10. Hukuk Dairesi 2026/1339 E. , 2026/4099 K.
\n\"İçtihat Metni\"MAHKEMESİ\t: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI\t: 2024/1889 E., 2025/2811 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ\t: Ankara 50. İş Mahkemesi
SAYISI\t: 2021/126 E., 2024/174 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının 1983-1986 yılları arasında .. .. Mah. bulunan .. .. Pide Kebap Salonu Lokanta sahibi ...’ün yanında 4,5 yıl garson ve aşçı olarak çalıştığını, çalıştığı süre boyunca verilmesi gereken aylık hizmet ve prim belgeleri kuruma verilmediğini, çalıştığı süre boyunca işyerinde fasılasız ve devamlı olarak çalışmasına rağmen hizmeti kurum kayıtlarında gözükmediğini belirterek, müvekkili davacının 01.11.1985 tarihi de dahil olmak üzere en az 1 gün süreyle çalışma yaptığının, bu tarihin sigorta başlangıç tarihinin 01.11.1985 tarihi olduğunun tespitine, müvekkilinin emeklilik işlemlerinin tamamlatılarak emekli edilmesine ve emekli maaşı bağlanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, davanın açılmasına kurumun sebebiyet vermediğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile \"...Dosya incelendiğinde davacının 0...8 sigorta sicil numarası ile 01.07.1998-30.11.2020 tarihleri arasında 67 84... /1.a prim ödeme gün sayısı bulunduğu, 0...2 Bağ numarası ile 06.09.1991-30.04.1993 tarihleri arasında 1 yıl 7 ay 24 gün (594 gün) 4/1.b prim ödeme gün sayısı bulunduğu anlaşılmıştır. .. .. Pide Kebap Salonu .. sicil numaralı Lokanta işyerinin 01.04.1984 tarihinde 506 sayılı kanun kapsamına alındığı, 30.08.1987 tarihinde kanun kapsamından çıktığı anlaşılmıştır. Yargıtay yerleşik içtihatlarında belirtildiği üzere “çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlenmelidir. Değerledirmesine göre hiçbir kuşkuya meydan vermeyecek şekilde ispatlanamadığından 506 sayılı kanunun 79. maddesinin 8. fıkrası gereğince 01.11.1985 tarihindeki 1 günlük süresinin sigortalılık süresi olarak tespit edilmesinin mümkün olmadığı kanaatine varılmıştır...\" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde, Kurum kayıtlarında bulunmayan çalışma olgusunun tanık beyanları ile kanıtlanmasının mümkün olmadığını, keza Kurum kayıtlarının aksinin ancak yazılı belgelerle kanıtlanabileceğini, dava konusu olayda olduğu üzere çalışma iddialarının bilgi ve belgelere dayanmaksızın ve doğrulanmaksızın salt yetersiz ve soyut nitelikte tanık beyanlarına dayandırılması nedeniyle davanın reddi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, (1) gün süre ile sigortalı çalıştığının tespiti ile yaşlılık aylığının bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
1.Davanın yasal dayanakları, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 2., 6., 9., 79., 108. maddesi ile geçici 81. madde hükümleridir.
Bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığı yeterli olmayıp, aynı zamanda o kimsenin Yasa'nın belirlediği biçimde (506 sayılı Yasa'nın 2. maddesi ve 5510 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi) eylemli olarak çalışması da koşuldur. Bu yön 506 sayılı Yasa'nın 6. maddesi ile 5510 sayılı Yasa'nın 7/a maddesinde ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 1999/21-549-555, 2005/21-437-4 48... /21-306-320 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Bu bakımdan davacının işyerinde eylemli olarak çalışıp çalışmadığının yöntemince araştırılması gerektiği ortadadır.\t
Hizmet tespitinin bir türü olan sigortalılık başlangıç tespiti davasında, dava konusu dönem yönünden hem çalışmaların geçtiği işyerinin varlığı hem de sigortalının çalışmalarının gerçek ve sigortalı çalışma olduğunun hiçbir teredüte yol açmayacak şekilde ispatlanması gerekmektedir.
Bu tür davalar yalnızca bir günlük çalışmanın tespitinden ibaret olarak görülmemeli, bir günlük çalışmanın kabulü ile saptanacak sigortalılık başlangıcının sigortalıya sağlayacağı sigortalılık süresi ile birlikte kazandıracağı haklar dikkate alınmalı ve giriş bildirgesi ile birlikte eylemli çalışmanın bulunup bulunmadığı özellikle belirlenmelidir.
