1. Ana Sayfa
  2. Mevzuat Merkezi
  3. Yargıtay
  4. Yargıtay Kararları
Yargıtay Kararı

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/14231 E., 2026/5219 K.

Yargıtay 21.04.2026 Sayı: 2025/14231 E. - 2026/5219 K. 10. Hukuk Dairesi

10. Hukuk Dairesi 2025/14231 E. , 2026/5219 K.

\n\"İçtihat Metni\"MAHKEMESİ\t: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 48. Hukuk Dairesi

SAYISI\t: 2023/2498 E., 2025/1329 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ\t: Saray(Tekirdağ) 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

SAYISI\t: 2017/367 E., 2023/212 K.

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirkette ham madde hazırlama operatörü olarak çalışırken 29.09.2013 tarihinde kesme makinesinin redüktör motorunun dişlisinin sol ayak baş parmağını ve ikinci parmağını kopardığını, kazadan bir kaç ay sonra makinenin hurdaya satıldığını, davalı iş yerinde iş güvenliği eğitimlerinin usulüne uygun verilmediğini, koruyucu ekipmanın taşınması gereken şartları taşımadığını, kaza nedeniyle davacıda uzuv kaybı ile meslekte kazanma gücü kaybı oluştuğunu beyanla, maddi tazminat ile manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.\t

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddialarının asılsız olduğunu kazanın davacının kusuru nedeniyle meydana geldiğini davacının işleyen makinayı durdurmadan ve güvenlik tedbirlerine uymadan makinenin kapağını açmaya çalıştığını, davalı iş yerinde iş güvenliği eğitimlerinin usulüne uygun olarak verildiğini, kazanın üzerinden 5 yıl geçtikten sonra dava açılmasının kötü niyetli olduğunu beyanla haksız davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; \".1-Davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile

-182.917,17 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 22.09.2013 itibariyle işleyecek olan yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

2-Davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile

-20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 22.09.2013 itibariyle işleyecek olan yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,..\" karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; \"..1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,

2-Harçlar Kanunu'na bağlı tarife uyarınca alınması gerekli 615,40 TL istinaf karar harcından, peşin alınan 269,85 TL'nin mahsubuyla bakiye 345,55‬ TL harcın davacıdan tahsiliyle hazineye gelir kaydına,

3-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,..

\" karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; hükme esas alınan kusur ve maluliyet oranı hatalı olduğundan kararın da hatalı hale geldiğini, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun dosya üzerinden bildirmiş olduğu maluliyet oranının esas kabul edilmesinin hatalı olduğunu, raporun davacının muayene edilmesi sonrasında oluşturulması gerektiğini, bu orana itirazlarını sundukları dilekçenin değerlendirilmediğini, denetime elverişsiz çelişkili kusur raporundaki oranları kabul etmediklerini, bu konuda dosyaya bilimsel mütalaa sunduklarını %85 oranındaki kusurun fahiş olduğunu ve gerçekçi olmadığını, dosyanın Adli Tıp İlgili İhtisas Dairesine tevdii ile hem kusur hem iş göremezlik bağlamında rapor alınması, akabinde yeniden hesaplama yapılması için hesap bilirkişisine gönderilmesine dair taleplerinin reddedilmesinin adil yargılanma hakkının ihlali anlamına geldiğini, hükmedilen manevi tazminat oranının hatalı olduğunu, maddi tazminat bakımından dava dilekçesinde talep edilen miktarın 100,00 TL olduğunu ıslahla arttırılan tutar dahil tüm maddi tazminata kaza tarihinden faiz işletilmesinin hatalı olduğunu aleyhe hükmedilen yargılama giderleri ve vekalet ücreti de dahil davanın reddi gerektiğini belirterek temyiz talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

Dosya kapsamından; Mahkemece hesaba dair alınan raporlarda davacının sürekli iş göremezlik oranının Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Kurulu kararında ve Yüksek Sağlık Kurulunun 23.12.2020 tarihli kararında belirlenen % 12,30 oranı olarak esas alındığı, davalı vekilince aşamalarda davacının sürekli iş göremezlik oranına itiraz edildiği ancak Mahkemece bu yöndeki itirazın değerlendirilmediği anlaşılmaktadır.

