10. Hukuk Dairesi 2025/17828 E. , 2026/5234 K.
\n\"İçtihat Metni\"MAHKEMESİ\t: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
SAYISI\t: 2024/2662 E., 2025/261 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ\t: Ankara 34. İş Mahkemesi
SAYISI\t: 2016/628 E., 2022/227 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ile davalı ... şirketi vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma taleplerinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 30.09.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü murafaalı temyiz eden davalı ... İnş. Nal. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti. adına Av. ... geldi. Murafaalı temyiz eden davacı adına ve diğer davalı adına gelen olmadı. Gelenin yüzüne duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar verilmiştir. Dosyanın tekrar Dairemize gönderilmesinden ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı, 2013 yılında davalı inşaat şirketi ... İnşaat ... İthalat İhracat Sanayi ... Ltd. Şti. (... İnşaat Ltd. Şti.) bünyesinde 'Boya ve mantolama ustası' olarak çalıştığını, müvekkilinin aylık 1.500,00 TL net ücret aldığını, asgari kısma tekabül eden kısım bankadan kalan kısmın ise elden verildiğini, o dönemde davalı ... İnşaat Ltd. Şti.'nin diğer davalı olan S.S. ... Konut Yapı Kooperatifine (S.S. ... Kooperatifi) ait konutların dış cephe boyası ve mantolaması işini üstlendiğini, davacı müvekkili işçinin davalı şirket ... İnşaat Ltd. Şti.'de çalışması esnasında binanın dış cephe boyasını yaparken 23.12.2013 tarihinde 4 üncü kat yükseklikten düştüğünü ve ağır şekilde yaralandığını, olayla ilgili olarak iş kazası tutanağı tutulduğunu, ancak ../.. Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/519 soruşturma numaralı dosyada takipsizlik kararı verildiğini, iş kazası sonucu beyin travması geçiren davacının 1,5 ay bilinci kapalı olarak yoğun bakımda yattığını, çok uzun bir süre yatalak olarak tedavi gördüğünü, kas ve sinir sisteminin etkilendiğini, halen tedavi gördüğünü, 04.09.2015 tarihli Sağlık Raporundan görüleceği üzere davacıda %28 oranında özür kaldığını, davacının mesleği ve yapabileceği iş dikkate alınarak %28 oranında kazanma gücü kaybı oluştuğunu, davacının çift görmesi nedeniyle artık inşaatta çalışmasının mümkün olmadığını, iş kazasından davalı işverenlerin sorumlu olduğunu, mevzuatta tedbirleri aldığını belgeleyemeyen işverenlerin iş kazalarından cezai ve hukuki olarak sorumlu olduklarını, davalı ... işin sahibi olduğu için iş hukuku ilkeleri gereği iş kazasından diğer davalıyla beraber müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, davacı işçinin iş kazası geçirdiği sırada 23 yaşında olduğunu, davacının halen ... olduğunu, bir yıldan fazla yatalak olarak toplamda kazadan sonra yaklaşık 2 yıl zaman geçmesine rağmen tedavisinin sürdüğünü, davacının gözle görülecek derecede elinde ve ayağında sakatlık izleri olması, çift görme, kekemelik vb. nedenlerle hayattan soyutlandığını, geçimini nasıl temin edeceği vb. sorunlar yüzünden psikolojik yönden etkilediğini, bu nedenle 80.000 TL manevi tazminat talepleri olduğunu, müvekkilinin yaklaşık iki yıl süren tedavi boyunca hiç çalışamadığını, davacının aylık ücret kazancının ...'ya eksik bildirilmesi nedeniyle ... tarafından karşılanmayan kazanç kaybının da davalılarca karşılanması gerektiğini belirterek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak, müvekkilinin iş göremezlik nedeniyle şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın ve 80.000,00 TL manevi tazminatın, kaza tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş yargılamanın devamında maddi tazminat istemini 828.073,37 TL'ye artırmıştır.
