1. Ana Sayfa
  2. Mevzuat Merkezi
  3. Yargıtay
  4. Yargıtay Kararları
Yargıtay Kararı

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/16243 E., 2026/5446 K.

Yargıtay 22.04.2026 Sayı: 2025/16243 E. - 2026/5446 K. 10. Hukuk Dairesi

10. Hukuk Dairesi 2025/16243 E. , 2026/5446 K.

\n\"İçtihat Metni\"MAHKEMESİ\t:İş Mahkemesi

SAYISI\t: 2025/10 E., 2025/156 K.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, davalılardan ... İnş.Müh....Ltd.Şti. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA\t

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı ... İnşaat Mühendislik ve Mim. San. Tic. Ltd. Şti.'nin işçisi olarak diğer davalı ... Proje İnşaat A.Ş.'ne ait işyerinde tesisatçı olarak çalışmakta iken 20.01.2010 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazası sonucu malul kaldığını, iş bu kazanın meydana gelmesinde müvekkiline atfedilebilecek hiçbir kusur bulunmadığını, kusurun tamamının gerekli iş güvenliği tedbirlerini almayan, alınan tedbirlere riayeti sağlamayan davalı işverenlikte olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000,00-TL maddi tazminat alacağının iş kazasının vuku bulduğu 20.01.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılamanın devamında 26.05.2021 tarihli dilekçesiyle maddi tazminat istemini 25.000 TL'ye artırırken, başvurma harcını da yatırmak suretiyle manevi tazminat istemini 5.000 TL olarak talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı ... İnşaat Mühendislik ve Mim. San. Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesi ile davacının müvekkili şirketin yüklenici sıfatıyla yürüttüğü bir işin yapılması sırasında bu işte çalışmak üzere 6 ay süreli sözleşmeyle işe alındığını, ... primlerinin ödendiğini, yapacağı iş nedeniyle kullanılması gereken kişisel koruyucu donanım malzemelerinin kendisine teslim edildiğini ve nasıl kullanılacağına ilişkin bilgi verildiğini, davacının işçi sağlığı ve iş güvenliği talimatnamesini okuduğunu ve teslim aldığını, çalışmak üzere 30.10.2009 tarihinde işe alındığı şantiyede işin sona erdiğini, müvekkili şirketin bu adresteki işyerinin 28.02.2010 tarihinde kapandığını ve davacının bu sebeple işten çıkışının ...'ya bildirildiğini, davacının çalışmaya devam etmek istediğini belirtmesi üzerine bu kez 28.03.2010 tarihinde merkez ofis adresinde işe başladığını ancak istirahat süresinin uzatıldığına ilişkin rapor aslı getirilmediğini ve davacının da işinin başında olmadığı dikkate alınarak 22.05.2010 tarihinde iş akdine son verildiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davalı ... Proje İnş. Turz. San. Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesi ile müvekkili şirketin işyeri kayıtları incelendiğinde davacının müvekkili şirkette çalışmadığının anlaşıldığını, davacının diğer davalı ... İnşaat'ın çalışanı olduğunu, ... İnşaat'ın müvekkili şirket ile yüklenici sözleşmesi yaptığını, davacının müvekkili çalışanı olmadığı için müvekkiline husumet tevcih edilemeyeceğini, dava dilekçesinde davacının nasıl bir kaza geçirdiği ve maluliyetinin ne olduğunun açık olmadığını, müvekkili şirketin eğer bir kaza olmuş ise bile bunda herhangi bir kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. MAHKEME KARARI

