10. Hukuk Dairesi 2025/15025 E. , 2026/4826 K.
\n\"İçtihat Metni\"MAHKEMESİ\t: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI\t: 2025/2025 E., 2025/2214 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ\t: Aydın 2. İş Mahkemesi
SAYISI\t: 2024/235 E., 2024/535 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı T.C ... ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının, 22.06.1987-20.10.1992 tarihleri arasında davalı Bakanlığa bağlı Bintosun yerleşkesinde korucu olarak çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı T.C ... vekili; davacı ...'nın 442 sayılı Köy K.(Mad.74 vs), 2330 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde hizmet ettiğini, davacının çalışmış olduğu süreye ilişkin hakları ve tazminatlarının kendisine ödendiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.
Fer'i müdahil Kurum vekili, hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını, Kurum kayıtlarının resmi ve yazılı belge niteliğinde olduğunu ve aksinin aynı nitelikte belgeler ile ispatının gerektiğini, çalışma olgusunun somut ve inandırıcı deliller ile ispatının gerektiğini beyanla, davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, davacının davalı Kurum nezdinde, .. ili, .. ilçesi, .. yerleşkesinde korucu olarak, 22.06.1987-20.10.1992 tarihleri arasında kesintisiz olarak çalıştığının ve bildirimi yapılmayan bu günlerde davacının günün asgari ücreti ile çalıştığının tespitine, çalışmalarının ... nezdinde tesciline, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı T.C ... ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davalı T.C ... vekili:
a.5510 sayılı Kanun'un Ek 15. maddesinde yürürlük tarihinden önce görevi sona erenler ve aylık bağlananlar hakkında bu madde hükmü uygulanamayacağını, maddenin Anayasa'nın eşitlik kuralı kapsamında Anayasaya aykırı olup olmadığını irdeleme yetkisinin Anayasa Mahkemesinin yetkisi içerisinde bulunduğunu,
b.Eksik inceleme ile karar verildiğini beyanla kararın bozulmasını istemiştir.
2.Fer'i müdahil Kurum vekili:
a.Hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddi gerektiğini,
b.5510 sayılı Kanun'un ek 15. maddesi uyarınca, 29.04.2017 tarihinden sonra görevlilerin 4/a kapsamında sigortalı kabul edilebileceğini, davacının uyuşmazlık konusu dönemde güvenlik korucusu olarak tazminatını aldığını, 20.04.2017 tarihinden önce hizmet süresinin tespiti istediğinden sigortalı sayılmasının mümkün olmadığını,
c.Kurum kayıtlarının aksinin yazılı delille ispatlanması gerektiğini beyanla kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının korucu olarak geçen hizmetlerinin tespiti istemine ilişkindir.
Köy Kanunu'nun 13. maddesinde, köye korucu tutma, köylünün zorunlu işleri arasında sayılmış; 16 ncı maddesinde, köy gelirleri, köy işlerini gören köyün aylıklı adamlarının aylık ve yıllıklarını karşılamaya yetmediği takdirde herkesin hal ve vaktine göre köy ihtiyar meclisi kararıyla köyde oturanlara ve köyde maddi ilgisi bulunanlara salma salınacağı belirtilmiş; 17. maddesinde, geliri yetişmeyen köylerde korucu gibi köy adamlarının aylıkları için salınacak para veya ürünlerin “köy parası” içinde yer aldığı açıklanmış; 19. maddesinde, köylünün isteğine bağlı olmayarak harcanacak paralar sayılırken köy işine bakacak adamların aylığına yer verilmiştir. Kanunun “Köy Korucuları ve Göreceği İşler” başlığını taşıyan sekizinci faslı ise 68 – 82. (dahil) maddelerini içermektedir. 68. maddede, köy sınırı içinde herkesin ırzını, canını ve malını korumak için köy korucuları bulundurulacağı; 69. maddede, her köyde en az bir tane korucu bulunacağı; 70. maddede, korucuların ihtiyar meclisi tarafından tutulacağı ve köy muhtarının vereceği haber üzerine kaymakamın emri ile işe başlayacakları; 72. maddede, korucuların köy muhtarının emri altında olduğu ve resmi işlerde onun emirlerine uymak zorunda bulundukları; 73. maddede, korucuların silahlı oldukları ve kendilerine karşı gelenlerin jandarmaya karşı gelmiş gibi cezalandırılacakları; 75. maddede, koruculara verilecek silah ve cephanelerin Hükümet tarafından ihtiyar meclisine mazbata karşılığında demirbaş olarak teslim edileceği; 78. maddede, korucuların kıyafet ve silahlarının şeklinin ... tarafından belirleneceği, elbise paralarının köy gelirinden yılda bir kez karşılanacağı, kendilerine teslim edilen koruculuk cüzdanını sürekli üzerlerinde bulunduracakları; 80. maddede, görevinde kayıtsızlığı ve tembelliği görülen veya 81. maddede yazılı yasak işleri yapan koruculara ihtiyar meclisince önce uyarma, ikincisinde kınama cezası verileceği, üçüncüsünde ise işten çıkarılacakları; 82. maddede, silahını ve cephanesini kayıtsızlığı yüzünden kaybeden veya isteğiyle bir başkasının eline geçmesine sebep olan korucunun da işten çıkarılacağı açıklanmıştır.
