10. Hukuk Dairesi 2025/14820 E. , 2026/5015 K.
\n\"İçtihat Metni\"MAHKEMESİ\t: Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI\t: 2023/1637 E., 2025/1311 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ\t: Zonguldak 2. İş Mahkemesi
SAYISI\t: 2020/97 E., 2023/250 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA\t
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 19.10.2018 tarihli iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile \"Davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile, davacının iş kazası sonucu %16,00 maluliyeti nedeniyle hesaplanan ve talep edilen 136.395,45 TL maddi tazminatın iş kazası tarihi olan 19.10.2018 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davacının manevi tazminat talebinin kabulü ile davacının iş kazası sonucu %16,00 maluliyeti nedeniyle takdiren 32.000,00 TL manevi tazminatın iş kazası tarihi olan 19.10.2018 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine\" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, İlk Derece Mahkemesince aldırılan kusura dair heyet bilirkişi raporunda davacıya %20, davalıya ise %80 kusur izafe edildiği, aynı olaya ilişkin Kurum tarafından davalı aleyhine açılan rücu davasında ise ayrı ayrı oluşturularak aldırılan 15.12.2021 tarihli 18.03.2022 tarihli bilirkişi raporlarında Kurum sigortalısı işçinin %30 oranında, davalı işverenin ise %70 oranında kusurlu olduğuna dair görüş bildirildiği, rücu davasının Dairenin 2023/467 E. 2025/148 K. sayılı ilamı ile kesinleştiği, kesinleşen bu davada alınan kusur raporları ile tazminat dosyasında alınan kusur raporlarında taraflara kusur izafesine ilişkin değerlendirmelerin aynı mahiyette olmasına rağmen farklı oranlarda kusur izafe edildiği, işverenin gerekli önlemleri almamasına yönelik işverene kusur izafe edilirken işçiye ise çalışırken tedbirli ve dikkatli davranmaması nedeniyle kusur izafe edildiği, davacının montaj ustası olarak çalıştığı, iş yerindeki kıdeminin mevsimlik işçi olarak çalıştığı dönemde dahil 20 yıldan fazla olduğu, kazanın gerçekleşmesine neden olan iş aletlerini davacının uzun süredir kullandığı da dikkate alındığında hükme esas alınan kusur raporunda izafe edilen %20 den daha fazla kusur izafe edilmesi gerektiği, rücu davasında aldırılan kusur raporlarındaki kusur oranlarının bu nedenle yerinde olduğu, rücu davasındaki kusura göre davalının kusur oranın % 70, davacının %30 olarak kabulünün yerinde olacağı, hesap bilirkişi raporundaki veriler %70 kusura uyarlanarak 119.346,01 TL maddi tazminat belirlendiği gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına \"Davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile davacının iş kazası sonucu %16,00 maluliyeti nedeniyle hesaplanan ve talep edilen 119.346,01 TL maddi tazminatın iş kazası tarihi olan 19.10.2018 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
Davacının manevi tazminat talebinin kabulü ile davacının iş kazası sonucu %16,00 maluliyeti nedeniyle takdiren 32.000,00 TL manevi tazminatın iş kazası tarihi olan 19.10.2018 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine\" karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kazanın işçinin kusuru ile meydana geldiğini, Bölge Adliye Mahkemesince verilen yeni kararda kusur durumunun değiştiği dikkate alındığında hükmedilen manevi tazminat miktarının da yeni kusur durumuna göre düşmesi gerekirken aynı kalmasının hatalı olduğunu, maluliyet oranı ve kusur raporu hatalı olup, hatalı raporlara istinaden alınan ve Mahkemece hükme esas alınan hesap raporunda yapılan hesaplamaların fahiş, hatalı ve fazla olduğunu, zarar hesabının işçinin ilerde kazancının artacağı varsayımına dayanılarak yapılması, buna karşın ...'ca bağlanan gelirlerden hesap tarihindeki gelirlerin indirilmesi gerekirken, gelirlerin ilk peşin sermaye değerlerinin düşülmesinin işçi lehine sebepsiz zenginleşmeye yol açtığını, davacının maddi zarar hesabının belirlenmesi sırasında fiili gün ortalaması tespitinde sadece fiilen çalışılan günlerin esas alınması gerektiğini, pasif dönem için hesap yapılmasının yanlış olduğunu, davacının yaşlılık aylığı alacağı pasif dönemde herhangi bir efor sarfı söz konusu olmadığını ve pasif dönem hesabının rapordan çıkarılması gerektiğini belirterek temyiz etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
A)Davalı vekilinin manevi tazminata ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.
Dosya içeriğine göre, temyize konu edilen miktarların Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile yürürlükte olan 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6100 sayılı Kanun'un Ek-1. maddesinin ikinci fıkrasına getirilen değişikliğe göre kesinlik sınırı olan 72.070,00 TL’nin altında bulunduğu anlaşılmakla bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir.
B) Davalı vekilinin maddi tazminata ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Davalı vekilinin manevi tazminat istemine yönelik temyiz isteminin miktardan REDDİNE,
Davalı vekilinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının reddine, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgiliden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.