Mahkemesinin 31.03.2016 tarihli kararı ile davalı ... Proje İnşaat Turizm San. ve Tic. A.Ş.'nin asıl işveren diğer davalı ... İnşaat Müh. ve Mimarlık San. Tic. Ltd. Şti.'nin ise alt işveren olarak faaliyet gösterdiği inşaat işyerinde mekanik tesisat işçisi olarak görev yapmış olan davacının 20.01.2010 tarihinde iskeleden düşerek yaralandığı, hükme esas alınan 29.07.2013 tarihli bilirkişi raporunda meydana gelen kaza sebebiyle davalı ... İnşaat'ın %40, diğer davalının %20, davacının ise %40 oranında kusurlu olduklarının belirtildiği, alınan raporun ve belirlenen kusur oranlarının dosyada mevcut tahkikat raporu ve olayın oluş şekli ile uyum arzettiği, davacının maluliyet oranının tespiti yönünden yapılan tahkikat sonucunun beklenildiği, .. Sosyal Güvenlik Merkezi tarafından gönderilen yazı cevabına göre davacının İstanbul ... ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen 23.07.2014 tarih ve 1945 sayılı sağlık kurulu raporunda 15.06.2010 tarihinden itibaren çalışır kararı verildiğinden maluliyet işlemlerinin başlatılmadığının ve 23.01.2010 - 10.03.2010 tarihleri arası 47 gün karşılığı 749,25-TL geçici iş göremezlik ödeneği ödendiğinin bildirildiği, maddi tazminat hesabı için dosyanın tevdii edildiği bilirkişi tarafından düzenlenen raporda davacının nihai maddi zararının 541,97-TL olup, Kurum tarafından ödenen geçici iş göremezlik ödeneği ile maddi zararının karşılandığının belirtildiği anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Birinci Bozma Kararı

Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 21.Hukuk Dairesinin 19.03.2018 tarihli kararında \"...somut olayda, davacının sürekli iş göremezlik oranının Kurumca tespit edilmediği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece yapılacak iş; davacı sigortalının sürekli iş göremezlik oranının tespit edilip edilmediğini Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan sormak, Kurumdan gelecek belgelere göre sürekli iş göremezlik oranına ilişkin çelişki oluşması halinde yukarıda açıklanan usüle göre resen tespit etmek ve sürekli iş göremezlik oranı kesinleştikten sonra dosyadaki tüm delilleri bir bütün halinde değerlendirerek bir karar verilmekten ibarettir...\" gerekçeleriyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B.İkinci Bozma Kararı

Bozma kararına uyan Mahkemec 06.12.2022 tarihli kararda özetle; \"...tüm dosya kapsamı, celp ve ibraz edilen belgeler, tanık beyanları, bilirkişi raporları hep birlikte değerlendirildiğinde; davanın iş kazası nedeniyle maddi manevi tazminat talepli olduğu, mahkememizce verilen davanın reddine ilişkin kararın Yargıtay 21.Hukuk Dairesinin 2016/18303 esas sayılı kararı ile bozulduğu, Yüksek Sağlık Kurulunca 11.11.2011 tarihli raporda maluliyetin yüzde 0 belirlendiği, 13.04.2020 tarihli raporda da tespitin değişmediği maluliyetin gerekmediğine karar verildiği, mahkememizce dosyanın Adli Tıp Kurumuna gönderildiği, ATK tarafından hazırlanan raporda davacının yeniden muayenesinin talep edildiği, davacının muayenesi sonucu hazırlanan 06.11.2020 tarihli raporda yüzde 2.2 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı ve başkasının sürekli bakımına muhtaç olmadığının tespit edildiği, Yüksek Sağlık Kurulu ve Adli Tıp Kurumu raporları arasında çelişki meydana gelmesi sebebiyle dosyanın ATK üst kurula gönderildiği, 20.01.2022 tarihli raporda maluliyet oranının yüzde 1.1 olarak belirlendiği ve başkasının sürekli bakımına muhtaç olmadığının belirlendiği anlaşılmakla maluliyetin bu şekilde kesinleştiği kanaatine varılmıştır. Mahkememizce dosya hesap bilirkişisine tevdii edilmiş hazırlanan 17.10.2022 tarihli rapor güncel içtihatlara ve kanun hükümlerine uygun bulunarak hükme esas alınmıştır. Davanın kısmi dava olarak 02.04.2010 tarihinde açıldığı, kazanın 20.01.2010 tarihinde meydana geldiği, ıslah dilekçesinin 26.05.2021 tarihinde verildiği anlaşılmaktadır. Islah dilekçesine karşı davalının zamanaşımı itirazı mahkememizce değerlendirilmiştir....\" gerekçeleriyle \"davanın kısmen kabulü ile, 1.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 20.01.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, manevi tazminat talebi yönünden karar verilmesine yer olmadığına,\" karar verilmiştir.

