11. Hukuk Dairesi 2023/6195 E. , 2024/7853 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/444 Esas, 2023/1521 Karar
HÜKÜM : Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2016/96 E., 2020/800 K.
BİRLEŞEN DAVA : İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/424 Esas
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili ile katılma yoluyla birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili ile davalı arasında 22.10.2010 tarihinde imzalanan sözleşme ile akaryakıt ve LPG bayilik ilişkisinin başladığını, tarafların 16.08.2011 tarihinde imzaladıkları zeyilname ile 22.10.2010 tarihli sözleşmenin bazı hükümlerini değiştirdiğini, işbu zeyilname ile davalı şirketin müvekkili şirkete KDV hariç 120.000,00 TL intifa bedeli ve KDV hariç 30.000,00TL teknik yatırım destek primi ile 2. sözleşme yılından başlamak üzere her yıl KDV hariç 100.000,00TL satış destek primi ödemeyi taahhüt ettiğini, sözleşme ile müvekkili ve davalının 5 yıl boyuncu çalıştığını, 27.10.2015 tarihinde imzalanan 1 aylık sözleşmenin ise 02.12.2015 tarihinde sona erdiğini, müvekkili şirketin 01.12.2015 tarihli ihtarname ile sözleşmenin uzatılmayacağını bildirdiğini, müvekkilinin 22.10.2010 tarihli sözleşmenin zeyilname ile değişik 5 inci maddesi gereği intifa bedelini, teknik yatırım destek prim bedelini almaya hak kazandığını, müvekkilinin 2. sözleşme yılından başlamak üzere her yıl ödenmesi gereken satış destek primi talep hakkının da bulunduğunu, müvekkili şirketin sözleşme süresi boyunca sözleşme hükümlerine sadık kalarak sözleşmenin 3, 4 ve 9 uncu maddelerindeki mükellefiyetlerini yerine getirdiğini, müvekkilinin intifa hakkı tesisi için davalıya başvurduğunu, ancak davalının şirketin devir işlemleri nedeniyle beklenilmesini istemesi nedeniyle intifa hakkının tesis edilemediğini, sözleşmenin sona ermesi ile de gereksiz hale geldiğini, müvekkilinin intifa bedeli, yatırım destek primi ile satış destek primi faturaları keserek davalıya teslim etmesine rağmen davalının ödeme yapmadığını, müvekkilinin mal alımlarını peşin yapmasına rağmen davalı şirketin işlettiği yakıtmatik sisteminden dolayı oluşan alacağının 20 gün sonra hesaplara aktarıldığını, bu nedenle müvekkilinin sürekli 20 günlük vade farkı ödemeye maruz bırakıldığını, bu farkın davalı tarafından satış primi olarak verileceğinin beyan edildiğini, bu nedenle müvekkilince vade farkının telafisi için düzenlenen satış primi faturasının da davalıya teslim edilmesine rağmen bedelinin ödenmediğini, müvekkilinin bu şekilde cari hesap borcuna karşılık alacaklı duruma geçtiğini, davalının düzenlediği 28.12.2015 ve 30.12.2015 tarihli faturalarına konu basınç testi, söküm, nakliye ve temizlik hizmetlerinin verilmediğini, bu faturalar ile davalının vade farklı içerikli dayanağı bulunmayan faturalarının ihtarname ile davalıya iade edildiğini, ayrıca sözleşme bitiminden sonra müvekkilinin yüksek miktarda parasının davalı tarafça haksız olarak çekildiğini belirterek, takas mahsup talepleri dikkate alınarak müvekkilinin cari hesapta davalıya olan borcundan daha fazla tutarda alacaklı olduğunun tespiti ile kalan 271.128,50 TL alacağın ihtarname tebliğ tarihi olan 07.12.