5510 sayılı Kanun'un 18. maddesinde Kurumca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurullarından istirahat raporu alınmış olması şartıyla; iş kazası nedeniyle iş göremezliğe uğrayan sigortalıya her gün için geçici iş göremezlik ödeneği verileceği, 19. maddesinde iş kazası sonucu oluşan hastalık ve özürler nedeniyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık Kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanacağı; iş kazası ve meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezlik hallerinde meslekte kazanma gücündeki kayıp oranının belirlenmesine ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasların Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği bildirilmiştir.

5510 sayılı Kanun'un 95. maddesine göre \"Bu Kanun gereğince, yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, çalışma gücü kaybı, geçici iş göremezlik ödeneklerinin verilmesine ilişkin raporlar ile iş kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü veya çalışma gücü kaybına esas teşkil edecek sağlık kurulu raporlarının usûl ve esaslarını, bu raporları vermeye yetkili sağlık hizmeti sunucularının sahip olması gereken kriterleri belirlemeye, usulüne uygun olmayan sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeleri düzenleyen sağlık hizmet sunucusuna iade edecek belirlenen bilgileri içerecek şekilde yeniden düzenlenmesini istemeye Kurum yetkilidir. Usulüne uygun sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeler ile gerekli diğer belgelerin incelenmesiyle; yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, vazife malullük derecesini, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu tespit edilen meslekte kazanma gücünün kaybına veya meslekte kazanma gücünün kaybı derecelerine ilişkin usûlüne uygun düzenlenmiş sağlık kurulu raporları ve diğer belgelere istinaden Kurumca verilen karara ilgililerin itirazı halinde, durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır.

Kural olarak Yüksek Sağlık Kurulunca verilen karar Sosyal Güvenlik Kurumunu bağlayıcı nitelikte ise de, diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı olmadığından Yüksek Sağlık Kurulu Kararına itiraz edilmesi halinde inceleme Adli Tıp Kurumu aracılığıyla yaptırılmalıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı Kararı da bu yöndedir.

Adli Tıp 3. İhtisas Kurulundan alınacak rapor ile Yüksek Sağlık Kurulu Kararı arasında sürekli iş göremezlik oranına yönelik görüş ayrılığı bulunduğu takdirde çelişkinin giderilmesi için dosyanın Adli Tıp 2. Üst Kuruluna gönderilerek çıkacak sonuca göre karar verilmesi gerekir.

Somut olayda, davacının sürekli iş göremezlik oranının % 12,3 olduğuna ilişkin Kurum Sağlık Kurulu ve Yüksek Sağlık Kurulu kararına davalı vekilince Kurum tarafından tespit edilen sürekli iş göremezlik oranına itiraz edildiği değerlendirildiğinde Mahkemece sırasıyla Adli Tıp Kurumu Üçüncü İhtisas Dairesinden rapor alınması; mevcut raporlar arasında çelişki oluşması ve itiraz halinde ise; raporlar arasındaki çelişkinin Adli Tıp Kurumu İkinci Üst Kurulundan rapor alınmak suretiyle karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur.

Mahkemece yapılacak iş, sürekli iş göremezlik oranına ilişkin temyiz eden davalı vekilinin itirazı gereği yukarıda açıklanan prosedür işletilerek, davalının itirazlarını kapsar tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirleyip kesinleştirmek, yeniden hesap raporu alınmasının gerekmesi halinde davacının temyiz talebinde bulunmadığı usuli kazanılmış hak gözetilerek oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle,

Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşın davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

21.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bordro ve SGK

Bordro, prim, teşvik ve SGK bildirgeleri konusunda sorunuzu SMMM ekibimize iletin.

Mali müşavirlik hizmetimiz

Mesajınız SMMM ekibimize iletilir.

Bu belge hakkında bize yazın Metinde hata mı gördünüz, sorunuz mu var?
Mesaj türü

İletişim bilgileri isteğe bağlı — size dönüş yapmamızı isterseniz doldurun.

Mesajınız yalnızca ekibimize iletilir, sayfada yayımlanmaz.
Kopyalandı