2003 tarihli kararı ile taraflar arasındaki sözleşmenin adi ortaklık sözleşmesi olarak kabulünün mümkün olmadığı, sözleşmenin inşaat sözleşmesi olarak kabulü ile 34.000 DM ile 2516,00 YTL nin ödeme tarihlerinden faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmiş, davalılar temyizi üzerine Dairemizin 9.02.2004 tarihli ilamıyla taraflar arasındaki 5.08.1996 tarihli inşaat sözleşmesi başlıklı anlaşmada, davacının davalı ... tarafından yapılan 4902 nolu parseldeki inşaata ortak olduğu, giderlerinin yarı yarıya paylaşılacağının kararlaştırıldığı anlaşılmakla, davalıda davacının sermaye borcunu zamanında ödemediğinden inşaat halinde iken 3.şahıslara satmak zorunda kaldığını bildirdiğinden sözleşme içeriğine göre taraflar arasında B.K nun 520.maddesi anlamında bir adi ortaklık
2009/7482-13088 kurulduğu ve fiilen sona erdiği anlaşıldığı, adi ortaklığın mahkemece tasfiye edilmesi gerektiği,Sözleşmeye göre davalı, idareci ortak olduğu anlaşıldığına göre, kendisinden adi ortaklığın defter ve hesapları istenmeli, verdiği hesapta tarafların anlaşıp anlaşamadıkları yönler üzerinde durulmalı, anlaşamadıkları takdirde ise B.K 538 ve sonraki maddeleri gözetilerek, mahkemece bizzat tasfiye yoluna gidilip sonucuna uygun karar verilmesi, davalı ... sözleşmede kefil sıfatı ile imza attığından bu davalı hakkında husumetten red kararı verilmesi gerekçeleri ile hükmün bozulmasına karar verilmiş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, davalı ... hakkındaki davanın husumetten reddine, davalı ... aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile 4459,05 YTL nin tespit tarihi olan 22.10.2001 tarihinden faizi ile davalı ... tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir
2-Yukarıda kısaca özetlendiği gibi,davacı ile davalılar arasında 5.08.1996 tarihli sözleşme ile adi ortaklık kurulduğu anlaşılmaktadır. Davacı sözleşme gereğince kendine düşen edimlerini yerine getirerek ödemelerde bulunduğunu, davalıların yükümlülüklerini yerine getirmediğini belirterek sözleşmenin feshini, adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine, şimdilik sözleşme uyarınca hissesine düşen dairelerin değeri olan 69500 YTL nin faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı ... davacının sermaye borcunu zamanında ödemediğinden inşaat halinde bağımsız bölümlerin 3.kişilere satıldığını, kar zarar hesabı yapılmadan davacı talebinin kabul edilemeyeceğini savunurak davanın reddini dilemiştir. Bozmadan sonraki yargılamada, aldırılan ve hükme esas alınan 26.08.2008 tarihli bilirkişi raporunda taraflar arasında 4902 parsel üzerinde bir inşaat yapılması için 5.08.1996 tarihli adi ortaklık sözleşmesi aktedildiği, paylarının %50 oranında olduğunu, sözleşmeye göre tarafların 6000 YTL sermaye koyma taahütü olduğu, davacının bu taahüt gereği yaptığı ödemelerin toplamının 5028,50 YTL olduğu,%84 taahütünü yerine getirdiği, tasfiye için aktif ve pasifinin belirlendiği, belirleme yapılırken bağımsız bölümlerin bitiş tarihleri olan 31.01.1998 tarih itibariyle maliyet değerleri esas alınarak davacı alacağının hesaplandığı anlaşılmaktadır. Hemen belirtmek gerekir ki ilke olarak adi ortaklıkla ilgili tasfiyenin karar tarihine en yakın bir tarihe göre yapılması gereklidir. Hal böyle olunca karar tarihine en yakın tarih itibariyle ortaklığın tüm aktif ve pasifleri saptanmalı,
2009/7482-13088 öncelikle ortaklık borçlarının mahsubu yapılmalı, daha sonra arta kalan her hangi bir miktar mevcut ise bu miktarın yarısına hükmedilmeli ve böylece tasfiye sağlanmalıdır.
Mahkemece,ortaklığa konu inşaatın 31.01.1998 tarih itibariyle değerlerinin esas alınarak hazırlanan bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerden dolayı tarafların sair temyiz itirazlarının reddine, 2 bentte açıklanan nedenlerden dolayı temyiz olunan hükmün taraflar yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 11.11.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.