1. Ana Sayfa
  2. Mevzuat Merkezi
  3. Yargıtay
  4. Yargıtay Kararları
Yargıtay Kararı

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2026/1238 E., 2026/1726 K.

Yargıtay 19.02.2026 Sayı: 2026/1238 E. - 2026/1726 K. 10. Hukuk Dairesi

10. Hukuk Dairesi 2026/1238 E. , 2026/1726 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

SAYISI : 2023/560 E., 2024/219 K.

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 20.10.2025 tarihli ve 2025/6717 Esas, 2025/14040 Karar sayılı kararıyla temyiz dilekçelerinin miktar itibarıyla kesinlik nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Davacı vekili maddi hatanın düzeltilmesi talepli dilekçesinde; somut uyuşmazlıkta temyiz isteminin kesinlik sınırından reddinin isabetli olmadığını belirterek Daire kararının kaldırılmasını ve dilekçede belirtilen sebeplerden kararın bozulmasını talep etmiş olmakla Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;

I. DAVA

Davacı vekili dava ve talep artırım dilekçesinde özetle; kazalı sigortalının 22.11.2018 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğradığını belirterek maddi ve manevi tazminat talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;

"1-Davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine,

2- Taleple bağlı kalınarak 268.970,06 TL net maddi tazminatının, kaza tarihi olan 22.11.2018 tarihinden, işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair hakkın saklı tutulmasına,

3-100.000,00 TL net manevi tazminatının, kaza tarihi olan 22.11.2018 tarihinden, işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

4-Manevi tazminat yönünden fazlaya ilişkin taleplerin reddine " karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 22.11.2018 tarihinde geçirdiği iş kazası nedeniyle %13,1 oranında meslekte kazanma gücü kaybına uğradığı olayda, HMK’nın 342, 3 55... . maddeleri uyarınca istinaf sebepleri ve kamu düzeniyle sınırlı yapılan incelemede, 13.03.2024 tarihli hesap raporunun TBK’nın 55. maddesi ve yerleşik yargısal içtihatlara uygun, gerekçeli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, Mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarının tarafların kusur oranları, sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, olayın oluş şekli, iş göremezlik oranı ve olay tarihi gözetildiğinde dosya kapsamına uygun bulunduğu, 22.12.20 21... .03.2022 tarihli kusur raporlarının kaza tarihindeki mevzuata uygun şekilde iş sağlığı ve güvenliği uzmanlarından oluşan bilirkişilerce düzenlendiği, raporların birbirini teyit eden, gerekçeli, denetime elverişli ve hükme esas alınabilir nitelikte olduğu, buna göre kazanın meydana gelmesinde davacının %10, davalı işverenin %90 oranında kusurlu kabul edilmesinde isabetsizlik bulunmadığı ve İlk Derece Mahkemesinin vakıa ile hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık görülmediği gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A.Temyiz Sebepleri

1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle;

a. İş kazasının meydana gelmesinde davalı işverenin tam kusurlu olduğu, davacının %13,10 olarak belirlenen maluliyet oranının gerçekte daha yüksek olduğunu,

b. Davacının maddi tazminat alacağının hüküm altına alınan miktardan fazla olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun karar vermeye elverişli bulunmadığı, rapora yönelik itirazlar değerlendirilmeden ve ek rapor alınmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu,

c. Hesap bilirkişi raporunda işlemiş aktif dönem kazancının 31.12.2022 tarihine kadar hesaplandığı, oysa hesaplamanın bilinen son verilere ve rapor tarihi itibarıyla 31.12.2024 tarihine kadar yapılması gerektiğini,

d. Belirsiz alacak davasında alacağın miktarı tam ve kesin olarak belirlenebilir hale geldiğinde hâkim tarafından davacıya talebini belirlemesi için süre verilmesi gerektiği, somut olayda güncel verilere göre ek rapor alınmadan ve davacıya talep sonucunu kesin olarak belirlemesi için süre verilmeden hüküm kurulmasının HMK’nın 107. maddesine aykırı olduğunu,

e. Yargılama sırasında asgari ücret artışları, bilirkişi raporlarındaki veri ve hesap hataları, kusur ve maluliyet oranına ilişkin uyuşmazlıklar nedeniyle tahkikatın devam ettiği, bu nedenle davalı lehine usuli kazanılmış hak oluşmadığı ve alacağın halen tam ve kesin olarak belirlenebilir hale gelmediğini,

f. Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay içtihatları uyarınca, bilirkişi raporuna itiraz edilmemesi veya önceki rapora göre talep artırımı yapılması nedeniyle daha sonra ortaya çıkan gerçek zararın usuli gerekçelerle yok sayılmasının mahkemeye erişim hakkını ihlal edeceği ve davacıya ağır külfet yükleyeceğini,

g. Hesap bilirkişisinden 2025 yılı asgari ücreti dahil güncel asgari ücret ve son veriler esas alınarak yeniden rapor alınması, ardından davacıya talebini tam ve kesin olarak belirlemesi için süre verilmesi gerekirken eksik inceleme ve hukukun yanlış uygulanması suretiyle karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle;

a. Mahkemece uyulan Bursa Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararında davacının giydirilmiş net gelirinin asgari ücretin 1,31 katını aşmayacak şekilde belirlenmesi gerektiği açıkça belirtildiği halde, hükme esas alınan hesap raporunda 2018-2021 dönemleri için asgari ücretin 1,31 katına ayrıca AGİ eklenmesinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına ve davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hakka aykırı olduğunu,

b. Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararında davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak gereğince ayrıca geçici iş göremezlik dönemi hesabı yapılmaması gerektiği belirtilmesine rağmen, bilirkişi raporunda 22.11.2018-04.04.2019 tarihleri arasındaki geçici iş göremezlik dönemi için de tazminat hesabı yapılmasının hatalı olduğunu,

c. Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararında 22.11.2018-31.12.2022 tarihleri arasının bilinen dönem olarak hesaplanması gerektiği belirtilmiş ise de ilk hükümden sonra yürürlüğe giren Temmuz 2022 asgari ücretinin hesaba dahil edilmesinin bilinen dönemin ilerletilmesi ve davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hakkın ihlali niteliğinde olduğunu,

d. Davacı kazazedeye iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin verildiği, davacının tehlikeli ve çok tehlikeli işlerde çalışmaya ilişkin kurs bitirme belgesine sahip olduğu, uzun yıllardır aynı santralde çalışan ve gerekli yeterliliği bulunan davacının römork üzerindeki malzemelerin üstünde durmaması ve güvenli mesafede çalışması gerektiğini bilecek durumda olduğunu,

e. Kusur raporunda davacıya iş sağlığı ve güvenliği eğitimi verildiği kabul edilmesine rağmen aynı raporda yeterli eğitim ve uyarı yapılmadığı gerekçesiyle müvekkil şirkete kusur izafe edilmesinin çelişkili olduğu, ayrıca zeminin kaygan olduğuna ilişkin somut delil bulunmadan yapılan tespitin denetime elverişli olmadığını,

f. ... tahkikat raporunda müvekkil şirketin kusur oranı %60 olarak belirlenmişken hükme esas alınan raporda %90 kusur atfedildiği, raporlar arasındaki çelişki giderilmeden ve itirazlar karşılanmadan karar verilmesinin eksik incelemeye dayalı olduğunu,

g. Davacının maluliyet oranına ilişkin .... İhtisas Dairesi raporlarında, davacının olaydan sonraki tedavi süreci, fizik tedaviye devam edip etmediği, başka kaza geçirip geçirmediği veya kendi kusurlu davranışlarıyla maluliyetinin artmasına neden olup olmadığı hususlarının araştırılmadığını,

h. Maluliyet raporlarına yönelik itirazlar kapsamında davacının olay sonrası tüm sağlık kayıtlarının getirtilmesi ve dosyanın Adli Tıp Genel Kuruluna gönderilmesi talep edildiği halde bu talepler hakkında karar verilmeden hüküm kurulmasının savunma hakkını kısıtladığını,

i. Davacının maluliyet oranı ve dosya kapsamındaki deliller dikkate alındığında 100.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini gerektirecek ağır bedensel zarar ve yaşam seyrini değiştiren nitelikte bir durum bulunmadığı, hükmedilen manevi tazminatın fahiş olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

B. Yargıtay İlamı

Dairemizin 20.10.2025 tarih ve 2025/6717 Esas-2025/14040 Karar sayılı kararıyla tarafların temyiz dilekçelerinin miktardan reddine karar verilmiştir.

C.Maddi Hata

1.Dairemizin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili maddi hata isteminde bulunmuştur.

