10. Hukuk Dairesi 2025/16285 E. , 2026/6488 K.
\n\"İçtihat Metni\"
MAHKEMESİ\t: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
SAYISI\t: 2023/2863 E., 2025/1374 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ\t: ... 1. İş Mahkemesi
SAYISI\t: 2018/315 E., 2023/26 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davalı ... tarafından açılan davada ... isimli sigortalısının 20.11.2002 tarihinde kendisi tarafından kasten öldürülmesine dayalı iş kazası sonucu ölmesinden hak sahiplerine 59.261,91 TL PSD bağlandığını, Kurum zararının kendisinden tahsilinin talep edildiğini, ... 15. İş Mahkemesinin 2011/922 Esas sayılı dosyasındaki yargılamada avukatı aracılığıyla olaydan 8 yıl sonra dava açıldığı, zamanaşımı itirazı olduğu ve olayın iş kazası olmadığını, davanın yasal dayanağının bulunmadığını belirttiklerini, 20.11.2002 tarihinde meydana gelen olayın iş kazası olmadığının tespiti için bu davanın açılması gerektiğini, olayın bir iş kazası olmadığını, ölen sigortalının işi ile ilgisi olmayan bir nedenle karıştığı bir kavga sırasında aldığı bıçak darbeleri sonucu yaşamını yitirdiğini belirterek, 20.11.2002 tarihli kazanın iş kazası olmadığının tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesinde iş kazasının tarifini yapıldığını, dava konusu olay incelendiğinde Kanun gereğince olayın iş kazası sayılabilmesi için taşıması gereken şartları taşıdığının aşikar olduğunu, bu hususa ilişkin olarak kurum tarafından hazırlanan inceleme raporunda gerekli irdelemelerin detaylı olarak yapıldığını ve ...'in ölmesi olayının iş kazası sayılacağının tespiti yapıldığını, bu raporun aksinin de resmi belgelerde ispat edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Dahili davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; ... ...’in ölümü ile sonuçlanan iş kazası sonucu yapılan yargılama neticesinde davacı ...'ın suçlu bulunduğunu ve hapis cezası ile cezalandırıldığını, ... 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 2003/72 E. 2007/25 K. sayılı ilamı ile yapılan yargılama neticesinde ... ...’in 20.11.2002 tarihinde Yönetim Kurulu üyesi olduğu ... İş Sendikasında davacı ... tarafından bıçaklanarak öldürülmesi sebebi ile 15 yıl hapis cezası ile cezalandırıldığını, söz konusu kaza akabinde ... Sigorta Müdürlüğü tarafından ölüm aylığına ek olarak iş kazası aylığı da bağlandığı bilgisinin şifahen verildiğini, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda iş kazası tanımı yapılmış olup, söz konusu kazanın ilgili Kanun gereği iş kazası niteliğinde olduğunu, Kanunda yer alan tanıma göre uyuşmazlığa konu tespiti istenen kazanın iş kazası olduğu aşikar olup, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile Kurum sigortalısı ...'in 20.11.2002 tarihinde, davacı ... tarafından öldürülmesiyle sonuçlanan olayın iş kazası olmadığının tespitine dair karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu olayda iş dışında meydana gelen kavga nedeniyle davaya konu olayın meydana geldiği; olayın gerçekleştiği bahse konu yerin işyeri vasfını taşımadığı; işyeri vasfını taşısa bile olayın mahiyeti gereği söz konusu olayda illiyet bağının kesilmiş olduğu kanaatine varılarak, söz konusu kazanın iş kazası olmadığı anlaşıldığından, davanın kabulüne dair karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi tarafından yeterli inceleme ve araştırma sonucu hüküm kurulduğu, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, davalı Kurum vekilinin ve dahili davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Dahili davalılar vekili temyiz dilekçesinde, olayın iş kazası olduğunun Kurumca kabul edildiğini, ret kararının hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde;verilen kararın usule ve yasaya aykırı olduğunu ifade ederek bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, ... ...'in 20.11.2002 tarihinde davacı ... tarafından öldürülmesiyle sonuçlanan olayın iş kazası olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilleri tarafından temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgililerine yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Üye ...'ın muhalefetine karşı, Başkan ... ve Üyeler ..., ... ve ...'nın oyları ve oy çokluğuyla,
07.05.2026 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇESİ
I. TEMEL UYUŞMAZLIK
1.Çoğunluk ile aradaki temel uyuşmazlık, \"davalı Kurumun nakliyeciler sitesi içinde bulunan ve sendika şubelerinin de bulunduğu sitede, sendikal çekişme nedeni ile üçüncü kişi konumunda olan başka işveren işçisinin sigortalıyı öldürmesi nedeni ile hak sahiplerine bağladığı ölüm gelirinin rücuan tazminat olarak tahsili amacıyla öldüren üçüncü kişi hakkında açtığı davada, olayın iş kazası olup olmadığının tespiti için verdiği süre sonrası davacı üçüncü kişi tarafından açılan bu davada, sendika şubeleri önünde meydana gelen ölüm olayının iş kazası olup olmadığı, bu alanın işveren açısından işyeri eklentisi niteliğinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır\".
2. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda, \"davaya konu olayda iş dışında meydana gelen kavga nedeniyle davaya konu olayın meydana geldiği; olayın gerçekleştiği bahse konu yerin işyeri vasfını taşımadığı; şayet işyeri vasfını taşısa bile olayın mahiyeti gereği söz konusu olayda illiyet bağının kesilmiş olduğu\" gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
3. Kararın davalılar hak sahipleri ve kurum tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi, \"İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, davalı Kurum vekilinin ve dahili davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine\" karar verilmiştir.
4. Kararın temyiz edilmesi üzerine çoğunluk kararı ile iş kazası olmadığı yönündeki gerekçe yerinde bulunarak kararın onanmasına karar verilmiştir.
II. YASAL MEVZUAT VE AÇIKLAMALAR
5. 5510 sayılı Kanunu'nun 13. maddesi uyarınca sigortalının işyerinde bulunduğu sırada (l3/l.a) meydana gelen ve sigortalıyı zarara uğratan herhangi bir olay, yaptığı işle ilgili olup olmadığına bakılmaksızın iş kazası sayılmaktadır.
6. 5510 sayılı Kanun’un 11. maddesine göre işyeri, sigortalı sayılanların maddi olan veya olmayan unsurlar ile birlikte işlerini yaptıkları yerlerdir. İşye-rinde üretilen mal veya verilen hizmet ile nitelik yönünden bağlılığı bulunan ve aynı yönetim altında örgütlenen işyerine bağlı yerler, dinlenme, çocuk emzirme, yemek, uyku, yıkanma, muayene ve bakım, beden veya meslek eğitimi yerleri, avlu ve büro gibi diğer eklentiler ile araçlar da işyerinden sayılır.
7. 155 no.lu İş Sağlığı ve Güvenliği ve Çalışma Ortamına İlişkin Sözleşmesine göre( 22.04.2005 tarihi itibariyle ülkemizde de yürürlüğe girmiştir): “İşçilerin, işleri nedeniyle gitmeleri veya bulunmaları gereken ve işve-renin doğrudan veya dolaylı kontrolü altında bulunan bütün yerleri kapsar” şeklinde belirtilmiştir. Sözleşmeye göre “Makul olduğu ölçüde, işverenler, doğrudan ve dolaylı kontrolleri altındaki işyerleri, makine, teçhizat ve usullerin güvenlik ve sağlık bakımından riskli olmamasını sağlamaları gerekir \".
8. Birden fazla işyerinin bulunduğu bir site veya iş merkezi, her bir işveren (veya her bir işyeri) yönünden ayrı ayrı birer işyeri sayılır. Aynı site veya iş merkezinde farklı işverenler bulunuyorsa, her bir işveren kendi işyerinden ve iş sağlığı güvenliği (İSG) önlemlerinden sorumludur. Aynı saha içindeki farklı işverenlerin (örneğin sitedeki dükkanlar ve site yönetimi), ortak kullanım alanlarındaki İSG önlemlerini koordinasyon içinde yürütmesi gerekir. Her işveren, kendi bünyesinde çalıştırdığı personel için ayrı bir ... işyeri dosyası açtırmakla yükümlüdür. Özetle, site bir bütün olarak fiziksel bir alan olsa da, hukuki açıdan işverenlerin sayısı kadar işyeri mevcuttur. Ortak alanlar iş organizasyonunun bir parçası ise (örneğin tanık anlatımlarından anlaşıldığı ve somut olayda olduğu gibi site içindeki sendika şubelerinin bulunduğu blok önünde dinlenme saatlerinde bulunma şeklinde ortak alanın sürekli kullanımı) işyeri eklentisi kabul edilebilir.
