11. Hukuk Dairesi 2025/333 E. , 2025/6062 K.
\n\"İçtihat Metni\"MAHKEMESİ\t: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI\t: 2022/416 Esas, 2024/1792 Karar
HÜKÜM\t: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI\t \t : 2016/992 E., 2021/839 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 07.10.2025 günü hazır bulunan davacı vekilleri Avukat .... ve Avukat ... ve davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
1.Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 01.01.2016 başlangıç tarihli ve 5 yıl süreli doğalgaz satış sözleşmesinin 4. maddesinde belirtilen miktarda asgari miktarda gaz satışının kararlaştırıldığını, sözleşme uyarınca davalıya 28.100.000,00 TL tutarında teminat mektubu verildiğini, mücbir sebep nedeniyle müvekkili şirketin gaz alamayacağını davalıya bildirdiğini ve bu halin davalı tarafından kabul edildiğini, sözleşme yürürlükte olduğu ve ticari ilişkinin devamı sırasında teminat mektubunun nakde çevrilmesinin talep edildiğini, Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/2738 D.İş sayılı kararı ile teminat mektubuna ihtiyati tedbir konulduğunu, teminat mektubunun 60 günlük gaz miktarının bedelinin garantiye alınması için verildiğini, müvekkilinin davalıya gaz bedeli borcunun bulunmaması nedeniyle teminat mektubunun nakde çevrilmesi talebinin dayanaksız olduğunu, sözleşmenin hiçbir maddesinde müvekkili şirketin sözleşmenin feshine sebep olması halinde dahi teminat mektubunun irat kaydedileceği hususunda bir ibare bulunmadığını, sadece ödenmemiş doğal gaz bedeli bulunması halinde borç miktarınca teminat mektubunun kısmi olarak nakde çevrilebileceğini, müvekkilinin gaz alımını sözleşmeye uygun olarak gerçekleştirerek ödemelerini yaptığını, davalının sözleşme nedeniyle uğradığı veya uğrayacağı herhangi bir zarar bulunmadığından teminat mektubunun nakde çevrilmesinin yasal dayanağı bulunmadığını, müvekkili şirketin grev nedeniyle mücbir sebep halinde olduğunun .... Ticaret ve Sanayi Odası tarafından 22.08.2016 tarihli mücbir sebep belgesi ile belirlendiğini, bu belge ile işyerinde grev ilan edildiğinin ve üretimin durduğunun tespit edildiğini, sözleşmenin 13. maddesine göre mücbir sebepten etkilenen tarafın yükümlülüklerinin, etkilendiği ölçüde askıya alınacağını, patlayıcı madde yapımında kullanılabildiği için hükümet tarafından içerisinde nitrik asit bulunan gübre çeşitlerinin satışının 08.06.2016 tarihinde durdurulmasının da mücbir sebep olduğunu, bu halin davalı tarafından da kabul edilmesine rağmen teminat mektubunun nakde çevrilmesi talebinin kötüniyetli ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davacı vekili 16.11.2016 tarihli ıslah dilekçesi ile borçlu olmadığının tespiti ile birlikte sözleşme gereğince davalıya verilmiş olan 28.100.000,00 TL tutarındaki kesin ve süresiz teminat mektubunun iadesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; mektubun sözleşme kapsamındaki tüm borçlar için verildiğini, davacı tarafından Tebliğ'de yer alan istisna koşulları yerine getirilmeden müvekkilinin düzenleyeceği faturalarda KDV istisnasını uygulamasının mümkün olmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin 27.19.2016 tarihli noter ihtarnamesi ile feshedildiğini, davacının haksız bir şekilde ödemediği KDV'yi müvekkilinin ödemek zorunda kaldığını, iddia edildiği gibi teminat mektubunun mücbir sebeple değil ödeme yapılmaması sebebiyle paraya çevrilmek istendiğini, teminat mektubu tutarının 28.100.000,00 TL olduğunu, müvekkili şirketin alacağının ise 3.501.430,00 USD ve 715.569,00 TL olduğunu, ancak uygulamada şartsız teminat mektuplarının kısmi olarak nakde çevrilmesi talep edildiğinde muhatap bankalarca kısmi ödeme taleplerinin kabul edilmediğini, kısmi çevirme talebinde bulunulamadığını, davacı şirketin KDV borcu dışında ödeme günü 18.10.2016 olan, 30.09.2016 tarih ve BGC 2...6 nolu faturaya ilişkin 252.629,00 TL borcu bulunduğunu ve bu bedel ile ayrıca Ekim, Kasım