1. Ana Sayfa
  2. Mevzuat Merkezi
  3. Yargıtay
  4. Yargıtay Kararları
Yargıtay Kararı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/4435 E., 2024/6503 K.

Yargıtay 18.09.2024 Sayı: 2023/4435 E. - 2024/6503 K. 11. Hukuk Dairesi

11. Hukuk Dairesi 2023/4435 E. , 2024/6503 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2020/1092 Esas, 2023/838 Karar

HÜKÜM : Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI : 2019/460 E., 2020/185 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve

Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında sözlü olarak bayilik ilişkisi kurulduğunu, müvekkilinin davalının ürettiği ürünlerin satışını gerçekleştirdiğini, bu kapsamda davalıya hem teminat mektubu verildiğini hem de davalı lehine ipotek tesis edildiğini, davalı tarafından 2016 yılı sonunda bayilik ilişkisinin sonlandırılacak olması sebebiyle cari hesabın kapatılmasının talep edildiğini, müvekkilinin cari hesabın kapatılması için öncelikle teşhir ürünlerin davalı yanca iade alınması gerektiğini bildirdiğini, müvekkilinin ipotek ve teminat mektubunun paraya çevrilmesi baskısı altında davaya konu bonoları davalıya cari hesabın kapatılması sonrası iade edilmek kaydı ile teminat amaçlı vermek zorunda kaldığını, davalının teşhir ürünleri iade almadan ve ipotek güvencesi olmasına rağmen teminat olarak verilen bonoları icra takibine konu ettiğini, davalının haksız ve kötü niyetle işin tasfiyesi sırasında baskı ile aldığı teminat bonosunu icraya koyduğu için kötü niyetli olduğunu, bonolarda bulunan nakden kaydına göre davalının müvekkiline nakit ödeme yaptığını ispatlaması gerektiğini ileri sürerek davaya konu 4 adet bononun bedelsiz olduğunun tespiti ile iptaline, davacıdaki teşhir ürünlerinin davalıya iadesinin sağlanması ile cari bakiye borcun tespitine, nizanın giderilmesine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkilinin bayisi olduğunu, bayilik ilişkisi içerisinde satış ve teşhir amaçlı siparişler üzerine davacıya mal tesliminin yapıldığını ve faturaların düzenlendiğini, faturalara herhangi bir itirazın bulunmadığını, teşhir ürünlerinin iskontolu ve faturalı olarak davacıya satıldığını, davaya konu senetlerin ticari ilişkiden kaynaklı bakiye borca karşılık alındığını, teşhir ürünlerinin iade alınacağının ve senetlerin tehdit ve baskı ile alındığı yönlü beyanların gerçeği yansıtmadığını, bonolara yönelik bedelsizlik iddiasının ispatının davacı üzerinde olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesince, davacının birinci talebinin cari hesap şeklinde işleyen açık hesap ilişkisinde henüz hesap kapatılmadan önce satıcı tarafa verilen bonoların ödeme amacıyla değil teminat amacıyla verildiği, ikinci talebinin cari hesaptan satıcı tarafın iddia ettiği miktarda borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin olduğu, teşhir ürünü malların davalı satıcının geri almasını gerektirir hukuki bir zorunluluk bulunmadığı, taraflar arasında buna ilişkin yazılı sözleşme bulunmadığı, somut ilişkide davacı tarafın teşhir ürünlerinin geri alım taahhüdü ile teslim edildiğine dair bir belge sunamadığı, davalı tarafın sunduğu faturalar incelendiğinde teşhir ürünlerinin %50 - %60 bandını geçen bir iskonto ile gönderildiği ve gönderilen ürünler ve faturaların taraf defterlerine işlendiği, cari hesaba borç ve alacak kaydedildiği, davacının bir iddiasının da haciz baskısı altında verdiği bonoların teminat bonosu olduğu, bu iddianın da açık bir biçimde yazılı delille ispatı gerektiği, bonoların teminat için verildiğine dair bir kayıt bulunmadığı, hayatın olağan akışına göre cari hesaptan borçlu olan tarafın senet verdiğinde ödeme için vermiş kabul edileceği, zaten davacı tarafın cari hesaptan dolayı borcu olmadığını belirtmediği, davacı taraf senet üzerindeki ihdas sebebine dayanarak ispat külfetinin yer değiştirdiğini ileri sürmüşse de bu iddianın dinlenemeyeceğini, malen yahut naklen kaydının senedin geçerliliğine doğrudan tesir etmeyeceği, senedin hangi amaçla verildiği belli olduğundan aksinin ancak yazılı delille ispatlanabileceği, somut olayda bayilik sözleşmesinin feshinde haklılık yahut haksızlık üzerinde durmayı gerektirici bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine, davacının açtığı menfi tespit davasının alacağın tahsilini geciktirmeye yönelik olduğu değerlendirilerek davacının tedbir sebebiyle ödenmeyen 128.872,00 TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ İNCELEMESİ

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.

3. Değerlendirme

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 18.09.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Şirket kuruluşu ve şirket işlemleri

Şirket kuruluşu, pay devri, sermaye artırımı, genel kurul ve tasfiye işlemlerinde SMMM ekibimize danışın.

Şirket kuruluşu hizmetimiz

Mesajınız SMMM ekibimize iletilir.

Bu belge hakkında bize yazın Metinde hata mı gördünüz, sorunuz mu var?
Mesaj türü

İletişim bilgileri isteğe bağlı — size dönüş yapmamızı isterseniz doldurun.

Mesajınız yalnızca ekibimize iletilir, sayfada yayımlanmaz.
Kopyalandı