1. Ana Sayfa
  2. Mevzuat Merkezi
  3. Yargıtay
  4. Yargıtay Kararları
Yargıtay Kararı

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/14572 E., 2026/5387 K.

Yargıtay 22.04.2026 Sayı: 2025/14572 E. - 2026/5387 K. 10. Hukuk Dairesi

10. Hukuk Dairesi 2025/14572 E. , 2026/5387 K.

\n\"İçtihat Metni\"MAHKEMESİ\t: Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi

SAYISI\t: 2025/1146 E., 2025/1549 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ\t: Antalya 9. İş Mahkemesi

SAYISI\t: 2022/13 E., 2024/428 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalıya ait pazar tezgahlarında ve .. Kapalı Halk Pazarında, 25.09.2003 tarihinden 13.06.2014 tarihine kadar sürekli, tezgahtar olarak çalıştığını, bu dönem içerisinde 26 Ağustos 2007 tarihinde askere gittiğini, 16... tarihinde tekrar aynı işveren yanında çalışmaya başladığını, davalı tarafından bu çalışma döneminde 2007 yılı için 77 gün, 2009 yılında 147 gün, 2010 yılında ise 164 günü Kuruma bildirdiğini, müvekkilinin işten ayrıldığı tarihte, günlük 100 TL yevmiye ve haftada 6 gün çalışmakta olduğunu ve yine çalışma saatlerinin sabah 6 akşam 10:30 11:00 saatleri arası olduğunu, dini bayramlar hariç tüm resmi tatil ve bayramlarda çalıştığını, yatırılan sigortaların davacı tarafından, hakikate aykırı olarak asgari ücret üzerinden yatırıldığının tespitini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ın Perakende Balık alım satım ticareti yaptığını, balık alım ve satım işlerinin de ülkede sezon tabir edilen ve genellikle, yoğunlukla Eylül – Nisan ayları arasında yapıldığını, müvekkilinin, aldıkları balıkları .. açık ve kapalı pazarlarında tezgah tabir edilen pazarlama usulü ile sattığını, davacının çalıştığını iddia ettiği ... numaralı iş yerinin 01.10.2005 tarihinde yasa kapsamına alındığını, müvekkilinin, davalının bu tarih öncesinde 506 sayılı Kanun kapsamına alındığını ve alınma koşullarını taşıyan iş yerinin bulunmadığını, müvekkilinin, sahibi olduğu iş yerinde çalışmakta olan işçiler yanında işin yoğunluğuna göre zaman zaman ihtiyaca göre belli süreler içinde istihdam edilmek üzere işçi alımı yaptığını ve bu işçilerin iş yoğunluğunun ortadan kalkıncaya kadar çalıştırılmakta olduğunu, davacı işçinin de bu bağlamda zaman zaman iş yerinde çalıştığını ve çalıştığı süre içinde tüm hizmetlerini SGK’ya bildirdiğini, davacının iddia ettiği gibi 25.09.2003 tarihinde işe başladığı iddiasının doğru olmadığını, müvekkili ...'ın ticari işletmesini 01.10.2003 tarihinde açtığını beyanla, davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile

\"Davanın kısmen kabulü ile

1-)Davacının davalı müteveffa ...'a ait .. .. sicil numaralı iş yerinde 03.04.2007 - 15.08.20 07... .12.2008 - 04.08.2009 tarihleri arasında ve .. 07 sicil numaralı dahili davalı ...'a ait iş yerinde 15.06.2010 - 13.06.2014 tarihleri arasında tam zamanlı ve kesintisiz olarak 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesi kapsamında günün prime esas asgari kazancı üzerinden hizmet akdine tabi olarak çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine\" karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı, davalılar ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

1.Davacı vekili, davanın kabulü ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davalılar vekili, davanın reddi ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

3.Fer'i müdahil Kurum vekili, davanın reddi ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, hizmet ve prime esas kazanç tespitine ilişkindir.

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçiş hükümlerini içeren Geçici 7. maddesi gereğince 506 sayılı Kanun'un 79/10. ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9. maddeleri olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.