ve Aralık ayına ilişkin kapasite rezervasyon bedellerini de talep etme haklarının olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından KDV bedelleri ödenmeyerek iade edilen faturaların tamamının tarihlerinin istisna belgesi tarihinden önce olduğu, davacının Tebliğ'de yer alan şartları sağlamadan ve istisna belgesini alarak davalıya sunmadan KDV bedelini ödemekten imtina edemeyeceği, sözleşme gereği faturalara itiraz edilmiş olmasının ödemeden imtina hakkı vermediği, Tebliğ uyarınca istisna kapsamında işlem yapan satıcıların, istisna sebebi ile ziya uğratılan vergi, ceza, zam ve faizlerinden teslim yapılan mükellefler ile birlikte müteselsilen sorumlu oldukları, davalı tarafından söz konusu KDV bedellerinin idareye ödendiği, dolayısıyla hükme esas alınan ikinci bilirkişi heyetinin kök ve ek raporunda tespit edildiği üzere davacının davalıya, KDV bedelleri ile süresinde ödenmeyen faturalar nedeniyle düzenlenen gecikme bedelleri yönünden borçlu olduğu, davacının fabrikasında başlatılan grevin mücbir sebep olduğunu iddia ederek ödemediği rezerve ve iletim bedeli faturaları yönünden yapılan değerlendirmede ise, taraflar arasındaki sözleşmenin 13. maddesinde düzenlenen mücbir sebepler arasında grevin yer almadığı, her ne kadar maddede mücbir sebepler sınırlayıcı şekilde sayılmamış ise de Anayasal bir hak olan grevin ticari hayat içerisinde her zaman gerçekleşmesinin mümkün olduğu ve mücbir sebep olarak kabul edilemeyeceği, davacının sözleşme gereği kendisinin sorumluluğunda olan bu bedeller yönünden de davalıya 2.775.928,43 USD ve 1.615.335,89 TL borçlu olduğu, taraflar arasındaki sözleşme feshedilmiş olmakla birlikte sözleşmenin 11. maddesi uyarınca teminat mektubunun davalı tarafından iade edilebilmesi için davacının davalıya herhangi bir borcu veya mükellefiyetinin kalmaması gerektiği gerekçesiyle davanın ve davalı tarafça başlatılmış ve ihtiyati tedbiren durdurulmuş bir icra takibi bulunmadığından davalı tarafın şartları oluşmayan tazminat talebinin reddine, ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile temel uyuşmazlığın, satım faturalarının 10.02.2016 tarihi ile fesih tarihi arasında KDV'siz düzenlenip düzenlenmeyeceğine ilişkin olduğu, İlk Derece Mahkemesince alınan her iki bilirkişi kurulu raporunda tarafların borç ve alacaklarının yaklaşık olarak aynı şekilde hesaplandığı, raporlar arasındaki temel farkın ilk raporda, Yasa'nın yürürlük tarihi itibariyle istisnanın uygulanması gerektiği kabul edilmesine rağmen ikinci raporda, Yasa ile getirilen uygulamanın davacıyı kapsayıp kapsamadığı ve ne oranda kapsadığının belirlenmesi için Tebliğ ile istisna belgesinin aranması gerektiği hususunda olduğu, raporlar arasındaki temel farkın istisnanın uygulanma tarihine ilişkin olduğu, istisnanın hangi tarih itibariyle uygulanacağı esas itibariyle hukuki bir konu olduğundan dosyaya sunulan bilirkişi raporları ve taraflarca sunulan uzman görüşlerine göre uyuşmazlığın aydınlandığı dikkate alınarak hukuki bir konuda yeniden bir bilirkişi kurulu oluşturularak raporlar arasındaki hukuki görüş farklarının giderilmemesinin doğru olduğu, 10.02.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 6663 sayılı Kanun'un 13. maddesi ile 3065 sayılı Kanun'un 13. maddesine eklenen (ı) bendinde, \"Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından tescil edilen gübreler ve gübre üreticilerine bu ürünlerin içeriğinde bulunan hammaddelerin teslimi ile küspe (Türk Gümrük Tarife Cetvelinin 2303.10 tarife pozisyon numarasında sınıflandırılan nişastacılık artıkları ve benzeri artıklar ile 2303.30.00.00.00 gümrük tarife istatistik pozisyon numarasında sınıflandırılan biracılık ve damıtık içki sanayinin posa ve artıkları hariç), tam yağlı soya (fullfat), kepek, razmol, balık unu, et unu, kemik unu, kan unu, tapyoka (manyok), sorgum ve her türlü fenni karma yemler (kedi-köpek mamaları hariç), saman, yem şalgamı, hayvan pancarı, kök yemler, kuru