10. Hukuk Dairesi 2025/2588 E. , 2026/1528 K.
\n\"İçtihat Metni\"MAHKEMESİ\t: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI\t: 2019/1193 E., 2021/324 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ\t: ... 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI\t: 2014/494 E., 2018/247 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA\t
Davacılar vekili özetle; müvekkilleri murisinin meydana gelen iş kazasında vefat ettiği, davalıların kazanın meydana gelişinde kusurları bulunduğundan bahisle eş için 160.446,10 TL maddi, 200.000,00 TL manevi, çocuk ... için 19.930,13 TL maddi, 120.000,00 TL manevi, çocuk ... için 39.500,10 TL maddi, 120.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile eş lehine 145.536,52 TL maddi, 120.000,00 TL manevi, çocuk ... lehine 16.356,24 TL maddi, 100.000,00 TL manevi, çocuk ... lehine 34.442,46 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından bahisle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; kusur oranları farklılık gösterse de oluşan kaza ortak ihmaller neticesinde gerçekleştiğinden Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının da müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, bu nedenle adı geçen davalıya karşı açılan davanın tefrikine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, vekalet ücretleri konusunda hatalı hüküm kurulduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
VI. DEĞERLENDİRME ve GEREKÇE
Dosya kapsamından ruhsat sahibi davalı ... ... ... Şirketi tarafından, olayın gerçekleştiği linyit kömürü ... ocağının bulunduğu ruhsat sahasında önce 2009 yılında 3 yıl süreyle, süre sonunda da 2012 yılında 10 yıl süreyle geçerli olmak ve çalışılacak alanın koordinatları belirtilmek suretiyle kömür çıkarma işinin ... sözleşmesi olarak adlandırılmış sözleşmeler ile davalı ... Madencilik ... Şirketi’ne verildiği, anılan ruhsat sahası içinde davalı ... Şirketi dışında üç ayrı şirketin daha kömür çıkarma işi yaptığı, bu ruhsat sahasında iş yapan toplam dört şirketle ilgili olmak üzere davalı ... ... Şirketinin kaza tarihi itibariyle yetkilisi durumunda olan ... ceza soruşturması sırasında cumhuriyet savcısı huzurunda alınan ifadesinde yetkilisi olduğu şirketin pay sahiplerinden madencilikle uğraşmak istemeyenlerin sadece hisseleri oranında hasılat kirası aldıklarını, ruhsatın bölünmesi mümkün olmadığı ve yeni firmalarca o alanda ruhsat alınması yasal olarak imkansız olduğundan davalı ... ... Şirketinin işletmeci dört büyük ailesinin ... sahasını dört parça halinde bölüşerek kurmuş oldukları şirketler üzerinden rödövansçı olarak madencilik faaliyetlerini yürüttüklerini beyan ettiği, davalı ... şirketine bahsedilen sözleşmelerle verilen çalışma sahası içinde daha önceden 1994-1997 yılları arasında dava dışı ... ... Madencilik tarafından kullanılmış ancak sonradan kapatılmış başka bir ... ocağı daha bulunduğu, terkedilmiş ... Ocağın çalışma sahası üzerinde faaliyette bulunulduğunun bilinmesine rağmen, yeni çalışma alanlarını gösterir harita ile eski ocağa ait imalat haritası temin edilip bu iki harita çakıştırılarak, çakıştırılan haritaya göre faaliyet alanlarının belirlendiği imalat haritası hazırlanmadan, kontrol sondajı yapılmayarak çalışma yapılacak bölgenin niteliği, durumu belirlenmeden ... çıkarma faaliyetine devam edildiği, kömürün gevşek geldiği, çalışma alanı olan 3. başyukarı bölgesinde su sızıntısı olduğu işçiler tarafından dile getirildiği halde aynı koşullarda çalışmaya devam edildiği, olay tarihinde davalı ... Şirketi tarafından açıklanan şekilde sürdürülen madencilik faaliyeti sırasında terkedilmiş ... Ocağı içindeki topuğa tehlikeli biçimde 30 metre paralel olacak şekilde ve 9 metre yaklaşılarak çalışma yapılması sonucu topuğun zayıfladığı, havuz görevi gören eski imalatta yıllar içerisinde su biriktiği, hidrostatik basınç eşik değerini aşan suyun zayıflayan topuktan ocak içerisine aniden boşalması