10. Hukuk Dairesi 2025/6547 E. , 2026/1355 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1656 E., 2024/2384 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Erzurum 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/415 E., 2024/270 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz tarafından temyiz edimekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava ve talep artırım dilekçesinde özetle; sigortalının 25.09.2014 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, davaya konu olay nedeniyle müvekkil idareye atfedilebilir bir kusur bulunmadığından davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddini, davacının feragatinin iptali isteminin gerek süre gerekse esas yönünden şartları oluşmadığın belirterek reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 21.12.2023 tarihli ... Adli Tıp İkinci Üst Kurulu tarafından düzenlenmiş maluliyet raporunda; 2008 tarihli Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre davacının; 17.12.2014 tarihinden itibaren %49 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, başka birisinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığı, Mahkemece dosyada mübrez 25.12.2019 tarihli SGK Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı tarafından düzenlenen inceleme raporunda; davalı işverenin %80 , davacı işçinin %20 oranında, kusurlu olduğu yönünde görüş bildirildiği, Mahkemenin 2021/334 Esas sayılı davalı ... ve dava dışı SGK arasında görülmeye devam eden rücuen tazminat dosyasının bu dosya açısından bekletici mesele yapılması talep edildiği ancak dosyanın tetkikinde o dosya için iş bu dosyanın bekletici mesele yapıldığı anlaşılmakla, Mahkemenin 2021/334 Esas sayılı dosyasında mübrez 01.12.2022 tarihli 3'lü bilirkişi heyetinden aldırılan kusur raporunun tetkikinde; davalı işverenin %80 , davacı işçinin %20 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, bu tespitin dosyada mübrez 25.12.2019 tarihli SGK Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı tarafından düzenlenen inceleme raporunda belirlenen oranlarla uyumlu olduğu anlaşılmakla Mahkemece yeniden ve başkaca bir kusur incelemesi yaptırılmaksızın hükme esas alındığı ve bu kusur oranlarıyla uyumlu rapor tanzimi için dosyanın aktüerya bilirkişisine tevdii edildiği, aktüerya asıl ve ek raporunda hesaplanan; 242,58 TL karşılanmamış geçici iş göremezlik zararı ve %49 maluliyet oranına göre 2.374 751,22 TL karşılanmamış sürekli iş göremezlik zararı yönündeki tespitin, ilmi ve kazai içtihatlara uygun, gerekçeli, denetime elverişli dosya kapsamına uygun ve hüküm kurmaya elverişli bulunduğu, talep edilen miktarda davacının sosyo-ekonomik durumu, TMK mad. 4 uyarınca hak ve nesafet kuralları, paranın alım gücü göz önünde bulundurulmak suretiyle manevi tazminat miktarının tamamının kabulüne karar verildiği gerekçesiyle;
Davanın kabulü ile
1-) Net 2.374.751,22 TL (sürekli iş göremezlik kaybı nedeniyle) ve net 242,58 TL (geçici iş göremezlik kaybı nedeniyle) olmak üzere toplam; net 2.374.993,80 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 25.09.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-) Olayın oluş şekli, kusur durumu, tarafların sıfatları, işgal ettikleri makam, sosyal ve ekonomik durumları, olay tarihi ve paranın o tarihteki alım gücü, ekonomik koşullar, hak ve nasafet kuralları ile davacıların olay nedeniyle yaşadıkları acı ve üzüntü dikkate alınarak; 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi 25.09.2014'ten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyadaki belgelere, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre ve özellikle Dairenin ortadan kaldırma kararı ile feragatin irade sakatlığı ile yapıldığının tespit edilmesi, ortadan kaldırma kararı sonrası toplanan delillerle, kusur oran ve aidiyetlerinin dosya kapsamına ve oluşa uygun olduğu, kusurluluk durumuna göre hüküm altına alınan manevi tazminatın miktarının hakkaniyete uygun bulunduğu anlaşılmakla Mahkemenin vakıa ve hukuki nitelendirmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
a.Davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davasının 15.06.2015 tarihinde reddedildiğini, olay tarihinin 25.09.2014 olup süresi içerisinde davanın açılmadığının açık olduğunu,
b.Feragatname imzalarken iradesinin sakatlandığını ispatlayamadığını,
c.Davacının kusur oranına ilişkin alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
1.İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesinin açık buyruğu iken, 4857 sayılı Kanun'un 77. ve devamı bir kısım maddeleri 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37. maddesiyle, 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir.
2. Buna göre, 6331 sayılı Kanun’un "İşverenin Genel Yükümlülüğü" kenar başlıklı 4. maddesinde:
"İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede;
a)Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar.
b)İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar.
c)Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır.
ç)Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu gözönüne alır.
d)Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışında ki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır." hükmü düzenlenmiştir.
Aynı Kanun’un 5. maddesinde de risklerden korunma ilkeleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede, "İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur:
a)Risklerden kaçınmak,
b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek,
c)Risklerle kaynağında mücadele etmek,
ç)İşin kişilere uygun hale getirilmesi için iş yerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek,
d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak,
e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek,
f)Teknoloji, iş organizasyonu çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek,
g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek,
ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek." hükmü yer almaktadır.
3. Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümünün genel çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü” olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı birtakım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5. maddede, işverenin anılan yükümlülükle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10. maddede ise işyerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir (Hukuk Genel Kurulu’nun 09.10.20 13... /21-1 02... /1456 sayılı kararı).
4. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. ve 5. maddeleri ile bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak, işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır.
5. Öte yandan, objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü, bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Kusurun objektifleştirilmesi kriterinin yanısıra, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2. maddesinin, Anayasa hükümleri ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesi kapsamında yorumlanması da işverenin sorumluluğunu oldukça genişletecektir.
6. Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; işvereni zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluk halinden kurtaracak olan durum iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleri ile oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulu’nun 20.03.20 13... /21-1121 E. 2013/386 sayılı kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Bu hallerden birinin varlığı halinde işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir.
7.İş kazası tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Borçlar Kanun'un 74. maddesine göre hukuk hakimi zarar verenin kusuru olup olmadığına karar vermek için ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir.
8. İş kazası hukuki sebebine dayalı tazminat davalarında olayın gerçekleşme şeklinin tarafların gösterdiği deliller dikkate alınarak her türlü şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulması ve giderek kusur oranlarının bu olaya uygun şekilde belirlenmesi gerektiği açıktır.
9.Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; kazalı sigortalının, ... çalıştığı, otomatik pres ütü makinesine yerleştirdiği yastık kılıfının silindire katlı gittiğini görmesi üzerine eli ile kılıfı düzeltmek isterken elini ekipmanın silindirine kaptırması sonucu yaralanarak kazaya uğradığı, işbu kaza nedeniyle %49 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı anlaşılmıştr.
10.Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Başkanlığı müfettişlerince düzenlenen inceleme raporu muhtevasından; meydana gelen zararlandırıcı olayın iş kazası olarak tahkik ve kabul edildiği, kusur aidiyeti yönünden ise davalı işverene %80, kazazede davacıya ise %20 oranında müsebbip kusur izafe edildiği görülmüştür.
11.Öte yandan, aynı uyuşmazlığa müteallik olarak Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ikame edilen rücuan tazminat davasının derdest olduğu, anılan dava dosyasında iş sağlığı ve güvenliği uzmanlarından müteşekkil bilirkişi heyetinden alınan kusur raporunda da SGK Başmüfettişliği raporundaki tespitlerle uyumlu ve söz konusu kusur oranlarını teyit eder mahiyette olmak üzere, davalı işverenin %80, kazazede davacının ise %20 oranında kusurlu olduğunun mütalaa edildiği anlaşılmıştır.
12.Gerek usul hukuku ilkeleri gerekse yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca; tazminat davalarında hükme esas alınacak kusur raporlarının denetime elverişli, somut olayın özelliklerine uygun ve tarafların hak arama hürriyetini kısıtlamayacak şekilde eldeki dosya üzerinden alınması zorunludur.
13.Somut uyuşmazlıkta ise Mahkemece; meydana gelen zararlandırıcı kaza olayı ile ilgili olarak tarafların kusur oran ve aidiyetlerini kesin olarak tespit etmek amacıyla dosya kapsamında tarafların iddia ve delillerini de tartışacak şekilde müstakil bir kusur bilirkişi raporu alınmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemenin, Sosyal Güvenlik Kurumu teftiş raporu ile rücuan tazminat dosyasında yapılan tespitlerin birbiriyle uyumlu olduğu yönündeki soyut gerekçeye dayanarak, davalı işverenin %80 ve kazazede davacının %20 oranında kusurlu olduğunu doğrudan benimsemek suretiyle eksik inceleme ile hüküm kurması usul ve yasaya aykırıdır. Başka bir dosyanın ya da Kurum raporunun verilerinin, eldeki davanın tarafları yönünden tartışılmaksızın ve bağımsız bir bilirkişi heyeti denetiminden geçirilmeden aynen hükme esas alınması isabetsiz olup, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
14. Diğer taraftan; Mahkemece, davacının feragatinin geçerli olmadığına ilişkin kabulü yerinde olup işbu husus bozma nedeni yapılamamıştır.
15. Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra Mahkemece yapılacak iş; aynı olaya ilişkin varsa ceza dosyası ile rücu dava dosyasındaki kusur raporlarının irdelenmesi suretiyle- verilen kararların kesinleşip kesinleşmediğinin gözetilerek, delillerin toplanması hususunda sigortalı tarafından açılan tazminat davasının özü itibariyle taraflarca getirilme ilkesine tabi davalardan olup re’sen araştırma ilkesinin olmadığı hususunun da göz önünde bulundurulması ve bu şekilde toplanacak delillerle birlikte, A sınıfı iş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak 3 kişilik bilirkişi heyetine tarafların iş kazasının gerçekleşmesindeki kusur oranlarını - tarafların dosyada mevcut kusur raporlarına itirazları da göz önünde tutulmak suretiyle- her türlü şüpheden uzak şekilde tespit ettirmek, davacının kararı istinaf ve temyiz etmediği gözetilerek, sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir.
16. Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
17. O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin, istinaf itirazlarının esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır .
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.