10. Hukuk Dairesi 2025/19224 E. , 2026/5124 K.
\n\"İçtihat Metni\"MAHKEMESİ\t: Konya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI\t: 2025/1806 E., 2025/2316 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ\t: Konya 3. İş Mahkemesi
SAYISI\t: 2022/341 E., 2025/135 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 27.03.2018 tarihli yasal düzenleme ile 5510 sayılı Kanunun Ek 17. md. ile yararlanılmayan prim teşviki, destek ve indirimlerden yararlanma hakkı tanındığı, buna dayalı Kurumca 29.05.2018 tarih ve 2018/17 sayılı genelge ile usul ve esasların somutlaştırıldığı, buna göre 2018 Mayıs ayında geçmişte yararlanmadığı .. sicil no.lu dosyalarda yararlanmak için iptal/asıl/ek bildirgelerin Kuruma götürüldüğü, Kurumca elektronik ortamda gönderilmesi gerektiği belirtilerek alınmadığı, bunun üzerine bildirge ve eklerin elektronik ortamda 01.06.2018 tarihinden itibaren yüklendiği, Kurumca bunların haksız olarak onaylanmadığı, geçmişe ilişkin teşviklerden yararlanma süresinin 2020 yılına kadar uzatılmasına rağmen 2020 Haziran ayında 2018 Mart ve öncesi dönemlere ilişkin bildirgelerden 01.06.2018 den sonra yapılan yüklemelerdeki bildirgeler eksik ise Kurumca hukuka aykırı onaylanmadığı, yararlanma süresinin 30.06.2020 ye kadar olduğu, Kurumca işlem yapılmaması, ret kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğu, geçmiş dönem bildirge değişikliklerini 29.06.2020 tarihine kadar sisteme yüklendiği, ... sistemine
2018 Nisan sonrası dönemler için son 6 ay başvurusu yaptığı, 2018 Mart ve öncesi için ise 01.06.2018 tarihinden önce yükleme yapıldığı, 25.05.2018 tarihine kadar V2 ekranına yapılan yüklemeler sırasında ayrı bir başvuru yapılması gerektiği uyarısının yapılmadığı ve yükleme yapılmasına engel olunmadığı, sistemin izin verdiği, aynı zamanda 2018/Mart ve öncesi için V2 sistemine yüklenen bildirge değişikliklerinin reddedildiği, ...'ca sınırsız yükleme yapılacağının öğrenilmesi ile yeni yüklemeler yapıldığı, sistemce de yüklemelere izin verildiği, yüklemelerin Kurumca uzun süre onaylanmadığı, 2018/17 sayılı genelgede V2 programları “tahakkuk nedeni D” üzerinden işveren taleplerinin prim teşvik ve desteklerden yararlanma başvurusu olarak kabul edileceği ve işleme alınacağının hükme bağlandığı, Kurumca 2018 Mart ve öncesi bildirge değişiklikleri onaylayıp 01.06.2018 tarihinden önce yapılan bildirge değişikliklerindeki hatalı yüklemeleri ve sonradan yapılan ek yüklemeleri ise onaylamadığı, uygulamanın genel yazının yayımlanması amacına uymadığı, 01.06.2018 tarihinden önce işveren sayfasından elektronik başvuruda bulunanların 2018 Mart ve öncesi yükleme haklarının sınırsız olduğu, ilk kez yapılacak yüklemeyi bile 30.06.2018 tarihinde yükleme hakları varken 25.03.2019 tarihli genel yazı ile 2018 Mart ve öncesi dönemler için başvuru kabul edildiği halde kendilerine bu hakkın tanınmamasının hukuka aykırı olduğu iddiasıyla 5510 sayılı Kanun'un Ek 17. md. hükümleri gereği öncelikle davalı Kuruma bu hükümlerden yararlanmak için başvuru yapıldığının tespitine ve Ek 17. md. hükmüne göre prim teşviki, destek ve indirim hakkından yararlandırılmasına, Kurumun aksine işleminin iptaline, yararlandırılmayan prim teşviki, destek ve indirimlerin bedeli olarak şimdilik 10.000 TL'nin faizi ile şirkete iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Sigorta Primleri Gn. Müd.' nün 25.03.2019 tarihli E.. sayılı genel yazısında; \"5510 sayılı Kanun'un ek 17. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında 20 18/Mart ve öncesi aylara ilişkin e-bildirge V2 programlan \"tahakkuk nedeni:D\" menüsü üzerinden geriye yönelik belgelerin işleme alınması sırasında, sistemde 'Ek 17. madde kapsamında elektronik ortamda başvurusu yoktur. Kağıt ortamında başvuruda bulunup bulunmadığını kontrol ediniz' uyarısı ile karşılaşılan ya da işveren intra programlarında yer alan 'listeler-istatistikler/Ek I 7.madde kapsamında başvuruda bulunan işyerleri listesi' menüsünden yapılan sorgulama sonucunda internet ortamında başvurusu bulunmadığı anlaşılan ya da kağıt ortamında başvurusu bulunmayan işyerleri hakkında, işveren intral tahakkuk işlemleri işyeri sicil numarası şube onayı gerektiren belge durumları' menüsünden inceleme yapılmak suretiyle 'ilk kayıt tarihi' alanı 01.06.2018 tarihi ve sonrası olan iptal-asıl-ek belgeler de işleme alınacaktır\" ibaresinin yer aldığını, prim teşvik,
destek ve indirimlerden geriye yönelik yararlanmak üzere elden veya internet ortamında başvuruda bulunmadığı fakat 20
18/Mart öncesine ait belgeleri yüklediğinin görüldüğü, ilk kayıt tarihi alanı 01.06.2018 tarihi ve öncesi olan iptal-asıl-ek belgelerin işleme alındığı, 01.06.2018 tarihinden sonra sisteme yüklenen belgeler başvuru olmaması sebebiyle Ek 17. md.