ot, yonca, fiğ, korunga, hasıl ve slajlık mısır, üçgül, yemlik lahana, yem bezelyesi ve benzeri hayvan yemleri (yeşil ve kuru kaba yemler ve bunların pellet şeklinde veya mevsimsel ihtiyaçlara göre bir bağlayıcı kullanılarak veya kullanılmadan işlem görmüş olanları dâhil) teslimi\" hususlarının KDV'den müstesna olduğunun düzenlendiği, müstesna işlemler başlıklı 13. maddenin son fıkrasında ise, \"Cumhurbaşkanı, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 232 nci maddesinde yer alan ve ilgili yılda uygulanmakta olan haddi, istisna uygulamasında asgari tutar olarak belirlemeye ve belirlenen bu tutarı iki katına kadar artırmaya, sıfıra kadar indirmeye yetkilidir. Maliye Bakanlığı, istisna kapsamına girecek teslim ve hizmetleri tanımlamaya, istisnaya ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.\" düzenlemesinin bulunduğu, Yasa koyucunun iradesinin, gübre üretiminde kullanılan doğalgazın KDV'den istisna edilmesi olduğu, usulüne uygun şekilde yürürlüğe giren bir kanun hükmünün ikinci derecede bir idari işlemle ortadan kaldırılmasının veya uygulanmamasının, yetkide paralellik ilkesine aykırı olduğu, yasa hükmünün uygulanması gerektiğine ilişkin davacı iddiasının yerinde olduğu, ancak 3065 sayılı Kanun'un 13. maddesinin son fıkrasında, Maliye Bakanlığı'nın istisna kapsamlarına girecek teslim ve hizmetleri tanımlamaya, istisnaya ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkili olduğunun düzenlendiği, Yasa'nın yürürlüğe girmesinden sonra gübre üretiminde kullanılacak doğalgazın ne şekilde belirleneceği, satın alınan doğalgazın hangi kısmının üretimde kullanıldığının kabul edilmesi gerektiğine ilişkin esasların, Tebliğ ile düzenlenip somutlaştırılması gerektiği, Tebliğ ile belirlenen bu esaslara göre Kanun'un yayımı tarihinden itibaren davacının alımları istisnaya tabi tutulacak ve varsa ödenmiş KDV'nin mahsup veya iade alınacağı, fesih sonrası yürürlüğe giren Tebliğ'de de ödenen KDV'nin alıcı tarafından iade alınacağının düzenlendiği, Tebliğden sonra davacının istisna belgesi almış olmasının da bu görüşü doğruladığı, satılan doğalgazın hangi miktarda gübre üretiminde kullanılacağına ilişkin esaslar belirlenmeden Yasa'nın yukarıda belirtilen 13/son maddesindeki hüküm de dikkate alındığında, KDV'siz şekilde düzenlenecek faturanın yasaya uygun olmayacağı, yasa hükmüne göre istisna kapsamına girecek miktar ve kalemlerin belirlenmesine ilişkin ikincil mevzuat düzenlemesi ile istisna belgesinin alınmasından sonra Yasa'nın yürürlük tarihi itibariyle ödenen KDV'nin sözleşmenin alıcısı tarafından vergi dairesinden mahsup veya iade alınmasının, yasa maddesinin düzenlenmesi ve uygulama amacı ile taraflar arasındaki sözleşmenin edim dengesine uygun olduğu, her iki bilirkişi kurulu raporuna göre, fesihten sonra ikincil mevzuatın yürürlüğe girmesi ve istisna belgesinin alındığı dikkate alınarak davalı tarafından düzenlenen KDV'li faturaların yerinde olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin 8. maddesinde fiyatın döviz cinsinden belirleneceğinin kararlaştırıldığı, anılan maddede vergilerin alıcıya ait olduğunun belirlendiği, fatura ve ödemenin düzenlendiği sözleşmenin 9. maddesine göre kur farkı düzenlemesi bulunduğu ve geciken faturalar için libor +2 faiz oranıyla ödeneceğinin kararlaştırıldığı, fatura borcunun ödenmemesi hâlinde fesih şartlarının düzenlendiği, 10. madde de müşterinin KDV ve ÖTV ödemesinden sorumlu olacağının kabul edildiği, İlk Derece Mahkemesi karar ve gerekçesinin yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, taraflar arasında akdedilen 01.01.2016 başlangıç tarihli doğalgaz satım sözleşmesi nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespiti ve satım sözleşmesi kapsamında davalıya verilen 28.100.000,00 TL bedelli teminat mektubunun bedelsiz kalması nedeniyle iadesi istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 09.10.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.