1. Ana Sayfa
  2. Mevzuat Merkezi
  3. Yargıtay
  4. Yargıtay Kararları
Yargıtay Kararı

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/4966 E., 2026/1278 K.

Yargıtay 11.02.2026 Sayı: 2025/4966 E. - 2026/1278 K. 10. Hukuk Dairesi

10. Hukuk Dairesi 2025/4966 E. , 2026/1278 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/3538 E., 2024/3480 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. İş Mahkemesi

SAYISI : 2022/83 E., 2024/174 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı Kurum ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özet olarak; davalının Kurumdan dul ve yetim aylığı almakta iken ayrıldığı eşi ile tekrar evlendiğini, boşandığı dönemde de ayrıldığı eşi ile birlikte fiilen yaşadığının Kurum denetmenlerince yapılan araştırmada tespit edildiğini, bu sebeple aylıklarının 25.10.2018 tarihi itibariyle kesildiğini ve 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun'un 56. maddesi gereğince işlem yapılarak aynı Yasa'nın 96. maddesine göre tahsili yoluna gidildiğini, Kurum zararının tahsili için davalı borçluya Kurumca tebligat yapıldığını, bu tebligatın 04.05.2013 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen borcun ödenmediğini, aylıkların ve sağlık harcama giderlerinin tahsili için ... 7. İcra Müdürlüğünün 2015/10600 E. ve 2015/201601 sayılı dosyaları ile icra takibine geçildiğini, davalının itiraz ettiğini, takibin durduğunu ileri sürerek; borçlunun her iki dosyaya yaptığı itirazın iptaline, takiplerin devamına, %20 oranında tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özet olarak; davacının kocası ... ...'ın ilk olarak 26.08.1974 yılında evlendiklerini, daha sonra ... 2. Aile Mahkemesinin 2004/735 Esas, 2005/628 Karar sayılı dosyası ile 21.06.2005 tarihinde boşandığını, boşanma üzerine müşterek haneden ayrılan ... ... "... Mah. 49 Sk. Kapı N:5 D.2 .../..." adresine taşındığını, burada inşaat bekçiliği yaparak hayatına devam ettiğini, daha sonra da müşterek oğlu ... ...'ın "... Mah. ... Cd. ... Apt. 74/3 .../..." adresine taşındığını, oğlu, gelini ve torunları ile uzunca bir süre burada yaşandığını, ancak ... ...'ın oğlu ile birlikte yaşarken Koah hastalığına yakalandığını ve bu hastalık nedeniyle sürekli hastanelerde yatarak ve ayakta tedavi görmek zorunda kaldığını, gelini ve oğlunun çalışması nedeni ile bakımı ile kimsenin ilgilenemiyor olmasından dolayı ... giderek kötüleştiğinden bir süre sonra çocukları ve aile yakınlarının davacıya manevi baskı yatığını ve tekrar evlenmeleri için onu ikna ettiklerini, davacının bu evlilik üzerine ...'ya dilekçe göndererek bağlanan maaşının kesilmesi ve diğer usulü bildirimler için bildirimde bulunduğunu, ... denetmenlerinin davacı evlendikten 3 ay sonra davacının adresine gittiğini, 06.12.2012 tarihinde tutanak tutulduğunu, davacının zaten evli olması nedeniyle kocası ile birlikte yaşadıklarının tespit edilmesinin şaşıracak bir durum olmadığını ileri sürerek; davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Kurum ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; verilen kararın esası itibariyle hukuka uygun olduğunu, iki ayrı icra dosyası için dava açıldığı halde tek vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, her iki icra dosyası için de davanın kabulüne karar verilmiş olmakla her bir icra dosyası için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece kararın usulüne uygun şekilde gerekçelendirilmediğini, yazılı deliller ve tüm tanıkların beyanlarına göre iddialarının gerçek olduğunun ispatlandığını, delillerin Mahkemece yanlış değerlendirildiğini, dosya içine gelen yazılı delillerin içerikleri ile dinlenen tüm tanıkların beyanlarından denetleme tutanağının aksinin ispat edildiğini, müvekkilinin boşandığı eşiyle birlikte yaşamadığını, verilen %20 icra inkar tazminatı da hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, itirazın iptali istemine ilişkindir.

