10. Hukuk Dairesi 2025/14495 E. , 2026/6463 K.
\n\"İçtihat Metni\"
MAHKEMESİ\t: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI\t: 2023/2899 E., 2025/1648 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ\t: Kırıkkale 1. İş Mahkemesi
SAYISI\t: 2022/293 E., 2023/270 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 01.08.1986 tarihinde davalı ... Kurumuna ait ... Fabrikası Dökümhane bölümünde dökümcü olarak çalışmaya başladığını, 01.08.1986 - 01.08.1988 tarihleri arasında işveren tarafından sadece sağlık sigortası yapılmak suretiyle çalıştırıldığını, davacının bu tarih aralığının 18 yaşın üzerine denk gelen kısmını mahkeme kararı ile hizmet süresine dahil ettirdiğini, davacının doğum tarihinin 02.06.1969 olması itibarıyla 18 yaşın altındaki yani 01.06.1987 tarihine kadar olan kısmın hizmet tespit davasının konusu olduğunu, davacının işten çıkarıldıktan bir müddet sonra ... Fişek Fabrikasında çalışmaya başladığını ve halen işçi olarak çalışmaya devam ettiğini, davalı ... Kurumunun düzenlemiş olduğu yarışma usulü yazılı ve sözlü mülakatlar ile işçi olma yeterliğine sahip olduğu tespit edilen kişileri çıraklığa kabul ettiğini, daha sonra ise işçi olarak çalıştırdığını, davacının, davalı ... Kurumuna ait Silah Fabrikasında çalışmaya başlatıldığını, fabrikanın farklı atölyelerinden diğer işçilerle yanı işlerde çalıştırıldığını, hafta içi her gün olmak kaydıyla sabah saat 7:30'dan akşam 17:00'a kadar bilfiil çalıştırıldığını, davacının, davalı Kuruma ait fabrikada diğer kadrolu işçilerle beraber çalıştırıldığını, davalı Kuruma ait Çıraklık Okulu kapandığından sürekli olarak hafta içi her gün fabrikaya gelme zorunluluğunun bulunduğunu, diğer işçiler ile aynı şekilde çalıştırıldığını ve kendisine asgari ücretin üzerinde işçi ücretinin verildiğini, diğer işçilere sağlandığı gibi yemek, ayakkabı, havlu gibi sosyal hakların sağlandığını, ücretli yıllık izin haklarının dahi kullandırıldığını, davacının 01.08.1986 - 01.06.1987 tarihleri arasındaki yani 18 yaşından önceki çalışmalarının hizmet akdiyle sürekli ve kesintisiz bir şekilde çalıştığının ve bu sürelerin uzun vadeli sigorta kapsamında olduğunun tespit edilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın hak düşürücü süreye uğradığını, dava edilen dönemde davacı reşit olmadığından davacının velisi ile imzalanan çıraklık sözleşmesinin ardından 30 yıl geçtikten sonra inkâr edilmesinin Medeni Kanunun iyi niyet kuralına ve hukukun temel kurallarına aykırı olduğunu, 3308 sayılı Kanuna dayanarak davaya bakmaya İş Mahkemesinin değil Asliye Hukuk Mahkemesi görevli olduğunu ve davanın öncelikle görev yönünden reddinin gerektiğini (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın E.1992/8753, K.1992/12185 sayılı T.3.11.1992 tarihli kararı), Davacının çıraklık döneminde 3308 sayılı Kanun ve bu Kanun doğrultusunda yürürlüğe giren yönetmelik hükümleri gereğince imzalanan çıraklık sözleşmesi dikkate alınarak çıraklık eğitimine tabi tutulduğunu, asgari ücretin %30'u kadar ücret aldığını ve 30'ar gün yıllık izin kullandığını, Çıraklık Okulunun 1986 yılında 3308 sayılı yasanın yürürlüğe girmesi ile kapandığını, davacının 3308 sayılı Kanun ve bu Kanun doğrultusunda yürürlüğe giren yönetmelik hükümleri ve velisi ile imzalanan çıraklık sözleşmesi dikkate alınarak çıraklık eğitimine tabi tutulduğunu, davacının üretimde çalışması, fazla mesai yapmasının fiziksel olarak da imkânsız olduğunu, bir işçi 50 kg yük kaldırabilirken çırakların böyle bir yükü kaldırmalarının mümkün olmadığını, çırağın görevinin ustasına yardımcı olmak ve sanatını ustasından görerek geliştirmek olduğunu, kıdemli ve deneyimli bir işçinin bile sürekli çalıştığı atölye ve tezgâhtan, başka bir atölye ve tezgâha verildiği takdirde eğitime tabi tutulduğunu, davacının 18 yaşını doldurduktan sonraki eğitiminin işçilikten sayılarak hizmetlerinin uzun vadeli sigorta kollarına tabi olduğunun tespitini talep etmesinin haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, çıraklık süresinin 3-4 yıl olduğunu, çıraklık eğitimini tamamlayıp çıraklık diploması alınmasının esas olduğunu, Kırıkkale 2. İş Mahkemesince verilen 2015/2 E. 2015/409 K. sayılı dava dosyasında yer alan bilirkişi raporunda; \"506 Say K-60-G maddesi gereği, 18 yaşından sonraki çalışmalarının uzun vadeli sigorta kollarına tabi sayılması gerektiği\" şeklinde görüş verildiğini, dolayısıyla davacının ancak çıraklık diplomasını aldıktan sonraki süreç için uzun vadeli sigorta kollarına tabi olarak çalıştığını, savunma sanayii noktasında üretim yapan davalı şirketin işçileri bile belirli prosedürler ve güvenlik önlemleri dahilinde çalışmakta iken eğitim sürecindeki çırakların işçi gibi çalıştırılması ve o ağır iş yükünün altına yalnız başlarına sokulmalarının başta davalı şirketin çalışma disiplini olmak üzere işin kendi tabiatı gereği mümkün bulunmadığını, aynı talep ile açılan Ankara 5. İş Mahkemesi 2020/224 E. sayılı dava dosyası kapsamında düzenlenen bilirkişi raporunda yer alan; \"24.03.1974 doğumlu olan davacı, çırak olarak eğitime başladığı 06.10.1988 tarihinde 14... aylıktır. Sosyal güvenlik mevzuatına göre sigortalılık niteliğinin oluşumu yönünden yaşın önemi olmamakla birlikte, çalışma mevzuatına göre yapılan işin çalışan kişinin yaşına ve bünyesine uygun olması gerekmektedir. Davacının kaynakçılık mesleğini öğrenmek üzere çıraklığa başladığı, davalı işyerinin de özel sektöre ait olmayıp kamuya ait bir işyeri olduğu belirgindir. Kamuya ait olan bir işyerinde, kaynakçılık gibi 3-5 ayda mesleğin öğrenilip, üretime yönelik olarak ve asgari ücretin %30'u kadar bir ücretle 3,5 yıl süreyle çalışıldığı iddiasının hayatın olağan akışı içerisinde mümkün olamayacağı değerlendirilmektedir.\" şeklindeki ifadelerin, davalı şirketin konumunu aydınlatması ve çıraklık eğitiminin içeriğine vurgu yapması bakımından önemli olduğunu, davalı şirkete karşı açılan Ankara 27. İş Mahkemesi 2020/274 E. ve 2022/68 K. sayılı emsal nitelikteki hizmet tespiti dosyasında; davacının çıraklık sözleşmesi ile çalıştığı dönem olan 05.10.1987 - 01.03.1991 tarihleri arasındaki çalışma döneminde yaşının 13... ay ile 17... ay arasında olması nedeniyle işyerindeki konumu, yeterliliği ve tecrübe düzeyi göz önüne alındığında, davacının üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılmadığı, meslek ve sanat eğitiminin ön planda tutulduğu, bu nedenle davacının işyerindeki konumunun üretime yönelik olmayıp eğitime yönelik olduğu ve bu durumda da davacının uzun süreli sigortalı kollarına tabi olarak çalıştığının hiçbir kuşku ve duraksamaya yol açmayacak şekilde kanıtlanamadığının belirtildiği ve davacının çırak olarak 05.10.1987 - 01.03.1991 tarihleri arasında geçen çalışmasının da uzun vadeli sigorta kollarından kabul edilmesinin mümkün olmadığı yönünde karar verildiğini, aynı şekilde, emsal nitelikte Ankara 41. İş Mahkemesinde görülen 2020/226 E. ve 2022/316 K. sayılı kararda davalı ... Silah Fabrikasında çıraklık sözleşmesi kapsamında geçen çalışmanın, meslek ve sanat öğrenimi unsurunun bulunmadan sadece üretime yönelik olduğunun tespit edilmediğini, bu dönem yönünden kısa vadeli sigorta kolları kapsamında yapılan bildirimlerin uzun vadeli sigorta kolları kapsamında bulunduğuna karar verilemeyeceğinin belirtildiğini, kararın gerekçesinde, \"Teknik bir alanda çalışma yapıldığı belirgin olan ... Silah Fabrikasında, hiçbir eğitim alınmadan, çıraklık sözleşmesinin başladığı ilk günden itibaren hizmet akdi ile çalışıldığının kabulü ise hayatın olağan akışına uygun bulunmayacaktır.