1. Ana Sayfa
  2. Mevzuat Merkezi
  3. Yargıtay
  4. Yargıtay Kararları
Yargıtay Kararı

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2008/3466 E., 2008/7269 K.

Yargıtay 26.05.2008 Sayı: 2008/3466 E. - 2008/7269 K. 13. Hukuk Dairesi

(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2008/3466 E. , 2008/7269 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat ... ile davacı vekili avukat ...'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, davalının, 7.1.1999 tarihinde şirket tarafından verilen vekaletname gereğince, temsil ve yönetim yetkisi kendisine ait olmak üzere, şirkete vekaleten tıbbi malzemelerin alım satım işlerini yerine getirdiğini, ne var ki bir süre sonra kendisine verilen yetki, vekalet ve sorumlulukları kötüye kullanması nedeniyle vekaletten azledildiğini, 2000 yılında şirket personelinin ... Limited Şirketi adına çalıştırılması nedeniyle karşılığında %20 hizmet bedeli alınması gerekirken, sadece 2.150.846.100 TL alındığını, bu nedenle şirketin davalı tarafından 12.074.341.922 TL zarara uğratıldığını, yine davalının %95 hisse ile ortak olduğu ... Limited Şirketine “aracılık ve ... temini komisyonu” adı altında herhangi bir hizmet karşılığı olmadan ödenen 35.100.000.000 TL ve ... Limited Şirketine, rayiç bedelden düşük fiyatla malzeme satılması nedeniyle de 1.930.000.000 TL üzerinden şirket zararının söz konusu olduğunu, ayrıca, düzenlenen hesap tablosu gereğince davalı tarafından 12.283.162.855 TL olarak kabul edilen ancak ödenmeyen davalı uhdesinde kalan şirket alacağının da 20.969.233.619 TL olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, tüm kalemler nedeniyle davalının ödemesi gereken toplam 70.073.575.541 TL’nin 19.9.2001 tarihinden itibaren değişen oranlarda reeskont faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı, şirket temsilcilerinin talimatları doğrultusunda vekalet görevini özenle ve gereği gibi yerine getirdiğini, yapılan tüm işlerden şirket yetkililerinin haberdar olduğunu, davacıya karşı da herhangi bir borcu bulunmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece, 11.10.2005 tarihli bilirkişi kurulu raporu ve 4.12.2006 tarihli ek rapor gereğince davanın kısmen kabulüne, toplam olarak 49.259.349.875 TL’nin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin ise reddine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2-Davacı şirket, 7.1.1999 tarihli vekaletname ile, şirketin faaliyet alanına giren tıbbi malzemelerin alım satımı ve diğer konularda, vekil olarak tayin edilen davalının, vekaleti kötüye kullanmak suretiyle şirketi zarara uğrattığını ileri sürerek, bu nedenle uğramış oldukları zarar ve davalı uhdesinde kalan alacakları gereğince toplam 70.073.575.541 TL’nin ödetilmesi için eldeki davayı açmış olup, mahkemece de davalının vekalet görevini özen ve sadakat borcuna uygun olarak yerine getirmediği benimsenerek, dava dilekçesindeki istek kalemlerinden, davalının kabulünde olduğu belirtilen 12.283.162.855 TL, mal ve hizmet akışını içermeyen iki adet fatura nedeniyle 35.100.000.000 TL ve düşük bedelle satılan malzeme bedel farkı adı altında da 1.876.020.000 TL olmak üzere toplam 49.259.349.875 TL’nin faiziyle birlikte ödetilmesine karar verilmiştir.

Dava dilekçesinde talep edilmiş olan “20.969.233.619 TL’lik” alacak yönünden davacı şirket, 18.12.2003 tarihli delil listesinde (8) no’lu delil olarak göstermiş olduğu ve davalı tarafından düzenlendiğini iddia ettiği, “imzalı hesap tablosu”na dayanmış olup, mahkemece, hükme esas alınan 4.12.2006 tarihli bilirkişi raporunda da açıklandığı gibi “davalının, hesap planı tablosuna göre davacı şirkete 12.283.162.855 TL borçlu olduğuna ilişkin kabul ve ikrarı bulunduğu” gerekçesiyle söz konusu bu hesap tablosunun sonuç kısmında yazılı bulunan “12.283.162.855 TL’lik” miktar yönünden de davanın kabulüne karar verilmiştir. Oysa ki davalı, davacı tarafından delil listesinin sunulmasından sonra vermiş olduğu 24.3.2003 tarihli dilekçesinde, “öncelikle söz konusu belgenin aslının ibraz edilmesi gerektiğini, aslının mevcut olması halinde ise böyle bir belgenin ancak bir döneme ait şirketin ticari faaliyette bulunduğu diğer şirketlere ilişkin hesap dökümü niteliğinde olabileceğini, davacının iddiasında olduğu gibi borç ikrarı şeklinde yorumlanamayacağını” bildirmiş, 11.10.2005 tarihli bilirkişi raporuna karşı itirazlarını içeren 30.11.2005 tarihli ve daha sonra vermiş olduğu 16.2.2006 ve 15.12.2006 tarihli dilekçeleriyle de, “kendisi tarafından düzenlendiği ve imzalandığı iddia edilen söz konusu bu belgeyi kabul etmediğini, kaldı ki belgede borçlu olduğuna ilişkin de herhangi bir açıklamanın bulunmadığını, belgenin en fazla, şirket yetkilileri olan ... ve ... ile arasındaki özel ilişkinin bir dökümü olabileceğini” belirtmiştir. Görüldüğü üzere davacının davada delil olarak dayandığı söz konusu bu belge, davalı tarafından karşı konularak kabul edilmediğine göre, mahkemece öncelikle bu belgenin davalı tarafından düzenlenip düzenlenmediği ve daha sonraki aşamada da içeriği konusunda araştırma, inceleme ve değerlendirme yapılması zorunludur. Dairemizce belge aslının istenilmesi amacıyla dosyanın mahalline geri çevrilmesi üzerine davacı vekili tarafından verilen 5.3.2008 tarihli dilekçede, söz konusu bu belgenin davalının ortağı olduğu dava dışı ... Limited Şirketinden gönderilen “faks” niteliğinde olduğu belirtilmek suretiyle faks aslı ibraz edilerek gönderilmiştir. O halde belgenin “faks bildirimi” niteliğinde olduğu sabit olduğuna göre mahkemece öncelikle bu bildirimin davalı tarafından düzenlenip düzenlenmediği sorulup araştırılarak, davalı tarafından düzenlenerek davacı şirkete gönderildiğinin tespiti halinde ise, az yukarda açıklanan davalı itirazları ve yazı içeriği de değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, davalının itirazları üzerinde durulmadan, gerekli inceleme ve araştırma yapılmadan, davalı tarafından kabul edilmeyen faks bildirimi niteliğindeki belge esas alınarak, eksik inceleme ile 12.283.162.566 TL’ye ilişkin alacak yönünden de yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.

SONUÇ: 1. bent gereğince davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 550 YTL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 26.5.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Şirket kuruluşu ve şirket işlemleri

Şirket kuruluşu, pay devri, sermaye artırımı, genel kurul ve tasfiye işlemlerinde SMMM ekibimize danışın.

Şirket kuruluşu hizmetimiz

Mesajınız SMMM ekibimize iletilir.

Bu belge hakkında bize yazın Metinde hata mı gördünüz, sorunuz mu var?
Mesaj türü

İletişim bilgileri isteğe bağlı — size dönüş yapmamızı isterseniz doldurun.

Mesajınız yalnızca ekibimize iletilir, sayfada yayımlanmaz.
Kopyalandı