1. Ana Sayfa
  2. Mevzuat Merkezi
  3. Yargıtay
  4. Yargıtay Kararları
Yargıtay Kararı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/6473 E., 2026/4085 K.

Yargıtay 01.07.2026 Sayı: 2025/6473 E. - 2026/4085 K. 11. Hukuk Dairesi

11. Hukuk Dairesi 2025/6473 E. , 2026/4085 K.

\n\"İçtihat Metni\"MAHKEMESİ\t: Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

SAYISI\t: 2024/1374 Esas, 2025/834 Karar

HÜKÜM\t: Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ\t: Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI\t: 2022/712 E., 2024/392 K.\t\t\t\t\t\t

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 24.07.2006 tarihli işletme hakkı devir sözleşmesi imzalandığını, 30.10.2009 tarihli sözleşmeyle de hisselerin devredilerek davalı şirketin özelleştirme sürecinin tamamlandığını, davacı tarafından satış ve devirden önce ...'a gönderilen 04.06.2009 tarihli yazıda özelleştirme aşamasında olduğu belirtilerek bütün okuma ve tahakkukların haziran ayı sonuna kadar bitirilmesi yönünde gerekli düzenlemeler yapılması için talimat verildiğini, ancak sürecin uzadığını, davalı şirketin özelleştirme sürecinden hemen önce eksik tahakkuk ve olağanın üstünde gerçekleştirilen tahakkuk iptalleri-abone sayısını azaltmış olması nedeni ile davalının gelirinde azalmaya sebep olduğu, böylece ...'a olması gerekenden daha az tutarda alacak devrinin gerçekleştirildiğini ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 39.621.250,00 TL'nin 30.09.2009 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ve KDV'si ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, okumanın eksik yapıldığı iddia edilen dönemde şirketi yönetenin davacı olduğunu, özelleştirme tarihinden önce devredilecek alacak tutarlarının kesin olarak tayin edildiğini, bilanço tarihi olan 30.09.2009 tarihi itibariyle muhasebe kayıtlarında yer almayan alacakların davacı tarafından istenemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya zamanaşımı yönünden mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun değil, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiği, davanın 31.10.2014 tarihinde açıldığı, davalı tarafından zamanaşımı başlangıcı olarak savunulan 08.05.2013 tarihinden itibaren iki yıllık (haksız fiil ve sebepsiz zenginleşmeye ilişkin) zamanaşımı sürelerinin sona ermediği gibi davalı şirketin hissesinin blok satış yoluyla devredildiği 30.09.2009 tarihinden itibaren on yıllık nihai zamanaşımı süresinin de geçmediği belirlendiğinden zamanaşımı def'inin reddedildiği, davalının sorumluluğu ve davacının zaranının miktarı yönünden dosya kapsamında bilirkişi raporu alındığı, davacının zararının toplam 39.621.249,93 TL olduğunun tespit edildiği, davacının hem sebepsiz zenginleşmeye, hem haksız fiile dayanması sebebiyle davalının fiilinin gerçekleştiği son tarih olarak 30.09.2009 tarihi itibariyle temerrüdün gerçekleştiği, davacının alacağına talep gibi 30.09.2009 tarihinden itibaren ve taraflar arasındaki ihtilafın ticari iş olması nedeniyle avans faizi yürütülmesi gerektiği, davacı tarafın fer'i nitelikte KDV talebinde de bulunduğu ancak davalı ...'ın abonelerden tahsil edilen bedellerin KDV'sinin (tahsil eden davalı ... tarafından) Devlet'e ödenmiş olduğu, davacının KDV'den doğan bir zararının bulunmadığı, ayrıca davacı tarafından da zararın KDV hariç tespit edilmesi karşısında davacının feri nitelikteki KDV'ye yönelik talebinin de reddine karar verildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkeme kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, alacak istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine, 01.07.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Bu belge hakkında bize yazın Metinde hata mı gördünüz, sorunuz mu var?
Mesaj türü

İletişim bilgileri isteğe bağlı — size dönüş yapmamızı isterseniz doldurun.

Mesajınız yalnızca ekibimize iletilir, sayfada yayımlanmaz.
Kopyalandı