11. Hukuk Dairesi 2023/4801 E. , 2024/6631 K.
\n\"İçtihat Metni\"MAHKEMESİ \t: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI \t\t: 2020/1413 Esas, 2023/1130 Karar
HÜKÜM\t\t: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI \t\t: 2016/441 E., 2020/40 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı El-Se Mühendislik İnşaat Ticaret Ltd. Şti.’nin eski ortak ve müdürü iken hissesini 22.01.2010 tarihinde devrettiğini ve devrin ticaret sicil kayıtlarına işlendiğini, davalılardan ...'in 26.4.2010 tarihli kararla ilgili olarak, kendisinin ortaklıktan çıktığını, müvekkilinin şirket ortağı olduğu iddiasıyla İstanbul 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/828 Esas sayılı dosyası ile açılan davanın reddine karar verildiğini ve kararın onanarak kesinleştiğini, bu durumda müvekkilinin davalılardan El-Se şirketinin ortak, yetkili veya müdürü olmadığını, ...'in yürürlüğe girmeyen ve geçerli olmayan 26.04.2010 tarihli ortaklar kurulu kararını İstanbul 47. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2001/351 E. sayalı dosyasında almış olduğu bir karara ekleyerek davalı İTO’ya tescil için 11.02.2013 tarihinde başvurarak tescilini sağladığını, ...’in İTO’ya sunduğu evrakların geçerli ve hukuken itibar edilebilecek nitelikte olmadığını, TTK’nın 30. maddesi gereğince alınan kararların 15 gün içinde tescili gerektiğini, oysa 26.04.2010 tarihli kararın 11.02.2013 tarihinde yaklaşık üç yıl sonra tescil edildiğini, şirketin ortaklarının davalı ... ile ... isimli kişiler olduğunu ileri sürerek öncelikle müvekkilinin davalı şirketin ortağı olmadığını ve davalı ...'in davalı şirketin ortağı olduğunun tespitine ve sicil kayıtlarının düzeltilmesine, bu talebin kabul görülmemesi halinde müvekkilinin davalı şirketin hissesini devri sonrası şirketin yönetim karmaşası yaşadığını, şirketin çeklerinin yazıldığını, ticari defterlerinin nerede olduğunun bilinmediğini, müvekkilinin ortaklıktan ayrıldıktan sonra şirket ortaklığı ve müdürlüğü ile ilgisinin kalmadığını ileri sürerek haklı sebeplerle ortaklıktan çıkmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde; Kurum işlemlerinin mevzuata uygun olduğunu, davacının benzer taleplerle açtığı davanın reddedilerek kesinleştiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarının asılsız olduğunu, şirketteki hissesini noterden davacıya devrettiğini ve ortaklar kurulu kararı ile devrin onaylandığını, daha sonrasında da durumun sicile tescil edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
3. Davalı şirket davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, şirket sicil kayıtlarının incelenmesinden, davacı ve davalı ... arasında 26.04.2010 tarihinde hisse devir sözleşmesinin imzalandığı, bu sözleşme kapsamında davalının şirketteki 55.000,00 TL değerindeki payını davacıya devrettiği, aynı tarihli ortaklar kurulu kararı ile dava dışı ... ile davacının aynı hisse payı ile şirkete ortak olduklarının kabul edildiği, bu kararın sicilde tescil ve ilanın yapılmış olduğu ve hisse devir sözleşmesinin bu itibarla kurucu unsurlarını taşıdığı, ayrıca mevzuata uygun olduğu, ortaklıktan çıkma talebi ile yapılan değerlendirmede ise TTK nun 638. maddesinde, ortaklıktan çıkma için haklı sebep olmadı gerektiği, davacının talebine dayanak sebepleri somutlaştırır bilgi ve belgenin dosya kapsamında mevcut olmadığı, dolayısı ile davacının şirket ortaklığından çıkmak için haklı bir sebebi olduğunu ispatlayamadığı, ticaret sicil kayıtları ve şirket kayıtlarında davacının şirket ortağı olduğu anlaşıldığından, davacının açmış olduğu ortaklıktan çıkma davasını sadece davalı şirkete yöneltebileceği, bu kapsamda diğer davalılara pasif husumet de yöneltilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ve bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ve karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının davalı şirkete ortak olup olmadığı ve ortaklıktan çıkma için haklı sebeplerin mevcut olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ve aynı Kanun'un 92 inci ve 114 üncü maddeleri
2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 27 nci ve devamı maddeleri ile 636 ncı ve devamı maddeleri
3. Değerlendirme
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI.SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 23.09.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.