10. Hukuk Dairesi 2025/15018 E. , 2026/4254 K.
\n\"İçtihat Metni\"MAHKEMESİ\t:İş Mahkemesi
SAYISI\t: 2024/131 E., 2025/87 K.
Mahkeme kararı, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl ve birleşen dava dilekçelerinde davacılar vekili özetle; dava dışı şirketin Yönetim Kurulu üyesi olduklarından bahisle haklarında düzenlenen şirketin 2011-2014 yılları arasına ait ödenmemiş olan borçlarının tahsiline yönelik olarak düzenlenen ödeme emirlerinin iptalini talep etmişlerdir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 31.05.2016 tarihli kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Son Bozma Kararı
Mahkeme tarafından verilen 02.11.2023 tarihli kararın süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairece verilen 03.04.2024 tarihli bozma ilamında, \"...Önceki bozma ilamında; \"... Dosya kapsamında, davacı ...’in 06.03.2012 - 03.07.2012; davacı ...’nun 04.07.2012 - 04.02.2013; davacı ...’nın 06.03.2012 - 04.02.2013 tarihleri arasında dava dışı .. Maden A.Ş. Yönetim Kurulu üyeleri oldukları, dava konusu edilen ödeme emirlerinin 2010/ 12... /10 uncu aylara ait dönem borçlarından oluştuğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece, idari para cezaları nedeniyle düzenlenen ödeme emirlerinin iptaline yönelik verilen kabul kararında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Prim ve diğer borçlar yönünden 5510 sayılı Kanun'un 88. maddesi kapsamında davacıların yönetim kurulu üyesi oldukları dönemle sınırlı olarak her bir ödeme emri yönünden sorumlu oldukları borç dönemleri ayrı ayrı belirlenerek infaza elverişli hüküm kurulması gerektiği\" belirtilerek hüküm bozulmuş ise de bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir.
Önceki kararın, davacıların Yönetim Kurulu üyesi oldukları dönemler belirlenmek suretiyle sorumlu olduğu borçların belirlenmesine yönelik olarak bozulduğu, Mahkemece bozmaya uyularak davacıların sorumlu oldukları dönemler belirlenmesine rağmen ödeme emirleri ile yapılan karşılaştırmada yapılan hesabın hatalı olduğu ve yazılı şekilde karar verildiği anlaşılmakta olup gerekirse yeni bir bilirkişiden borç miktarları ve dönemleri tespit edilerek infaza elverişli bir karar verilmelidir.\" gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin 29.04.2025 tarihli kararı ile hükümde belirtildiği şekilde asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacılar vekili, davanın kabulüne ve kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı Kurum vekili, davanın reddine ve kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1. Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı)
Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK)
2. Öte yandan, 506 sayılı Kanunu'nun 80. maddesi primlerin zamanında ve düzenli olarak tahsilini sağlamaya yönelik olup, anılan maddenin 1. fıkrası hükmüne göre, işveren, bir ay içinde çalıştırdığı sigortalıların primlerine esas tutulacak kazançlar toplamı üzerinden bu Kanun gereğince hesaplanacak prim tutarlarını ücretlerinden kesmeye ve kendisine ait prim tutarlarını da bu miktara ekleyerek en geç ertesi ayın sonuna kadar Kuruma ödemeye mecburdur.
5510 sayılı Kanun madde 88/1 hükmüne göre “4. maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen sigortalıları çalıştıran işveren, bir ay içinde çalıştırdığı sigortalıların primlerine esas tutulacak kazançlar toplamı üzerinden bu Kanun gereğince hesaplanacak sigortalı hissesi prim tutarlarını ücretlerinden keserek ve kendisine ait prim tutarlarını da bu tutara ekleyerek en geç Kurumca belirlenecek günün sonuna kadar Kuruma öder” görüldüğü gibi kanun, primlerin ne zaman ödeneceğini belirlememiş, bu konuda Kuruma yetki vermiştir.
SSİY madde 108’in önceki halinde, Kanunda belirtilen sigorta primleri, Kurumca çıkarılacak tebliğde belirtilecek süre içinde Kuruma ödeneceği hükmü vardı. Yani sigorta prim ödeme sürelerini belirleme yetkisi İşveren Uygulama Tebliğine bırakılmıştı. 01.09.2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan İşveren Uygulama Tebliğinin 2.4 maddesine göre ise, Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalıları çalıştıran işverenler, bir ay içinde çalıştırdıkları sigortalıların prime esas kazançları üzerinden hesaplanacak sigortalı hissesi prim tutarlarını sigortalıların ücretlerinden keserek, kendi hissesine isabet eden prim tutarlarını da bu tutarlara ekleyerek en geç takip eden ay/dönemin sonuna kadar Kuruma ödeyecekleri belirtilmişti.
29.05.2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanan değişiklikle Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği madde 108’e göre işverenler, Kanunun 4 üncü ve 5 inci maddelerine tabi çalıştırdığı sigortalılara, sosyal güvenlik destek primine tabi sigortalılara, 4857 sayılı İş Kanununun 7 nci maddesine göre iş görme edimini yerine getirmek üzere başka işverene geçici olarak devrettiği sigortalılara ilişkin primleri bu maddede öngörülen sürelerde öderler denilmiş, maddenin devamında ise 4/I-a sigortalıları yönünden primlerinin ödeme zamanı belirlenmiştir. Buna göre,
a) Ayın 1’i ile 30’u arasındaki çalışmaları karşılığı ücret alan sigortalılar için en geç belgenin ilişkin olduğu ayı izleyen ayın son gününe kadar,
b) Ayın 15’i ile müteakip ayın 14’ü arasındaki çalışmaları karşılığı ücret alan sigortalılar için en geç belgenin ilişkin olduğu dönemi izleyen takvim ayının 14’ü ne kadar, işverenlerce Kuruma ödenir.
Bu düzenlemeler uyarınca, primlerin ödenmesi gereken son gün itibariyle de olsa, kişiler yukarıda açıklanan statüde oldukları dönemlerde ödenmesi gereken ve tahakkuk eden primlerden sorumlu tutulmalıdırlar.
3. Mahkemece bozmaya uyulmuş ise de bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiş olup dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
Davacılardan ... ve ... yönünden yapılan hesap ve verilen kısmen kabul kararı yerindedir. Davacı ... yönünden ise, önceki bozma ilamında belirtildiği üzere 06.03.2012 - 03.07.2012 tarihleri arasında dava dışı .. Maden A.Ş. Yönetim Kurulu üyesi olduğu, dava konusu edilen ödeme emirlerinin (idari para cezaları dışında) 2010/ 12... /10. aylara ait dönem borçlarından oluştuğu anlaşılmakta olup Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda 2012/6. ay ve sonrasından sorumlu olmadığı belirtilmiş ise de adı geçen davacının 03.07.2012 tarihine kadar YK üyesi olması karşısında yukarıda yer alan mevzuat uyarınca 2012/6. ay dönem borçlarından sorumlu tutulması gerekmekte olup bilirkişi raporunda yer alan diğer hatalar da düzeltilerek adı geçen davacının 2012/2-6. aylarına ait borçlardan sorumlu olacak şekilde hüküm kurulması gerektiği halde bu husus üzerinde durulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,
Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine,
Dosyanın kararı veren Mahkemesine gönderilmesine,
09.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.