3. Bu tür davalarda mahkemece yapılacak iş, davacıyla ilgili varsa tüm belge ve kayıtlar işverenden istenilmeli, çalışmanın gerçekleştiği ileri sürülen işyerinin Kurum nezdinde bulunan dosyası, işverence hazırlanması gerekli ücret ödeme bordroları, puantaj kayıtları ve diğer kayıtlar getirtilmeli, dönemsel sigorta primleri bordrosuyla veya aylık prim ve hizmet belgesiyle bildirimleri yapılan sigortalılar tanık sıfatıyla dinlenilmeli, Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, inceleme yapılmışsa belgeler getirtilmeli, aynı çevrede faaliyet yürüten ve davacının çalışmasını bilebilecek durumda olan tarafsız nitelikte başka işverenler ve bordrolu çalışanlar yöntemince saptanarak tanık sıfatıyla dinlenilmeli, işçilik alacaklarına ilişkin dava dosyasının varlığı araştırılarak celbedilmeli ve işçilik hakları davasında dinlenen tanıkların anlatımları ile bu dosyada bilgi ve görgüsüne başvurulan tanıkların anlatımları karşılaştırılmalı, varsa çelişki giderilmeli, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, işin mevsimlik olduğu anlaşılırsa dönemleri belirlenmeli, bu dönemde davacı ile işveren arasındaki sözleşmenin askıda olduğu ve mevsimlik dönemlerde hak düşürücü sürenin işlemeyeceği gözönünde bulundurulmalı; böylelikle; çalışmanın varlığı, başlangıç ve bitiş tarihleri, mevsimlik mi, sürekli mi olduğu, yapılan işin kapsam ve niteliği de nazara alındığında kısmi çalışma mümkün olduğundan kısmi ve kesintili olup olmadığı yöntemince araştırılmalıdır.

4. 506 sayılı Kanun'un 79/10. maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki; sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihi de kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır.

Öte yandan, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2003/21-43 Esas, 2003/97 Karar ve 26.02.2003 tarihli kararında ayrıntıları açıklandığı üzere; kural olarak işe giriş bildirgeleri ve ücret ödeme bordroları sigortalının imzasını içermelidir. Sigortalı, anılan belgeleri hile, hata veya manevi baskı altında imzaladığını ileri sürmemiş veya imzanın kendisine ait olmadığını ya da kesintisiz çalıştığını söylememiş ise, birden fazla işe giriş bildirgesinin varlığı ve işyerinden yapılan kısmi bildirimler, sigortalının o işyerinde kesintili çalıştığına karine oluşturur. Bu karinenin, aksinin, ancak, eş değer de delillerle kanıtlanması gerekmekte olup tanık sözlerine değer verilemez. Bu halde ise hak düşürücü sürenin kesinti tarihleri dikkate alınarak her bir dönem bakımından ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekecektir.

5. Eldeki davada, davacı davalıya ait işyerinde 25.09.2003-13.06.2014 tarihleri arasında çalıştığı iddiasıyla hizmet tespiti talebinde bulunmuş olup Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de verilen hüküm eksik araştırma ve hatalı değerlendirmeye dayalı bulunmuş olup dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin tüm, davalı ve fer'i müdahil Kurum vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.

6. Davacı, davalıya ait pazar tezgahlarında ve .. Kapalı Halk Pazarı'nda çalıştığını iddia etmekte olup 17.01.2007-02.04.20 07... .08.2009-14.06.2010 tarihleri arasında ... sicil numaralı davalılar murisi ... işyerinden, 17.06.2014-25.06.2014 tarihleri arasında ise ... sicil numaralı davalı ... işyerinden sigorta bildirimlerinin yapıldığı, ... sicil numaralı ... adına kayıtlı işyerinin balık satışı mahiyetiyle 01.12.2005-29.02.2012 tarihleri arasında .. Halk Pazarı .. adresinde kayıtlı olarak 506 sayılı Kanun kapsamında olduğu, ... sicil numaralı işyerinin ise 17.02.2012 tarihinden beri Kanun kapsamında bulunduğu; Mahkemece dinlenilen tanıkların çoğu davacının kendi işini yapmak üzere ara verdiğini söylediği halde Mahkemece bu husus üzerinde durulmadığı anlaşılmakla; bu hususta zabıta marifetiyle davacının hangi tarihlerde ve hangi pazar yerlerinde tezgah açtığı, bu tezgahların davacı adına mı yoksa davalılar murisi ... adına mı tahsis edildiği sorulup araştırılmalı, davacının ara verdiği tarihler belirlenip buna göre hak düşürücü süre yönünden değerlendirme yapılmalı, tanık beyanları ve toplanılan tüm deliller değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.

Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle,

1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

3.Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililerine iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

22.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu belge hakkında bize yazın Metinde hata mı gördünüz, sorunuz mu var?
Mesaj türü

İletişim bilgileri isteğe bağlı — size dönüş yapmamızı isterseniz doldurun.

Mesajınız yalnızca ekibimize iletilir, sayfada yayımlanmaz.
Kopyalandı