Kanun koyucu, anılan maddelerle “köy korucusu” kavramını benimseyip buna ilişkin düzenleme yaptıktan sonra 74. maddede, bu kez belirli durum ve koşullarda, bunlara yardım ve destek amacıyla “gönüllü korucu” adı altında bazı kişilerin görev yapabileceğini belirtmiştir. Maddede; ürün zamanlarında eşkıya ve çapulcuların türemesi durumunda, köy halkını yağmadan korumak için, köy muhtarı ve ihtiyar meclisince, eli silah tutan köylüler arasından gerektiği kadarının “gönüllü korucu” olarak ayrılıp, bu kişilerin adlarının kaymakama bildirileceği, kaymakamın izin vermesi durumunda bunların asıl korucularla birlikte eşkıya ve yağmacılara karşı köyü ve köylüyü koruyacakları hüküm altına alınmıştır.
Bu konudaki diğer düzenleme; 442 sayılı Kanun'a dayanılarak ... tarafından hazırlanan ve amacı, sözü edilen Kanun'un 70. maddesine göre ihtiyar meclisince tutulan köy korucularının işe alınması, görev alanlarının belirlenmesi, görevleri, sorumlulukları, eğitimleri ve işten çıkarılmaları ve diğer özlük hakları ile ilgili esas ve yöntemleri düzenlemek olan Köy Korucuları Yönetmeliğidir. Yönetmeliğin 6. maddesinde, ihtiyar meclisince belirlenen korucuların adlarının muhtar tarafından kaymakama bildirileceği ve kaymakam onayı ile işe alınma işleminin tamamlanacağı, işe alınan koruculara kaymakamlıkça düzenlenen kimlik cüzdanı verileceği; 7. maddesinde, işe alınma işlemi tamamlanan köy korucusuna, ihtiyar meclisince silah, mühimmat ve teçhizat, elbise, araç, gereç ve diğer eşyaların zimmetle teslim edilerek göreve başlatılacakları; 8. maddesinde, köy korucularının görevli oldukları köyün sınırları içinde kalan bölgede görev alanına sahip oldukları, gerektiğinde mülki amir tarafından, bu sınır dışında da, görev alanlarının genişletilebileceği; 11. maddesinde, köy korucularının idari bakımdan köy muhtarına bağlı olup, onun gözetim ve denetimine tabi oldukları, mesleki yönden ise görev yaptıkları köyün bağlı olduğu Jandarma Komutanının emir ve komutası altında bulundukları, ilçe Jandarma Komutanının köy korucuları teşkilatının ... ve özlük haklarını yürütmek, görevlerini etkin bir biçimde yapmalarını sağlamak ve denetlemekle mülki amir adına sorumlu olduğu; 12. maddesinde, köy korucularının taşıyacakları silah, mühimmat ve teçhizatın temin giderlerinin ... bütçesinden, bu silahların bakım ve onarım giderlerinin ise köy bütçesinden karşılanacağı; 13. maddesinde, köy korucularına, hizmetin devamı süresince ödenecek ücretin, o köy ihtiyar meclisince belirlenip köy bütçesinden karşılanacağı, görevde bulundukları süre içinde yaralanmaları, sakatlanmaları veya ölümleri durumunda 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanacağı; 14. maddesinde, köy korucularının kıyafet ve silahlarının şeklinin İçişleri Bakanlığınca belirleneceği, elbise paralarının köy gelirinden yılda bir kez verileceği, ellerine verilen koruculuk kimlik kartını sürekli üzerlerinde bulunduracakları; 15. maddesinde, köy korucularına otuz gün yıllık izin dışında, mazeretleri nedeniyle yılda toplam on beş günü geçmemek üzere ilgili köy muhtarının onayı ile izin verileceği; 17. maddesinde, görevinde kayıtsızlığı ve tembelliği görülen veya yönetmeliğin 16. maddesinde sayılan yasak işleri yapan koruculara, ihtiyar meclisi tarafından önce uyarma, ikincisinde kınama cezası verilip, üçüncü defasında işten çıkarılacakları, ayrıca izinsiz veya özürsüz olarak görev yerine iki günden fazla gelmeyen veya görev yerini terk edenlerin, silahını ve cephanesini kayıtsızlığı yüzünden kaybeden veya isteğiyle başkasının eline geçmesine neden olanların da işten çıkarılacakları belirtilmiştir.
