11. Hukuk Dairesi 2024/5088 E. , 2025/3432 K.
\n\"İçtihat Metni\"MAHKEMESİ\t :İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI\t\t :2021/703 Esas, 2024/1028 Karar
HÜKÜM \t\t :İstinaf başvurusunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ :İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI \t\t :2019/225 E., 2020/765 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirketin kuruluşundan yani 1984'ten 19.03.2018 tarihine kadar ... başkanlığındaki yönetim kurulları tarafından idare edildiğini, davalı şirketin ise 2003 yılında kurulduğunu, kuruluşundan bu yana ...'ın başkanlığındaki yönetim kurulları tarafından idare edildiğini, davacı şirketin 19.03.2018 tarihli genel kurulunda yönetim kurulunun değiştiğini, ... ve eski yönetim kurulu üyelerinin çoğunun görevden alındığını, yönetim kurulu üyeliklerine ... ve ... 'in seçildiğini, yeni yönetim kurulu üyelerince, eski yönetimden şirket defterleri ve belgeleri teslim aldığında, davacı şirketin menfaatlerine aykırı, zararına olacak şekilde gerçekleştirilmiş bazı uygulama ve işlemler ile karşılaşıldığını, bu işlemlerin çoğunluğunun, eski yönetim kurulu başkanı ...'ın pay çoğunluğuna sahip olduğu şirketler ile yapıldığının görüldüğünü, davalının davacıya ticari defter kayıtlarına göre 31.12.2017 tarihi itibariyle 51.094.619,00 TL borcu bulunduğunu, davalı şirketin yönetim kurulu başkanı ...'ın 2017 yılı Aralık ayında henüz müvekkili şirketin de yönetim kurulu başkanı iken, bu borcun davacı açısından kabul edilemeyecek kadar ağır şartlarla ertelenmesini sağlamaya çalıştığını, bu kapsamda 25.12.2017 tarihli yönetim kurulu kararı ile taraflar arasında borç tasfiye protokolü imzaladığını, bu toplantıya yönetim kurulu üyesi M.... çağrılmadan, dört yönetim kurulu üyesinden üçünün yani ..., ... ... ve ... tarafından imzalanarak karar alındığını, bu sebeple söz konusu yönetim kurulu kararının yok hükmünde olduğu iddiası ile müvekkili tarafından İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/844 E. sayılı dosyası ile dava açıldığını, bu yönetim kurulu kararı ile yapılması kararlaştırılan ve davacı şirket aleyhine elverişsiz şartlarda olan bu protokol ile hayatın olağan akışına ve ticari örf ve adetlere tamamen aykırı şekilde davacının davalıdan olan alacaklarının ödenmesinin 10 yıla yayıldığını, alacaklı davacının protokolü feshinin engellendiğini, hatta protokolün alacaklı davacı tarafından feshedilmesi halinde borçlu davalıya 5 milyon USD cezai şart ödemesinin öngörüldüğünü, protokol şirket yetkilileri tarafından da imzalanmış olsa, yöneticilik sıfatının kötüye kullanılarak şirketin zararına işlem yapılması sebebiyle protokolün geçersiz olduğunu, alacaklı ve borçlu şirketi temsil eden aynı kişilerin bir araya gelerek, alacaklı şirketin zararına protokol imzalamalarının butlan sebebi olduğunu, davacının net alacağının, şirket defter ve kayıtlarının incelenmesi sonunda bilirkişi incelemesi ile ortaya çıkacağını ileri sürerek fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100.000,00 TL alacağın temerrüt tarihinden fiili tahsil tarihine kadar uygulanacak Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası'nın (TCMB) kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranı ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 07.10.