10. Hukuk Dairesi 2025/19683 E. , 2026/4922 K.
\n\"İçtihat Metni\"MAHKEMESİ\t:İş Mahkemesi
SAYISI\t: 2021/212 E., 2025/398 K.
Taraflar arasında Mahkemede görülen iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacı ...'un üst işveren ve inşaatın sahibi ...'a ait iş merkezi inşaatı yapımında alt işveren ... İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şirketinin sigortalı işçisi olarak kalıp demir ustası olarak çalışırken, büyük hilti tamir edilen beton delme kompresörü ile çalışırken 5. kattan zemine düşerek yaralandığını, müvekkilinin bir dizi ameliyat geçirdiğini, sol dizine protez takıldığını, 1 aya yakın hastanede yatarak tedavi gören müvekkilinin psikolojik olarak rahatsızlandığını, tedavisinin devam ettiğini, ayrıca kazaya bağlı maluliyetinin oluştuğunu, şirketin yetkilisi ...'un kazanın meydana gelmesinde kusurlu olması sebebiyle Bakırköy 11. Sulh Ceza Mahkemesinin 2010/3541 Esas sayılı dosyasında taksirle 1 kişinin yaralanmasına neden olma suçundan hakkında kamu davası açıldığını, davalıların iş güvenliği önlemlerini almaması sebebiyle iş kazasının meydana gelmesinde kusurlu olduklarını belirterek fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydı ile şimdilik 150.000,00 TL maddi tazminat ile 100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 14.08.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar tarafından dosyaya cevap dilekçesi sunulmamıştır.
III.MAHKEME KARARI
Mahkemenin 21.10.20 15... /1 10... /402 sayılı Kararı ile davacı lehine 118.128,99 TL maddi ve 14.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ... ve davalı şirketten tahsili ile davacıya verilmesine, davalı ... hakkında açılan davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Mahkemenin 21.10.2015 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 01.04.20 21... /60 42... /4555 Karar sayılı ilamıyla ''...Bu açıklamalar doğrultusunda somut olayda, dosyaya getirtilen yapı ruhsat belgesinden .. ilçesi, .. Köyü, 2803 Ada, 65 parsel no.lu taşınmaz arsa sahibinin davalı ... olduğu, binanın müteahhidinin davalı ... İnşaat Taahhüt Gıda Otomotiv San. ve Tic. Ltd. Şti. olduğu anlaşılmış ise de davalılar arasındaki hukuki ilişkinin niteliği açıkça belirlenmemiştir. Kendine ait işi bir başkasına yaptıran kişi ya da kurum alt işverenin (taşeronun) ve bu alt işverenin istihdamlarının kusurlarından onun ile birlikte müteselsilen sorumlu olur. Hal böyle olunca, davacının yaralandığı inşaatın yapım işinin anahtar teslimi usulü alınıp alınmadığı her türlü şüpheden uzak bir biçimde tespit edilmeden bilirkişilerce kusur irdelemesinin yapılmış olması hatalıdır. Yapılacak iş, davalı ... ve davalı ... İnşaat Taahhüt Gıda Otomotiv San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında akdolunmuş inşaat yapım sözleşmesini getirmek, sözleşme hükümlerini asıl işveren-alt işveren ilişkisi yönünden değerlendirmek, inşaat yapım işinde kaba inşaatın ve inşaatın ince işlerinin, sıhhi, elektrik tesisatının kim/kimler tarafından gerçekleştirildiğini araştırmak, yapı kullanım izin belgesinden sonra davalı şirketin kazanın gerçekleştiği inşaatta faaliyetine devam edip etmediğine ilişkin, inşaatın ve özellikle iş kazasının gerçekleştiği bağımsız bölümün kat maliklerine tapuda devredilmek suretiyle intikalinin sağlanıp sağlanmadığını araştırmak, kazanın gerçekleştiği bağımsız bölümde, ..., elektirik, telefon vb. abonelik kayıtlarını getirtmek ve varsa tarafların ortaya koyacağı diğer delilleri toplamak, yapılacak değerlendirme sonucu ortaya çıkabilecek yeni duruma göre kusur oranlarının aidiyetinin maddi gerçekliğe uygun, yeniden belirlenmesi için bilirkişi heyetinden rapor almak ve sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir. 2-Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince almamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370)Bu ilkeler gözetildiğinde davacı yararına hükmedilen 14.000,00 TL manevi tazminat bir miktar azdır. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. ....'' gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece bozma ilamına uyulduktan sonra verilen temyiz incelemesine konu 15.10.2025 tarihli kararı ile \"...1-1.527.392,27 TL net maddi tazminatın 14/08/2010 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya verilmesine,
2-Davacının manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 40.000,00 TL manevi tazminatın 14.08.2010 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya verilmesine, ...\" şeklinde karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen 15.10.2025 Tarihli kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; zamanaşımı yönünden itirazlarının değerlendirilmedigi, dava konusu taleplerin zamanaşımına uğradığı, müvekkiline kusur yüklenmesinin hatalı olduğunun, davacı kazalının ücretinin hatalı tespit edildiğini beyanla Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi, 439. maddesi.