1.Davanın, yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 56. maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada; “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96 ncı madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan madde 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

2.5510 sayılı Kanun'un 56. maddesinin ikinci fıkrası, daha önceki sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen (eylemli olarak) birlikte yaşama olgusu, gelir-aylık kesme nedeni olarak düzenlendiği gibi eylemli olarak birlikte yaşama, aynı zamanda gelir-aylık bağlama engeli olarak da benimsenmiştir. Burada, eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun/durumunun tanımlanması, hukuki sınır ve çerçevesinin çizilip ortaya konulması önem arz etmektedir. Taraflar arasında hangi hukuki sebep ve maddi vakıaya dayanmış olursa olsun sona ermiş evlilik birliğinin hak ve yükümlülüklerinin sürdürüldüğü beraberlikler veya kesinleşmiş yargı kararına bağlı olarak gerçekleşmiş boşanmanın var olan-olası sonuçlarını ortadan kaldırıcı/giderici nitelikteki birliktelikler madde kapsamında değerlendirilmeli, ortak çocuk-çocuklar yönünden, boşanma kararına bağlanan veya bağlanmayan kişisel ilişkilerin yürütülmesini sağlamaya yönelik olarak, eşlerin belirli aralıklarda ve günlerde zorunlu şekilde bir araya gelmeleri durumunda ise kanun koyucunun bu türden ilişkinin varlığının gelir-aylık bağlanmaması veya kesilmesi nedeni olarak öngörmediği kabul edilmeli, boşanılan eşle kurulan-yürütülen ilişkinin, eylemli olarak birlikte yaşama kavramı kapsamında yer alıp almadığı dikkatlice irdelenerek saptama yapılmalıdır.

3.Anılan 56. maddede, oldukça yalın olarak “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen” ibareleri yer almakta olup, kanun koyucu tarafından örneğin; “sosyal güvenlik kanunları kapsamında ölüm aylığına hak kazanmak amacıyla eşinden boşanan”, “hak sahibi sıfatını haksız yere elde etme amacıyla eşinden boşanan”, “gerçek boşanma iradesi söz konusu olmaksızın (muvazaalı olarak) eşinden boşanan” veya bunlara benzer ifadelere yer verilmemiş, sade olarak kaleme alınan metinle uygulama alanı genişletilmiştir. Maddede boşanma amacına-saikine yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğinden, gerek Kurumca, gerekse yargı organlarınca uygulama yapılırken; eşlerin boşanma iradelerinin gerçekliğinin-samimiliğinin araştırılıp ortaya konulması söz konusu olmamalı, boşanmanın muvazaalı olup olmadığına ilişkin herhangi bir araştırma-irdeleme ve boşanma yönündeki kesinleşmiş yargı kararının geçerliliğinin sorgulaması yapılmamalı, özellikle, kesinleşmiş yargı organının verdiği karara dayanan “boşanma” hukuki durum ve sonucunun eşlerin gerçek iradelerine dayanıp dayanmadığının araştırılmasının bir başka organın yetki ve görevi içerisinde yer almadığı, kaldı ki 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nda “anlaşmalı boşanma” adı altında hukuki bir düzenlemenin de bulunduğu dikkate alınmalıdır. Şu durumda sonuç olarak vurgulanmalıdır ki boşanma tarihi itibarıyla gerçek-samimi boşanma iradelerine sahip olan (evlilik birliği temelinden sarsılan) veya olmayan tüm eşlerin, maddenin yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihinden itibaren her ne sebeple olursa olsun eylemli olarak birlikte yaşadıklarının saptanması durumunda gelirin-aylığın kesilmesi zorunluluğu bulunmaktadır.

4.Gelirin-aylığın kesilme tarihi ile Kurumun geri alım (istirdat) hakkının kapsamına ilişkin olarak; eylemli birlikte yaşama olgusunun gerçekleşme-başlama tarihi esas alınarak bu tarih itibarıyla gelir-aylık kesme veya iptal işlemi tesis edilip ilgiliye, anılan tarihten itibaren yapılan ödemeler yasal dayanaktan yoksun-yersiz kabul edilmeli, ancak, söz konusu madde 01.10.2008 günü yürürlüğe girdiğinden, eylemli birliktelik daha önce başlamış olsa dahi maddenin yürürlük günü öncesine gidilmemeli, başka bir anlatımla 01.10.2008 tarihi öncesine ilişkin borç tahakkuku söz konusu olmamalı, böylelikle açıklığa kavuşturulacak yersiz ödeme dönemine ilişkin olarak 5510 sayılı Kanun'un 96. maddesine göre uygulama yapılmalıdır. İnceleme konusu 56. maddede, “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle” ibareleri yer aldığından, birden fazla evlilik ve doğal olarak birden fazla boşanmanın gerçekleşmiş olması durumunda, boşanılan herhangi bir eşle eylemli olarak birlikte yaşama durumunda madde hükmünün uygulanacağı gözetilmelidir.