ikinci fıkrası kapsamında başvuru şartı sağlanmadığından reddedildiği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla; davanın kısmen kabulü ile .. sicil no.lu işyeri için 2016/8-9-10-11-12, 2017/1. aylar, ... sicil no.lu işyeri için 2017/2-3-4-5-6-7-8-10-11-12. aylar ve 2018/1-2-3. aylar davacı şirketin 5510/ek 17. madde hükmüne göre prim teşvikinden yararlandırılması gerektiğinin tespiti ile fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri
1.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı şirketin 2018/Mart ayı ve öncesi dönemler için geriye dönük teşvik talebinin, 5510 sayılı Kanun Ek 17. maddesi ve 2018/17 sayılı Genelge ile belirlenen 01.06.2018 son başvuru tarihine kadar usulüne uygun şekilde yapılmadığı, bu tarihten sonraki taleplerin reddinin yasal bir zorunluluk olduğu, mahkemenin işveren tarafından bizzat iptal edilen belgeleri dahi teşvikten yararlanma iradesi olarak kabul etmesinin hukuken hatalı olduğu, iptal edilmiş bir belgenin hak doğurucu bir işlem olarak nitelendirilemeyeceği, Mahkemenin 25.03.2019 tarihli Kurum Genel Yazısını hatalı yorumlayarak vardığı kısmen kabul kararının yerinde olmadığı iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; aynı dava içerisinde hem tespit hem de belirsiz alacak taleplerinin ileri sürüldüğü, bu durumun bir \"davaların yığılması\" olduğu, ancak Mahkemece alacak talebi ve iade/mahsup istemi hakkında olumlu veya olumsuz bir hüküm kurulmamasının HMK m. 297 ve yerleşik Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğu, şirketin 01.06.2018 tarihine kadar V2 ekranı üzerinden bildirge yüklemesi yapmasının, 5510 sayılı Kanun Ek 17. maddesi kapsamında geçerli bir \"yararlanma iradesi ve başvurusu\" olarak kabul edilmesi gerektiği, sistemin uyarı vermeksizin bu belgeleri kabul etmesinin işverende haklı bir güven oluşturduğu, Kurumun 17.03.2025 tarihli müzekkere cevabı ile toplamda 278.969,81 TL tutarında teşvik hesapladığı sabitken, mahkemenin belirsiz alacak davası yönünden harç tamamlattırmaması ve nispi vekalet ücreti yerine maktu ücret takdir etmesinin usul ekonomisi ve kamu düzenine ilişkin teşvik ilkeleriyle bağdaşmadığı iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, prim teşvik hükümlerinden yararlandırılarak aksine Kurum işleminin iptaline ve fark primlerin tahsiline ilişkindir.
Davalı Kurum vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1.Dava açmada hukuki yararın bulunması dava şartlarından olduğu gibi temyiz Kanun yoluna başvuracak olan tarafın da temyiz yoluna başvuruda hukuki yararının bulunması gerekir. Davada haklı çıkmış olan taraf da hukuki yararı bulunmak şartıyla temyiz yoluna başvurabilir. (HMK m. 361/2). İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurmayan veya süresini geçirdiği için istinaf yoluna başvurmamış olan taraf yönünden, verilen karar kesinleşeceği için artık bu tarafın temyiz yoluna başvurmasında hukuki yararı yoktur. Şayet, karşı tarafın istinaf yoluna başvurması üzerine bölge adliye mahkemesi tarafından yeniden esas hakkında karar verilmiş ise, o takdirde karara karşı istinaf yoluna başvurmamış olan taraf temyiz yoluna gidebilir. Zira, bunda hukuki yararı vardır.
2. İnceleme konusu eldeki davada, davalı Kurum vekilinin İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı istinaf yoluna başvurmadığı, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda davalı Kurum yönünden İlk Derece Mahkemesince tesis edilen karardan farklı ve aleyhe bir hüküm kurulmadığı anlaşılmakla, temyiz dilekçesinde beyan ettiği temyiz sebeplerine göre davalı Kurum vekilinin temyiz yoluna başvurmasında hukuki yarar bulunmamaktadır.
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinin hukuki yarar yokluğundan REDDİNE,
2.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
3. Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.