Şu durumda açıklanan düzenlemeler karşısında; 442 sayılı Köy Kanunu ve ilgili Yönetmeliğin yukarıda ayrıntıları ile belirtilen maddelerine dayanılarak çalıştırılan köy korucularının işvereninin, görev yaptıkları köy tüzel kişiliği olduğu, taraflar arasında hizmet akdi ilişkisinin kurulduğu ve giderek köy korucularının hukuki statülerinin “506 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalı” olarak tanımlanması gerektiği, dolayısıyla, köy korucuları tarafından yetkili iş mahkemelerine, 506 sayılı Kanun'un 79. madde hükmü gereğince, işveren konumundaki ilgili köy tüzel kişiliği ve hak alanını ilgilendirdiğinden ... (devredilen Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı) aleyhine husumet yöneltilerek, sigortalı hizmetlerin saptanmasına yönelik dava açılabileceği sonucuna varılmaktadır.
Bununla birlikte “köy korucuları”na ilişkin yapılan bu saptama ve varılan sonucun yanında, söz konusu yasal düzenlemelerde karşımıza bir başka kavram daha çıkmaktadır ve bunun da kuşkusuz irdelenmesi zorunludur.
Yasama organı, ülkemizde terör eylemlerinin yoğunluk kazanması üzerine özellikle güvenlik güçlerinden ve jandarma karakollarından uzak yerleşim birimlerinde yaşamını sürdüren bireylerin mal ve can güvenliğinin korunmasında güvenlik güçlerine destek ve yardımcı olmak ve anında müdahaleyi gerçekleştirmek amacıyla 26.03.1985 gün ve 3175 sayılı Kanunu kabul ederek 442 sayılı Köy Kanunu'nun 74. maddesine iki fıkra eklemiştir. Buna göre eklenen ilk fıkra (ki maddenin yeni şekline göre teselsül nedeniyle ikinci fıkraya karşılık gelmektedir), “Bakanlar Kurulunca tespit edilecek illerde; olağanüstü hal ilanını gerektiren sebeplere ve şiddet hareketlerine ait ciddi belirtilerin köyde veya çevrede ortaya çıkması veya her ne sebeple olursa olsun köylünün canına ve malına tecavüz hareketlerinin artması hallerinde de, valinin teklifi ve İçişleri Bakanlığının onayı ile yeteri kadar Geçici Köy Korucusu görevlendirilebilir. Bu şekilde görevlendirilen geçici köy korucularına görevleri süresince ödenecek ücret ile hizmetin bitiminde verilecek tazminat miktarı ile giyim bedelleri İçişleri Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca tespit edilir ve Maliye ve ... Bakanlığı bütçesine ilgili transfer harcamaları bölümünden ... bütçesine aktarılacak ödenekten bu Bakanlıkça karşılanır.” hükmünü taşımakta, ikinci fıkrada (maddenin yeni şekline göre teselsül nedeniyle üçüncü fıkraya karşılık gelmektedir) ise “Köy Korucuları ve Geçici Köy Korucularının görevde bulundukları süre içinde yaralanmaları, sakatlanmaları veya ölümleri halinde \"2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun\" hükümleri uygulanır.” yönünde düzenleme yer almaktadır. Anlaşılacağı üzere kanun koyucu “köy korucusu” ve “gönüllü korucu” kavramlarından farklı olarak, anılan kişileri kapsamına almayan, değişik amaçla “geçici köy koruculuğu” Kurumunu ihdas ederek hukuk düzeninde yaşama geçirmiş, yürütme organı olan Bakanlar Kurulunca da 27.06.1985 gün ve 9632 sayılı kararla geçici köy korucularının çalıştırılacağı iller saptanarak ilk olarak on üç ilde eylemli olarak uygulamaya geçilmiştir. Belirtilmelidir ki amacı; barışta güven ve asayişi korumak, kaçakçılığı men, takip ve tahkikle görevli olanların bu görevlerinden dolayı veya görevleri sona ermiş olsa bile yaptıkları hizmet nedeniyle derhal veya bu yüzden maruz kaldıkları yaralanma veya hastalık sonucu ölmeleri veya sakat kalmaları durumunda ödenecek nakdi tazminat ile birlikte bağlanacak aylığın ve bu yüzden yaralanmaları halinde ödenecek nakdi tazminatın esas ve yöntemlerinin düzenlenmesi olan 2330 sayılı Kanun'da ilgililere ödenecek “nakdi tazminat” ile bağlanacak “görev malûllüğü aylığı” konusunda hükümler yer almaktadır. 442 sayılı Köy Kanunun ek 16, ek 17, ve ek 18. maddeleri, geçici köy korucularının haklarında uygulanacak diğer yasal düzenlemeleri içermektedir.