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değeri 47.201.891,50 TL arttırılmakla toplam 47.301.891,50 TL'nin TCMB'nin kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranı ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ve davalının aile şirketleri olduğunu, borcun tasfiyesine ilişkin protokolün şirketin yönetim kurulu üyeleri tarafından imzalandığını ve geçerli olduğunu, davacının muaccel olmayan bir alacağı talep ettiğini, 31.12.2017 tarihli protokolün içeriğinin kanunda öngörülen sınırlar içerisinde belirlendiğini, yapılan protokolün borcun tasfiyesini amaçladığını, davacı şirketin bugüne kadar bu konuda bir zarara uğratılmadığını, nihayetinde davacının emsallerine uygun olarak faiz geliri de elde ettiğini, protokol hükümlerine uygun olarak müvekkili şirket tarafından ödemeler yapıldığını, davacı şirket tarafından ihtirazi kayıtsız olarak bu ödemelerin tahsil edildiğini, alacaklının bugüne kadar bütün kısmi ifaları kabul ettiğini, protokolde faiz oranının ''10 yıllık devlet tahvillerine ödenecek faiz'' nispeti olarak belirlendiğini, bu sebeple davacının ''TCMB kısa vadeli avanslar için uygulanan faiz oranı ile tahsil talebinin de 31.12.2017 tarihli protokol hükümlerine açıkça aykırı olduğunu, müvekkili şirketin temerrüdünün söz konusu olmayıp protokol hükümlerine açıkça aykırı davrananın davacı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller ve aldırılan bilirkişi raporuna göre dava konusu 31.12.2017 tarihli protokolün, davacı şirket adına ... ve ... ..., davalı şirket adına ... ve ... tarafından imzalandıkları, dosyada mevcut sicil kaydı ve taraflarca ibraz edilen temsil ve ilzam yetkisinin sınırlarının da yer aldığı imza sirkülerinden protokolün imzalandığı tarihte ... ve ... ...'ın davacı ... temsil ve ilzama yetkili olduklarının tespit edildiği, İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/844 E. sayılı dosyası ile ... ... tarafından ... Toplu Konut A.Ş.'ye karşı 25.12.2017 tarihli yönetim kurulu toplantısında alınan 9 numaralı yönetim kurulu kararının iptali talepli dava açıldığı, iptali talep edilen yönetim kurulu kararının 31.12.2017 tarihli protokolün imzalanmasına yönelik olduğunun anlaşıldığı, eldeki davanın, davalı şirketin davacı şirkete olan borcunun tasfiyesine dair 31.12.2017 tarihli protokolün yok hükmünde olduğunun tespiti ve protokole konu alacağın, protokol şartları dikkate alınmaksızın tahsili talebine ilişkin olduğu, aldırılan bilirkişi raporundan protokolün uygulanmaya başladığı ve protokol kapsamında yapılan ödemelerin davacı şirketçe kabul edildiğinin anlaşıldığı, İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/844 E. sayılı dava dosyasında devam eden yargılamada 25.09.2020 tarihinde davanın kabulüne, ... Toplu Konut A.Ş.'nin 25.12.2017 tarihli 9 numaralı yönetim kurulu kararının yoklukla malul olduğunun tespitine karar verildiği, kararın henüz kesinleşmediği, dava konusu protokolün imzalandığı tarihte geçerli 30.03.2017 tarihli imza sirküleri incelendiğinde; davacı şirketin imza yetkililerinin 1. ve 2. derece imza yetkililerinden oluşacağının belirtildiği, hangi işlemlerde şirketin hangi müşterek imzalar ile temsil edileceğinin de karara bağlandığı, kararın 1, 2, 3 numaralı bentlerinde sayılan işlemler için birinci derecede imza yetkililerinden ikisinin müşterek imzasının arandığı, 1 numaralı bentte sayılan işlemler için ise bunlardan birinin yönetim kurulu başkanı olması şartının koşulduğu, aynı durumun 21.03.2016 tarihli yönetim kurulu kararına dayanan imza sirkülerinde de geçerli olduğu, dava konusu protokolü imzalayan ... ve ... 'ın, protokol imza tarihinde birinci derece imza yetkilileri olduğu, ...'