Mahkemenin kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Dairenin 23.09.2024 kararında \"... mahkemece yapılacak iş, davacının sürekli iş göremezlik oranın Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulunca düzenlenen 20.01.2022 tarihli raporuyla kesin olarak bilinebilir hale geldiği, bu oranın iş kazasından dolayı talep edilecek maddi tazminatın sınırlarının belirlenmesi için gerekli olduğundan zararın öğrenildiği tarih dikkate alındığında ıslah dilekçesi ile talep edilen maddi tazminatın zamanaşımına uğradığından söz etmek mümkün olmadığından ayrıca 28.07.2020 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK'nun 177/2. maddesinde bozmadan sonra ıslaha cevaz veren yasal düzenlemenin varlığı kapsamında ıslahla talep olunan maddi tazminat isteminin esası değerlendirilerek taraf talep ve itirazları gözetilerek sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir....\" \" gerekçeleriyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

C.Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen temyiz incelemesine konu yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile \".. 5510 sayılı Kanun'un 95. maddesinde, Kurum sağlık tesisleri tarafından düzenlenen raporlara dayanılarak verilen kararlara karşı ilgililerin Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kuruluna itiraz haklarının olduğu düzenlenmiş; 28.06.1976 tarih ve 6/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararında, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu kararının Kurumu bağlayacağı diğer ilgililer yönünden bağlayıcı olmadığı, diğer ilgililerin Adli Tıp Kurumu Başkanlığından Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü çerçevesinde inceleme ve araştırma yapılmasını isteyebilecekleri belirtilmiş; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.10.2010 gün ve 10-390/449 sayılı kararında, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu raporu ile Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi raporu arasında çelişki olması durumunda, Adli Tıp Kanun'un 15.maddesi gereği Adli Tıp Kurumu Genel Kurulundan (şimdi Adli Tıp Kurumu İkinci Üst Kurulundan) çelişkiyi giderici rapor alınması gerektiği belirtilmiştir. Buna göre;

20/05/2019 tarihli Sağlık Kurulu kararında davacının sürekli iş göremezlik oranının %0 olduğu, kontrol muayenesinin gerekmediği rapor edilmiş, davacının raporlu olduğu 23/01/2010 - 10/03/2010 tarihler arasında davacıya 749,25 TL geçici iş göremezlik ödeneği verildiği anlaşılmıştır.

Davacı hakkında sürekli iş göremezlik oranına ilişkin alınan KSK raporunun taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, rapora itirazı sonucu dosya SSYSK gönderilmiş, SSYSK'nin 13/04/2020 tarihli raporunda davacının maluliyeti % 0 olarak belirlenmiş, bu rapora karşı da itiraz sonucu ATK 3. İhtisas Dairesinin önce 29.06.2020 tarihli ön rapor akabinde de 16.11.2020 tarihli raporunda bu kez davacının maluliyet oranı %2,2 olarak belirlendiğinden ve SSYSK raporu ile ATK 3. İhtisas Dairesi raporu arasında çelişki olduğundan dosya ATK 2. Üst kuruluna gönderilmiş, 20/01/2022 tarihli raporda davacının sürekli iş göremezlik oranı %1 olarak belirlenmiştir.

Her ne kadar maluliyet oranına ilişkin raporlara itiraz etmeyen taraf olsa da, SSYSK raporu ile ATK 3. İhtisas dairesi raporları arasında çelişki bulunması ve rapora karşı itiraz etmemenin karşı taraf açısından usulü kazılmış hak olmayacağına dair Anayasa Mahkemesinin 21.12.2023 tarih ve 2020/21347 Karar Dikkate alınarak maluliyet oranı belirlenmiştir.

Davacının maluliyet oranı %10'un altında kaldığından davacıya PSD ( sürekli iş göremezlik ödeneği) bağlanmamıştır.