2.Davacı vekili dilekçesinde özetle; Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 20.10.2025 tarihli ilamıyla maddi tazminata ilişkin temyiz itirazlarının, temyize konu miktarın kesinlik sınırı altında kaldığı gerekçesiyle incelenemeyeceğine karar verilmiş ise de temyiz itirazlarının esastan incelenmesi gerektiğini, Mahkemece taleple bağlı kalınarak 268.970,06 TL net maddi tazminata hükmedildiği ve fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğu, ancak hükme esas alınan bilirkişi raporunda işlemiş aktif dönem kazancının yalnızca 31.12.2022 tarihine kadar hesaplandığını, aktüerya raporunun 13.03.2024 tarihinde düzenlendiği, bu nedenle bilinen son veriler ve 31.12.2024 tarihi esas alınarak hesaplama yapılması gerektiği, ayrıca istinaf karar tarihi itibarıyla 2025 yılı ücret miktarları belli olduğundan 2025 yılı verilerine göre hesaplama yapılması halinde maddi tazminat alacağının hüküm altına alınan miktardan daha fazla olacağını, 2025/2026 yılı verilerine göre hesaplama yapılması halinde dosyanın kesinlik sınırını aşacağı, bu nedenle temyiz dilekçesinin miktardan reddine dair kararın maddi hata ile verildiği, Dairenin 20.10.2025 tarihli kararının kaldırılarak temyiz itirazlarının esastan incelenmesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerektiğini belirterek karar düzeltme taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

3. 25.10.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 7. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince uygulama imkanı bulunan 6100 sayılı HMK maddeleri gereğince iş mahkemelerince verilecek kararlar için karar düzeltme yolu kapalı olmasına karşın Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 04.02.1959 gün ve 1957 /13 Esas, 1959/5 Karar ve 09.05.19 60... /21 Esas, 1960/9 Karar sayılı kararlarında usuli kazanılmış hak tanımlanmış olmakla beraber Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06/04/2021 tarih ve 2018/(21)10-948 E.- 2021/416 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere "Yargıtayın kararı her türlü yorumun, hukuki değerlendirme veya delil takdiri dışında, açıkça ve tartışmasız şekilde başka bir şekilde yorumlanamayacak açıklıkta maddi hataya dayalı ise ve onunla sıkı sıkıya bağlı olduğu halde usuli kazanılmış hak ilkesi uygulanmayacaktır. Yargıtay tarafından dosya kapsamına uygun olmayacak şekilde açık ve tartışmasız bir maddi hata yapılması halinde, bu hata, usuli kazanılmış hak oluşturmayacaktır." Bu kapsamda maddi hataya dayalı Yargıtay kararlarının düzeltilmesi gerektiği Yargıtayın oturmuş ve yerleşmiş içtihatlarındandır.

4. Somut olayda, davacılar yönünden kararın Mahkemece verilen ilk karar tarihi itibariyle kesinlik sınırının altında olmadığı anlaşılmıştır.

5. O halde kamu düzeni kapsamında re'sen gözetilen sebepler ile davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan maddi hata başvurusu kabul edilerek Dairemizce verilen ve açıkça maddi hataya dayalı olduğu anlaşılan 20.10.2025 tarih ve 2025/6717 Esas-2025/14040 Karar sayılı ilamının ortadan kaldırılmasına karar verilmiştir.

D. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

A) Davalı vekilinin manevi tazminata yönelik temyiz istemi yönünden;

a.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun'un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

b.6100 sayılı HMK'nın 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır.

c.Dosya içeriğine göre, temyize getirilen miktarların ilk karar tarihi itibari ile kesinlik sınırının altında bulunduğu anlaşılmakla temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir.

B) Davacı ve davalı vekillerinin temyiz istemi yönünden;

1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelerle davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Dava, davacının 22.11.2018 tarihinde davalı işverene ait işyerinde geçirdiği iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğradığı iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davacının sürekli iş göremezlik oranının %13,1 olduğu, kazanın meydana gelmesinde davalı işverenin %90, davacı sigortalının ise %10 oranında kusurlu bulunduğu kabul edilmiş; hükme esas alınan 13.03.2024 tarihli aktüerya bilirkişi raporu doğrultusunda taleple bağlı kalınarak 268.970,06 TL maddi tazminat ile 100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

3. Bölge Adliye Mahkemesince, tarafların istinaf başvuruları ayrı ayrı esastan reddedilmiş; davacı vekili maddi tazminatın eksik belirlendiği, hükme esas hesap raporunun karar vermeye elverişli olmadığı, işlemiş dönem sonunun 31.12.2022 tarihinde bırakılmasının hatalı olduğu ve hesabın bilinen son verilere göre yapılması gerektiği yönündeki itirazlarını temyiz aşamasında da sürdürmüştür.

