11. Hukuk Dairesi 2009/2708 E. , 2010/10924 K.
\n\"İçtihat Metni\"MAHKEMESİ\t:Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16.10.2008 tarih ve 2007/380-2008/360 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatifin ortağı olduğunu, 17.10.2003 tarihinde kooperatif tarafından kendisine tahsis edilen konutu ... isimli kişiye devrettiğini, kooperatif ile fiilen bağının kalmadığını, buna rağmen aidatların kendisinden talep edildiğini, 2006 yılı sonuna kadar aidatları ödemek zorunda kaldığını, 27.07.2005 tarihli ihtarla istifa talebini kooperatife bildirdiğini, buna rağmen tekrar aidat talep edildiğini ileri sürerek, kooperatif ortaklığının 27.07.2005 tarihli ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren sona erdiğinin, 2006 yılı sonrası aidat borcu ve gecikme cezasının olmadığının tespitini, ödenen 3.810 YTL'nın istirdadını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının kooperatif tarafından kendisine tahsis edilen konutu 3.kişiye devrettiğini, ortaklık hakkını devretmediğini, halen ortak olduğunu, aidat yükümlülüğü bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının kooperatif tarafından kendisine tahsis edilen konutu ortaklık hak ve yükümlülükleri hariç olmak üzere 3.kişiye devrettiği, halen kooperatife ortak olduğu, aidat yükümlülüğünün devam ettiği, aidat yükümlülüğünden kurtulmak için yapılan istifanın iyi niyet kuralları ile bağdaşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kooperatif ortağının istifa yolu ile sona erdiğinin tespiti, ortaklığın son bulmasından sonraki dönemde fuzulen ödendiği öne sürülen (3810)YTL’nın istirdadı ve gecikme cezası adı altında istenilen meblağdan dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemlerine ilişkin olup, davanın tümüyle reddine karar verilmiştir.
Kural olarak, kooperatif ortaklığına girişte ve ortaklıktan ayrılmada açık kapı ilkesi caridir. 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 12 nci maddesinde ortaklıktan çıkma iradesini bildirme süresi ve çıkma zamanı düzenlenmiştir. Bu maddeye uygun başvuruya rağmen kooperatif yönetim kurulunca istifa bildiriminin kabulünden kaçınılması halinde izleyen madde hükmü uyarınca ortağın çıkma dileğini noter aracılığı ile kooperatife bildirmesi halinde bildirilme tarihinden itibaren çıkma gerçekleşir.
Davacı, kooperatif ortalığı yoluyla edindiği konut niteliğindeki bağımsız bölümü 17.10.2003 tarihinde tapuda satarak devretmiş, 27.07.2005 tarihli ihtarnameyle de ortaklıktan istifa ettiğini davalı kooperatife bildirmiştir. Kooperatif ise ihtara cevaben davacıya gönderdiği 26.08.2005 tarihli yazıyla istifayı kabul etmediğini iletmiştir.
03.06.2010 gün ve 5983 Sayılı Yasa’nın 2 nci maddesiyle 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 81 nci maddesinin ikinci fıkrasına eklenen hükümle davacı durumundaki (çıkan) ortakların çıkmadan sonraki durumu, kooperatif giderlerine katılım kapsamı ve şartları düzenlemeye bağlanmış ise de, davacının ortaklıktan çıkma tarihinde ve davanın açıldığı tarihte bu konuda açık bir yasal düzenleme bulunmamaktadır.
Bu durum karşısında, yasa ve anasözleşme hükümlerince davacının ortaklıktan çıktığının kabulü ile ortaklığın son bulduğu tarihten sonraki sorumluluğunun genel sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre ortaklığını mahfuz tutarak üçüncü kişiye satıp devretti taşınmaza genel işletme giderlerinden isabet eden miktarla sınırlı olduğu gözetilerek uyuşmazlığın bu çerçevede değerlendirilip çözümü gerekirken, yazılı gerekçeyle sonuca gidilmesi doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.