Yine, 5673 sayılı Kanun'la 442 sayılı Köy Kanunu'nun 74. maddesine yapılan değişiklik ile “Geçici köy korucusu olarak çalıştırılanlar, bu çalışmalarından dolayı 31.05.2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun uygulanmasında kısa ve uzun vadeli sigorta kolları açısından sigortalı sayılmazlar.” hükmü ile geçici köy korucularının bu statü dışında bırakıldıkları açıkça ifade edilmiştir.
Bu belirlemeler ışığında geçici köy koruyuculuğu sistemine bakıldığında, bu sistemin 1985 yılında kabul edilip yürürlüğe giren 3175 sayılı Kanun'la ihdas edilmiş bulunduğu, geçici köy korucularının, kanun koyucu tarafından bilinçli bir seçimle, ülkemizde örgütlenmiş sosyal güvenlik Kurumları ve kabul edilmiş sosyal güvenlik kanunları kapsamı dışında bırakıldığı, anılan kişilere farklı ve özel statü tanınarak özlük ve benzeri haklarının 442 sayılı Köy Kanun'u ile bu Kanun'un yollamada bulunduğu Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında 2330 sayılı Kanun ve Ödeme Gücü Olmayan Vatandaşların Tedavi Giderlerinin Yeşil Kart Verilerek Devlet Tarafından Karşılanması Hakkında 3816 sayılı Kanun hükümlerinde düzenlenmiş olup, buna göre, valinin önerisi ve İçişleri Bakanının onayı ile görevlendirilerek, bir anlamda ataması yapılan geçici köy korucularının sigortalılık için aranan koşulları taşımamaları karşısında 5 06... sayılı Kanun'lar kapsamında zorunlu sigortalı olarak kabul edilemeyecekleri, istihdam edildikleri ... ile aralarında hizmet akdi ilişkisinin kurulmadığı belirgindir.
Anayasa Mahkemesinin 16.03.2016 tarihli 2015/67 Esas, 2016/21 Karar sayılı kararı ile \".. kısa ve uzun vadeli sigorta kolları açısından sigortalı sayılmayacakları öngörülerek geçici köy korucusu olarak çalıştırılanların bu çalışmalarından dolayı mükerrer sosyal güvencelere sahip olmasının önüne geçilmesinin amaçlandığı, itiraz konusu kural geçici köy korucuları için öngörülen özel sosyal güvenlik düzenlemeleri kapsamında getirildiğinden, diğer bir ifadeyle geçici köy korucularının sosyal güvenlik hakkını kısıtlamaya ya da ortadan kaldırmaya değil özel durumlarını düzenlemeye yönelik olduğundan, Anayasa'nın 2. ve 60. maddelerine aykırılık oluşturmadığı\" gerekçesiyle 18.03.1924 tarihli ve 442 sayılı Köy Kanunu'nun 74 üncü maddesine, 27.05.2007 tarihli ve 5673 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle eklenen yedinci fıkrada yer alan \"kısa ve uzun vadeli sigorta kolları açısından sigortalı sayılmazlar.\" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın reddine karar vermiştir.
Son olarak, 29.04.2017 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 690 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 48. maddesiyle 5510 sayılı Kanuna eklenen Ek 15. maddesinde de \"442 sayılı Kanun'un 74. maddesinin ikinci fıkrası gereğince güvenlik korucusu olarak görevlendirilenler, 5510 sayılı Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasının ( a ) bendi kapsamında sigortalı sayılır ve haklarında uzun vadeli sigorta kolları ile genel sağlık sigortası hükümleri uygulanır.
Güvenlik korucusu olarak göreve başlayanlar ile görevleri sona erenlerin sigortalı işe giriş ve sigortalı işten ayrılış bildirgeleri, çalışmaya başladıkları tarihten itibaren bir ay içinde ilgili valiliklere verilir. Bunların prime esas günlük kazançları bu Kanun'un 82. maddesi uyarınca belirlenen prime esas günlük kazanç alt sınırıdır. İlgili primlerin sigortalı ve işveren hissesinin tamamı valiliklerce ödenir.
Güvenlik korucularının veya valiliğin talebi üzerine Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurullarınca usulüne uygun düzenlenecek raporlar ve dayandığı tıbbi belgelerin incelenmesi sonucu, çalışma gücünün en az % 60’ını veya vazifelerini yapamayacak şekilde meslekte kazanma gücünü kaybettiği Kurum Sağlık Kurulunca tespit edilen güvenlik korucuları malul sayılır.
Güvenlik korucusu olarak görev yapmakta iken 55 yaşını dolduranlardan en az 15 yıl bu görevde bulunmuş olanlara yaşlılık aylığı bağlanır. Bu fıkra kapsamında yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için ayrıca terör suçlarından hüküm giymemiş olmak şarttır. Hüküm giymeden önce aylık bağlanmış olması halinde ise bağlanan aylık kesilir.
Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibariyle güvenlik korucusu olarak görevde bulunanların valiliklerin talebi üzerine güvenlik korucusu olarak geçen ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce uzun vadeli sigorta kollarına tabi olmadığı süreleri için müracaat tarihinde geçerli olan prime esas kazanç alt sınırı ve % 32,5 oranı üzerinden hesaplanacak prim tutarları, tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde valiliklerce ödenir. Bu süre içinde sigorta primlerinin ödenmemesi halinde bu Kanun'un 89. maddesi hükümleri uygulanarak primler tahsil olunur.
Bu maddenin yürürlük tarihinden önce görevi sona erenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibariyle bu Kanun kapsamında emekli, yaşlılık veya malullük aylığı ya da 442 sayılı Kanun'un mülga ek 16. maddesi veya 2330 sayılı Kanun kapsamında aylık bağlanmış olanlar hakkında bu madde hükümleri uygulanmaz.
Bu madde kapsamındaki sigortalılarla ilgili olarak bu madde de aksine hüküm bulunmaması kaydıyla bu Kanunun ilgili hükümleri uygulanır. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları tespit etmeye Kurum yetkilidir . \" düzenlemesi yer almıştır .
5510 sayılı Kanuna eklenen Ek 15. maddeyle maddenin yürürlük tarihi olan 29.04.2017 tarihi itibariyle güvenlik koruculuğu yapanlar ile bu tarihten sonra güvenlik korucusu olarak göreve başlayanlar 506 sayılı Kanun ve 5510 sayılı Kanun kapsamında sigortalı sayılmış ve haklarında uzun vadeli sigorta kolları hükümleri uygulanacağı belirtilmiştir.
Buna göre, maddenin yürürlüğe girdiği tarihte halen çalışmakta olanların geçmişe yönelik primlerinin tahsil edilebileceği, bu hal dışında, görevi maddenin yürürlük tarihinden önce sona eren ya da kendilerine bu kanun veya diğer özel kanunlar kapsamında aylık ve gelir bağlanmış olanlar hakkında 690 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 48. maddesiyle 5510 sayılı Kanun'a eklenen Ek 15 . maddedeki yasal düzenlemenin uygulanmayacağı gibi aynı zamanda anılan maddenin geçmişe de etkili olmayacağının yasa metninde açıkça ifade edilmiş olması karşısında, 20.10.1992 itibariyle geçici köy koruculuğu görevi son bulmuş olan davacının 506 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalı olarak kabul edilemeyeceği gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma sebebidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun miktardan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi ek kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.