Maluliyet oranı belirlendikten ve taraf tanıkları dinlendikten sonra iş kazasında kusur durumunun belirlenmesi için dosya 3 kişiden oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiştir., karar verilmiştir....

Mahkememizce aldırılan 05.09.2012 tarihli kusur raporunda davalılara %75, davacıya %25, itiraz üzerine alınan 09.07.2013 tarihli kusur raporunda da davalılara %60, davacıya %40 oranında kusur raporu tanzim edildiği, ... tarafından kusur durumu değerlendirilmediği, kazanın ceza dosyasına konu da olmadığı bu yönü ile mahkememizce aldırılan raporlar dışında olaya ilişkin çelişen kusur raporunun da bulunmadığı anlaşılmakla olayın oluş şekli, tarafların olayın meydana gelmesinde kusuru durumları, iş durumları ve tecrübeleri gibi hususlar dikkate alındığında çelişmeyen mahkememizce aldırılan ve heyet tarafından belirlenen davalıların % 60, davacının ise % 40 kusur oranı olaya uygun olduğu kanaatine varılmış, keza Yargıtay bozma ilamında da ( her iki ) bu duruma değinilmemiş, taraf itirazlarına bu itibarla değer verilmemiş, kusur oranı bu oranlarda saptanmıştır.

Tüm bu hususlar tespit edilip değerlendirildikten sonra dosyamız, aktüerya bilirkişisine tevdi edilmiş, rapor tanzim edilmiştir....tüm bu anlatılanlar ışında aktüerya raporu incelendiğinde hesaplanan maddi tazminat miktarından davacıya ... tarafından bağlanan GİÖ gelirlerin kusur durumuna oranla mahsup ediliği anlaşılmış, davacının ıslah dilekçesi de gözetilerek taleple bağlı kalınarak ( bilirkişi tarafından belirlenen bedel daha fazla olsa da, davacının ıslah dilekçesinde talep ettiği miktarla bağlı kalınarak )maddi tazminata hükmedilmiştir.

Manevi tazminat yönünden; Mahkememizce bozma ilamı öncesinde davacının ıslah dilekçesi ile manevi tazminat talebinde bulunduğu, dava dilekçesinde bu talebin yer almadığı, başından beri dava konusu edilmeyen bir şeyin ıslah yolu ile davaya ithaline ve dava konusu edilmesine yasal açıdan olanak bulunmadığı kanaatine varılarak karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, mahkememizce verilen kararın manevi tazminat yönünden temyize de konu edilmediği, Yargıtay bozma ilamında da bu duruma değinilmediği anlaşılmakla karşı taraf lehine usuli kazanılmış hak da gözetilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

...\" gerekçeleriyle

Davanın Kısmen Kabulü ile;

25.000,00 TL Maddi tazminatın olay tarihi olan 20.01.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve mütelsilen alınarak davacıya ödenmesine,mManevi tazminat talebi yönünden karar verilmesine yer olmadığına,karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... İnş.Müh....Ltd.Şti. vekili vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı ... İnş.Müh....Ltd.Şti. vekili temyiz dilekçesinde, kusura ve hesap raporuna yapmış oldukları itirazların değerlendirilmesen karar verildiğini,davacının maddi zararının da Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan geçici iş göremezlik ödemesi ile karşılandığını bu nedenle davanın reddinin gerektiğini belirterek kararı temyiz etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının ve kararın gerekçesinde belirtilen hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR :

Açıklanan sebeple;

Davalı ...İnş.Müh....Ltd. Şti. vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliye yükletilmesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

22.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bordro ve SGK

Bordro, prim, teşvik ve SGK bildirgeleri konusunda sorunuzu SMMM ekibimize iletin.

Mali müşavirlik hizmetimiz

Mesajınız SMMM ekibimize iletilir.

Bu belge hakkında bize yazın Metinde hata mı gördünüz, sorunuz mu var?
Mesaj türü

İletişim bilgileri isteğe bağlı — size dönüş yapmamızı isterseniz doldurun.

Mesajınız yalnızca ekibimize iletilir, sayfada yayımlanmaz.
Kopyalandı