şeklinde meydana gelen iş kazasında 18 işçinin vefat ettiği, Mahkemece kusur oranları ve aidiyetlerinin tespiti için kusur raporu alındığı, raporda kazanın meydana gelişinde kazalıların bir kusurları olmadığı yönünde görüş bildirildiği, kusur taksimatının davalı şirketler ile bunların kaza tarihindeki yöneticileri ve ... İşleri Genel Müdürlüğü arasında yapıldığı, kazalılara kusur verilmediğini dikkat alan mahkemenin kusur raporunda belirlenen oranlara itibar etmediği, sorumlular arasındaki kusur dağılımının kendi aralarında ileride açılabilecek rücu davasında yeniden tartışılabileceğini takdir ederek karar verildiği, aynı olaya ilişkin olarak yürütülen ceza yargılamasında davalı şirketlerin yetkililerinin de aralarında bulunduğu bir kısım gerçek kişilerin yargılandıkları, davalı ... ... .... Şti. yetkilisi ..., davalı ... Madencilik ... Şirketi yetkilisi ... ve diğer bir kısım gerçek kişiler yönünden mahkumiyet kararları verildiği, diğer bir kısım gerçek kişilerin ise beraatlerine karar verildiği, davalı şirketlerinin yetkilileri yönünden verilen mahkumiyet kararlarının Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 20.06.2018 tarih, 2018/4573 Esas ve 2018/6919 Karar sayılı ilamı ile kesinleştiği, anılan Yargıtay 12. Ceza Dairesi kararında da açıklandığı gibi ... Şirketi tarafından \"Taşeronların Dikkatine\" başlıklı 10.02.2011 tarihli \"... Dairesi tutanağının 6 aya yaklaşması sebebiyle tutanakta belirtilen eksikliklerin giderilip giderilmediğinin acil olarak bildirilmesi gerekmektedir\" şeklindeki, 10.03.2011 tarihli \"Taşeronların Dikkatine\" başlıklı \"şirketlerin derhal oksijen veya karbonmonoksit maske teçhizatlarının tamamlanması\" şeklindeki, 22.01.2011 tarihli \"Taşeronların Dikkatine\" başlıklı \"Daha önce bu konu hakkında sizlere bilgi verilmişti ancak halen istenilen durum oluşmamıştır. Her vardiyaya en kısa zamanda bir adet mühendis konularak tarafımıza bildirmeniz gerekmektedir. Aksi halde uygulamaya uymayan ocaklara cezai müeyyide uygulanacaktır\" şeklindeki içerikli yazılar ile ... olarak adlandırılan sözleşmenin diğer tarafı olan şirketlere uyarılarda bulunulduğu, 14.10.2014 tarihinde ruhsat sahibi ... Şirketi Ortaklar Kurulunda alınan karar ile şirketlerin çıkarttıkları kömürleri tek elden satışa çıkartmak için ... Şirketi ... Şubesinin kurulduğu anlaşılmaktadır.
..., ... ruhsat alanlarının ... arama ve işletme ruhsat sahibi tarafından sözleşme ile gerçek veya tüzel bir kişiye bir süre bırakılması, ... ocağının işletilmesini üstlenen gerçek veya tüzel kişinin ise, ruhsat sahibine ürettiği her bir ton ... için bir miktar ücret ödemeyi taahhüt ettiği sözleşmedir. ... sözleşmesi, ... ruhsatının devrini değil, bu hakkın bir başkasına belirli bir süreyle kullandırılmasını amaçlar. Bu sözleşmenin yapılması kanunda herhangi bir şekle tabi tutulmamıştır ... sözleşmesinde rödövansçı, madeni, sözleşmede belirtilen şartlar çerçevesinde kendi adına işletir. Rödövansçı, madeni kendi adına işletemiyorsa, üretim, çalışma ve organizasyon açısından ruhsat sahibine tam olarak bağlı ise bu durumda rödövanstan değil, alt işverenlik ya da ihaleden söz edilir.
Somut olayda davalı ... Şirketinin ... üretim faaliyetini bağımsız şekilde yürütmediğinin anlaşılması karşısında şirketler arasındaki sözleşmenin ... sözleşmesi niteleği taşımadığı, aradaki ilişkinin asıl işveren alt işveren ilişkisi olduğu sonucuna varılmıştır.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle ölenin olayda hiç kusurunun bulunmadığının anlaşılıp kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunanlar arasındaki kusur dağılımının kendi aralarında görülmesi muhtemel rücu davasında yeniden değerlendirilmesinin mümkün bulunmasına, temyiz edenin sıfatına, temyiz kapsam ve nedenlerine göre, temyiz eden davacılar vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgililerine yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.