ın aynı zamanda yönetim kurulu başkanı olduğu, dava konusu protokolün, 30.03.2017 tarihli sirkülerin 2. bendinde sayılan işlemlerden olduğu, birinci bendinde sayılan işlemlerden olduğu kabul edilse dahi, ... o tarihte aynı zamanda yönetim kurulu başkanı olduğundan protokolün şirketi temsil ve ilzama yetkili kişilerce imzalandığı ve davacı ... bağladığı, yetkisiz temsilin söz konusu olmadığı, dava konusu protokolün geçerliliği için, protokolün imzalanmasına yönelik ayrıca bir yönetim kurulu kararı almaya gerek bulunmadığı, 25.12.2017 tarihli yönetim kurulu kararının geçersizliğinin dava konusu protokolün geçerliliğine bir etkisi olmadığı anlaşıldığından, İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/844 E. sayılı dava dosyasının bekletici mesele yapılmadığı, davacının, protokolün imzalanması hususunda, davacı şirket yönetim kurulu tarafından alınan 25.12.2017 tarihli yönetim kurulu kararının geçersiz olması nedeniyle protokolün de geçersiz olduğu iddiasının yerinde görülmediği, taraf şirketler arasındaki 31.12.2017 tarihli protokol için yokluk veya kesin hükümsüzlük hallerinden herhangi birinin mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu 31.12.2017 tarihli protokolün imzalanması hususunda davacı şirketin 25.12.2017 tarihli ve 9 numaralı yönetim kurulu toplantısında karar alındığı, söz konusu kararın davacı şirket yönetim kurulu başkanı ... ve diğer yönetim kurulu üyesi ile birlikte alındığı, bu yönetim kurulu kararına karşı toplantıya çağrılmadığı ve kararın yok hükmünde olduğu iddiası ile yönetim kurulu üyesi ... tarafından İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/844 E. sayılı dosyası ile dava açıldığı, bu davada mahkemece davanın kabulüne ve yönetim kurulu kararının yoklukla malul olduğuna karar verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 28.01.2022 tarih ve 2019/2718 E., 2022/110 K. sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verildiği, bu kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 20.09.2023 tarih, 2022/2858 E., 2023/5133 K. sayılı kararı ile ilgili kararın yoklukla malul olduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulduğu, her ne kadar, davacı şirketin, dava konusu protokolün yapılmasına ilişkin 25.12.2017 tarih ve 9 numaralı yönetim kurulu kararının yoklukla malul olduğunun tespitine karar verilmiş ise de, dava konusu borç ödeme protokolünün yapılması için davacı şirket yönetim kurulunca bir karar alınması gerekmediği, davacı şirket adına bu protokolü yapan yönetim kurulu başkanı ... ve yönetim kurulu üyesi ... ın 30.03.2017 tarihli imza sirkülerine göre şirketi temsil ve ilzama yetkili oldukları, protokolün şirketi temsil ve ilzama yetkili kişilerce imzalandığı ve davacı ... bağladığı, yetkisiz temsilin söz konusu olmadığı, söz konusu yönetim kurulu kararının yoklukla malul olduğuna karar verilmiş olmasının, dava konusu protokolün geçersizliği sonucunu doğurmayacağı, davacının davalıdan olan alacağının faizi ile tespit edilerek belirli tarihlerde yapılacak ödemelerle borcun tasfiyesinin öngörüldüğü, bunun şirkete zarar verme amacını güden bir işlem olduğunun kanıtlanmadığı anlaşıldığından, davacının vekalet görevinin kötüye kullanıldığına dair istinaf nedenin yerinde görülmediği, protokolü imzalayan kişilerin, davacı ... temsil ve ilzama yetkili oldukları, temsilcilerin iki şirkette de yetkili olmasının, tek başına geçersizlik sonucunu doğurmayacağı, davacı şirketin dava konusu protokol tarihinden sonraki 19.03.2018 tarihli ilk genel kurul toplantısında davacı şirketin mali tablolarının, kâr- zarar bilançolarının genel kurulda oy birliği ile kabul edildiği, böylece yapılan işlemlerin şirket genel kurulunun bilgisinde olduğu, genel kurulda ortakların bu işlemlerle ilgili bir çekincelerinin ortaya konulmadığı, protokol uyarınca yapılan taksit ödemelerinin davacı şirket tarafından çekincesiz kabul edildiği, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacı ve davalı arasında imzalanan 31.12.2017 tarihli ''Borcun Tasfiyesine Dair Protokol'' başlıklı protokolün yok hükmünde olduğunun tespiti ile davacının protokolde belirtilen alacağının tahsili istemine ilişkindir. \t
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 15.05.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.