Bu da dava konusu çalışmaların sigortalı çalışma niteliğinde olup olmadığı, sigortalı çalışma niteliğinde ise çalışmanın varlığı yönünden dönemde bordrolu olan tanık, yoksa komşu işyeri tanığı araştırarak ifadelerinin alınması, varsa bu döneme ilişkin makbuz, fatura, defter gibi tüm kayıt ve belgelerin incelenmesi, 5 06... sayılı Yasalar ile Yargıtay’ın yerleşik içtihatları gereğidir.
Yukarıda anılan yasal düzenleme ve açıklamalara göre inceleme konusu dava değerlendirildiğinde, .. Kebap - .. ünvanlı işverenin ... sicil no.lu işyerinden davacı adına 01.11.1985 tarihinde işe giriş bildirgesinin verilmiş olduğu,lokanta mahiyetli işyerinin 01.04.1984-30.08.1987 tarihleri arasında kanun kapsamında olduğu, iş yerinden dava konusu 1985/3. Dönemden bordro verilmediği, aynı yılın 1. ve 2. dönem bordrolarının verilmiş olduğu, komşu işyeri araştırmasının sadece emniyet vasıtasıyla yapıldığı ve komşu işyeri tespit edilemediği, başkaca komşu işyeri araştırması yapılmadığı, davacı ile birlikte çalıştıklarını beyan eden biri davacının dayısı olmak üzere iki tanığın dinlendiği, bunlardan davacının dayısı olduğunu beyan eden ...'ın işyerinden verilmiş işe giriş bildirgesi ile hizmet cetveli dosya kapsamına alınarak beyanının denetlenerek değerlendirmeye alınmadığı, böylelikle mahkemece eksik araştırma ve değerlendirmeye dayalı şekilde yazılı şekilde hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
3.Tüm bu açıklamalara göre mahkemece,işyerinin dava konusu dönemde iş yerine komşu iş yeri ve kayda geçmiş çalışanlarının,vergi dairesi, ... ve belediye aracılığıyla da yapılacak araştırmayla yöntemince saptanarak, sigortalılık ve vergi kayıtları da getirtilmek suretiyle re’sen bilgi ve görgülerine başvurulmalı, komşu iş yeri ve çalışanlarının tespit edilememesi halinde tarafların beyanı alınmak suretiyle davacının çalışmasını bilebilecek olan kişiler tespit edilerek sigortalılık ve vergi kayıtları da getirtilmek suretiyle beyanları alınmalı,davacı tanığı ...'ın işyerinden verilmiş işe giriş bildirgesi olup olmadığı araştırılarak hizmet cetveli de dosya kapsamına alınarak beyanı denetlenerek değerlendirilmeli, böylelikle toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle davacının işyerinde çalışıp çalışmadığı hususu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlenmelidir.
4.Öte yandan 506, 1479, 5510 sayılı Kanun hükümleri gereğince aylık bağlanmasına ilişkin davalarda, Kuruma başvuruda bulunulduğu tarih itibarıyla tümüyle oluşmayan tahsis koşullarının yargılama aşamasında gerçekleşmesi durumunda, özellikle, Anayasa’nın 141. maddesindeki, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının, yargının görevi olduğunu belirten hüküm, 6100 sayılı Kanunun “Usul ekonomisi ilkesi” başlıklı 30. maddesinde yer alan, hakimin, yargılamanın kabul edilebilir süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu yönündeki düzenleme, sosyal koruma, dayanışma, sosyal denkleştirme ve zorunluluk ilkelerine dayanan sosyal sigortalar, bireyin onuru ile kişiliğinin geliştirilmesi için kaçınılmaz ekonomik, sosyal ve kültürel hakların doyurulması temeline dayanan sosyal güvenlik hukukunun ilkeleri dikkate alındığında, yargılama sırasında tahsis koşullarını sağlayıp sağlamadığı, davacının sigorta başlangıcına dair talebinin kabulü halinde bu tarihe göre,reddi halinde ise davacının Kurum tarafından kabul edilen işe ilk giriş tarihine göre tahsis koşulları irdelenmeli, sonucuna göre karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.