10. Hukuk Dairesi 2025/18647 E. , 2026/6181 K.
\n\"İçtihat Metni\"MAHKEMESİ\t: ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI\t: 2025/748 E., 2025/988 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ\t: ... 7. İş Mahkemesi
SAYISI\t: 2024/95 E., 2025/12 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı/birleşen dosya davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının eski işe ... ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi kararı ile boşandığını, kendisinin iki çocuğunun bulunduğunu, ... annesi ve babasından ölüm aylığı aldığını, Kurum denetmeni ... tarafından düzenlenen 05.06.2018 tarih, 62 numaralı rapor ile davacının boşandığı eşi ile birlikte aynı çatı altında yaşadığının belirtildiğini, davacının hak sahibi olarak almakta olduğu ölüm aylıklarının boşandıktan sonra eski eşi ile birlikte yaşadığının tespit edildiğinden bahisle kesilerek iadesinin talep edilmesine dair davalı idare kararının iptaline, davacının almakta olduğu aylıklarının kesildiği tarihten itibaren yeniden bağlanmasına, her bir aylığın ödeme tarihinden işleyecek yasal faizi ile iadesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Birleşen dosya kapsamında davacı Kurum vekili dava dilekçesinde özetle; Kuruma yapılan incelemede davalı ...'un vefat eden babasından yetim aylığı alabilmek için eşiyle muvazaalı şekilde boşandığını tespit ettiğini, Kurum denetmenlerinden ... tarafından düzenlenen 05.06.2018 tarih ve 62 sayılı rapor doğrultusunda müvekkil Kurum tarafından gerekli işlemlerin yapıldığını ve davalının eşiyle muvazaalı şekilde boşandığını tespit ettiğini söz konusu düzenlenen raporda ifadelerine başvurulmuş olan tanıklardan ...'un oturmuş olduğu binanın yöneticisi ... ifadesinde ''... hanım eşi ... Bey ve oğlu ... ile birlikte yaklaşık 2014 yılından beri binamızda ikamet eder'' şeklinde beyanda bulunduğunu ifadesine başvurulan diğer bir tanık ...'un oturmuş olduğu binanın görevlisi ... ifadesinde ''... Hanım binamızın 3 no.lu dairesinde eşi ... oğlu ... ile birlikte ikamet etmektedirler'' şeklinde beyanda bulunduğunu, yapılan çevre araştırması sonucu tanıklarında davalı ...'un boşandıklarını dahi bilmemeleri boşanmanın muvazaalı olduğunun açık ve net kanıtı olduğunu davalının hukuk düzeninin kendisine tanımış olduğu hakkı kötüye kullandığını, davalı tarafa yersiz aldığı ödemelerin bildirildiğini, borç usulüne uygun şekilde tebliğ edildiğini ancak davalı tarafça herhangi bir ödeme gerçekleşmediğini, davalı ... için yapılan yersiz ödemelerin tahsili gerektiğini davalı tarafından ... 1. İş mahkemesinin 2018/533 Esas (... 7. İş 2021/105 Esas) sayılı dosyası ile yetim aylığının bağlanması istemi konulu Kurum işleminin iptali için dava açtığını ve bu davaların birleştirilmesini , davalının eşiyle muvazaalı şekilde boşandığı ve yersiz almış olduğu 60.296,73 TL yetim aylığının birleşen dava davalısından sarf ve tediye tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının ... 3 Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/369-753 sayılı ve 11.09.2002 tarihli kararı ile eski işe ... resmiyette boşandığını, sonrasında ... babasından ölüm aylığı aldığını, Kurum denetmeni ... tarafından yapılan denetim sonucu davacının boşandığı eşi ile birlikte yaşadığının tespit edildiğini savunarak, davacının bağlanan aylığının iptal edilmesiyle, davacı tarafından açılan haksız ve yersiz davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; asıl davanın reddine, karar tarihinde alınması gerekli 615,40 TL karar ve ilam harcından 35,90 TL'nin mahsubu ile kalan 579,5TL'nin davacı ...'dan tahsili ile hazineye irad kaydına, birleşen ... 