1. Ana Sayfa
  2. Mevzuat Merkezi
  3. Yargıtay
  4. Yargıtay Kararları
Yargıtay Kararı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2010/2441 E., 2010/2732 K.

Yargıtay 11.03.2010 Sayı: 2010/2441 E. - 2010/2732 K. 11. Hukuk Dairesi

11. Hukuk Dairesi 2010/2441 E. , 2010/2732 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 1.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12.06.2008 tarih ve 2007/604 - 2008/362 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatifin ortağı olduğunu, 09.12.2004 tarihine davalı çalışanı ...'a teslim ettiği istifa dilekçesi ile kooperatiften ayrıldığını, çıkma payı alacağı olan 10.470,00 TL'nın ödenmediğini ileri sürerek, anılan meblağın temerrüt faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı, davaya yanıt vermemiştir.

Mahkemece, iddia, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 17.08.2004 tarihinde istifasını kooperatife bildirmesine rağmen istifanın işleme konulmadığı, davacının 31.05.2007 tarihinde istifa iradesini noter aracılığı ile davalıya bildirdiği, çıkma alacağının istifa ettiği yılın bilançosuna göre hesaplanması gerektiği, davacının 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu ve anasözleşmeye göre 31.05.2007 tarihinde istifa ettiği, bu tarihte davacı alacağının muaccel olmadığı gerekçesiyle süresinden önce açılan davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir

Dava, davalı kooperatif ortaklığından ayrılan davacı ortağın açtığı aidat bedellerinin iadesi istemine ilişkindir. Davalı kooperatif ana sözleşmesinin 13. maddesi uyarınca ortaklar yönetim kuruluna yazılı olarak başvurmak suretiyle kooperatif ortaklığından çıkılabilir. Yönetim kurulu, yazılı başvurunun kooperatif kayıtlarına girişinden itibaren bir ay içinde kabulden kaçınırsa, ortak, çıkma dileğini bu kez noter aracılığı ile kooperatife bildirir. Bu bildirim tarihinden itibaren çıkma gerçekleşir. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 13. maddesine paralel şekilde bu düzenleme uyarınca ortak, makul bir süre bekleyecek, yönetim kurulunun karar almaması üzerine, istifasının kabulünden kaçınıldığı sonucuna vararak 13. maddede öngörülen bildirimi yapacaktır.

Somut olayda davacı adi yazılı istifa bildirimini ilk olarak 17.08.2004, bu bildirime cevap verilmemesi üzerine bu kez 09.12.2004 tarihinde kooperatife bildirmiş, 09.12.2004 tarihli istifasını kooperatif çalışanı olduğu iddia edilen ...’a elden teslim etmiştir. Anılan tarihli istifalara cevap verilmediğinden davacı bu kez 25.05.2007 tarihinde noterden ihtarname keşide etmiş, 09.12.2004 tarihli istifaya göre çıkma payını talep etmiş, noter aracalığı ile gönderilen bildirim 31.05.2007 tarihinde davalı tarafa tebliğ edilmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda ve mahkeme kararında davacının 17.08.2004 tarihli istifasının üzerinde durulmasına rağmen, 09.12.2004 tarihli istifa üzerinde hiç durulmamış, bu istifanın kooperatif kayıtlarına girip girmediği ve bu konuda karar alınıp alınmadığı yeterince araştırılmamış, davacı vekilinin bilirkişi raporuna bu konuda yapmış olduğu ciddi itirazlara rağmen bilirkişilerden ek rapor alınmamıştır. Mahkemece, anılan istifanın kooperatif kayıtlarına geçip geçmediğinin tespiti için davalı kooperatife, "defterlerini ibraz etmesi, aksi halde davacı iddiasını kabul etmiş sayılacağı" şeklinde ihtarlı isticvab davetiyesi tebliğ edilmesine rağmen, davalı taraf karar defterini ibrazdan kaçınmıştır. Kaldı ki, davalı kooperatifin ortaklık pay defterinde davalının adının üzeri ‘istifa’ yazılarak çizilmiş ancak tarihi saptanamamıştır.

Bu durumda mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davalı kooperatifçe davacının 09.12.2004 tarihli istifası hakkında herhangi bir karar alıp almadığı, ortaklık pay defterinde yazılı istifa ibaresi ile davalının yasal defterlerini ibraz yükümlülüğünden kaçınması birlikte değerlendirilerek, davalının ihtar karşısındaki sorumluluğu ve davacı vekilinin hükme dayanak yapılan bilirkişi raporuna karşı bu yöne ilişen ciddi itirazları dahi karşılanmadan isabetli görülmeyen yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.03.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu belge hakkında bize yazın Metinde hata mı gördünüz, sorunuz mu var?
Mesaj türü

İletişim bilgileri isteğe bağlı — size dönüş yapmamızı isterseniz doldurun.

Mesajınız yalnızca ekibimize iletilir, sayfada yayımlanmaz.
Kopyalandı