\" şeklinde değerlendirme yapılarak davacının taleplerinin reddine karar verildiğini, açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın hak düşürücü süreye uğradığını, Kurum kayıtlarının incelenmesinde davacının 1987/01 öncesine ilişkin hizmet bildiriminin bulunmadığını, davacının dava konusu ettiği 01.08.1986 - 01.06.1987 tarihleri arasında hizmet akdine tabi çalışmasının görülmediğini, hizmet tespit davalarının kamu düzenine ilişkin olduğunu, çalışma olgusunun varlığının hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde somut ve inandırıcı yazılı belgelerle ortaya konması, davacıya ait sigorta sicil dosyası, işveren nezdindeki şahsi sicil dosyası, dönem bordroları, vizite kağıdı, ücret tediye bordroları gibi kayıtların celp edilmesi, davacı tarafça delil olarak ifadelerine dayanılan tanıkların davacıyla aynı işyerinde çalışan ve Kuruma intikal ettirilen aylık prim bordrolarında adı geçen şahıslardan olması gerektiğini, bir kimsenin 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı sayılabilmesi için bir işveren nezdinde hizmet akdiyle çalışması gerektiğini, çalışmaya ilişkin belgelerin neler olduğunun ve ne zaman Kuruma gönderilmesi gerektiğinin ilgili kanunda düzenlendiğini, söz konusu maddelerde düzenlenen belgelerin davalı tarafından Kuruma bildirilmemesinde Kuruma atfı kabil bir sorumluluk yüklenemeyeceğini, açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
\"Davacının davasının kabulü ile,
1-Davacının davalı kurumda 01.08.1986-01.06.1987 tarihleri arasında hizmet akdiyle uzun vadeli sigorta kollarına tabi olacak şekilde kesintisiz çalıştığının tespiti ile ilgili tarihlerdeki çalışmalarının prim ödeme gün sayısına ilavesinin gerektiğinin tespitine\" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davalı vekili, davanın reddi ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2.Fer'i müdahil Kurum vekili, davanın reddi ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir.
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanun'un Geçici 7. maddesi kapsamında uygulama alanı bulan 506 sayılı Kanun'un 79/10. maddesidir. Bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Bu tür aidiyet ve tespit davalarında gerçeğin tam olarak saptanması için, işin kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde etraflıca araştırılması gereği ortadır. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanması gerektiği özellikle göz önünde bulundurulmalıdır.
3. 506 sayılı Kanun’un 2. maddesine göre sigortalılık niteliği, hizmet akdinin kurulması ve 6'ncı madde gereğince çalışmaya başlanması ile edinilir. Aynı Kanun’un “Sigortalı Sayılmayanlar” başlıklı 3/II-B maddesinde; “Özel kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında, çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile bu Kanunun 35. maddesi hükümleri uygulanmaz.” hükmü öngörülmüştür.
Atıf yapılan ve dava konusu dönemde yürürlükte bulunan özel kanun olan 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu'nun 3. maddesi, çırağı; “çıraklık sözleşmesi esaslarına göre bir meslek alanında mesleğin gerektirdiği bilgi, beceri ve iş alışkanlıklarını iş içerisinde geliştirilen kişi” olarak tanımlanmıştır.
Anılan Kanun'un “Çıraklık Şartları” başlıklı 10. maddesine göre çırak olabilmek için,
a)14 yaşını doldurmuş, 19 yaşından gün almamış olmak. (Bu bentte yer alan \"onüç yaşını\" ibaresi, 16/8/1997 tarih ve 4306 sayılı Kanunun 6. maddesiyle \"ondört yaşını\" olarak değiştirilmiştir.)
b)En az ilköğretim okulu mezunu olmak.
c)Bünyesi ve sağlık durumu gireceği mesleğin gerektirdiği işleri yapmaya uygun olmak gerekmektedir.
Ancak, 19 yaşından gün almış olanlardan daha önce çıraklık eğitiminden geçmemiş olanlar, yaşlarına ve eğitim seviyelerine uygun olarak düzenlenecek mesleki eğitim programlarına göre çıraklık eğitimine alınabilir. Kanun'un 13. maddesi hükmüne göre ise; “Bu Kanunun uygulandığı yer ve meslek dallarında 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun çıraklık sözleşmesine dair hükümleri ile 18 yaşını doldurduktan sonra sözleşmesi devam eden çıraklar hakkında 1475 sayılı İş Kanunu'nun, İşçi Sağlığı ve Güvenliği başlıklı beşinci bölümünde yer alan hükümleri dışındaki hükümler uygulanmaz.”