1. İş Mahkemesinin 2020/470 Esas sayılı davanın kabulü ile 60.296,73 TL’nin sarf ve ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte davalı ...’dan alınarak davacı ... Kurumuna ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı/birleşen dosya davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı/birleşen dosya davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece her ne kadar davacının boşanmış olduğu eşi ile birlikte yaşadığına dair kanaat edinildiği değerlendirilmiş ise de; 5510 sayılı Kanun’un 59/2. maddesindeki hükmün dikkate alınmadığını, dava dilekçelerinde “2/ a- Davacı idarenin aylık kesme işlemine esas ... tarafından düzenlenen 05.06.2018 tarih ve 62 sayılı raporun iptaline;” denilerek öncelikle raporun geçerliliğine ilişkin inceleme yapılmasını talep etmiş oldukları hususunun atlanarak değerlendirme yapıldığını, düzenlenen raporun hem içeriğinde hem de sonuç kısmında davacının eski eşi ... “... ...” olarak anıldığını, tutanakta ifadesine başvurulan ...’ın ifadesinde de bu ismin kullanıldığını, imzanın inkâr edilmediği hususu esas alınmış ise de rapordaki bu bariz hatanın Mahkemece yapılan tanık dinlemesinde alınan ifadenin geçerli olduğuna dair kabulü gerekmekte iken hatalı bir değerlendirme ile itibar edilmediğine yönelik değerlendirmesinin hatalı olduğunu, Mahkemece her bir tanık ifadesinin yemin tahtında alınmakta olup denetmen raporunda böyle bir yeminin de söz konusu olmadığını, Mahkemece aldırılan 25.11.2024 tarihli bilirkişi raporunda 15 başlık altında yapılan tüm araştırmaların davacı lehine olduğunu, dava dışı eski eşin farklı adreslerde yaşamına devam ettiğini, dikkate sunulduğunu ancak hukuki değerlendirmenin mahkemeye bırakıldığını, raporda dahi işleme esas raporun zorlama bir şekilde düzenlendiğini, davacı hakkındaki iptal işleminin haksız olduğunu, eski eşin hem adresleri hem seçim sandıkları hem de bir süre birlikte yaşadığına dair tüm bilgi ve belgeler ile raporda bulunmayan ancak Mahkemece getirtilen eski eş ...'a ait adres bilgilerinin de fiilen yaşamaya dair en küçük bir şüpheyi ortaya koymamasına karşın belge ve bilgilerin hiçbirinin dikkate alınmadığını, hem kaldırma kararı öncesinde hem de karar sonrasında re'sen tespit edilerek dinlenen tanıkların davacı ile dava dışı eski eş ...'ı ya tanımadıklarını ya da birlikte yaşamadıklarını ifa ettiklerini, ancak mahkemece yeminli tanık ifadelerine itibar edilmediğini, denetmen raporunda mevcut imzanın inkar edilmediğinden bahisle raporun geçerli yönünde değerlendirme yapıldığını, eski eş ... ile ilgili yapılan araştırmalarda davacı aleyhine bir sonuca ulaşılmadığını, ... ... hakkında ... İlçesi Belediye Başkanlığı’na yazılan müzekkereye verilen cevaba ek tutanakta ...’ın zaman zaman ilçede kendi adına evde yaşamakta olduğunu, bazı dönemlerde de ... ilinde kaldığının ifade edildiğini, adresi verili evde ya da köye gidiş gelişlerinde ne davacı ve ne de çocuklarının yanında olduğundan bahsedilmemiş olduğunu, dava dışı ...’ın boşandıktan sonra başkaca kadınla dini nikâhla evlilik süreci yaşadığı bu durumu resmiyete dökmek üzere işlemlere başladıklarını ancak bu sürecin tamamlanamadığına dair de hem dosya içerisine alınan tanık beyanları ve hem de dosyaya sundukları belgelerle ispat edildiğini, tüm dönemlerde seçim sandıklarının da farklı olduğunu, davacının hesabı bulunan bankalardan gelen cevabi yazılarda da dava dışı eski eş tarafından davacının ikamet ettiği bir adresin bildirilmediğini, Kurumlara yazılan abonelik yazılarından alınan cevaplarda da ... adına abonelik bulunan yerlerde adresin farklı olduğu hususlarının davacı lehine değerlendirilmediğini, davacının boşanmayı her ne kadar anlaşmalı olarak yapmışsa da davacının işitme kaybı ile birlikte gelişen bir konuşma bozukluğunun varlığına ilişkin kesin hekim raporunun bulunduğunu, davacının anlama güçlüğü nedeniyle hırçınlaştığını, eski eşine hakaret ettiğini, boşanmaktan başka bir talebinin bulunmadığını, çocukları o dönemde küçük yaşta olmalarından dolayı oğullarının bu süreçte kendisine destek olamadıklarını ve eski eşin nafaka, tazminat dahi ödemeksizin boşanma sürecini tamamlattığını, davacının bu durumu anladığında ise artık kendi kardeşlerine ve anne-babasında hak ettiği aylıkları almak üzere davalı Kuruma başvurmaktan başka bir imkanının kalmadığını, birleşen dosya yönünden; her ne kadar İlk Derece Mahkemesi tarafından asıl davanın reddi dikkate alınarak birleşen davada davalı müvekkil aleyhine karar verilmiş ise de açıkladıkları sebepler