11. Hukuk Dairesi 2008/10077 E. , 2010/1153 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Kayseri Asliye 3.Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Kayseri Asliye 3.Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25.03.2008 tarih ve 2007/402-2008/137 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, LPG alanında faaliyet gösteren müvekkilinin tescilli “Aygaz” markasını kullandığını, davalının bayi olmadığı halde müvekkilinin markasını taşıyan tüpleri ticari amaçla bulundurarak piyasaya sunduğunun ortaya çıktığını ileri sürerek, davalıların eylemlerinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, tecavüz ve haksız rekabetin durdurulmasına, dolu ve boş tüplerin toplatılmasına, eylemin men’ine, 500 YTL manevi tazminatın tahsiline ve hüküm özetinin ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının iş yerinde davacının markalarını taşıyan 1 adet tüpün bulunduğu, bunun haksız rekabet oluşturduğu, manevi zararın da gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, marka hakkına dayalı istemin reddine, davalı eyleminin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, men’ine, 100 YTL manevi tazminatın davalılardan tahsiline ve hükmün ilanına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, marka hakkına dayalı haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, manevi tazminat ve diğer fer’i istemlere ilişkindir.
BK’nun 49. maddesi uyarınca, hakimin özel durumları dikkate alarak hükmedeceği manevi tazminatın miktarı, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen dahi olsa telafi etmeye elverişli, makul ve adalete uygun olmalıdır. Somut olayda ise mahkemece davacı yararına takdir edilen manevi tazminat miktarı, olayın meydana geldiği tarih, olayın oluş şekli, tarafların ekonomik ve sosyal durumları dikkate alındığında, yukarıda açıklanan ilkelere uygun düşmemektedir. Bu durum karşısında mahkemece, davacı yararına daha ılımlı, adalete uygun ve makul bir manevi tazminat takdir edilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
2- Ayrıca, mahkemece davalının davacıya ait marka hakkına tecavüz ve haksız rekabette bulunduğunun tespit ve önlenmesine ve manevi tazminatın tahsiline karar verilmiştir. Davacı taraf her biri ayrı bir davaya konu olabilecek istemlerini tek bir dava içinde talep etmiştir. Davacının davalıya karşı ileri sürebileceği farklı istemlerini bu şekilde tek bir davada isteyebilmesi mümkündür.
Öte yandan, mahkemece davaya fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi sıfatıyla bakılmıştır. Bu durum karşısında mahkemece, davacı yararına hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT.’nin Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi için belirlediği maktu miktar üzerinden, kabul edilen haksız rekabetin tespit ve önlenmesi istemleri için ayrı, manevi tazminat istemi için ayrı olmak üzere toplam iki kez vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde tek maktu vekalet ücretine karar verilmesi dahi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 ve 2 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.