9. Sendikalar, üyelerine daha yakın hizmet verebilmek ve örgütlenmeyi güçlendirmek için şubeler açabilirler. Bu sendikal faaliyetin gereğidir. Sendikal faaliyet, işçi veya işverenlerin çalışma ilişkilerinde ortak ekonomik, sosyal, kültürel hak ve çıkarlarını korumak, geliştirmek amacıyla sendikalar aracılığıyla yürüttükleri toplu eylem, pazarlık, örgütlenme ve temsil faaliyetlerinin bütünüdür. Temel amacı çalışma koşullarını iyileştirmek, ücretleri artırmak ve üyeleri adına toplu iş sözleşmesi imzalamaktır. Sendikal faaliyet iş ilişkisinden ve işyerinden bağımsız değildir.
III. SOMUT UYUŞMAZLIKTA MADDİ VAKIALAR
10. Sigortalının çalıştığı site nakliyeciler sitesi olup, birden fazla nakliye faaliyetini yürüten işveren ve burada çalışan binin üzerinde işçi vardır. Davanın çalıştığı ve davada taraf olmayan işveren yanında davacı ile birlikte 10 civarında işçi çalışmaktadır. Site bloklar halinde olup, sendikal faaliyet yürütmek için iki ayrı sendika işyerinde örgütlenmiş ve site içerisinde şube açmışlardır. Ceza davasında dinlenen ve sendika üyesi olup farklı işverenlerde çalışan işçiler, site ve sendika önüne servislerle geldiklerini, dinlenme sürelerini sendika önlerinde geçirdiklerini beyan etmişlerdir. Beyanlarda bir senidkanın 850, diğer sendikanın ise 150 üyesi olduğu, sendikalar arasında çekişme olduğu anlaşılmaktadır.
11. Davalı ölen hak sahiplerinin murisi sigortalı sendika üyesi olup, aracı ile evden çıktığından itibaren takip edilmiş, site içerisine gelip aracını park ettikten sonra sendika önünde çıkan tartışma sonucu kesinleşen ceza mahkemesi kararına göre davacı tarafından silahla vurularak öldürülmüştür.
12. Ölen hak sahibi eşinin kuruma başvurması üzerine Sosyal Güvenlik Kurumu Denetmeni, olayın site içinde işyeri eklentisinde gerçekleştiğini belirterek iş kazası tespitine karar vermiş, karara işveren itiraz etmemiş ve hak sahiplerine ölüm geliri bağlanmıştır.
13. Kurum olayda işveren kusuru bulunmaması nedeni ile sigortalıyı öldüren ve kusurlu olan davacı üçüncü kişiye karşı rücuan tazminat davası açmış, bu davada iş kazası olup olmadığının tespiti için süre verilmiş ve bu dava açılmıştır.
IV. DEĞERLENDİRME VE SONUÇ
14. İş kazası olmadığının tespitini isteyen üçüncü kişidir. İşverenin bir itirazı olmadığı gibi kurumun tespiti de olayın işyeri eklentilerinde myadan geldiği yönündedir. Bu değerlendirme yukarda belirtilen maddi ve hukuki olgulara göre yerindedir. Site içinde işyerlerine ait servislerin işçileri indirdikleri ve işçilerin dinlenme alanlarının ortak alan olduğu konusunda şüphe yoktur. Olay sendika şubeleri önünde meydana gelse de bu olgu işyeri eklentisini değiştirmez. Kaldı ki sendika şubeleri aynı site içerisinde olup işçiler de iş ilişkisinden ve işyerinden bağımsız bir faaliyet olmayan sendikal faaliyet içindedirler. Olayın meydana geldiği alanın iş organizasyonun parçası olduğu açıktır. Buna işverenin itirazı da yoktur.
15. Diğer taraftan Sigortalıyı zarara uğratan olayın iş kazası sayılabilmesi için, kaza ile sigortalının maruz kaldığı zarar arasında uygun bir sebep-sonuç ilişkisinin (illiyet bağı) olması gerekir. Burada önemle belirtmek gerekir ki, söz konusu illiyet bağı sigortalıyı zarara uğratan olay ile sigortalının yaptığı iş arasında değil, olay ile sigortalının uğradığı zarar arasında kurulacaktır. Mahkemece illiyet bağının kesildiği yönündeki değerlendirme de hatalıdır. Bu durum sadece işverenin kusurunu etkiler. Sosyal güvenlik bakımından iş kazası olgusunu ortadan kaldırmaz.
16. Sonuç olarak, ölüm olayı site içerisinde iş organizasyonu kapsamındaki ortak alanda meydana gelmiş olup kurumun iş kazası tespiti yerindedir. İşverenin itirazı yoktur. Davanın reddi gerekir. Kararın bozulması görüşünde olduğumdan, çoğunluğun onama gerekçesine katılınmamıştır.