1. Ana Sayfa
  2. Mevzuat Merkezi
  3. Yargıtay
  4. Yargıtay Kararları
Yargıtay Kararı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2010/5428 E., 2010/5335 K.

Yargıtay 13.05.2010 Sayı: 2010/5428 E. - 2010/5335 K. 11. Hukuk Dairesi

11. Hukuk Dairesi 2010/5428 E. , 2010/5335 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy Asliye 2.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30.07.2008 tarih ve 2008/17-2008/294 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatifin 1993 yılından beri ortağı olduğunu, çeşitli nedenlerden dolayı bir süre ortağı olduğu kooperatif ile ilgilenemediğini, daha sonra kooperatif yönetimini aradığında kendisine ortaklığının sona erdirilmiş olduğunun bildirildiğini, ancak davalının bu konuda müvekkiline hiçbir tebligatta bulunmadığını ileri sürerek, müvekkilinin davalı kooperatif nezdindeki ortaklığının tespitine, yasal haklarının devamına, müvekkili hakkında ihraç kararı alınmış ise bunun iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, ortaklıktan doğan davaların 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, davacının isteminin zamanaşımına uğradığını, davacının 1996 yılından sonra kooperatifle ortaklık ilişkisini koparmış olduğunu, yükümlülüklerini yerine getirmediği için hakkında ihraç kararı alınarak uygulandığını, davacının kooperatif ortaklığının devam etmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece; iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre ihraç kararının usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği, bu nedenle davanın yasal süre içinde açıldığı, davacının mali yükümlülüklerini yerine getirmediğinden bahisle gönderilen ihtarnamelerin usulüne uygun şekilde davacıya tebliğ edilmediği, geçersiz ihtarlara dayalı olarak verilen ihraç kararının geçerli bir ihraç kararı olarak kabulünün mümkün bulunmadığı, davalı tarafça çekilen son ihtar tarihi 21.09.2000 tarihi ile davanın açıldığı 22.09.2005 tarihleri arasında davacı tarafça kooperatifle ilişki kurulmadığı kabul olunmakla beraber yaklaşık 5 yıllık bu sürenin makul süre içerisinde kaldığı, bu süreçte dava açılmasının hakkın kötüye kullanılması olmadığı sonucuna varılarak, davanın kabulü ile usulüne uygun olarak davacının kooperatif ortaklığından ihracına ilişkin bir kararın bulunmadığı, dolayısıyla davacının davalı kooperatife ortak olduğunun tespitine karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

Dava, ortaklığın tespiti, ortaklıktan çıkarma kararı alınmış ise bu kararın iptali istemlerine ilişkindir.Davacı, davalı kooperatifin ortağı olduğunu, bir süre ortağı olduğu kooperatif ile ilgilenemediğini ileri sürerek, ortaklığının tespitini ve hakkında alınmış bir çıkarma kararı varsa bunun da iptalini istemiştir.Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.Davacı hakkında verilen çıkarma kararına esas alınan ihtarnamelerde 2000 yılına ait aidat borçlarının ödenmesinin istendiği, davacının 2000 yılından beri kooperatifle ilişkisinin bulunmadığı anlaşılmıştır.TMK’nun 2 nci maddesi uyarınca herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken iyiniyet kurallarına uymakla yükümlü olup, bir hakkın kötüye kullanılması kanun tarafından korunamaz.Somut olayda, davacı 2000 yılından beri davalı kooperatifteki ortaklık payının kendisine yüklediği yükümlülükleri yerine getirmemiş, hakları kullanmamış, kooperatif ile ilişkisini devam ettirmemiş, adres değişikliğini bile bildirmeyerek kooperatifin de kendisi ile ilişki kurmasını, kendisine ulaşmasını olanaksız hale getirmiştir.Davalı kooperatifin genel kurullarını yaptığı, aidat topladığı, banka kredisi kullandığı dosya kapsamından anlaşılmış olmasına göre davacının anasözleşmede belirtilen amacını gerçekleştirmeye çalışan, faal bir kooperatif ile dava tarihi itibariyle en az 5 yıl hiç ilişki kurmaması ortaklık ilişkisinin bittiğinin kendisi tarafından da kabulü anlamında olmasına rağmen ortak olduğundan bahisle bu durumun tespiti ve çıkarma kararı alınmış ise bunun iptali amacıyla açtığı bu dava TMK’nun yukarıda açıklanan 2 nci maddesine aykırı bulunmakla davanın açıklanan bu nedenlerle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile kabulü doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.05.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Şirket kuruluşu ve şirket işlemleri

Şirket kuruluşu, pay devri, sermaye artırımı, genel kurul ve tasfiye işlemlerinde SMMM ekibimize danışın.

Şirket kuruluşu hizmetimiz

Mesajınız SMMM ekibimize iletilir.

Bu belge hakkında bize yazın Metinde hata mı gördünüz, sorunuz mu var?
Mesaj türü

İletişim bilgileri isteğe bağlı — size dönüş yapmamızı isterseniz doldurun.

Mesajınız yalnızca ekibimize iletilir, sayfada yayımlanmaz.
Kopyalandı