II. CEVAP
1.Davalı ... İnşaat Nalbur. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davacı ...'ın 02.10.2013 tarihinde müvekkili şirkette inşaat işçisi olarak asgari ücretle işe başladığını, davalı müvekkili şirketin gerek kaza öncesi gerek kaza sonrasında üstüne düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini, gerekli önlemleri aldığını, müvekkili şirketin bölgenin önde gelen ve tanınan firmalarından olduğunu, üstlendiği tüm projelerini büyük bir sorumlulukla yerine getirdiğini, mağdurun babası ... ve mağdur ...'ın ifadelerinde şikayetçi olmadıklarını belirtmeleri üzerine söz konusu suçun şikayete tabi olması nedeniyle şikayet yokluğu nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, müvekkili şirketin davacının maddi olarak mağduriyet yaşamaması için ellerinden geleni yaptıklarını, müvekkili şirketin gerekli güvenlik ve iş ekipmanlarını eksiksiz sağladığını, ancak tüm önlemlere rağmen işin doğası gereği davacının da bir anlık dikkatsizliğinden kaynaklanarak oluşan iş kazası sonucu müvekkil şirket yöneticilerinin büyük üzüntü yaşadığını, davacının da mağdur olmaması için maddi ve manevi tüm desteği sağladığını, davacı işçinin çalışmadığı halde kazadan sonraki 3 ay boyunca maaşının ve sigorta primlerinin yatırıldığını, sonrasında davacının kendi isteği ile ücretsiz izinli olarak iş akdinin devam ettirildiğini, davacı işçiye mağduriyetlerinin giderilmesi amacıyla ve tazminat niteliğinde elden farklı zamanlarda toplam 14.500,00 TL ödeme yapıldığını, davacının da akrabası olan davalı şirkette çalışan ...aracılığıyla bu paraların davacıya ulaştırıldığını, bu ödemeler karşılığında davacıdan bir makbuz veya yazı talep edilmediğini, davacının sağlık durumu ve kazanın sebep olduğu kalıcı hasarlar hakkında dosyada herhangi bir sağlık kurulu raporu bulunmadığını, davacının dava dilekçesinde davacıda %28 oranında özür kaldığı yönündeki beyanlarının bir iddiadan ibaret olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı adına herhangi bir tazminata hükmedilecek olması halinde davacı adına yatırılmış sigorta primlerinin ve davacının almakta olduğu işsizlik maaşının hükmedilecek tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı olan S.S. ... Kooperatifi yetkililerinin cevap dilekçesinde özetle; yüklenicinin yaptığı işin uzmanı olduğunu, iş sahibi olan Kooperatiflerinin ise iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına göre bir sorumluluğu olmadığını, yüklenici ... İnşaat Ltd. Şti.'nin işçisi olan davacı ...'ın iş kazasından dolayı S.S. ... Kooperatifinin sorumluluğu olmadığını, bu hususun ... ile ... İnşaat Ltd. Şti.'nin arasında yapılan 10.09.2013 tarihli Dış Cephe Mantolama Yapım ve Taahhüt Sözleşmesinin 4. maddesinde hüküm altına alındığını, bu nedenle davalı ... Kooperatifi yönünden husumet (sıfat) yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararında özetle; toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; davacının işveren nezdinde 11.07.2012 tarihinde boya ve montalama ustası olarak sigortalı çalışmaya başladığı, 23.12.2013 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu yaralandığı, bu sırada 23 yaşında olduğu, ... Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı'nın 18.07.2017 tarihli raporuna göre davaya konu olayın iş kazası olduğu, meslekte kazanma gücü kaybı oranı tespitine ilişkin Sağlık Kurulu kararına göre, davacının sürekli iş göremezlik derecesinin %46,2 olarak belirlendiği, 06.07.2018 tarihinde kontrol muayenesi gerektiğine karar verildiği, sigortalının itirazı üzerine Yüksek Sağlık Kurulu'nun 29.01.2018 tarihli kararı ile maluliyetinin gerekmediğine karar verildiği, Adli Tıp Kurumu 3.Adli Tıp İhtisas Kurulu ve Adli Tıp Kurumu Adli Tıp İkinci Üst Kurulu'dan alınan raporlarda davacının %38 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, bildirildiği, 08.05.2016 tarihli kusur bilirkişi raporuna ve ... Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı'nın 18.07.2017 tarihli raporuna göre davalı şirketin %90, davacı sigortalının kusur oranın %10 olduğunun tespit edildiği, kusur raporunda taraflarca ortaya konulan iddia ve savunmalar ile tüm delillerin titizlikle değerlendirildiği ayrıca aynı olaya ilişkin alınan raporlar arasında ihtilafın bulunmadığı kusur raporunun hükme esas alınması gerektiğinin kabul edildiği, Davacı işçiye iş kazasından kaynaklı ödenmesi gereken maddi tazminat miktarının hesaplanması amacıyla dosya aktüerya bilirkişisine tevdi edilmiş, 23.01.2022 tarihli bilirkişi raporu dosyaya sunulmuştur. Sonuç olarak kazalı işçi açısından hesaplanan geçici iş göremezlik ve maluliyet nedeniyle ödenmesi gereken toplam maddi tazminatın 828.073,37 TL olduğu belirlenmiş, ıslah doğrultusunda maddi tazminatın kabulüne karar verildiği, somut olayda, davacının 1990 doğumlu olup olay tarihi itibarıyla 23 yaşında olduğu, Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen Sürekli iş Göremezlik Derecesi Tespitine ilişkin yukarıda anılan kararda sürekli iş göremezlik derecesinin % 38 olarak belirlendiği, olayda %10 oranında kusurunun bulunduğu olayın oluş şekli dikkate alındığında, manevi tazminat olarak 80.000,00 TL talep edildiği anlaşılmış, ancak mahkemece 40.000 TL manevi tazminatın uygun görüldüğü gerekçeleriyle Davalı ... Kooperatifi aleyhine açılan maddi ve manevi tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine, Davanın kısmen kabulü ile 828.073,37 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 23.12.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile 40.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 23.12.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... İnş. Nal. İth. İhr. San. Tic. Ltd. ve Şti.'nden tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat alacağı talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalılardan ... İnş. Nal. İth. İhr. San. Tic. Ltd. ve Şti. vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 10.11.2022 tarihli kararı ile davalı ... yönünden davanın husumet yokluğundan reddine, davalı ... İnşaat aleyhine açılan davanın kabulü ile 828,073,37 TL maddi ve 80.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 23.12.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 10.11.2022 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı ... şirketi vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 25.06.2024 tarihli kararı ile somut olayda, davacının davalı işveren nezdinde inşaat ustası olarak çalıştığı ... kayıtlarıyla sabit olmasına rağmen bu meslek koluna uygun emsal ücret araştırması yapılmaksızın hesaba esas ücretin belirlenmesinin hatalı olduğu, sigortalının yaşı, meslekteki ... ve kıdem durumu da dikkate alınarak TÜİK, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile sendikalar dışındaki ilgili meslek odalarından bilinen dönemde alabileceği ücretlerin araştırılması ve davacı iddiası da aşılmaksızın gerçek ücretin belirlenmesi gerektiği, ayrıca davacı vekilinin 06.01.2020 tarihli kök ve 28.07.2020 tarihli ek hesap raporlarında esas alınan PMF 1931 bakiye ömür tablosuna itiraz etmemesi nedeniyle bu hususta davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gözetilmeden, hükme esas alınan 23.01.2022 tarihli hesap raporunda TRH 2010 bakiye ömür tablosunun esas alınmasının isabetsiz olduğu, bu nedenle maddi tazminat hesabında PMF 1931 bakiye ömür tablosunun dikkate alınması ve usuli kazanılmış haklar da gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyulduktan sonra verilen temyiz incelemesine konu 30.01.2025 tarihli son karar ile davalı ... yönünden davanın husumet yokluğundan reddine, davalı ... İnşaat aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile 712.088,04 TL maddi ve 80.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 23.12.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, Yargıtay’ın aleyhe bozma gerekçesini oluşturan PMF 1931–TRH 2010 yaşam tablosu tartışmasında, süresinde sunulan itirazlarda hem ücret hesabına hem de hesaplama yöntemine itiraz edilmiş olmasına rağmen karşı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluştuğunun kabul edilmesinin hatalı olduğunu, karşı tarafın bilirkişi raporuna, istinaf ve temyiz dilekçelerine rağmen PMF 1931–TRH 2010 yaşam tablosu tartışmasını hiç ileri sürmediğini, buna rağmen bu hususun Yargıtay tarafından bozma nedeni yapılmasının hukuka aykırı bulunduğunu, davacının emeklilik yaşı ve gerçek yaşam beklentisi dikkate alındığında PMF 1931 yaşam tablosunun gerçekliğe uygun olmadığını ve TRH 2010 yaşam tablosunun uygulanması gerektiğini, bozma sonrasında dosyaya sunulan deliller ile emsal ücret araştırması taleplerinin dikkate alınmadığını, davacının asgari ücretin yaklaşık iki katı ücret aldığına ilişkin tanık anlatımları ve emsal ücret verilerinin değerlendirilmediğini, Mahkemenin Yargıtay’ın ücret araştırılması yönündeki bozma