1. Ana Sayfa
  2. Mevzuat Merkezi
  3. Yargıtay
  4. Yargıtay Kararları
Yargıtay Kararı

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/19215 E., 2026/6464 K.

Yargıtay 07.05.2026 Sayı: 2025/19215 E. - 2026/6464 K. 10. Hukuk Dairesi

10. Hukuk Dairesi 2025/19215 E. , 2026/6464 K.

\n\"İçtihat Metni\"

MAHKEMESİ\t: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi

SAYISI\t: 2024/651 E., 2025/2670 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ\t: Kırıkkale 2. İş Mahkemesi

SAYISI\t: 2021/385 E., 2023/250 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı ... Genel Müdürlüğüne bağlı Kırıkkale'deki muhtelif fabrikalarında 1988 tarihinden itibaren çalışmaya başladığını, çıraklık dönemini Ağır Silah ve Top Fabrikasında geçirdiğini, davacının halen ... Genel Müdürlüğüne bağlı ... Fabrikasında çalıştığını, müvekkilinin iş yerine çalışan işçilerle birlikte üretime yönelik olarak çalışmasına rağmen davalı işverence haksız ve yasal olmyan gerekçelerle gerek daha az prim ödemek gerekse İş Kanunu ve TİS'den yararlandırmamak için çırak olarak çalıştırıldığını, kurumca çırak olarak çalıştırılan dönemlerin, kıdemden ve sigortalılıktan sayılmaması nedeniyle işçilik ücretlerinin diğer işçiler gibi olmadığını, üyesi bulunduğu TİS'den ödenen işçiliği teşvik ikramiyelerini alamadığını, kurumun yasal olmayan uygulanmayan dolayı davacı müvekkilinin mağdur olduğunu, davacının bu mağduriyetinin giderilmesi için davacı müvekkillinin aralıksız ve kesintisiz olarak her gün bilfiil işçi gibi üretime yönelik çalışmaya başladığını, çalışma ilişkisi içinde üretime bilfiil katıldığını ön planda olduğu meslek ve sanat eğitiminin arka planda tutulduğunu, 18 yaşından önceki çalışmalarının da prim ödeme gün ve sayısına dahil edilmesi gerektiğini ve müvekkilinin üretim amaçlı çalışmasının gerçek ve fiili olduğunu 01.10.1988 tarihinden itibaren işçi olarak çalıştığının tespitinin talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili dava dilekçesinde özetle; açılan iş bu davanın zaman aşımına uğraması hasebiyle süre yönünden reddine karar verilmesini, çıraklık eğitimine başladığı tarihte davacının 18 yaşı altında olduğundan velisi ile imzalanan çıraklık sözleşmesi ve 3308 sayılı Kanun kapsamında çıraklık eğitimine alındığını, dava edilen dönemde davacı reşit olmadığından davacının velisi ile imzalanan çıraklık sözleşmesinin ardından 30 yıl geçtikten sonra inkar edilmesi, bu dönemin hizmet ilişkisi olduğunun iddia edilmesi gerek Medeni Kanunu'nu iyi niyet kuralına, gerekse hukukun temel kurallarına aykırı olduğunu, davanın öncelikle zaman aşımı yönünden reddini, savunma sanayi noktasında üretim yapan müvekkil şirketin işçilerinin dahi belirli prosedürler ve güvenlik önlemleri dahilinde çalışmakta iken eğitim sürecindeki çırakların işçi gibi çalıştırılması ve o ağır iş yükünün altına yalnız başlarına sokulmalarının başta müvekkil şirketin çalışma disiplini olmak üzere işin kendi tabiatı gereği de mümkün olmadığını beyanla haksız ve kötü niyetli olarak çalıştığının aşikar olan davacının iş bu davasının reddini talep ettiği anlaşılmıştır.

Fer’i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın, 506 sayılı Kanun'un 79/10. maddesinde belirtilen 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığından dolayı hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerektiğini, davacıya ait Kurum kayıtları ve hizmet cetvelinin incelenmesinde; dava edilen dönem itibariyle davacının 0...8 Sigorta Sicil Numarası ile 31.10.1988 tarihli işvereni, Çıraklık Eğitim Merkezi olarak İşe Giriş Bildirgesi bulunduğunu, Hizmet Döküm Cetveli incelendiğinde 1993/02 öncesine ilişkin hizmet bildirimi bulunmadığını, davacının dava konusu ettiği 1988-1992 tarihleri arasında Hizmet akdine dayalı çalışması görülmediğini,

davacının Çıraklık Eğitim Merkezindeki bildiriminin 31.10.1988 tarihli İşe giriş Bildirgesinin