Bu hükümler çerçevesinde taraflar arasındaki ilişkinin niteliği belirlenirken, başka bir ifade ile, davacının uyuşmazlığa konu dönemde çırak olup olmadığına karar verilirken, çalışma ilişkisine bakılmalıdır.
Gerçekten de çıraklık sözleşmesinde, akdi ilişkinin üstün niteliği çalışma olgusu değil, sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesidir. Ancak çırak, işyerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıyor, meslek ve sanat eğitimi arka planda tutuluyorsa, bu durumda çıraklık ilişkisinden söz edilemeyecektir.
Sözü edilen öğrencilerin sigortalı sayılmamaları, “tatbiki mahiyetteki yapım ve üretim işleri” nin gördükleri öğrenimin doğal bir gereği olmasından ötürüdür. Bir başka anlatımla, bu işler -SSK anlamında sigortalı işçilerin gördükleri iş görünümünde bulunsalar bile- belirgin olarak öğrenim çevresine girmektedir. Bu bakımdan, bu gibi durumlarda, esasen bir hizmet akdinin varlığından söz edilemeyeceği için sigortalılık niteliği edinme hali de söz konusu değildir (Mustafa Çenberci, Sosyal Sigortalar Kanunu Şerhi; Ankara, 1977 Baskı, s;130).
4. Bir işyerinde üretim-imalat, malzemelerin veya bileşenlerin fiziksel olarak bir araya getirilip bir ürünün oluşturulduğu süreci ifade eder.İmalat, genellikle seri üretim veya kitlesel üretim süreçlerini içerir. İmalat, belirli makinelerin, proseslerin ve işçilerin kullanımını gerektirebilir. Genellikle ürünün kalitesi, maliyeti ve üretim hızı gibi faktörler önemlidir. ..., nitelikli askeri malzemeler üreten bir kamu kurumu olup, işyerinde üretimde çalışan işçilerde bu üretimi yapabilecek yeterli bilgi birikimi ve tecrübeye sahip kişiler olması gerektiği kuşkusuzdur. ... işçi alımınında önceleri kendi bünyesinde kurduğu çıraklık okulunu bitirenler arasından sınavla almakta iken bunların kapanması üzerine Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Mesleki Eğitim Merkezlerinde eğitim alanlardan başarılı olanlar arasından sağlamaktadır.
5. İnceleme konusu eldeki davada, davacı 01.08.1986 - 01.06.1987 tarihleri arasında ... Fabrikası Dökümhane bölümünde dökümcü olarak çalıştığını beyanla hizmet sürelerinin tespitine karar verilmesini talep etmiş olup Mahkemece, davacının çalışmalarının üretime dayalı olduğu, meslek öğrenmeye yönelik olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.
6. Somut olayda, davacının 01.08.1986 tarihli davalı ... A.Ş.'den verilen işe giriş bildirgesi ve 03.08.1987 tarihli çıraklık sözleşmesinin bulunduğu, anılan sözleşme ile hassas ve ağır işler yapan kamu kurumu niteliğindeki davalı iş yerinde çırak olarak işe başladığı, Mahkemece, döküm işinde 17 yaşında işe başlayan, çıraklık sözleşmesi bulunan ve o güne kadar herhangi bir işte çalışmayan, işle ilgili herhangi bir deneyimi olmayan davacının nitelik gerektiren bir işte üretime ne şekilde katıldığı hususu tüm yönleriyle açıklığa kavuşturulmadan, iş yerindeki faaliyetlerinin çıraklık eğitimindeki teorik eğitimin tamamlatılmasına yönelik pratik eğitime yönelik olup olmadığı tartışılıp değerlendirilmeden soyut tanık beyanlarına dayalı olarak davacının tüm sigorta kollarına tabi çalıştığının tespitine karar verilmesi isabetsizdir. Mahkemece, öncelikle davacının 18 yaşından sonraki çalışmalarının tespitine yönelik olarak davalı aleyhine açtığı Kırıkkale İş Mahkemesi'nin E.2009/597 sayılı dava dosyası celbedilmeli, sonrasında davacının üretime nasıl katıldığı, hangi işleri nasıl yaptığı, bu yeterliliğe nasıl sahip olduğu titizlikle araştırılmalı, somut olarak ortaya konulmalıdır. Yetersiz soyut tanık beyanlarına dayanarak karar verilmesi isabetsizdir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.