10. Hukuk Dairesi 2025/8998 E. , 2026/197 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ: Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1765 E., 2024/1843 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 11. İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/27 E., 2024/210 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosyada tespit edilen noksanların ikmali için dosya mahalline geri çevrilmekle, noksan tespit edilen hususların ikmali üzerine yapılan incelemede; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı işyerinde hamal olarak çalışmakta iken 16.12.2016 tarihinde iş kazasına maruz kaldığı, işi bırakmak zorunda kaldığı, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 1.000 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 16.12.2017 tarihinden itibaren, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 1.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi 16.12.2016 tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsili talep edilmektedir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın husumet yokluğundan usulden olmak üzere reddinin gerektiği, müvekkili şirketin bir sorumluluğu olmadığından davanın reddine karar verilmesini talep ettiği, davacının 01.04.2017 tarihinde işe başladığını, 08.05.2017 tarihinde kendi isteği ile müvekkil şirketten ayrıldığını, müvekkili şirketin bir sorumluluğu olmadığından davanın husumet yokluğundan öncelikle reddine, davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararında özetle; "..1-Davacının davasının kabulüne,
a)Davacının maddi tazminat davasının kabulüne; 666.380,12 TL maddi tazminatın iş kazası tarihi olan 24.11.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
b)Davacının manevi tazminat davasının kabulüne; 1,000,00 TL manevi tazminatın iş kazası tarihi olan 24.11.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,.." karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
1-İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında "..1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, ..
2-Davalı vekilinin İstinaf başvurusunun kamu düzeni yönünden kabulü ile HMK. 353/1-b.2 maddeleri gereği İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararı tamamen ortadan kalkmakla İlk Derece Mahkemesi kararı yerine davacının davasının kabulüne,
a)Davacının maddi tazminat davasının kabulüne; 448.188,79TL maddi tazminatın iş kazası tarihi olan 24.11.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
b)Davacının manevi tazminat davasının kabulüne; 1,000,00 TL manevi tazminatın iş kazası tarihi olan 24.11.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,." karar vermiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından ilk hesap bilirkişi raporuna itiraz olmadığından usuli kazanılmış hak gereği karar kaldırılmış ise de süresi içinde rapora itiraz ettiğinden verilen kararın hatalı olduğunu, yine davalı tarafça hesap raporu istinaf konusu yapılmayız husumet ve kusur yönünden istinaf talebi mevcut olduğu, müvekkilin maluliyet oranı çok daha yüksek olduğu gibi, yasaşan iş kazasında da en ufak bir kusuru olmadığını, en yüksek faiz üzerinden karar verilmesi gerektiğini, davalının husumet ve tüm itirazları kabul edilebilir nitelikte olmadığını belirterek temyiz talebinde bulunmuştur.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkeme tarafından verilen kararın usul ve yasaya aykırı olup reddine karar verilmesinin gerektiğini, davanın husumet yokluğundan usulden olmak üzere reddinin gerektiği, kaza tarihinde müvekkili şirkette çalışmadığını, bu durumun hem ... kayıtlarıyla hem müfettiş raporuyla hem de 04.08.2023 tarihli bilirkişi heyeti raporuyla tespit edildiğini, İlk Derece Mahkemesi sadece müvekkil şirket yetkilisinin soyadının aynı olması ve adres sebebiyle müvekkilinin sorumlu tutulmasının kabul edilemeyeceğini, ... 6.İş Mahkemesinde davacıya karşı açmış olduğu maluliyet oranının tespiti davası aktif husumet nedeniyle reddedildiğini, kaza tarihinde müvekkili şirketin çalışanı olmadığı için davacının iş kazasıyla ilgili hiçbir iş yeri talimatı, eğitimler ve alınan tedbirlerle ilgili evrak sunamayan müvekkili şirketin adeta %50 kusurla İlk Derece Mahkemesi tarafından cezalandırılmaya mahkum edildiğini, İlk Derece Mahkemesinin kararına dayanak yapılan 04.08.2023 tarihli heyet raporunda müvekkili şirketle illiyet bağının olmadığı, dava dışı ... Gıda Firmasının kusuru olduğunun tespit edildiğini, davacının söz konusu tarihle aynı tarihlerde aynı anda başka bir işyerinde de çalıştığını, raporda bu durumun gözardı edildiğini, işverenin koruma ve gözetim yükümlülüğünü yerine getirmediğine dair belirleme, iş kazası müvekkili şirket kurulmadan önce meydana geldiği için kendisini savunma ihtimali olmadığından hatalı olduğunu belirterek temyiz talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş kazası sonucu nedeniyle maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelerle bozmaya uyulmakla taraflar yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı dikkate alınarak, temyiz kapsam ve nedenlerine göre; davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Dosya kapsamından; Mahkemece alınan 22.10.2022 tarihli hesap raporuna davacı vekili tarafından süresinde itiraz edildiği, mahkemece tarafların itirazlarının değerlendirilmesi için ek rapor aldırıldığı ve Mahkemece tarafların iş bu ek rapora itirazların reddi ile davacı tarafa ıslah için süre verildiği ve davacı tarafça sunulan ıslah dilekçesi üzerinden karar verildiği iş bu kararın davacı vekili tarafından da istinaf konusu yapıldığı halde Bölge Adliye Mahkemesince ".Davacı vekili tarafından 23.10.2023 tarihli rapora karşı hesaplama verilerine, uygulanan yaşam tablosuna itiraz edilmemiş olduğundan raporda uygulanan hesaplama verileri yönünden davalı lehine kazanılmış hak oluşmuştur. Bu nedenle bu raporda esas alınan işlemiş/bilinen devre sonu tarihinden sonra yürürlüğe giren asgari ücretlerin rapora yansıtılmaması davalı lehine bu raporun esas alınması gerektiği gözetilmeksizin hükme esas alınan 24.03.2024 tarihli raporda 31.12.2024 tarihini işlemiş dönem sonu kabul ederek asgari ücretteki artışları yansıtarak yapılan hesaplamaya itibar edilmesi davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak ilkesine aykırı olup usuli kazanılmış hak ilkesi kamu düzenine ilişkin olduğundan dairemizce re'sen dikkate alınması gerekmiştir.." gerekçesi ile davacı tarafça 22.10.2022 tarihli bilirkişi raporuna davacı tarafça süresi içinde itiraz ettiği halde Bölge Adliye Mahkemesi tarafından etmediği nedeniyle hükmün kaldırılması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Bu durumun gerçek belli iken varsayıma gidilemez ilkesine uygun olduğu Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.05.1991 tarihli ve 1991/9-102 Esas, 1991/267 Karar ile 17.05.2022 tarihli ve 2019/(21)10-595 Esas, 2022/639 Karar sayılı kararlarında da belirtilmiştir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedeni olup İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Davacı vekilinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
3.Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgiliden alınmasına,
4.Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.