5.Aynı Kanun'un 59. maddesinin başlığı Kurumun denetleme ve kontrol yetkisi olup maddeye göre; "bu Kanun'un uygulanmasına yönelik işlemlerin denetimi, Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları eli ile yürütülür ...", maddenin 2. fıkrasında "Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarına görevleri sırasında tespit ettikleri Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler, yemin hariç her türlü delile dayandırılabilir. Bunlar tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir..." şeklinde düzenlenmiştir.

6. Sonuç olarak; İlk Derece Mahkemesince verilen karar eksik araştırmaya dayalıdır. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 56. maddesinin ikinci fıkrasına dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve özellikle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir. Bu aşamada, özellikle Anayasa'nın 20, 5510 sayılı Kanun'un 59, 100, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun'un 28, 45, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 3, 45 – 53, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32, 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6, 24 – 33, 189, 190, 191, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6, 19, 20. maddeleri ve diğer ilgili mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulmak suretiyle yöntemince araştırma yapılmalıdır.

7.Somut olayda davacının 21.06.2005 tarihinde boşandığı, babasının 07.12.1984 tarihinde, annesinin 16.08.1999 tarihinde vefat ettiği, boşandığı eşiyle 14.09.2012 tarihinde yeniden evlendikleri, 06.12.2012 tarihli Kurum denetmen raporuna istinaden davacının boşandığı eşiyle birlikte yaşadığının tespiti üzerine, 25.10.2008-24.09.2012 tarihleri arasında yersiz ödenen aylıklar yönünden borç tahakkuk ettirildiği, Kurum denetmen raporuna göre davacının "Altındağ ......No:8/27, ... Apartmanı ..." adresinde yapılan çevre soruşturmasında apartman yöneticisi ... ve komşularla yapılan görüşme sonucu davacının anılan adreste eşiyle birlikte 20 yıldır ikamet ettiğinin tespit edilmesi üzerine, bağlanan aylıkların kesildiği, ... Eğitim ve Araştırma Hastanesinden gelen cevabi yazı uyarınca da davacının 15.01.2011-28.01.2011 tarihleri arasında boşandığı eşine tedavi sürecinde refakat ettiği, 31.05.2011 tarihinde aynı sağlık kuruluşundan hizmet aldıkları, tutanakta adı geçen Apartman Yöneticisi ... ile komşu ...'in Mahkemece dinlendiği ancak anılan yöneticinin ... Denetmeniyle konuşmadığını beyan ettiği, diğer yandan komşu ...'in ise davacının çocuklarıyla birlikte yaşadığını söylediği anlaşılmakla, Mahkemece davacı ile boşandığı eşinin uyuşmazlık konusu dönemdeki yerleşim yeri adreslerindeki komşular, kapıcı, yönetici gibi kişiler tespit edilip tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, davacının boşandığı eşinin adres kayıt sisteminde kayıtlı adresinde tek başına yaşayıp yaşamadığı net bir şekilde belirlenmeli, davacı ve boşandığı eşinin fiilen birlikte yaşadıkları iddia edildiği dönemdeki hastane kayıtlarında hangi adres ve irtibat numarasını verdikleri belirlenmeli, böylelikle “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.

Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması, usûl ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

İlk Derece Mahkemesi Kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgili davalıya iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

11.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bordro ve SGK

Bordro, prim, teşvik ve SGK bildirgeleri konusunda sorunuzu SMMM ekibimize iletin.

Mali müşavirlik hizmetimiz

Mesajınız SMMM ekibimize iletilir.

Bu belge hakkında bize yazın Metinde hata mı gördünüz, sorunuz mu var?
Mesaj türü

İletişim bilgileri isteğe bağlı — size dönüş yapmamızı isterseniz doldurun.

Mesajınız yalnızca ekibimize iletilir, sayfada yayımlanmaz.
Kopyalandı