1. Ana Sayfa
  2. Mevzuat Merkezi
  3. Yargıtay
  4. Yargıtay Kararları
Yargıtay Kararı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/837 E., 2024/4448 K.

Yargıtay 29.05.2024 Sayı: 2023/837 E. - 2024/4448 K. 11. Hukuk Dairesi

11. Hukuk Dairesi 2023/837 E. , 2024/4448 K.

\n\"İçtihat Metni\"MAHKEMESİ\t: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi

SAYISI\t: 2021/717 Esas, 2022/1307 Karar

HÜKÜM\t: İstinaf isteminden feragat nedeniyle istinaf isteminin reddi

İLK DERECE MAHKEMESİ\t: Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI\t: 2018/355 E., 2020/677 K.

Taraflar arasındaki ortaklıktan çıkma veya şirketin feshi talepli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi ve daha sonra istinaf isteminden feragat edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... Gıda Nakliyat İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti'nin kurucu ortaklarından olduğunu, mevcut durumda 200 adet payı ile şirketin %50 hisse ortağı olduğunu, müvekkilinin amacının kâr elde etmek olduğunu, müvekkilinin şirket müdürlüğü döneminde kâr dağıtımlarının usulüne uygun şekilde yapıldığını, ancak şirket müdürlüğünü devrettiği 15.03.2007 tarihinden itibaren, kontrol yetisini kaybettiğini, hak etmiş olduğu kâr paylarının müvekkiline ödenmediğini, müvekkilinin defalarca talep ettiği halde faaliyetlerle ilgili bilgi alamadığını, şirket adına alınan kararlar hakkında, müvekkilden hiçbir görüş ya da onay alınmadığını, müvekkilinin denetiminden uzak bir çalışma ortamı yaratıldığını, denetim yapamadığını, şirketin yetkili müdürce keyfi biçimde yönetildiğini, şirket kaynaklarının usulsüz ve hukuka aykırı olarak sarf edildiğini, şirketin diğer ortağın çıkarlarına hizmet edilecek şekilde çok kötü yönetildiğini, müvekkilinin bu durumdan zarara uğradığını, müvekkilinin pay defterini görmek istediği halde buna izin verilmediğini, şirket bilançoları, hesap tablolarını inceleme imkanı verilmediğini, bu tutumun ortaklar arasında olması gereken güven ilişkisinin yok olmasına sebep olduğunu, şirket müdürlük yetkisinin de kötüye kullanımını teşkil ettiğini, yaşanan bu olaylar karşısında müvekkili tarafından davalıya Eskişehir 8. Noterliği'nin 07.03.2018 tarih ve 04573 yevmiye no.lu ihtarnamesinin keşide edildiğini, davalı ortaklarından ...'in, Eskişehir 6. Noterliği'nin 13.03.2018 tarih ve 02793 yevmiye no'lu cevabi ihtarında, müvekkilin kâr payı alacağı olmadığının, şirket payının devri için görüşme yapılabileceğini bildirdiğini, ancak taraflar arasında uzlaşma sağlanamadığını, müvekkilin şirket ortaklığına devam etmesi mümkün olmadığından, müvekkilinin haklı sebeple şirket paylarını gerçek değeri üzerinden satmak ve ortaklıktan çıkmak istediğini belirterek müvekkilin ortaklıktan çıkma talebinin kabülü ile hüküm tarihine en yakın gerçek / piyasa rayiç değeri üzerinden hesaplanacak hisse ve ayrılma payı değerlerinin, şimdilik 2.000,00 TL olarak hak kazanıldığı günden itibaren işletilecek reeskont faiziyle tahsiline, 15.03.2007 tarihinden bu yana gerçek kârın tespit edilerek şimdilik 2.000,00 TL olarak dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte tahsiline, bu mümkün olmazsa şirketin tasfiyesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalılar vekili cevap dilekçesinde; 01.10.2003 tarihinde yapılan protokol çerçevesinde hal no. 26 (şirket) kâr ve zararı ...'e ait olmak üzere ...'a verildiğini, anlaşmaya göre ... ticari faaliyetleri yürüteceğini, ...'ın ise pazarcılık yapacağı fakat hal no. 26 da faaliyette bulunmak isterse kâr ve zararı kendisine ait olmak üzere hareket edeceğini, herkesin kendi kestiği faturadan sorumlu olacağını, müvekkili şirket yetkilisi ...'in 15.03.2007 tarihinden beri bahse konu şirketin müdürlüğünü yaptığını, davacının şirkette denetimden uzak bir çalışma ortamı olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, ayrıca 01.10.2003'te yapılan protokol ile yönetim, denetim, kâr ve zarara ilişkin tüm hakların davacı tarafından devredildiğini, davacı tarafın pay defterini, şirket bilançoları, hesap tablolarını inceleme imkanı verilmediği, bunların ortaklar arasındaki güven ilişkisinin yok ettiği iddialarını kabul etmediklerini, davacının gönderdiği ihtarnameye kadar hiç bir talepte bulunmadığını, şirketin muhasebe kayıtlarını tutan muhasebe bürosunun aynı zamanda davacının pazarcılık faaliyetinden kaynaklanan muhasebe kayıtlarını tuttuğunu, talep ettiğini iddia ettiği bilgilere ve belgelere ulaşmasında hiç bir engel olmadığını, davacı ve müvekkili arasında yapılan görüşmede davacının kâr payı alacağının olmadığını kendisinin de bizzat beyan ettiğini, davacının talep ettiği hususun 26 no.lu hal dükkanını müvekkiline hava parası karşılığı devretmek istemesi ve müvekkilinin bu talebi kabul etmemesi sonucu ortaya çıktığını belirterek müvekkiline karşı açılan işbu davada, davacının tasfiye dışındaki taleplerinin reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalı şirkette % 50 oranında paya sahip olduğu, şirketin diğer % 50 pay sahibinin aynı zamanda şirketin yetkili temsilcisi olan ... olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) yürürlüğe girmesi ile birlikte 2012 yılından itibaren limited şirketlerin her yıl olağan genel kurullarını yapması gerekirken söz konusu şirket müdürünce bu olağan genel kurullarının o tarihten bu yana yapılmadığı, bu hususun şirketin keyfi yönetildiğini ortaya koyduğu, yine hiç kar payı dağıtılmadığı, bu nedenle davacının şirket ortaklığından çıkmasında haklı nedenlerin oluştuğu, bilirkişi raporunda yapılan hesap sonucu belirlenen davacının davalı şirketten 5.000,00 TL sermaye hissesi, 96.650,00 TL kar payları olmak üzere toplam 101.650,00 TL çıkma payı alacağının bulunduğu, her ne kadar davalı vekilince davacının şirketteki hisselerini, diğer ortağa 2003 tarihinde harici yazılı belge ile temliken devrettiğini savunmuş ise de; şirket ana sözleşmesinde hisse devrine ilişkin herhangi bir hüküm bulunmadığı, bu konuda 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6762 sayılı Kanun) hükümlerinin uygulanması gerektiği, davalı şirketin delil olarak dayandığı harici yazılı sözleşmenin yapılış tarihi itibari ile 6762 sayılı Kanun'un uygulanması gerektiği, anılan Kanun'un 520 (6102 sayılı Kanun 595) maddesi gereğince limited şirket pay devri sözleşmelerinin yazılı şekilde yapılması, imzasının noterce onaylanmasının gerektiği, davalı şirketin dayandığı sözleşmenin bu nitelikte olmadığı anlaşıldığından davalının bu savunmasına değer verilmediği, her ne kadar davacı vekilince 23.10.2020 tarihli dilekçesinde dava tarihinden itibaren faiz isteminde bulunmuş ise de çıkma payı alacağı karar tarihi ile birlikte muaccel hale geldiği herhangi bir temerrüdün söz konusu olamayacağı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının davalı şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesi ile 101.650,00 TL alacağın davalı şirketten alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

