11. Hukuk Dairesi 2024/531 E. , 2024/8640 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1196 Esas, 2023/2362 Karar
HÜKÜM : Yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Afyonkarahisar 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI : 2021/206 E., 2022/370 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı bankanın davacı ... ... Limited Şirketi ile imzalamış olduğu genel kredi sözleşmelerinden kaynaklanan toplam 10.152.521,98 TL alacağını Beyoğlu 23. Noterliğinin 12.03.2020 tarih ve 05411 yevmiye nolu Alacağın Devri Sözleşmesi ile devir sözleşmesinde belirtilen oranda işleyecek faiz ve ferileri ile birlikte, madde (3)’de detayı yazılı tüm teminattan ve bu kredilerden kaynaklanan alacaklarının tahsilini teminen başlanan icra/dava dosyaları ile birlikte toplam 6.600.000,00 TL karşılığında tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 183 ve müteakip maddeleri kapsamında gayrikabili rücu olarak davalılardan ...'e temlik ettiğini, davalı ... ile davalı banka arasında bir banka-müşteri ilişkisi söz konusu olmadığını, davalı banka tarafından kredi borçlusu müvekkilinin durumunun ağırlaştırılmış ve bankanın müşterilerine uyguladığı cazip indirimler ile borcu kapatma imkanı ortadan kaldırıldığını, temlik alan davalı ile borçlu şirketin aynı sektörde çalışmaları, rakip firma olmaları ve bu firmaların Sandıklı gibi küçük bir ilçede faaliyet göstermeleri de dikkate alındığında, müvekkilinin durumunu borca ilişkin teminatların değerini iyi bilecek durumda olup, temlikten dolayı en az 15.000.000 TL‘ye ulaşan alacağı neredeyse üçte bir bedelle devraldığını, fabrika binası ile arsasının bunu karşılamaya yetecek kadar teminat oluşturduğunu bilebilecek durumda olduğunu, bu durumların gerçek bir temliğin amaçlanmadığını gösterdiğini belirterek fazlaya ilişkin zarar ve ziyana yönelik her türlü cezai ve hukuki hakları mahfuz kalmak kaydıyla Beyoğlu 23. Noterliğinin 12.03.2020 tarih ve 05411 yevmiye nolu Alacağın Devri Sözleşmesinin 6098 sayılı Kanun'un 27 ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 2 nci maddesi gereğince iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından davalılardan ... T.A.Ş.'nin ... ... Limited Şirketi ile kredilerden kaynaklanan alacağını 6.600.000,00 TL karşılığında tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla 6098 sayılı Kanun'un 183 ve müteakip maddeleri kapsamında davalı müvekkiline temlik ettiğini, yapılan devir işleminin kanuna ve davacı ile imzalanan sözleşmelere uygun nitelikte olduğunu, alacağın temliki hususunda borçlunun rızasına gerek duymadığını, alacağın devri işlemi borçlunun borcunda bir değişiklik meydana getirmediğini, borcun artışı veya alacağın niteliğinde bir değişikliğe neden olmadığını, davalı bankanın alacağını devretmesinin sözleşme ile yasaklanmadığı gibi davacılar ile imzalanan genel kredi sözleşmelerinin ilgili hükümleri gereğince davalı Bankanın davacılardan olan alacağını davacıların izin ve onayına gerek kalmaksızın devir etme hak ve yetkisi bulunduğunu, ... tarafından davalı banka kredili borçlusu ... ... Limited Şirketi'nin risklerinin teminatını ve ayrıca herhangi bir şekilde davalı bankaya karşı doğmuş ve doğacak kendi asalet ve kefalet borçlarının teminatını teşkil etmek üzere davalı banka lehine ipotek verildiğini, yine aynı şekilde davacı ... ve ... ... Limited Şirketi tarafından davalı banka lehine ipotek verildiğini, resmi senetlerin 15 inci maddesine göre davalı bankanın ipotek verenden izin ve onayını almasına gerek kalmaksızın alacağını üçüncü kişiye devir etme hak ve yetkisi bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... T.A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından müvekkili ... T.A.