gerekçesini yerine getirmediğini ve ilgili meslek kuruluşlarından emsal ücret araştırması yaptırmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda Yargıtay’ın davacı lehine verdiği ücret araştırmasına ilişkin bozma gerekçesinin tamamen göz ardı edildiğini, bilirkişi raporunun bozulan önceki rapordaki verileri aynen kullanarak yalnızca PMF 1931 yaşam tablosunu uygulamak suretiyle hesaplama yaptığını, bozma sonrasında dosyaya giren ücret ve emsal kazanç delilleri dikkate alınmadan rapor hazırlanmasının usuli kazanılmış hak ilkesine aykırı olduğunu, davacı lehine ücret araştırılması yönünde bozma bulunmasına rağmen Mahkemenin yalnızca davalı lehine bozma varmış gibi değerlendirme yaptığını, maddi tazminat hesabında ücretlerin 2022 yılı seviyesinde dondurulduğunu ve sonraki yıllardaki asgari ücret artışlarının dikkate alınmadığını, 2022 yılı asgari ücreti ile karar tarihindeki asgari ücret arasında oluşan önemli farkın hesaplamaya yansıtılmadığını, 2022-2024 yılları arasındaki işlemiş dönemin işleyecek dönem kabul edilerek iskontolu ve tahmini ücretlerle hesaplama yapıldığını, ücretin güncellenmemesi nedeniyle davacının gerçek zararının çok altında maddi tazminata hükmedildiğini, asgari ücret artışlarının kamu düzenine ilişkin olmasına rağmen güncel ücretlerin esas alınmadığını, davacının mantolama ustası olmasına rağmen bilirkişi tarafından usta yardımcısı olarak kabul edilip düşük ücret üzerinden hesaplama yapıldığını, Yargıtay tarafından davacının inşaat ustası olduğunun kabul edilmesine rağmen bu hususun rapora yansıtılmadığını, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı birim fiyatlarında öngörülen inşaat ustası ücretlerinin dikkate alınmadığını, vasıfsız işçi, usta yardımcısı ve usta ücretleri arasındaki farklar değerlendirilmeden gerçek ücretin eksik belirlendiğini, bilirkişi tarafından kullanılan TÜİK ücret verisinin yanlış döneme ait olduğunu, 2013 yılı verileri yerine farklı dönem verileri esas alınarak ücret katsayısının hatalı hesaplandığını, dosyaya sunulan TÜİK Kazanç Bilgi Sorgulama Raporunun değerlendirilmediğini, bozma sonrasında sunulan kariyer.net verileri ve piyasa ücret araştırmalarının davacının asgari ücretin yaklaşık iki katı gelir elde ettiğini göstermesine rağmen dikkate alınmadığını, sonuç olarak ücrete ilişkin tüm delil ve itirazlar karşılanmadan eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı ... şirketi vekili temyiz dilekçesinde özetle, zamanaşımı itirazlarının dikkate alınmadan hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, davacının iş kazası tarihinde çırak olarak çalışmasına rağmen usta kabul edilerek ücret hesabı yapılmasının hatalı bulunduğunu, tanık beyanları, ... kayıtları ve çalışma geçmişinin davacının usta değil çırak olduğunu gösterdiğini, emsal ücret araştırmalarında elde edilen verilerin asgari ücret seviyesinde olmasına rağmen bilirkişinin yalnızca TÜİK verilerine dayanarak asgari ücretin 1,2451 katı ücret kabul ettiğini, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile diğer kurumlardan gelen emsal ücret verileri dikkate alınmaksızın yapılan ücret tespitinin hatalı olduğunu, tanık anlatımlarına göre davacının asgari ücretle çalıştığı sabit olmasına rağmen maddi tazminat hesabının daha yüksek ücret üzerinden yapıldığını, gelirinin hatalı belirlenmesi nedeniyle hükme esas alınan maddi tazminat hesabının da hatalı olduğunu, dosyada alınan ilk aktüerya raporlarında asgari ücret esas alınmışken sonraki raporlarda gerekçe gösterilmeksizin daha yüksek ücret kabul edildiğini, hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğunu ve manevi tazminatın zenginleşme aracı olmaması ilkesine aykırı bulunduğunu, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesinin manevi tazminat miktarını hangi ölçütlere göre belirlediğini yeterli şekilde gerekçelendirmediğini, davacıya gerekli emniyet kemeri, baret ve diğer koruyucu ekipmanların verilmiş olmasına rağmen kusur raporunda bu hususların dikkate alınmadığını, tanık beyanlarının iş güvenliği eğitimlerinin verildiğini ve işçilerin kendi iradeleriyle koruyucu ekipmanları kullanmadığını gösterdiğini, davacının koruyucu ekipman kullanmaması nedeniyle kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu olmasına rağmen yalnızca %10 kusur verilmesinin hatalı olduğunu, kusur raporuna yönelik itirazları karşılanmadan ve yeni bilirkişi incelemesi yaptırılmadan hüküm