3. Değerlendirme
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı ... vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Dosya kapsamından; Mahkemece bozma ilamı öncesi tesis edilen karar ile 13.05.2014 tarihli kusur raporu hükme esas alınarak davaya konu iş kazasının meydana gelmesinde davacının %20 oranında, davalı ...'un %5 oranında, davalı ... şirketinin ise %75 oranında kusurlu olduğu kabulü ile davalılar ... ile ... İnşaat firması aleyhine 118.128,99 TL maddi ve 14.000,00 TL manevi tazminata karar verildiği, davalı ... yönünden ise kusuru bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, davacı vekilince anılan karara yönelik sunulan temyiz dilekçesinde maddi tazminatın hesap unsurlarına ve miktarına yönelik temyiz sebebi ileri sürülmeksizin hükmolunan maddi tazminat miktarından davalı ...'un da sorumlu tutulması gerektiğinin beyan edildiği, Dairemiz 01.04.2021 tarihli bozma ilamı ile davalılar arasındaki asıl- alt işveren ilişkisinin değerlendirilmesi suretiyle davalı ... sorumluluğunun yeniden değerlendirilmesi ve manevi tazminatın az takdir edildiği gerekçesiyle kararın bozulduğu, bozma ilamına uyulmak suretiyle yürütülen yargılama sonucunda yeniden kusur raporu aldırıldığı , aldırılan ve hükme esas alınan 13.01.2025 tarihli kusur raporunda davalılar arasında asıl-alt işveren ilişkisinin varlığının kabulü ile davalı ...'un %20, davalı ... şirketinin %55, davalı ...'un % 5 kusurlu olduğu tespitinin yapıldığı, Mahkemece yeniden hesap raporu aldırıldığı, aldırılan hesap raporunda bozma ilamı öncesi hükme esas alınan hesap raporundaki veriler aynen esas alınarak kazalının bakiye ömür süresinin tespitinde TRH-2010 tablosunun dikkate alınması ve bilinen dönemin ileriye çekilmesi suretiyle maddi zararın bu kez daha fazla 1.527.392,27 TL olarak hesaplandığı, davacı vekilince anılan miktar üzerinden talebini arttırdığı, Mahkemece temyize konu kararı ile davacı lehine 1.527.392,27 TL maddi tazminat ile 40.000,00 TL manevi tazminata karar verildiği anlaşılmaktadır.
Usuli kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada Mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Kazanılmış haklar “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasanın 2. maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.
Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usulü kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır.
Usulü kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (...nun 12.07.2006 T., 2006/4-519 E, 2006/527 K, 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.19 59... /5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı)
Somut olayda, davacı vekilince bozma ilamı öncesi aldırılan 10.06.2015 tarihli hesap raporuna ilişkin itiraz edilmediği, takip eden 21.10.2015 tarihli hüküm celsesinde anılan raporun 1. seçeneği üzerinden karar verilmesini talep ettiği, Mahkemece maddi tazminat yönünden talep gibi raporun 1. seçeneği esas alınmak suretiyle karar verildiği, davacı vekilince bozma ilamı öncesi tesis edilen iş bu karara karşı sunulan temyiz dilekçesinde maddi tazminat tutarına ilişkin itiraz sebebinini bulunmadığı gözden kaçırılarak bozma ilamı sonrası aldırılan 01.05.2025 tarihli raporla bilinen dönemin ileriye çekilmesi ve bakiye ömür süresinin tespitinde esas alınan tablonun değiştirilmesi suretiyle zararın daha fazla hesaplandığı bilirkişi raporuna itibarla hüküm tesisi temyize gelen davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hakkın ihlali niteliğinde olup bu husus da hatalı olmuştur.
Mahkemece yapılacak iş; temyize gelen davalı ... yönünden bozma ilamı öncesi hükme dayanak kılınan ve davacı tarafça itiraza uğramayan 10.06.2015 tarihli hesap raporunun 1. seçeneğine göre maddi tazminat tutarını hüküm altına almak ve taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakları da gözeterek oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
16.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.