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili şirketi ile davalı şirket arasında 22.10.2010 tarihli sözleşme, bu sözleşmeye istinaden 16.08.2011 tarihli zeyilname ile LPG'li bayilik sözleşmesi, 01.11.2010 tarihli istasyonlu bayilik sözleşmesi, 01.11.2010 tarihli ariyet ve emanet sözleşmesi ve 27.10.2015 tarihli istasyonlu bayilik sözleşmesi akdedilerek taraflar arasında bayilik ilişkisi kurulduğunu, müvekkilinin yükümlülüklerini tam olarak yerine getirmesine rağmen davalı şirketin 22.10.2010 tarihli sözleşmede yer alan intifa taahhüdünü yerine getirmediğini ve aynı zamanda cari hesaptan doğan borcunu da ödemediğini, müvekkilinin 319.631,18 TL cari hesap alacağı ile 10.535,84 TL vade farkı toplamı 330.167,02 TL alacağın tahsili için İstanbul 27. İcra Dairesinin 2016/2925 esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini, davalının müvekkiline 295.271,50 TL borcu olduğunu kabul ederek 566.400,00 TL sözleşmesel haklarının ödenmediğini, bu nedenle 271.128,50 TL alacaklı olduğunu ileri sürdüğünü, doğrudan borçlandırma sistemi üzerinden takip tarihi öncesi ve sonrasında davalıdan tahsil edilen tutarların takip öncesi faiz ve ana paradan düşüldüğünü belirterek, bakiye 311.886,41 TL asıl alacak üzerinden davalının itirazının iptali ile davalı aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesine, müvekkili firmanın üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini, davacının ise intifa taahhüdünü yerine getirmediğini, aynı zamanda cari hesaptan doğan borcunu da müvekkili firmaya ödemediğini, bu anlamda müvekkili nezdinde davacının mevcut 319.631,18 TL cari hesap borcu ve yıllık %42 faiz ile hesaplanmış olan 10.535,84 TL vade farkı alacağının tahsili için toplam 330.167,02 TL bakımından İstanbul 27. İcra Daresinin 2016/2925 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, 16.08.2016 tarihli zeyilname gereği davacının söz konusu bedellere hak kazanmasının ilgili sözleşmenin 2, 3, 4 ve 9 uncu maddelerindeki yükümlülükleri yerine getirmesi şartına bağlı olduğunu, intifa hakkı tesis ettirmeyen davacının intifa bedeli, satış destek primi ve teknik destek primi talep etmesinin mümkün olmadığını, intifa tesisi bakımından müvekkilinin davacıyı oyaladığı iddiasının doğru olmadığını, 27.10.2015 tarihli istasyonlu bayilik sözleşmesinin 13.2 maddesi gereği davacının yakıtmatik sisteminden kaynaklanan bir vade farkı talep edemeyeceğini, ayrıca beş yıl boyunca bu ödemeleri ihtirazi kayıtsız kabul eden davacının talepte bulunmasının mümkün olmadığını, ayrıca ariyet sözleşmesinin 1.c gereği ekipmanla ilgili masraflardan davacının sorumlu olduğunu belirrterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkil şirket ile davacı şirket arasında 22.10.2010 arasında imzalanan sözleşme ile akaryakıt ve LPG bayilik ilişkisi başladığını, tarafların 16.08.2011 tarihinde imzaladıkları zeyilname ile 22.10.2010 tarihli sözleşmenin bazı hükümlerini değiştirdiklerini, bu zeyilname ile davacı şirketin müvekkili şirkete KDV hariç 120.000,00 TL intifa bedeli ve KDV hariç 30.000,00 TL teknik yatırım destek primi ile 2. sözleşme yılından başlamak üzere her yıl KDV hariç 100.000,00 TL satış destek primi ödeme taahhüdü altına girdiğini, imzalanan akaryakıt bayilik sözleşme ve protokolleri gereği müvekkili şirket ile davacı şirketin 5 yılı aşkın bir süre çalıştığını, 27.10.2015 tarihinde imzalanan 1 aylık sözleşmenin de 02.12.2015 tarihinde sona erdiğini, müvekkili şirketin 01.12.2015 tarihli ihtarname ile sözleşmelerin uzatılmayarak sonlandırılacağının davacıya bildirildiğini, bu konuda müvekkilince düzenlenip davalıya teslim edilen fatura bedellerinin