Ş.'nin ... ... Limited Şirketi ile kredilerden kaynaklanan alacağını; Beyoğlu 23.Noterliği'nin 12.03.2020 tarih ve 05411 Yevmiye numaralı alacağın devri sözleşmesi tarihinden itibaren devir sözleşmesinde belirtilen oranda işleyecek faiz ve ferileri ile birlikte, tüm teminattan ve bu kredilerden kaynaklanan alacaklarının tahsilini teminen başlanan icra/dava dosyaları ile birlikte toplam 6.600.000,00 TL karşılığında tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla 6098 sayılı Kanun'un 183 ve müteakip maddeleri kapsamında diğer davalı ...'e temlik ettiğini, davacılar ... ve ...'un krediyi kullanan borçlu davacı şirketin kullanmış olduğu kredilerde sözleşmelere müşterek borçlu müteselsil kefil olduklarını ve sorumluluğu kabul ettiklerini, davacı ...'nın ise davacı şirketin kullanmış olduğu kredilerin teminatını teşkil etmek üzere; banka lehine ipotek tesis edilmiş olması sebebiyle bankalarına karşı sorumluluğu bulunduğunu, kredi borcunun ödenmemesi üzerine 02.12.2013 tarihi itibariyle kredi ilişkisinin kesildiği bildirildiğini, dolayısıyla borcun muaccel hale geldiğini, verilen sürede alacağın tasfiye edilmediği gibi bir ödeme planına da bağlanmadığını, bankanın davacılardan olan alacakları, teminatları ile birlikte 6098 sayılı Kanun'un 183 ve devamı maddeleri gereğince devir ve temlik edildiğini, davalı banka tarafından yapılan devir işlemi kanuna ve davacılarla imzalanan sözleşmelere uygun olarak gerçekleştirildiğini, yapılan işlemin usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alacağın devrine ilişkin sözleşmede özel bir şekil şartının aranmadığı, adi yazılı şekilde yapılan temlik sözleşmelerinin geçerli olduğu, borçlunun muvafakatinin bulunmasının gerekmediği, davalılar arasındaki Beyoğlu 23. Noterliğinin 12.03.2020 tarih ve 05411 yevmiye sayılı, toplam 10.152.521,98 TL alacağın 6.600.000,00 TL bedelle devrine ilişkin Alacağın Devri Sözleşmesinin geçerli olduğu kanaatine varıldığı, davacıların muvazaa olgusuna yönelik iddiaların incelenmesinde, davacı ... ... Limited Şirketi ile alacağı temlik alan davalı ...'ün aynı ilçede aynı sektörde yönelik faaliyet gösteren firmalar olduğu, taraflar arasında rekabet ilişkisinin bulunduğu, temlik işlemi ile davacı şirketin Finansal Sektöre olan Borçların Yeniden Yapılandırılması Hakkındaki Yönetmelik hükümlerinden yararlanamayacağı, temlik bedelinin temlike konu kredi borcundan çok düşük bedelle olduğu, davalı bankanın amacının kar elde etmeye yönelik ticari kuruluş olduğu ve düşük bedelle temlik sözleşmesi yapmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, yapılan temlik işleminin muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılar vekillerince istinaf edilmiştir.
IV.BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı ... ile davalı ... T.A.Ş arasında düzenlenen temlik sözleşmesinin 6098 sayılı Kanun'un 183 ve devamı maddelerinde düzenlenen hükümlere aykırılık taşımadığı, davacının borcunu ifa ederken alacaklının kim olduğunun öneminin bulunmayıp, usulüne uygun temlik sözleşmesiyle borcu temlik alan alacaklının asıl alacaklının haklarına halef olduğu, davacının borcunu davalılardan herhangi birine ödemesinde onun açısından menfaatini haleldar edebilecek bir durumun mevcut olmadığı, davalılar arasındaki alacağın temliki sözleşmesinin muvazaalı olduğu iddiasının dinlenebilme olanağının bulunmadığı (Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 31.10.2012 tarih 2012/13797 E.- 2012/16971 K. sayılı ilamı), bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığı gerekçesiyle davalıların istinaf başvuru taleplerinin kabulü ile kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmiş, karar davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
V.TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalılar arasında akdedilen alacağın temliki sözleşmesinin muvazaalı olduğu iddiasına dayalı sözleşmenin iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6098 sayılı Kanun'un 183 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı harcın istek halinde ilgililere iadesine,
04.12.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi