10. Hukuk Dairesi 2025/7203 E. , 2025/8358 K.
\n\"İçtihat Metni\"MAHKEMESİ\t: Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI\t: 2024/2653 E., 2024/2034 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ\t: Kumluca 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI\t: 2023/548 E., 2024/279 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz, davacı vekili tarafından katılma yoluyla temyiz edilmek ve de davalı vekili tarafından duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 04.03.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalı asil ... ve adına Av. ... geldiler. Davacı adına gelen olmadı, davacı vekilinin mazeret dilekçesi gönderdiği görüldü. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar verilmiştir. Dosyanın tekrar Dairemize gönderilmesi ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili özetle; 1.939,65 TL geçici iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminat, 1.429.950,52 TL sürekli iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminat, 150.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili özetle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle olayın bir iş kazası olduğu, kazalının bu olay nedeniyle %54,00 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, kazanın oluşumunda davacının %40, davalının %60 oranında kusurlu olduğu kabulünden hareketle davacının maddi tazminat istemlerinin kabulüne, davacı lehine 75.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından bahisle yerinde görülmeyen istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, hesaplanan tazminatın düşük çıktığını, müvekkili lehine yeniden hesaplama yapılarak gerçek zararın tespiti gerektiğini, bu nedenle tazminat alacağının dosya kapsamında yeniden değerlendirilerek hüküm kurulması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, müvekkilinin işveren sıfatının bulunmadığını, boya işinin götürü bedel ile davacıya verildiğini ve davacının da yanında ... isimli işçisini çalıştırdığını, davayı kabul etmediklerini, bununla birlikte davacı ...’ın boyacı ustası olduğuna ilişkin herhangi bir belgesi bulunup bulunmadığının gerek SGK müfettişleri gerekse yerel mahkeme tarafından araştırılmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Dosya kapsamından, davalıya ait halen kullanılmakta olan iki katlı bir konut bulunduğu, davalının bu konutta tadilat yapmak istediği ve evin boyanması işi için davacıyla anlaştığı, olay tarihinde, davacı elindeki boya fırçasının binanın yanından geçen enerji nakil hattına temas etmesi sonucu elektrik akımına kapılarak yaralandığı, Kurum tarafından yapılan tahkikat sonucu olayın bir iş kazası, davacının sigortalı, davalının işveren olduğu yönünde tespitler yapılıp davacının sürekli iş göremezlik oranının %54,00 olarak tespit edildiği, Kurum tarafından kazalıya iş kazası sigorta kolundan %54,00 sürekli iş göremezlik oranına göre ödeme yapıldığı, eldeki davanın açıldığı mahkemece görevsizlik kararı verilerek dosyanın 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderildiği, bu arada Kurum’un aynı davalıya karşı açtığı rücuan tazminat dava dosyasının, eldeki dosya ile birleştiği, 1. Asliye Hukuk(iş) Mahkemesinin ilk kararında 23.08.2021 tarihli bilirkişi heyet raporuna itibar edilmek suretiyle taraflar arasındaki ilişkinin eser sözleşmesi olduğu bu nedenle davacı kazalının %100 oranında kusurlu olduğundan bahisle asıl ve birleşen davanın reddine karar verildiği, İlk Derece Mahkemesinin bu ilk kararına karşı her iki dosyanın davacıları yani kazalı ve Kurum tarafından istinaf yoluna başvurulduğu, Bölge Adliye Mahkemesinin ilk kararında; asıl (iş kazası tazminat) ve birleşen (rücu) dosyalarının tefrik edilmesi, devamında olayın iş kazası ve taraflar arasındaki ilişkinin de işçi işveren ilişkisi olduğu değerlendirmesiyle meydana gelen olayda taraflara izafe olunacak kusurun tespiti yönünden bir rapor alınması, bu raporun SGK müfettiş raporu ile çelişip çelişmediğinin değerlendirilmesi, çelişki bulunması halinde bunun da giderilerek neticesine göre bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle istinaf istemlerinin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın kararı veren mahkeme gönderilmesine karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararından sonra İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen dosyanın tefrik edildiği, temyiz incelemesine konu dava dosyasının kazalının açtığı asıl dava olduğu, mahkemece bir kusur raporu daha alındığı, o raporu düzenleyen heyetin de taraflar arasındaki ilişkinin istisna akdi olduğu, bu nedenle davacının %100 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, mahkemece farklı heyetten bir kusur raporu daha alındığı, alınan kusur raporunda işçi işveren ilişkisi konusunda detaylı bir değerlendirme yapılmadan taraflar arasındaki ilişkinin işçi işveren ilişkisi olduğu, kazanın meydana gelişinde davacının %40, davalının %60 oranında kusurlu olduğu yönünde görüş bildirildiği, İlk Derece Mahkemesinin ikinci kararında olayın bir iş kazası olduğu, kazalının bu olay nedeniyle %54,00 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, kazanın oluşumunda davacının %40, davalının %60 oranında kusurlu olduğu kabulünden hareketle sonuca gidildiği, aynı olaya ilişkin ceza dava dosyasında eldeki dosyanın davalısının sanık olarak yargılandığı, ceza dava dosyasında alınıp itibar edilen kusur raporunda taraflar arsındaki ilişkinin istisna akdi olması nedeniyle kazalı ...’ın asli ve tam kusurlu olduğu, sanığın kusursuz olduğu yönünde görüş bildirildiği ve ceza mahkemesince sanığın kusuru bulunmadığından bahisle beraatine karar verildiği ve ceza dosyasında verilen kararın Bölge Adliye Mahkemesi aşamasında kesinleştiği, eldeki dosyadan tefrik edilen rücuan tazminat dava dosyasında da olayın bir iş kazası olduğu, kazalının bu olay nedeniyle %54,00 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, kazanın oluşumunda davacının %40, davalının %60 oranında kusurlu olduğu kabulünden hareketle sonuca gidildiği, Kurum alacaklarının davalıya yüklendiği, rücuan tazminat dava dosyasının istinaf aşamasında olduğu, henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır.
Kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesinin birinci fıkrasında iş kazası,
“a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,
b)-(Değişik bend:17.04.2008-5754 S.K./8.mad) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle,
c)-Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak iş yeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,
d)-(Değişik bend:17.04.2008-5754 S.K./8.mad) Bu Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,
e)-Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen özüre uğratan olaydır.” şeklinde tanımlanmıştır.
Olayın, iş kazası olarak kabul edilebilmesi için olaya maruz kalan kişinin 5510 sayılı Kanun'un 4. maddesi anlamında sigortalı olması, olayın, 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak belirtilen hal ve durumlardan birinde meydana gelmesi koşuldur. Başka bir anlatımla, olayın, iş kazası sayılabilmesi için iki koşulun birlikte gerçekleşmesi zorunludur.
Bu yönde, 5510 sayılı Kanun'un 4/a maddesi anlamında sigortalı niteliğini kazanmanın koşulları başlıca üç başlık altında toplanmaktadır. Bunlar:
a) Çalışma ilişkisinin kural olarak hizmet akdine dayanması,
b) İşin işverene ait yerde yapılması,
C) Kanunda açıkça belirtilen sigortalı sayılmayacak kişilerden olunmaması şeklinde sıralanabilir.
Sigortalı olabilmek için bu koşulların bir arada bulunması zorunludur. Bu nedenle dava konusu olayda öncelikle \"hizmet aktinin varlığı\" araştırılmalıdır;
Bunun yanında Kurumun iş kazası tahkikat raporları aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden olup Kurumun yaptığı tahkikat neticesinde bir zararlandırıcı olayın iş kazası olarak kabul edilmesi halinde bunun aksi ancak yargısal faaliyet ile ortaya konulabilecek bir husustur. Kurumca iş kazası olarak kabul edilen bir olayın iş kazası olmadığı hususunda açılacak tespit davalarında ise hak alanını etkilendiğinden ötürü SGK'nın da hasım gösterilmesi zorunludur.
Hal böyle olunca, yani kazalının yaralandığı olayın Kurum tarafından iş kazası olarak kabul edilip kendisine iş kazası sigorta kolundan ödeme de yapıldığının anlaşılmasına göre anılan zararlandırıcı olayın yukarıda da izah edilmeye çalışıldığı üzere iş kazası olmadığının değerlendirilmesi veya tespiti ancak bunun aksini iddia edence ayrıca açılacak \"olayın iş kazası olmadığının tespiti\" davasıyla ortaya konulabilecek bir husustur. Zira bir olayın iş kazası olmadığının tespiti davaları bir yönü ile SGK'nın hak alanını ilgilendirmekte olup işbu tazminat davalarında SGK taraf değildir.
Öte yandan olay iş kazası olmasa dahi ortada bir haksız fiil mevcut bulunduğuna göre, iş kazası sayılmayacak bir olayda İş Mahkemesince yapılan yargılama bakımından işin esasına yönelik bir karar verilmesi doğru olmayıp burada meselenin halli merciinin genel görevli mahkemeler olduğu hususu göz ardı edilmemelidir.
Yapılması gereken iş, öncelikle davalıya Kurum'a ve kazalıya karşı 09.07.2016 tarihindeki olayın iş kazası olmadığının tespiti davası açması için süre vermek, bu tespit davasının açılması halinde neticesini beklemek, davacı ile davalı ... arasındaki ilişkinin hizmet akdi olmaması, davalı ...'nın işveren sıfatının bulunmaması nedeniyle ... yönünden olayın bir iş kazası olmadığı hususu açılacak bu tespit davası ile kesinleşirse görevsizlik kararı vererek dosyayı genel görevli Asliye Hukuk Mahkemesi‘ne göndermek, aksi halde ise farklı bir bilirkişi kurulundan Kurum tarafından düzenlenen inceleme raporu, rücuan tazminat dava dosyasında alınan kusur raporları, ceza dava dosyasında hükme dayanak kılınan raporlarla eldeki dosyada alınan tüm kusur raporlarını irdeleyen yeni bir kusur raporu almak, yeniden hesap raporu alınmasının gerekmesi halinde davacı tarafın hükme esas alınan hesap raporuna bir itiraz ileri sürmediğini dikkate alarak bu hesap raporunun bilinen (iskontosuz), bilinmeyen (iskontolu) dönemlerin başlangıç ve bitiş tarihlerinin değiştirilmemesi gerektiğini göz önünde bulundurmak ve usuli kazanılmış hakları da gözeterek çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine,
Davalı avukatı yararına takdir edilen 28.000,00 TL. duruşma avukatlık parasının davacıya yükletilmesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.