1. Ana Sayfa
  2. Mevzuat Merkezi
  3. Yargıtay
  4. Yargıtay Kararları
Yargıtay Kararı

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/16962 E., 2026/3224 K.

Yargıtay 26.03.2026 Sayı: 2025/16962 E. - 2026/3224 K. 10. Hukuk Dairesi

10. Hukuk Dairesi 2025/16962 E. , 2026/3224 K.

\n\"İçtihat Metni\"

MAHKEMESİ\t: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi

SAYISI\t: 2025/2032 E., 2025/2046 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ\t: Ankara 5. İş Mahkemesi

SAYISI\t: 2024/175 E., 2025/224 K.

Bölge Adliye Mahkemesi davacı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının avukat olarak davalı yanında 25.08.2014 - 06.03.2019 tarihleri arasında kesintisiz olarak çalıştığının ve gerçek ücretlerinin tespitini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

Davalı cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiştir.

Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının hizmet tespiti talebinin reddine, davacının 2019 yılı Ocak ve Şubat ayında brüt 5.245,41 TL, 2019 yılı Mart ayında brüt 949,47 TL ücret ile çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve feri müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ileri sürülen istinaf sebepleri yerinde görülmeyerek 6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b/1 maddesi gereğince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Mahkemece eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulduğunu, davacı müvekkilinin hizmet tespiti ve eksik yatırılan sigorta primlerine ilişkin taleplerinin somut delillere dayandığını, Mahkemece bu delillerin hatalı şekilde değerlendirildiğini, müvekkilin yaptığı işin niteliğine rağmen sigorta primleri asgari ücret ve yanlış meslek koduyla yatırıldığını, hak kaybına yol açtığını, hizmet tespiti davasında müvekkili aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.

Fer'i müdahil Kurum vekili; Mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, dosya kapsamındaki tanık beyanları arasında çelişki bulunduğunu, hizmet tespitine yönelik davalar kamu düzenini ilgilendirdiğinden delillerin resen toplaması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, hizmet tespiti ve prime esas kazancın tespiti istemine ilişkindir.

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı ... ve ... Kanunu'nun geçiş hükümlerini içeren Geçici 7. maddesi gereğince 506 sayılı Kanun'un 79/10. ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9. maddeleri olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan ... hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.

3. Sigorta primine esas kazanç tespiti istemi yönünden ise davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanun'un “Prime Esas Ücretler” başlığını taşıyan 77 nci maddesinin 1 inci fıkrası ile 5510 sayılı Kanun'un “Prime Esas Kazançlar” başlıklı 80 inci maddesinin 1 inci fıkrasında, sigortalıların prime esas kazançlarının nasıl belirleneceği açıklanmıştır. Diğer taraftan 506 sayılı Kanun'un 79/ 10... sayılı Kanun'un 86/9. maddelerine dayalı olarak açılan bu tür hizmet tespiti davalarında kesinleşen Mahkeme ilamı, işverence Kuruma verilmeyen belgelerin yerine geçecek nitelikte olduğundan hükümde ayrıca 77... . maddelere göre hesaplanacak olan 1 günlük ücretin belirtilmesi de gerekmektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun; 200. maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belir bir tutarı geçtiği takdirde, senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belirli bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı, bu madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği, 202 nci maddesinde de senetle kanıtlanması zorunlu konularda yazılı bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça veya temsilcisi tarafından verilen belgeler olduğu belirtilmiştir.

Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.10.2010 gün ve 2010/10-480 Esas - 2010/523 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-481 Esas - 2010/524 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-482 Esas - 2010/525 Karar, 19.10.2011 gün ve 2011/10-608 Esas - 2011/649 Karar, 19.06.2013 gün ve 2012/10-1617 Esas - 2013/850 Karar sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir.

4.Eldeki davada, davacının davalıya ait iş yerinde 25.08.2014 tarihinden 06.03.2019 tarihine kadar çalıştığı ve prime esas kazancının Kuruma bildirilenden daha yüksek olduğu belirtilerek, eksik hizmetinin tespiti ve prime esas kazancının tespitini istediği,davacıya ait hizmet döküm cetvelinde davalı iş yerinden davacı adına 01.11.2014 - 06.03.2019 tarihleri arasında sigorta bildiriminin yapıldığı Mahkemece hizmet tespiti istenilen dönemde davacı tarafından verilen duruşma tutanakları ibraz edilmiş ise de yetki belgesi ile girilen dosyalarda sadece aynı ofiste çalışan avukatların yetki belgesi ile veya ortak vekaletname ile davayı takip edecekleri yönünde bir zorunluluk olmadığı gibi duruşma gününe hasredilen yetki belgesinin davacının o iş yerinde çalıştığını ispat için yeterli olmadığı, tanık beyanlarından da davacının tam olarak hangi tarihte işe başladığının kesin olarak anlaşılamamış olması nedeni ile davacının hizmet tespiti talebinin reddine prime esas kazançların tespiti yönünden ise davacının 2019 yılı aylık ücretinin 3.750,00 TL olduğunun davalı tarafından kabul edilmiş olduğu, bu rakamın 2019 yılı senetle ispat sınırının üzerinde olsa bile ikrar edilmiş olmakla ispatlanmış olduğu, önceki dönemler için ise iddia edilen rakamların senetle ispat sınırının üstünde olduğu davacı tarafça asgari ücretten daha yüksek rakamla çalıştığının yazılı belge ile ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de verilen kararın eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olduğu anlaşılmaktadır.

