10. Hukuk Dairesi 2025/18900 E. , 2026/5732 K.
\n\"İçtihat Metni\"MAHKEMESİ\t: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi
SAYISI\t: 2025/223 E., 2025/83 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ\t: Fethiye 1. Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi
SAYISI\t: 2021/94 E., 2022/722 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Şirket vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin davalı işverene ait işyerinde 2004 yılı Temmuz ayından çıkışının yapıldığı 16.04.2016 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığının tespitini, 2004 yılı Temmuz ayı ile 01.09.20 07... .10.2008 - 21.08.2010 tarihleri arasında eksik yapılan sigorta tescilleri ile sigorta primlerinin tamamlatılmasına ve sigorta başlangıç tarihinin 2004 yılı Temmuz ayı olarak tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını, davacı tarafın çalıştığını iddia ettiği dönemlere ilişkin çalışmasının bulunmadığını, davacı tarafın iddiasını ispatlar somut deliller öne süremediğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; davacının istinaf başvurusunun kabulü ile Fethiye 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesinden verilen 24.11.2022 tarih, 2021/94 Esas ve 2022/722 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.2 hükmü gereğince kaldırılmasına, davacının davasının kabulü ile davacının davalı işveren nezdinde, 31.07.2004 - 31.08.20 07... .10.2008 - 20.08.2010 tarih aralığında (başlangıç ve bitiş günleri dahil olmak üzere), dönemin asgari ücreti ile hizmet akdine bağlı olarak çalıştığının tespitine, karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemenin davanın reddine dair isabetli kararının, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından salt husumetli tanık beyanlarına itibar edilerek ortadan kaldırılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Davacı tanıklarının müvekkil şirketle davalık olan ve birbirlerine seri halde tanıklık yapan kişiler olduğunu, buna karşın dosyaya sunulan yazılı delillerin ve ibranamelerin aksinin ispatlanamadığını belirtmiştir. Ayrıca, davacının irade fesadı iddialarının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, 5510 sayılı Kanun’un 86. maddesi uyarınca beş yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunu ve davanın öncelikle usulden reddi gerektiğini savunarak, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Sonuç
Uyuşmazlık hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Uyuşmazlığın çözümünde davanın yasal dayanağı (mülga) 506 sayılı Kanun'un 79/10. maddesi olup, anılan hükme göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi Yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki; sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihi de kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır.
Eldeki davada, davacı Temmuz 2004-16.04.2016 tarihleri arasında davalı iş yerinde çalıştığının tespitini talep etmiş, İstinaf Mahkemesince davacının davasının kabulü ile, davacının davalı işveren nezdinde, 31.07.2004 - 31.08.20 07... .10.2008 - 20.08.2010 tarih aralığında (başlangıç ve bitiş günleri dahil olmak üzere), dönemin asgari ücreti ile hizmet akdine bağlı olarak çalıştığının tespitine karar verilmiştir. Dosyadaki bilgi belgelerden, davacı adına davalıya ait iş yerinden 01.09.2007-14.10.2008, 21.08.2010-16.04.2016 tarihleri arasında ve 20.07.2016 tarihinde 1 günlük bildirimlerin yapıldığı, anlaşılmakla, dava tarihine göre, davacının davalı işverenden ilk işe girişinin bulunduğu 01.09.2007 tarihi öncesi talep ettiği dönem olan 31.07.2004-31.08.2007 tarihleri arası talebinin hak düşürücü süreye uğradığı gözetilmeksizin karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Üye ...'ın muhalefetine karşı Başkan ... ve Üyeler ..., ... ve ...'nun oyları ve oyçokluğuyla,
27.04.2026 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
1. Çoğunluk ile aradaki temel uyuşmazlık hizmet tespit davasında 31.07.2004-14.10.2008 tarihleri arasında blok çalışması olduğunu iddia eden, ancak 01.09.2007 tarihinden sonra hizmeti kuruma bildirilen davacı sigortalının bildirim tarihi 01.09.2007 öncesi hizmetinin hak düşürücü süreye uğrayıp uğramadığı noktasında toplanmaktadır.
2. Somut uyuşmazlıkta davacının hizmeti 01.09.2007 tarihinde davalı işveren üzerinden kurum kayıtlarına intikal etmiştir. Mahkemece blok çalışmada davanın kabulüne karar verilmiş, kararın istinaf edilmesi üzerine ise Bölge Adliye Mahkemesince istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir.
3. Kararın feri müdahil kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine çoğunluk tarafından blok çalışmada kayıt öncesi 01.09.2007 öncesinin hak düşürücü süreye uğradığı, gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilmiştir.
4. Çalışmanın blok çalışma niteliğinde olması yani kesintisiz devam etmesi halinde hak düşürücü süreden bahsedilemeyeceği gibi, mevsimlik çalışmanın bulunması ve bu çalışmanın yıllar itibariyle kesintisiz sürdüğünün kabulü halinde de çalışılmayan dönemde hizmet akdi askıda olduğundan hükme esas alınan 5 yıllık hak düşürücü sürenin başlangıcı olarak, mevsimlik çalışmanın sona erdiği yılın sonu esas alınması gerekir(Y. HGK. 01.07.2019 tarih ve 2016/21-1238 E, 2019/834 K). Belirtmek gerekir ki “hak düşürücü süre, bildirimsiz kalan çalışmalar yönünden öngörülmüştür. Belgelerden birisinin dahi Kuruma verilmiş olması veya Kurumca, fiilen ya da kayden sigortalı çalışma olgusunun tespiti hâlinde hak düşürücü süreden söz edilemeyecektir. Sigortalının kayda dayanan çalışması bildirilmiş veya kurumca saptanan çalışması var ise bu bildirilen veya saptanan hizmeti ile blok çalışmanın da zamanaşımına uğramadığı kabul edilmelidir.
5. Dairemizin 2021/10293 E, 2022/1056 Karar sayılı karşı oy gerekçelerinde ayrıntılı olarak açıklandığı gibi blok çalışmalarda kuruma bildirilen süre var ise sonraki çalışma için hak düşürücü süreye uğramaz kabulü önceki çalışma içinde kabul edilmeli ve hak düşürücü süre uygulanmamalıdır. Davacının 231.07.2004 tarihi ile sonrası kayda giren 01.09.2007 tarihini takip eden çalışmaları blok çalışmaya dayanmaktadır. Kaldı ki davacının 15.10.2008 tarihinden 16.04.2016 tarihine kadar aynı işyerinde çalışmaları devam etmiştir. 2004-2008 arasında blok çalışma içinde kuruma intikal eden süreler olduğuna göre hak düşürücü süre önceleri içinde geçerli olmayacaktır. Blok çalışmanın bölünmezliği söz konusudur. Bu nedenle çoğunluğun hak düşürücü süre yönündeki bozma gerekçesine katılınmamıştır.