ödenmediğini, ayrıca yakıtmatik sisteminde müvekkilinden haksız olarak tahsil edilen vade farklarının telafisi için davalı tarafça satış primi ödeneceği beyan edilmesine rağmen ödeme yapılmadığını, bu hususta müvekkilince düzenlenen fatura bedelinin de ödenmediğini, müvekkilinin bu alacaklarının davalıya olan cari hesap borcundan mahsubu halinde müvekkilinin alacaklı hale geleceğini, davalının düzenlediği bir takım hizmet faturaları ile vade farkı faturalarının dayanağının bulunmadığını, yine sözleşme süresinin sonunda sistemden haksız olarak müvekkilinin 93.552,49 TL parasının çekildiğini belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, asıl davada davacının sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirdiğini ispat edemediği, bu nedenle davacının intifa bedeli, teknik yardım destek prim bedeli ve satış destek pirimi bedelini talep etme şartlarının oluşmadığı, vade farkının ödeneceğine ilişkin herhangi bir sözleşme hükmü bulunmadığı gibi, taraflar arasında oluşan uygulamada fiilen vade farkının benimsenip itirazsız ödenmiş olduğuna ilişkin de bir delile rastlanmadığı, bu bakımdan davacının vade farkına ilişkin alacak talebinin de yerinde olmadığı, birleşen davada, tarafların defterlerinin incelendiği, Total şirketinin 298.641,60 TL alacaklı olduğu, ancak talep edilen akaryakıt için basınç testi, tank temizlik bedeli ve nakliye olmak üzere 4.820,60 TL'den 01.11.2010 tarihli ariyet sözleşmesinin 1/f ve 1/g maddeleri gereğince sorumluğu olmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, 22.10.2010 tarihli sözleşmenin 16.08.2011 tarihli zeyilname ile değişik 2. maddesinde, bayinin mülkiyeti kendisine ait taşınmaz üzerinde 15 gün içerisinde şirket lehine 4 yıl 9 ay süreli intifa hakkı tesis edeceği, 5.a maddesinde ise, şirketin bayiye işbu sözleşmenin 23 üncü maddesinde belirtilen süre içinde şirket tarafından tek taraflı olarak feshedilmemesi halinde, malikler ve bayinin işbu sözleşmenin 2, 3, 4 ve 9 uncu maddesindeki mükellefiyetlerini yerine getirmesine müteakip, KDV hariç 120.000,00 TL intifa bedeli, KDV hariç 30.000,00 TL teknik yatırım destek primini, bayi tarafından düzenlenecek faturanın şirkete tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde şirket tarafından bayiye ödeyeceği, ayrıca şirketin, 2. sözleşme yılından başlamak üzere, her sözleşme yılı başında bayiye KDV hariç 100.000,00 TL satış destek primini bayi tarafından düzenlenecek faturanın şirkete tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde ödeyeceği hüküm altına alındığı, zeyilnamede intifa bedeli ile teknik yatırım destek primi ödeme şartı olarak belirlenen bayinin yükümlülüklerinin; 2 nci madde gereği şirket lehine intifa hakkı tesisi, 3 üncü madde gereği ilgili sözleşmeleri imzalamak, 4 üncü madde gereği istasyon ile ilgili tüm müsaade ve ruhsatları almak, 9 uncu madde gereği de 200.000,00 TL tutarlı teminat mektubu vermek olduğu, ancak bayi tarafından intifa tesis edilmediği, teminat mektubu verilmediği, sözleşme hükümlerinin yerine getirilmediği, satış destek primi için ise zeyilnamede bir koşul öngörülmediği, ancak sözleşmelerin yürürlükte kaldığı süre boyunca davacı Kalemşah tarafından intifa bedeli, teknik yatırım destek primi ve diğer alacak kalemi olan satış destek primi talep edilmediği, her sözleşme yılı başında satış destek primi faturası düzenlenmesi gerekirken bu yapılmayıp ticari ilişki sürdürülerek, karşı