Çıraklık Eğitimine ilişkin olup işçi statüsünde olmadığını, davacıyla ilgili tespiti istenen dönemle ilgili 506 sayılı Kanun'un 2. maddesi ve 5510 sayılı Kanun'un 86. maddesinde belirtilen kayıtlar ve belgelerin mevcut olmadığını, davacının davaya konu etmiş olduğu tarihler arasında herhangi bir fiili çalışması olmadığı gibi davaya konu edilen işyerine ait dava edilen dönemler itibariyle herhangi bir bildirim bulunmadığını, işveren tarafından düzenlenmiş tespite konu dönem için davacı adının bulunduğu bir bordro bulunmadığı gibi davacı adına sözü edilen çalışma sebebi ile yatırılmış her hangi bir prim ödemesi de bulunmadığını,

Kurum belgelerinin resmi belgelerden oluştuğunu, aksi sabit oluncaya kadar doğruluğunun asıl olduğunu, işveren tarafından verilen belgelerle eksik bildirimde bulunulmuşsa, eksik gösterilen sürelere ait çalışmaların ücret tediye bordroları, iş yeri puantaj kayıtları, vergi kayıtları gibi yazılı belgelerle kanıtlanması gerektiğini, Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarının da bu yönde olduğunu,

Kuruma bildirilmesi mecburiyeti işverene ait olan bildirilmeyen kayıtlar için Kurumun herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, bu nedenlerle de davanın reddine karar verilmesi gerektiğini beyan ve talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;

\"

Davacının davasının kısmen kabulü ile

1-Davacının ... sicil no.lu davalı ... Genel Müdürlüğünde 06.10.1988– 02.05.1993 tarihleri arasında hizmet akdiyle uzun vadeli sigorta kollarına tabi olarak sürekli ve kesintisiz çalıştığının ve bu tarih arasındaki hizmet süresinin prim ödeme gün sayısına ilave edilmesi gerektiğinin tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine\" karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

1.Davalı vekili, davanın reddi ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

2.Fer'i müdahil Kurum vekili, davanın reddi ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir.

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanun'un Geçici .... maddesi kapsamında uygulama alanı bulan 506 sayılı Yasanın 79/10 maddesidir. Bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Bu tür aidiyet ve tespit davalarında gerçeğin tam olarak saptanması için, işin kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde etraflıca araştırılması gereği ortadır. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanması gerektiği özellikle göz önünde bulundurulmalıdır.

3. 506 sayılı Kanun’un 2. maddesine göre sigortalılık niteliği, hizmet akdinin kurulması ve 6'ncı madde gereğince çalışmaya başlanması ile edinilir. Aynı Kanun’un “Sigortalı Sayılmayanlar” başlıklı 3/II-B maddesinde; “Özel kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında, çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile bu Kanunun 35. maddesi hükümleri uygulanmaz.” hükmü öngörülmüştür.

Atıf yapılan ve dava konusu dönemde yürürlükte bulunan özel kanun olan 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu'nun 3. maddesi, çırağı; “çıraklık sözleşmesi esaslarına göre bir meslek alanında mesleğin gerektirdiği bilgi, beceri ve iş alışkanlıklarını iş içerisinde geliştirilen kişi” olarak tanımlanmıştır.

Anılan Kanun'un “Çıraklık Şartları” başlıklı 10'uncu maddesine göre çırak olabilmek için,

a)14 yaşını doldurmuş, 19 yaşından gün almamış olmak. (Bu bentte yer alan \"onüç yaşını\" ibaresi, 16.8.1997 tarih ve 4306 sayılı Kanun'un 6. maddesiyle \"ondört yaşını\" olarak değiştirilmiştir.)

b)En az ilköğretim okulu mezunu olmak.

c)Bünyesi ve sağlık durumu gireceği mesleğin gerektirdiği işleri yapmaya uygun olmak gerekmektedir.

Ancak, 19 yaşından gün almış olanlardan daha önce çıraklık eğitiminden geçmemiş olanlar, yaşlarına ve eğitim seviyelerine uygun olarak düzenlenecek mesleki eğitim programlarına göre çıraklık eğitimine alınabilir. Kanun'un 13. maddesi hükmüne göre ise; “Bu Kanunun uygulandığı yer ve meslek dallarında 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun çıraklık sözleşmesine dair hükümleri ile 18 yaşını doldurulduktan sonra sözleşmesi devam eden çıraklar hakkında 1475 sayılı İş Kanunu'nun, İşçi Sağlığı ve Güvenliği başlıklı beşinci bölümünde yer alan hükümleri dışındaki hükümler uygulanmaz.”

Bu hükümler çerçevesinde taraflar arasındaki ilişkinin niteliği belirlenirken, başka bir ifade ile, davacının uyuşmazlığa konu dönemde çırak olup olmadığına karar verilirken, çalışma ilişkisine bakılmalıdır.

