10. Hukuk Dairesi 2025/8531 E. , 2026/2241 K.
\n\"İçtihat Metni\"MAHKEMESİ\t: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI\t: 2025/100 E., 2025/965 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ\t: Ankara 5. İş Mahkemesi
SAYISI\t: 2024/298 E., 2024/364 K.
Bölge Adliye Mahkemesinin kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin oğlu olan ... ... ...'nun ... İlçe... emrinde askerlik görevini yapmakta iken 11.04.2017 tarihinde meydana gelen ateşli silah yaralanmasına bağlı olarak şehit olduğunu, müvekkilinin oğlunun 5510 sayılı Kanun kapsamında vazife malulü sayılması amacıyla 02.02.2022 tarihinde davalı ... Kurumuna başvuru yapıldığını, fakat söz konusu başvurunun kabulüne veya reddine ilişkin olarak davalı idare tarafından tanzim edilen herhangi bir cevabi yazının yasal 60 günlük süre içerisinde taraflarına tebliğ edilmediğini, bu durumun başvurularının zımni olarak reddedildiğini ortaya koyduğunu belirterek, davacının oğlu olan ... ... ...'nun 5510 sayılı Kanun kapsamında vazife malulü sayılmaması yönünde davalı idare tarafından tesis edilen işleminin iptali ile müteveffanın vazife malulü olduğunun kabulüne, bu kapsamda müteveffanın vefat ettiği tarih olan 11.04.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müvekkili davacıya vazife malullüğü aylığı bağlanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurumca tesis edilen işlemlerin mevzuata uygun olduğunu beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6100 sayılı HMK'nın 114/1-b maddesi gereği yargı yolunun caiz olmaması nedeni ile davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili özetle, 5510 sayılı Kanun'da düzenlenmiş olan hükümlere ilişkin uyuşmazlıkların çözüm yeri olan iş mahkemelerinde görülmesi gereken işbu davanın görev yönünden reddinin usule açıkça aykırı olduğunu, Uyuşmazlık Mahkemesi kararlarında da bu tür uyuşmazlıkların çözüm yerinin iş mahkemeleri olduğunun açıkça tespit edildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, vazife malullüğünün tespitine ilişkindir.
İş Mahkemeleri, 5521 sayılı Kanun ile kurulmuş istisnai nitelikte özel mahkemeler olup, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 106. maddesi ile mülga 506 sayılı Kanun'da, bu Kanun uygulamasından doğan uyuşmazlıkların yetkili iş mahkemelerinde görüleceği, 5510 sayılı Kanun’un 101. maddesinde de aksine hüküm bulunmayan hallerde, 5510 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıkların iş mahkemelerinde görüleceği düzenlenmiştir.
5510 sayılı Kanun'un \"5434 sayılı Kanuna İlişkin Geçiş Hükümleri\" başlıklı Geçici 4. maddesinin 4. fıkrasında \"Bu Kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde; iştirakçi iken bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanlar, bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olarak çalışmış olup bu Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine tabi olarak yeniden çalışmaya başlayanlar ile bunların dul ve yetimleri hakkında bu Kanun'la yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır.\" hükmü düzenlenmiştir.
İnceleme konusu dosyada; davacının oğlu ... ...'nun ... İlçe... emrinde er olarak askerlik görevini yapmakta iken 11.04.2017 tarihinde meydana gelen ateşli silah yaralanmasına bağlı olarak vefat ettiği, davacı tarafından yapılan başvuruya Kurumun olumlu ya da olumsuz cevap vermediği anlaşılmaktadır.
Somut davada, iddia edilen olay 5510 sayılı Kanun döneminde meydana gelmiştir. Bu itibarla davanın 5510 sayılı Kanun'un 47. maddesi kapsamında değerlendirilmesi ve askerliğe başlayış tarihi itibariyle iş mahkemelerinin görevli olduğu hususu gözetilmek suretiyle karar verilmesi gerekmektedir.
Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.01.2026 tarih, 2025/10-22 E. 2026/20 K. sayılı kararında da 5510 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten sonra meydana gelen olayda uyuşmazlığın davacının oğlunun vazife malûlü sayılıp sayılmayacağı ve davacıya 5510 sayılı Kanun'un 47. maddesi kapsamında vazife malûllüğü aylığı bağlanıp bağlanamayacağına ilişkin olduğu görülmekle 5510 sayılı Kanun'un 101. maddesindeki düzenleme karşısında bu Kanun'un uygulanmasından kaynaklanan davada adli yargının görevli olduğu sonucuna varıldığı belirtilmiştir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.