10. Hukuk Dairesi 2025/13522 E. , 2026/4598 K.
\n\"İçtihat Metni\"MAHKEMESİ\t: Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI\t: 2025/179 E., 2025/687 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ\t: Dörtyol 2. İş Mahkemesi
SAYISI\t: 2022/6 E., 2024/155 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmek ve de duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 14.04.2026 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü murafaalı temyiz eden davalı adına Av. ... ile davacı asil ... ve adına Av. ... geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA\t
Davacı vekili özetle; müvekkili ...’in davalıya ait işyerinde meydana gelen iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğradığını, olayın davalı işverenin kusurlu davranışlarından kaynaklandığını ileri sürerek 1.274.242,70 TL maddi ve 200.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili özetle; olayda müvekkilinin kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince 2021 yılında meydana gelen iş kazası sonucu davacının %49,00 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, olayın meydana gelmesinde davacının %30, davalı işveren ...San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin %70 oranında kusurlu oldukları kabul edilerek davacının maddi ve manevi tazminat istemlerinin kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararının vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, bu nedenle davanın öncelikle zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, iş kazasının meydana gelmesinde davacının tamamen kusurlu olduğunu, davacının görevi olmadığı hâlde kasa değiştirme işlemine müdahale ettiğini, kendi dikkatsizliği nedeniyle elini merdaneye kaptırdığını, bu nedenle müvekkili şirkete %70 oranında kusur verilmesinin hatalı olduğunu, davacının kolluk ifadesinde kimsenin kusuru olmadığını ve şikâyetçi olmadığını beyan ettiğini, bu ikrarın dikkate alınmadığını, İş Teftiş Kurulu Raporuna üstünlük tanınmasının hatalı olduğunu, ceza soruşturmasında alınan bilirkişi raporunda davacının kendi çalışma güvenliğini göz ardı ettiği ve kusurlu olduğunun belirtildiğini, bu raporun değerlendirilmediğini, hükme esas alınan kusur ve hesap raporlarının hatalı olduğunu, ... denetim raporundaki %65 kusur oranı yerine bilirkişinin %70 kusur oranını esas almasının doğru olmadığını, davacının emekli çalışan olduğunu, buna rağmen pasif dönem zararının 77 yaşına kadar hesaplandığını, emekli bir işçi bakımından bu şekilde pasif dönem hesabı yapılamayacağını ve maddi tazminatın fahiş hesaplandığını, davacıya sigorta şirketi, ... ve işveren tarafından çeşitli ödemeler yapıldığını, bunların hesaplamada gereği gibi mahsup edilmediğini, yapılan ödemelerin güncel değerlerinin dikkate alınmadığını, maluliyet oranının yalnızca ... Sağlık Kurulu ve Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu Raporlarına dayanılarak belirlendiğini, Adli Tıp Kurumundan rapor alınmadan karar verilmesinin eksik inceleme oluşturduğunu, ihbar olunan sigorta şirketinin sorumluluğunun kararda tartışılmadığını, tüm sorumluluğun müvekkili şirkete yüklenmesinin hatalı olduğunu, davacının ağır kusurlu olmasına rağmen 200.000 TL manevi tazminata hükmedildiğini, işverenin davacıya tedavi, maaş, sosyal yardım ve çeşitli destekler sağladığını, manevi tazminatın fahiş ve sebepsiz zenginleşmeye yol açacak nitelikte olduğunu, davacının kendi kusuruyla kazaya neden olması nedeniyle uygun illiyet bağının kesildiğini, bu sebeple müvekkili şirketin tazminattan sorumlu tutulamayacağını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
a. Davalı vekilinin davacının manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.
Dosya içeriğine göre davacı vekilinin 1.274.242,70 TL maddi ve 200.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince davacının maddi ve manevi tazminat istemlerinin kabulüne karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesinin 08.05.2025 tarihli kararı ile istinaf yoluna başvuran davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verildiği gözetildiğinde, hüküm altına alınan manevi tazminat miktarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin bu kısma yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir.
b. Davalı vekilinin diğer hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalı vekilinin davacının manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının miktardan REDDİNE,
2.Diğer hükümler yönünden davalı vekilinin yerinde görülmeyen diğer tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliye yükletilmesine,
Davacı avukatı yararına takdir edilen 40.000,00 TL duruşma avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.