Gerçekten de çıraklık sözleşmesinde, akdi ilişkinin üstün niteliği çalışma olgusu değil, sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesidir. Ancak çırak, işyerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıyor, meslek ve sanat eğitimi arka planda tutuluyorsa, bu durumda çıraklık ilişkisinden söz edilemeyecektir.

Sözü edilen öğrencilerin sigortalı sayılmamaları, “tatbiki mahiyetteki yapım ve üretim işleri” nin gördükleri öğrenimin doğal bir gereği olmasından ötürüdür. Bir başka anlatımla, bu işler SSK anlamında sigortalı işçilerin gördükleri iş görünümünde bulunsalar bile belirgin olarak öğrenim çevresine girmektedir. Bu bakımdan, bu gibi durumlarda, esasen bir hizmet akdinin varlığından söz edilemeyeceği için sigortalılık niteliği edinme hali de söz konusu değildir (Mustafa Çenberci, Sosyal Sigortalar Kanunu Şerhi; Ankara, 1977 Baskı, s;130).

4. Bir işyerinde üretim-imalat, malzemelerin veya bileşenlerin fiziksel olarak bir araya getirilip bir ürünün oluşturulduğu süreci ifade eder.İmalat, genellikle seri üretim veya kitlesel üretim süreçlerini içerir. İmalat, belirli makinelerin, proseslerin ve işçilerin kullanımını gerektirebilir. Genellikle ürünün kalitesi, maliyeti ve üretim hızı gibi faktörler önemlidir. ..., nitelikli askeri malzemeler üreten bir kamu kurumu olup, işyerinde üretimde çalışan işçilerde bu üretimi yapabilecek yeterli bilgi birikimi ve tecrübeye sahip kişiler olması gerektiği kuşkusuzdur. ... işçi alımınında önceleri kendi bünyesinde kurduğu çıraklık okulunu bitirenler arasından sınavla almakta iken bunların kapanması üzerine Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Mesleki Eğitim Merkezlerinde eğitim alanlardan başarılı olanlar arasından sağlamaktadır.

5. İnceleme konusu eldeki davada, davacı 01.10.1988 tarihinden itibaren Ağır Silah ve Top Fabrikası'nda çalıştığını beyanla hizmet sürelerinin tespitine karar verilmesini talep etmiş olup Mahkemece, davacının çalışmalarının üretime dayalı olduğu, meslek öğrenmeye yönelik olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.

6. Somut olayda, davacının 06.10.1988 tarihli Çıraklık Eğitim Merkezi'nden verilen işe giriş bildirgesi ve 23.09.1988 tarihli çıraklık sözleşmesinin bulunduğu, anılan sözleşme ile hassas ve ağır işler yapan kamu kurumu niteliğindeki davalı iş yerinde çırak olarak işe başladığı, Mahkemece, Ağır Silah ve Top Fabrikası'nda imalat işinde henüz 14 yaşında işe başlayan, çıraklık sözleşmesi bulunan ve o güne kadar herhangi bir işte çalışmayan, işle ilgili herhangi bir deneyimi olmayan davacının nitelik gerektiren bir işte üretime ne şekilde katıldığı hususu tüm yönleriyle açıklığa kavuşturulmadan, iş yerindeki faaliyetlerinin çıraklık eğitimindeki teorik eğitimin tamamlatılmasına yönelik pratik eğitime yönelik olup olmadığı tartışılıp değerlendirilmeden soyut tanık beyanlarına dayalı olarak davacının tüm sigorta kollarına tabi çalıştığının tespitine karar verilmesi isabetsizdir. Mahkemece, davacının 18 yaşından sonraki çalışmalarının tespitine yönelik olarak davalı aleyhine açtığı başka bir davası olup olmadığı araştırılarak varsa dava dosyası celbedilmeli, davacının üretime nasıl katıldığı, hangi işleri nasıl yaptığı, bu yeterliliğe nasıl sahip olduğu titizlikle araştırılmalı, somut olarak ortaya konulmalıdır. Yetersiz soyut tanık beyanlarına dayanarak karar verilmesi isabetsizdir.

Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle,

1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

07.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bordro ve SGK

Bordro, prim, teşvik ve SGK bildirgeleri konusunda sorunuzu SMMM ekibimize iletin.

Mali müşavirlik hizmetimiz

Mesajınız SMMM ekibimize iletilir.

Bu belge hakkında bize yazın Metinde hata mı gördünüz, sorunuz mu var?
Mesaj türü

İletişim bilgileri isteğe bağlı — size dönüş yapmamızı isterseniz doldurun.

Mesajınız yalnızca ekibimize iletilir, sayfada yayımlanmaz.
Kopyalandı