5.Hizmet tespiti yönünden Mahkemece tüm dönem bordroları getirtilerek tespit edilecek bordro tanıklarının ve işçilik dosyasında dinlenen tanıkların anılan dönemle ilgili ayrıntılı ifadeleri alınarak arada çelişki oluşursa giderilmeli, davacının talep konusu dönemde çalışıp çalışmadığı, işe başlama ve ayrılma tarihlerini hiçbir tereddüte mahal bırakmayacak şekilde ortaya koyarak toplanan deliller ışığında varılacak sonuca göre hüküm kurulmalıdır.

6.Prime esas kazançların tespiti yönünden ise kabul edilen kısım için davalı kabulünün yeterli görülmesi hatalı olup, yukarıda belirtilen esaslar çerçevesinde inceleme yapılarak varılacak sonucu göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar tesisi usul ve Kanun'a aykırı olup bozma nedenidir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle,

1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

3. Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

Üye ...'ın muhaflefetine karşı Başkan ... ve Üyeler ..., ... ve ...'nun oyları ve oyçokluğuyla,

26.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

KARŞI OY GERKEÇESİ

1. Çoğunluk ile aradaki temel uyuşmazlık prime esas kazanç tespiti için, aylık ücret tutarının 6100 sayılı HMK.’un 2 00... . Maddelerinde belirtilen sınırları aştığı veya bordroların işçinin imzasını taşıdığı takdirde yazılı delille kanıtlanması gerekip gerekmediği” noktasında toplanmaktadır.

2. Daha önce Dairemizin 2020/11683 Esas, 2021/10353 Karar sayılı kararında yazılan karşı oy gerekçelerinde açıklandığı üzere;

Sigortalının prime esas kazancının tespitinde, mahkemece resen araştırma ilkesi ve delil serbestisi kapsamında her türlü delil toplanmalı, tarafların vazgeçmesi ve kabulü ile bağlı olunmadığı gibi salt tanık beyanları ile de yetinilmemeli, yukarda belirtilen 4857 sayılı İş Kanunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ve 5510 sayılı ... ve ... Kanunu hükümleri uygulanarak sigortalının yaptığı işin özellikleri(vasıflı olup olmadığı), işyerindeki ve meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, işyerinin özellikleri, emsal işçilere o işyerinde veya başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler dikkate alındığında kayıtlarda görünen ücretle çalışmasının hayatının olağan akışına uygun bulunup bulunmadığı da değerlendirilerek ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından, sendikalardan, meslek odalarından emsal ücret araştırması yapılmalı, bu konuda açılmış işçilik alacakları davası var ve kesinleşmiş ise delil kabul edilmeli, dolayısı ile inandırıcı, ciddi deliller doğrultusunda ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonuca gidilmeli, ücretin işçinin yazılı onayı olmadan düşürüldüğü durumda ise yazılı muvafakati yoksa önceki yüksek ücreti esas alınarak prime esas kazanç saptanmalıdır.

3. Nitekim aynı hususlar Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 02.06.2020 tarih ve 2016/10-376 Esas, 2020/306 Karar, 09.07.2020 tarih ve : 2016/21-904 Esas, 2020/554 Karar ve 16.07.2020 tarih ve 2016/10-2141 Esas, 2020/585 Karar sayılı kararları ile kabul edilmiştir.

4. Somut uyuşmazlıkta davacı davalıya ait işyerinde avukat olarak çalıştığını iddia etmiştir. Ücret ilgili sözleşme yoktur. Davacı vasıflı bir işçidir. Kamu düzeni ve resen araştırma ilkesine göre vasıflı işçi olan davacının prime esas kazancının emsal ücret araştırması ve her türlü delille kanıtlanması esastır. Bordronun senet vasfı yoktur. Prime esas kazancın tespiti yönünde yukarıda belirtilen esaslar ve Hukuk Genel Kurulu kararı uyarınca araştırma yapılmalıdır. Diğer taraftan prim aynı zamanda kamu ve kurum alacağı olduğu için temyiz eden ... Kurumunun menfaati vardır. Çoğunluğun resen araştırma ilkesi ve kamu düzeni ilkesine aykırı olacak şekilde salt yazılı belge ile sınırlandırılma gerekçesi isabetli değildir. Çoğunluğun bu yöndeki bozma gerekçesine katılınmamaıştır.

...

Bordro ve SGK

Bordro, prim, teşvik ve SGK bildirgeleri konusunda sorunuzu SMMM ekibimize iletin.

Mali müşavirlik hizmetimiz

Mesajınız SMMM ekibimize iletilir.

Bu belge hakkında bize yazın Metinde hata mı gördünüz, sorunuz mu var?
Mesaj türü

İletişim bilgileri isteğe bağlı — size dönüş yapmamızı isterseniz doldurun.

Mesajınız yalnızca ekibimize iletilir, sayfada yayımlanmaz.
Kopyalandı