1.Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı ...'e husumet yöneltilemeyeceğini, davacının iddialarının gerçekleri yansıtmadığını, davacıdan bilgi saklanmasının söz konusu olmadığını, davacının kar payı alacağının bulunmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

2.Davalılar vekili, dosya istinaf incelemesi sırasında beklerken istinaftan feragat dilekçesi sunmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalılar ... ile ... vekilinin süresinde vermiş olduğu istinaf başvuru dilekçesinden sonra istinaf incelemesi için dava dosyası Bölge Adliye Mahkemesine gönderildikten sonra UYAP üzerinden e-imzalı olarak sunduğu 25.10.2022 tarihli dilekçe ile istinaf isteminden feragat ettiğini bildirdiği, feragatin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 307 nci maddesi ve genel hükümler uyarınca istemde bulunanın talep sonucundan vazgeçmesi olup dosyada mevcut vekaletnamelerde davalılar vekilinin istinaftan feragat yetkisinin de olduğunun anlaşıldığı, başvuru hakkından feragati düzenleyen 6100 sayılı Kanun'un 349 uncu maddesinin ikinci fıkrasında başvuru yapıldıktan sonra feragat edilirse, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmeyeceği ve kararı veren mahkemece başvurunun reddine karar verileceği, dosya bölge adliye mahkemesine gönderilmiş ve henüz karara bağlanmamış ise başvurunun feragat nedeniyle reddolunacağının düzenlendiği, bu nedenle istinaf isteminin feragat sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle istinaf isteminin feragat sebebiyle reddine, istinaf başvuru ve karar harcının istek halinde iadesine, istinaf giderlerinin davalılar üzerinde bırakılmasına, duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf isteminden feragate rağmen müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, istinaf edilmesi nedeniyle Bölge Adliye Mahkemesinde sırasını bekleyen dosyaya sunulan isitnaf isteminden feragat dilekçesine istinaden istinaf başvurusunun feragat nedeniyle reddi halinde diğer taraf yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerekip gerekmediği noktasındadır.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Kanun'un 349, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri

3. Değerlendirme

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

29.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Şirket kuruluşu ve şirket işlemleri

Şirket kuruluşu, pay devri, sermaye artırımı, genel kurul ve tasfiye işlemlerinde SMMM ekibimize danışın.

Şirket kuruluşu hizmetimiz

Mesajınız SMMM ekibimize iletilir.

Bu belge hakkında bize yazın Metinde hata mı gördünüz, sorunuz mu var?
Mesaj türü

İletişim bilgileri isteğe bağlı — size dönüş yapmamızı isterseniz doldurun.

Mesajınız yalnızca ekibimize iletilir, sayfada yayımlanmaz.
Kopyalandı