dikkate alınarak asıl davaya ilişkin kararın kaldırılması ile birleşen davaya ilişkin kararın da kaldırılması gerektiği hususunda tereddütün söz konusu olmayacağını, birleşen dosyadan Kurum tarafından yapılan alacak taleplerine ilişkin davanın reddinin gerektiğini beyanla temyiz yasa yoluna başvurmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, asıl dosyada ölüm aylığının kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptali ile borçlu olmadığının tespiti ve ödenmemiş aylıkların ödenmesi talebi ile birleşen dosyada davacıya ödenen aylıkların yersiz ödeme kapsamında tahsili istemi talebine ilişkindir.
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Davanın, yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 56. maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada: “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96. madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Düzenleme ile ölen sigortalının kız çocuğu veya dul eşi yönünden, boşanılan eşle boşanma sonrasında fiilen birlikte olma durumunda, ölüm aylığının kesilmesi ve ödenmiş aylıkların geri alınması öngörülmektedir. Buna göre, daha önce sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen birlikte yaşama olgusu, gelir veya aylık kesme nedeni ve bağlama engeli olarak benimsenmiştir.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 59/2. maddesinde: “Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarının görevleri sırasında tespit ettikleri Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler, yemin hariç her türlü delile dayandırılabilir. Bunlar tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir.” hükmü yer almaktadır. \t
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 56'ncı maddesinin ikinci fıkrasına dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve özellikle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir. Bu nedenle Anayasanın 20. maddesi ile 5510 sayılı Kanun, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun, 4857 sayılı İş Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve diğer ilgili mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulmak suretiyle yöntemince araştırma yapılmalı, tarafların göstereceği tüm kanıtlar toplanmalı, bildirilen ve dinlenilmesi istenilen tanıkların ifadeleri alınmalı, davacının ve boşandığı eşinin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiğini saptanmalı, varsa çalışmaları nedeniyle resmi/özel Kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, boşanan eşler 4857 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yer almakta iseler adlarına ödeme yapılabilecek özel olarak açılan banka hesabı bulunup bulunmadığı belirlenmeli, davacının ve boşandığı eşinin kayıtlı olduğu adreslerde kapsamlı Emniyet Müdürlüğü/Jandarma Komutanlığı araştırması yapılmalı, tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.
3. Eldeki davada; Mahkemece davacının boşandıktan sonra boşandığı eşi ... ... ile fiilen birlikte yaşadığı yönünde Kurum denetmenlerince düzenlenen tutanağın aksinin ispatına elverişli delil bulunmadığı gerekçesi ile asıl davanın reddine kara verildiği, her ne kadar 2014 yılı sonrası için Mahkeme kabulü yerinde ise de öncesindeki dönem yönünden yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir.
4.Yapılacak iş; davacının 2014 yılından önceki dönemlerde kayıtlı adresleri olan ... Mah. ... Cad. ... Apt. Blok No:4 İç Kapı No:6 .../... ve ... Mah. ... Sok. ... Apt. Blok No:12 İç Kapı No: 1 .../... adreslerinde kapsamlı Emniyet Müdürlüğü-Jandarma Komutanlığı araştırması yapılmalı, anılan mahalle-köy muhtar ve azalarının tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, birlikte yaşama olgusu yönünden re’sen belirlenecek komşu tanıklar da dinlenilmesi suretiyle, “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediğinin, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.
5. Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu davanın kabulüne karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
3. Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.