4. Uyuşmazlık, bu aşamada hükme esas alınan hesap raporunda işlemiş dönem sonunun 31.12.2022 tarihi olarak kabul edilmesinin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

5. Usuli kazanılmış hak kavramı, yargılamanın gereksiz yere uzamasını önlemek, hukuki güvenliği sağlamak ve tarafların yargılama sürecinde oluşan usulî durumlara duyduğu güveni korumak amacıyla Yargıtay uygulamalarıyla geliştirilmiş, öğretide benimsenmiş ve usul hukukunun temel ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Bu ilke uyarınca, Mahkeme veya taraflarca yapılan ve istisnaları bulunmayan bir usul işlemi sonucunda taraflardan biri lehine doğan hukuki durumun sonraki aşamalarda gözetilmesi gerekir. Ancak usuli kazanılmış hakkın varlığından söz edilebilmesi için, taraflardan biri lehine açık, kesin ve korunmaya değer bir usulî durumun oluşması zorunludur.

6. Somut olayda davacı vekilinin, yargılamanın önceki aşamalarından itibaren maddi tazminat hesabına, hesap raporlarında kullanılan verilere ve özellikle işlemiş dönem sonunun 31.12.2022 tarihi itibarıyla sınırlandırılmasına itiraz ettiği görülmektedir. Davacı vekili, gerek önceki hesap raporlarına karşı sunduğu itirazlarında gerek istinaf ve temyiz dilekçelerinde, işlemiş aktif dönem kazancının bilinen son verilere göre hesaplanması gerektiğini, asgari ücret artışlarının dikkate alınmadığını ve işlemiş dönem sonunun ileri çekilmesi gerektiğini açıkça ileri sürmüştür.

7. Bu durumda, davacı tarafın hesap raporlarına açıkça itiraz ettiği, hükmedilen maddi tazminat miktarını düşük bulduğu ve kararları istinaf yoluna ve temyiz kanun yoluna taşıdığı gözetildiğinde, davacı aleyhine işlemiş dönem sonunun 31.12.2022 tarihiyle sınırlandırılması sonucunu doğuracak şekilde davalı yararına usuli kazanılmış hak oluştuğundan söz edilemez. Zira davacı, maddi tazminat hesabına esas alınan verilere ve hesap yöntemine karşı yargılamanın her aşamasında itiraz etmiş; alacağın güncel ve bilinen verilere göre belirlenmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

8. Hükme esas alınan 13.03.2024 tarihli hesap raporunda işlemiş dönem sonunun 31.12.2022 tarihi olarak kabul edildiği, bu tarihten sonra yürürlüğe giren bilinen asgari ücret artışlarının ve ücret verilerinin işlemiş dönem hesabına yansıtılmadığı anlaşılmaktadır. Davacı vekilinin bu yöndeki açık itirazları karşılanmadan ve işlemiş dönem sonu ileri çekilerek ek ya da yeni bir hesap raporu alınmadan karar verilmesi hatalı olmuştur.

9. Bu durumda Mahkemece yapılacak iş; davacının maddi tazminat alacağının belirlenmesi bakımından, işlemiş dönem sonu rapor tarihine en yakın bilinen tarihe kadar ileri çekilerek ve bu döneme ilişkin asgari ücret artışları ile dosyada mevcut bilinen ücret verileri dikkate alınarak, diğer hesap unsurları yönünden hükme esas alınan 13.03.2024 tarihli rapordaki kabul edilen veriler ile taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış haklar gözetilmek suretiyle denetime elverişli yeni bir aktüerya hesap raporu almak ve oluşacak sonuca göre karar vermekten ibarettir.

10. Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, işlemiş dönem sonu ileri çekilmeden ve davacı vekilinin bu yöne ilişkin itirazları karşılanmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

11. O hâlde, davacı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazları kabul edilmeli; istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi hükmü bozulmalıdır.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1.Davacı vekilinin maddi hata başvurusunun kabulü ile Dairemizin 20.10.2025 tarih ve 2025/6717 Esas-2025/14040 Karar sayılı ilamının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2.Davalı vekilinin manevi tazminat alacağının miktarına yönelik temyiz istemi yönünden temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,

3.Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine,

4.Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının davalıdan alınmasına,

Peşin yatırılan temyiz harcın istek halinde davacıya iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

19.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bordro ve SGK

Bordro, prim, teşvik ve SGK bildirgeleri konusunda sorunuzu SMMM ekibimize iletin.

Mali müşavirlik hizmetimiz

Mesajınız SMMM ekibimize iletilir.

Bu belge hakkında bize yazın Metinde hata mı gördünüz, sorunuz mu var?
Mesaj türü

İletişim bilgileri isteğe bağlı — size dönüş yapmamızı isterseniz doldurun.

Mesajınız yalnızca ekibimize iletilir, sayfada yayımlanmaz.
Kopyalandı