tarafta bu primin istenmeyeceği yönünde haklı bir güven oluşturulduğu, bu durumda tarafların fiili olarak zeyilname hükümlerini tadil ettikleri, davalı ... tarafından teminat ve intifa hakkı tesisi hakkından vazgeçildiği, bunun karşılığında davacı Kalemşah tarafından da intifa bedeli, teknik yatırım destek primi ve satış destek primi talep hakkından vazgeçildiğinin kabul edilmesi gerektiği, 01.11.2010 ilk sözleşmelerin süre bitiminde taraflarca bir ay süreli yeni sözleşmeler imzalanmış olup, ilk sözleşmelerin bitiminde de davacı Kalemşah tarafından prim alacakları hakkı saklı tutulmadığı, bu durumda tüm sözleşmeler sona erdikten sonra bu bedellerin talep edilmesi dürüstlük kuralına da aykırı olduğu, sözleşmelerin devamı süresince davacı tarafından yakıtmatik bedellerinin vade farkı ile birlikte ihtirazi kayıt ileri sürülmeksizin ödendiği, bu nedenle taraflar arasında bu hususta bir teamül oluştuğu anlaşılmakla, davacının vade farkı telafisi amacıyla satış destek primi alacağı talep etmesi mümkün olmadığı, bu nedenle mahkemece davacı Kalemşah şirketi tarafından açılan asıl davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, birleşen davada, mahkemece, takip tarihinden dava tarihine kadar olan dönem için hesaplanan işlemiş faiz tutarı da asıl alacağa eklenerek bu tutar yönünden de itirazın iptaline karar verilmiş olup, takip talebinde bulunmayan işlemiş faiz alacağına hükmedilmesi, itirazın iptali davasının takibe sıkı sıkıya bağlılığı ilkesine aykırı olduğu, ayrıca mahkemece hüküm altına alınan alacağa %42 oranını geçmemek üzere avans faizine hükmedildiği, taraflarca imzalanmış olan 01.11.2010 tarihli bayilik sözleşmesi ile 27.10.2015 tarihli bayilik sözleşmesinin 4.n maddesinde, ürün bedellerinin ödenmemesi veya geç ödenmesi halinde Total'in günlük %04 oranında gecikme faizi talep edebileceği, 01.11.2010 tarihli istasyonlu bayilik sözleşmesinin 5.1 maddesinde, bayinin ürün bedellerini ödememesi veya geç ödemesi halinde şirketin aylık %10 gecikme faizi tahakkuk ettirebileceği, 27.10.2015 tarihli istasyonlu bayilik sözleşmesinin 5.1 maddesinde, bayinin ürün bedellerini ödememesi veya geç ödemesi halinde şirketin aylık %5 gecikme faizi tahakkuk ettirebileceğinin hüküm altına alındığı, söz konusu hükümlerin tacir olan tarafları bağlayıcı nitelikte olup, davacı ... tarafından sözleşmelerle kararlaştırılan orandan daha düşük bir oranda olmak üzere yıllık %42 oranında faiz talep edilmesinde sözleşmelere aykırılık bulunmadığı, bu nedenle mahkemece hükmedilen alacağa %42 oranında faiz uygulanması gerekirken bu oranı geçmemek üzere avans faizine hükmedilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle asıl davada davacı, taraf vekillerinin istinaf taleplerinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş, karar asıl davada davacı, birleşen davada davalı vekilince, katılma yoluyla da birleşen davada davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, taraflar arasındaki bayilik sözleşmelerinden kaynaklanan intifa bedeli, yatırım destek primi ve satış destek primi alacağının tahsili; birleşen dava ise bayilik sözleşmesinden kaynaklanan cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, asıl davada davacı,birleşen davada davalı vekili, katılma yoluyla da birleşen davada davacı vekilinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine, 07.11.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.