kurulduğunu, ... Yüksek Sağlık Kurulu ile Adli Tıp raporları arasındaki maluliyet değerlendirmelerine ilişkin çelişkilerin giderilmediğini, davacının önerilen tedaviyi kabul etmemesi ve maluliyetin azaltılma imkanının araştırılmaması nedeniyle maluliyet raporlarının tartışmalı hale geldiğini, psikolojik ve görsel rahatsızlıkların iş kazasından önce mevcut olup olmadığının araştırılmadığını, davacının yeniden muayene edilmesi yönündeki taleplerinin reddedildiğini ve Adli Tıp incelemelerinin evrak üzerinden yapıldığını, maluliyet oranı kesin ve tereddütsüz şekilde belirlenmeden karar verilmesinin Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, ... tarafından yapılan sürekli iş göremezlik ödemelerinin tazminattan mahsup edilmediğini, ...’nın rücu davasında hüküm altına alınan peşin sermaye değeri ile diğer ödemelerin de zarardan düşülmediğini, müvekkili şirket tarafından davacı adına ödenen sigorta primleri, ücretler ve çeşitli yardımların zarar hesabında dikkate alınmadığını, tanık beyanlarıyla doğrulanan şirket yardımları ve harici ödemeler mahsup edilmeden tazminat hesabı yapıldığını, davacının iş kazasından sonra çalışmaya devam ettiğini ve bu hususun zarar ile maluliyet değerlendirmelerinde göz önüne alınmadığını, fiilen çalışmaya devam eden davacı lehine hükmedilen tazminat miktarının gerçeği yansıtmadığını, ayrıca belirsiz alacak davasında maddi ve manevi tazminat yönünden faizin kaza tarihinden başlatılmasının hatalı olduğunu ve faizin dava tarihinden itibaren işletilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme Gerekçe
Uyuşmazlık, iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Dosya kapsamından davalı Kooperatifin 09.05.2019 tarihinde ... sicilinden terkin edildiği anlaşılmaktadır.
Dava ehliyeti, kişinin bizzat veya vekili aracılığıyla bir davayı davacı veya davalı olarak takip etme ve usuli işlemleri yapabilme ehliyetidir. Dava ehliyeti, medeni hakları kullanma ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekildir; dolayısıyla, medeni hakları kullanma ehliyetine (fiil ehliyetine) sahip gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptirler.
Taraf sıfatına gelince; bir hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir hakkın sahibinin kim olduğu, dolayısıyla o hakkı dava etme yetkisinin kime ait olduğu, (o davada davacı sıfatının kime ait olacağı) tamamen maddi hukuk kurallarına göre belirlenir. Ancak, bir davanın davacısının o dava yönünden davacı sıfatına sahip bulunmadığının belirlenmesi halinde, mahkeme dava konusu hakkın mevcut olup olmadığını inceleyemeyeceği ve sıfat yokluğundan davanın reddine karar vermek zorunda olduğu için, taraf sıfatı usul hukukunun da düzenleme alanındadır.
Eş söyleyişle, sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir (Baki Kuru-Ramazan Arslan-Ejder Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, 7. baskı, Ankara 1995, s. 231). Bu nedenle, davanın tarafları, taraf ehliyetine sahip olmalıdır. Yani, bir davada taraf olabilmek için, ya, hakiki şahıs; ya da, hükmi şahıs olmak gerekir. Zira, taraf ehliyeti, medeni hukukun haklardan istifade ehliyetine tekabül eder (Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku, C. I-II, 7. Baskı, İstanbul 2000, s.288).
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.06.2007 tarih, 2007/10-358 Esas, 2007/337 Karar sayılı kararında da benimsendiği üzere; ticari şirketin tüzel kişiliği ... sicilinden silinmesi (terkini) ile sona erer. Tüzel kişiliğin sona ermesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılmış olması gerekir. Şayet tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmış ise, tüzel kişilik ... sicilinden silinse bile şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulü olanaksızdır. Bu durumda, tüzel kişiliğin yeniden ihyasına gidilerek taraf teşkili sağlanmak suretiyle yargılamanın devamının sağlanması gerekir.
Mahkemece yapılacak iş; davacı tarafa davalı ... Koop.'ni dava nedeniyle ihya etmesi için önel vermek, ihya davası açıldığı takdirde bu davanın sonucunu beklemek, tüzel kişiliğin yeniden ihyası halinde, taraf teşkili sağlandıktan sonra çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Temyiz eden tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine,
Davalı ... Şti. Avukatı yararına takdir edilen 40.000,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıya yükletilmesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.