11. Hukuk Dairesi 2010/8173 E. , 2010/9167 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25.02.2008 gün ve 2002/431 - 2008/38 sayılı kararı onayan Daire’nin 06.04.2010 gün ve 2008/8203 - 2010/3810 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında sermaye piyasası araçlarına ilişkin saklama sözleşmesinin akdedildiğini, açılan 166766 nolu hesapta davalı çalışanı Abdulkadir Konukoğlu’nun müvekkilinin bilgisi dışında işlemler yaparak müvekkilini çok büyük zarara uğrattığını, Ağustos 2002 tarihinde müvekkilinin hesabındaki paranın tamamının ödenmesini istediğinde durumun ortaya çıktığını, müvekkilinin hiç kimseye vekalet vermediğini, davalının BK’nun 100. maddesi hükmü uyarınca uğranılan zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek, ıslah dilekçesi ile toplam 32.355 YTL'nın faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili çalışanının davacının amcasının oğlu olduğunu, davacının kendisine gönderilen hesap ekstreleri nedeniyle hesabındaki hareketlilikten haberdar olduğunu, virman ve tediye işlemlerinde davacının imzasının bulunduğunu, 3-4 yıl hesabındaki hareketlilikten haberdar olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulü ile 32.345 YTL'nın faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş, kararın davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 06.04.2010 tarihli kararıyla yerel mahkeme kararının hükmedilen faiz oranı bakımından düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
Bu kez, davacı vekilince karar düzeltme isteminde bulunulmuştur.
Davacı vekilinin karar düzeltme istemi Dairemizce düzeltilerek onanan mahkeme kararı ile hükmedilen maddi tazminat tutarlarına işletilecek faiz oranına ilişkindir. Davacı vekilinin gerek dava dilekçesinde ve gerekse de ıslah dilekçesinde talebe konu faiz oranını “ticari reeskont faizi” olarak tanımladığı görülmüş, mahkemece ıslah dilekçesindeki tanımlamaya itibar olunarak davacının ticari faiz, diğer bir ifadeyle avans faizi talebinde bulunduğu kabul edilmiştir. Davalının tacir vasfında olması ve dava konusu işin niteliği gözetildiğinde uyuşmazlığa konu işin ticari iş olarak nitelendirilmesi gerektiği kuşkusuzdur. Bu durumda, davacının yukarda belirtilen ibarelerle dile getirmiş olduğu faiz talebinin ticari işlerde kullanılan faiz oranına iliştiğinin kabulü gerekmekte olup Dairemizin düzelterek onama ilamında davacının yasal faiz talep ettiği yolundaki gerekçeye yönelik karar düzeltme istemi ilkesel olarak yerindedir.
Ancak, 1.1.2000 tarihine değin ticari işlerde TC Merkez Bankası’nın reeskont haddi üzerinden faiz istenebilecek iken, 15.12.1999 tarih ve 4489 sayılı Yasa’nın 2. maddesi ile yapılan değişiklik ile ticari işlerde temerrüt faizi, değişikliğin yürürlüğe girdiği 1.1.2000 tarihinden itibaren TC Merkez Bankasının kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranı üzerinden istenebilir hale getirilmiştir. Keza 3095 sayılı Yasa’nın geçici 1. maddesi ile 4489 sayılı Yasa ile eklenen geçici 2. maddesi uyarınca, 3095 sayılı Yasa’nın yürürlük tarihinden önce doğan faiz alacakları bakımından, yasada yapılan değişikliklerin “değişiklik yasalarının yürürlüğe girmesinden itibaren uygulanması gerektiğine” işaret olunmuştur.
Şu halde, davacının 1.1.2000 tarihinden önce doğan faiz alacakları bakımından bu tarihe değin reeskont oranı üzerinden, bu tarihten itibaren tahsil tarihine değin ise avans oranı üzerinden faiz talebinde bulunmasında, keza 1.1.2000 tarihinden sonra doğan faiz alacakları bakımından ise tahsil tarihine değin avans oranı üzerinden faiz istemesinde yasaya bir aykırılık bulunmamaktadır. Ancak, mahkemece, yukarda belirtilen şekilde bir ayrıma gidilmeksizin, davacının tüm alacağına avans oranı üzerinden faiz işletilmesine karar verilmesi doğru değildir. Bu nedenle davacı vekilinin karar düzeltme isteminde dile getirdiği şekliyle mahkeme kararının onanmasına karar vermek mümkün değilse de, HMUK’nun 439/2. maddesi hükmü de gözetilerek davacı vekilinin karar düzeltme isteminin açıklanan biçimiyle kabulüne, Dairemizin 6.4.2010 tarih ve 2008/8203 – 2010/3810 sayılı kararının kaldırılmasına, yanlışlığın giderilmesinin yeniden yargılamayı gerektirmediği gözetilmek suretiyle yerel mahkeme hükmünün aşağıda gösterilen şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin HMUK’nun 440/4. maddesine dayalı karar düzeltme isteminin kabulüyle, Dairemizin 6.4.2010 tarih ve 2008/8203 – 2010/3810 sayılı düzelterek onama kararının kaldırılmasına, yerel mahkeme kararının hüküm fıkrasının 1. bendinin 6. satırında yer alan “150,00 YTL için 09.12.1999” ibaresinden hemen sonra gelmek üzere “…tarihlerinden itibaren 1.1.2000 tarihine değin değişen oranlarda reeskont faizi, bu tarihten tahsil tarihine değin ise yine değişen oranlarda avans faizi üzerinden;” ibarelerinin hüküm fıkrasına eklenmesi suretiyle yerel mahkeme kararının düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, ödediği karar düzeltme harcın isteği halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 24.09.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.